Doktorca Haberin Adresi...
Tus Kadrolarının Artırılması Amaca Hizmet Eder Mi?

Yazar: Prof.Dr. Bülent Topuz

Geçtiğimiz aylarda, Tıp fakülteleri mezuniyet notu ve geri kalmış bölgelerde verilen hizmet süresini puana çevrilerek, Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sonucuna etki etsin diye bir çalışma başlatılmıştı. Bu çalışmaya “TUS’ da Reform, Deform Olur” başlıklı yazı ile itiraz etmiştim. İtirazımın temel sebebi kalite kaygısı idi. Tıpta uzmanlık sınavının mevcut uygulamasının, Türkiye’nin tıp alanında ulaştığı üst seviyenin, başlangıcı ve motoru olduğunu üstüne basa basa anlatmıştık.

Meğer sistem değişikliği önerisinin gerekçesi tıp eğitimini ve geri kalmış bölgelerdeki hizmeti teşvik değilmiş. Her yıl yapılan TUS uygulamasında boş kalan kontenjanları doldurarak, uzman sayısındaki artış trendinin düşmesini önlemek içinmiş. Bunun böyle olduğunu son açılan TUS kadrolarının bir öncekine göre tam iki katına yakın artırılmasından anlıyoruz. Halbuki TUS kadrolarında asıl sorun, az açılmasından ziyade, açılan kadrolara müracaat edilmemesinden dolayı boş kalmaları idi.

Tıpta Uzmanlık Cazibesini Yitiriyor:
Kısacası hekimler uzman olmak için gerekli olan meşakkatli süreci yaşamak istemiyorlar. Çünkü uzman olduklarında pratisyen hekimlik yaparak kazandıklarından daha fazlasını kazanamıyorlar. Asistanlık boyunca daha düşük maaş alıyorlar. Limitsiz iş yükü, gün aşırı nöbet gibi strese talip değiller. Artan kontenjanların tıp alanında mutlaka bir etkisi olacaktır, ama olumlu yönde değil, olumsuz yönde olacaktır. Kendi branşımdan devam ile izah edelim;

Uzmanlık Eğitimi Olumsuz Etkilenir:

Bir taşra KBB kliniğinde asistan eğitimi için yeter ve gerekli asistan sayısı 5-7 kadardır. Bu sayının yıllara dağılması, hem asistanların eğitimi, hem de kliniğin işleyişi bakımından önemlidir. Tercihen asistanlar arasında bir yıllık kıdem farkı olması, en azından 6 aylık bir kıdem farkı olması, kıdeme göre iş bölümü ve zorluk derecesi artan ameliyatların paylaşımı, dolayısı ile uygulamalı eğitim bakımından önemlidir. Yılda bir asistan geldiğinde, 5 yıllık bir eğitim süreci olan KBB kliniğinde 5-6 asistan olur.

Son TUS sınavında bize 3 asistan kadrosu açılmış. Üçü de aynı kıdemde olacak olan bu asistanlar arasında, iş yükü paylaşımı bakımdan hiyerarşi olmayacağından, yardımlaşma ve işbölümünden ziyade rekabet kaçınılmaz olacaktır. Öyle ki gözleri diğerinin yaptığı ameliyat sayısının üzerinde olacaktır.

Biz klinik olarak bugün itibari ile Ekim ayına kulak ameliyatı randevusu verebiliyoruz. Bu kadar ileri tarihe verilmesinin nedeni, asistan ya da hoca eksikliğinden değil. Ameliyathane odaları, anestezi ekipmanı, yatak sayısı, mikroskop gibi altyapı imkanları ancak bu kadarına imkan veriyor. Yoksa kliniğimiz şu anda ürettiği hizmetin iki katına kadar üretebilecek bir kapasiteye sahip. Uygulamalı eğitimin esas olduğu bir branş için, aynı sayıda vaka ile daha fazla uzmanlık öğrencisine eğitim vermek, ister istemez yeterlik konusunda eksikliğe neden olacaktır.

Hekimler Sağlık Hizmetlerinden Ziyade Estetik Konulara Yöneliyorlar:

Bu yıl TUS sınavında kontenjanları boş kalan kardiovasküler cerrahi, çocuk cerrahisi, beyin cerrahisi ve göğüs cerrahisi gibi uzmanlık dalları hepten boş kalacak, belki de bir öncekinin altında bir müracaat olacaktır. Çünkü KBB gibi cazip bir branş kadro genişlemesi yapınca, hekimler yukarıdaki meşakkatli cerrahiler yerine KBB alanına yöneleceklerdir. Mutlaka aklınıza KBB bu kadar cazip mi diye bir soru geliyordur. Cazip efendim, nedenini izah edeyim;

Ulusal KBB kongrelerinde değişik salonlarda değişik başlıkta konular incelenir. Kanser ve kulak cerrahisi ile ilgili salonlar dolmazken, burun ve yüz estetiği ile ilgili salonlarda yer bulunmaz. Bu salonları dolduranların ekseriyeti asistanlardır. Yani yeni nesil, sağlık konularından ziyade estetik konuların merakındadır. Demem o ki, bu açılan kadrolar estetisyen adayı kadrolarıdır maalesef. Son birkaç aydır, hemen her branştan hekimlerin estetisyenlik kurslarına yöneldiğini şahit olmakla birlikte, KBB estetik girişimlere geçiş için daha uygun bir branştır.

