Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
Atatürk, vefatının 84. yıldönümü olan bugün törenlerle ve çeşit çeşit etkinlikle anılacak...

Her 10 Kasım’daki anma programları bellidir ve birbirinin aynıdır: Saat dokuzu beş geçe sirenler çalar, devlet erkânı Anıtkabir’e çıkar, mozolenin önündeki saygı duruşundan sonra şeref defteri imzalanır; Atatürk’ün son nefesini verdiği Dolmabahçe Sarayı’nın 71 numaralı oda ziyarete açılır, burada duygu dolu konuşmalar yapılır, TV’ler odada nöbet tutan asker dahil herkesin gözlerinin yaşardığını anlatırlar... Daha birçok mekânda da anma toplantıları vardır, ekranlarda gün boyunca ondan bahsedilir ve bu hazin yıldönümünün haberi gazetelerin hemen tamamının ilk sayfalarında zaten yeralmıştır...

Atatürk her 10 Kasım’da hep böyle anıldı ama senelerden buyana yeni pek birşey söylenmedi, vefatına sebep olan hastalığı hakkında bile “Avrupa’dan bazı doktorların davet edildiği”, “Savarona Yatı’nın gelişini hasretle beklediği” yahut “birkaç defa komaya girdiği” gibisinden hep aynı ifadeler tekrar edildi. Rahatsızlığı ve doktorların tedavi çabaları konularında arşivlerde bir hayli tıbbî kayıt bulunmasına rağmen bunlar ciddî şekilde elden geçirilmedi, dolayısı ile de hastalığının seyri hakkında mükemmel denebilecek bir eser ortaya konmadı!

Sözünü ettiğim tıbbî belgelerden Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde, Atatürk’ün son başbakanı ve Türkiye’nin üçüncü cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın evrakı arasında bulunan birkaçını bugün burada yayınlıyorum...

Belgelerin ilk dördünü, Atatürk’ün tedavisi ile meşgul olan doktorların 1938’in 8 Ağustos’u ile vefat tarihi olan aynı senenin 10 Kasım’ı arasında hergün ayrıntılı olarak yazdıkları tıbbî takip kayıtları teşkil ediyor. Matbu birer form olan sayfalara “kaşıntı”, “ayak ve bacak ödemi artmıştır”, “karın gergin”, “iştahsızlık”, “karın daha yumuşak”, “fazla kaşıntı”, “uyku iyi”, “burun kanaması”, “bacak şişleri daha iyi” ve “ödem pek az” şeklinde hastanın günlük vaziyeti yazılmış.

Her sayfanın alt tarafında, grafik benzeri çizimler yeralıyor. Bu çizimlerin ne mânâya geldiklerini öğrenebilmek için tabipliğinin yanısıra musikişinas olan Dr. Adnan Çoban’ın yardımını rica ettim. Dr. Çoban üstteki grafiğin ateşi, alttakinin de solunum sayısını gösterdiğini; teneffüsün hastalığın ilerleyen dönemlerinde tıbbî dilde “hızlı solunum” demek olan “takipne” hâlini aldığını, yani dakikada 20 civarında olması gereken solunum sayısının 50’ye kadar çıktığını söyledi...

Bu vaziyet 10 Kasım’a kadar devam ediyor. Dördüncü belgedeki “10 İkinci Teşrin”, yani “10 Kasım” sütununda “Saat 9.05’te vefat. Raporlara müracaat” kaydı var...

27 Ekim 1938 tarihli beşinci belge de hastanın durumunu, yediklerini, yapılan tedaviyi ve o günkü faaliyetlerini gösteriyor. Atatürk, doktorların kaydettiğine göre Başbakan Celal Bayar ile 40 dakika konuşmuş; nutkunu, yani Ankara’da iki gün sonra okunup yayınlanacak olan son Cumhuriyet Bayramı konuşmasını tashih edip kısmen yazdırmış ve 15 dakika yatakta oturmuş.

Altı doktorun imzasının bulunduğu son belge ise, Atatürk’ün vefat ettiği günün kayıtları...

Geceyarısını beş dakika geçeden itibaren yazılan bu notlarda, o günkü tedavinin ayrıntıları ve sabah saat 8.30’da 500 cc serum verildiği, sayfanın altında da dokuzu beş geçe sütünunda “vefat etmişlerdir” kaydı ile doktorların imzaları yeralıyor.

Bu belgeler Atatürk’ün hastalık günleri ile ilgili evrakın çok az bir kısmıdır ve tekrar söyleyeyim: Arşivlerde, yayınlanmayı bekleyen bu konuda daha dünya kadar evrak vardır.

Resim
Atatürk’ün 1 ile 28 Ağustos Ağustos 1938 arasındaki sağlık durumu ve tedavi kayıtları.

Resim
28 Ağustos ile 25 Eylül 1938 arasındaki kayıtlar.

Resim
26 Eylül ile 23 Ekim 1938 arasındaki kayıtlar.

Resim
24 Ekim ile 10 Kasım 1938 arasındaki sağlık kayıtları. 10 Kasım sütununda “Saat 9.05’te vefat. Raporlara müracaat” yazılmış.

Resim
Atatürk’ün 27 Ekim 1938’deki sağlık durumu, yediği yemekler ve o günkü faaliyetleri.

Resim
Son günün kayıtları... Saat 8.30’da 500 cc serum verildikten sonra 9.05 sütununda “Vefat etmişlerdir” deniyor.

Kaynak: Habertürk https://is.gd/xHwG9D