Çözüm Nedir:

Beni okuyanlar bilir, meseleleri çözümleri ile birlikte ortaya koymaya çalışırım. Anladığımız kadarı ile, bu artırılmış kadrolar kamudan hekim kaçışlarının yerini doldurmak için bir çare olarak düşünülüyor. Ama yukarıda anlattığım gibi hekimler farklı alanlara ve yurt dışına yönelerek bu kaçışı sürdürecekler. Çünkü araba taksiti, ev taksiti ve çocuklarının okul taksiti gibi giderlerini karşılayamıyorlar. Mademki konu maddi alanda düğümleniyor oradan çözmek lazım.

Bence sistemin tümünü alt üst etmek yerine, tercih edilmeyen ve ihtiyaç olan branşlar cazip hale getirilsin. Bu branşlara mecburi hizmet yükümlülüğü kaldırılabilir. Maaşları farklılaştırılarak artırılabilir. Bir göğüs cerrahının bir KBB’ciden fazla maaş alması beni rahatsız etmez. Kliniklerin asistan talepleri ne ise o kadar kadro açılır. Çoğu klinik mevcut kadrodan fazlasını yıllardır talep etmekte zaten. Yani demem o ki kontenjanlar iki kat yerine azamisinden %30 kadar artırılarak bir orta yol bulunabilir. Gönüllülük üzerine kurulu bir sistem daha verimli çalışır.

Daha Kötüsü Olmasın Diye:

Her koşulda bu artışlar bir defaya mahsus olmalıdır, takip eden TUS kadrolarında normal sayılara dönülmez ise yılların birikimi ile düzen tutan bir eğitim modeli büyük yara alır. Diğer taraftan daha sonra açılacak kadroları erkene çekildi, bundan sonra birkaç yıl kadro yok denilecek ise bu daha da kötü olur. Beş yıl sonra bitirme tarihi geldiğinde, eş kıdem olan asistanların üçü birden klinikten ayrılınca, klinikte iş gücü bakımından büyük bir boşluk oluşacaktır.

Malum, üniversite sayısını artırarak herkesi üniversite mezunu yaptık. Mezunlar iş bulamayınca üniversite okumanın cazibesi kalmadı. Öğrenciler okumaktan vazgeçti, üniversite sınavı barajı anlamsız hale geldi ve kaldırıldı. Korkarım TUS ’un gittiği yer de burası olacaktır.
dogan1907 yazdı:
04.05.2022 - 21:32:13
le_sultan_rouge yazdı:
04.05.2022 - 21:29:16
3-5 tus boş kalan yerlere sınavsız alım yapsalar yine dolmaz oralar.
Sınavsız alırlarsa bir gün gözüme kestirdiğim bir kaç bölüm var.
Tercih edilmeyen branşlara gönlüyle giden herkese sonsuz saygı duyuyorum 😇
Kullanıcı avatarı
Hocamiz bu amaci biraz gec anlamis sanki? Ozellikle tercih edilen branslarin kadrolari daha cok artirilarak cok zeki hekim arkadaslarimizin agzina bir parmak bal calindi yine
le_sultan_rouge yazdı:
04.05.2022 - 22:09:02
dogan1907 yazdı:
04.05.2022 - 21:32:13
le_sultan_rouge yazdı:
04.05.2022 - 21:29:16
3-5 tus boş kalan yerlere sınavsız alım yapsalar yine dolmaz oralar.
Sınavsız alırlarsa bir gün gözüme kestirdiğim bir kaç bölüm var.
Tercih edilmeyen branşlara gönlüyle giden herkese sonsuz saygı duyuyorum 😇
Saygı duyulacak birşey yok aslında 11 yıldır becerip ne dil sınavına ne tusa girebildim yok bir kez dener insan bakar nr yapıyolar içerde diye değil mi?
Geçti borun pazarı.Bundan sonra kontenjanlar bu kadar dahi olmasa artık KBB 100 kontenjan falan açmazlar 400 olmaz 300 olur derma eskisi gibi 80 olmaz artık minumum 300 açarlar diğer branşlar aynı şekil.Tus giren sayısı 23 bin artık öyle 4-5 bin kadro olmaz en az 10 bin kadro açılır artık.Mezun sayısı gitgide artıyor bu tus 23 bin kişi girdi diğer tusa 25 olur sonra 27 -29 diye yükselir
Hekim sendikalarının bir an önce tıp fakültesi kontenjanlarının düşürülmesi için kampanya başlatması gerekiyor. 6 sene içinde 100 bin mezun verilecek. OECD ortalamasına çok yaklaşacağız. Daha fazla abartılı kontenjanlara gerek yok.
Belki kızıcaksınız ama maaş düzenlemesinden bile daha önemli bir konu bu sorun uzun vadede.