Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) kadroları yüzde 100 arttırılırken tartışmaları da beraberinde getirdi. Türk TORAKS Derneği’nden Dr. Filiz Çağla Uyanusta Küçük, Türk TORAKS Derneği’nin yaptığı önemli bir araştırmaya dikkat çekti. Bu araştırmaya göre uzmanlık eğitimi alan 200 göğüs hastalıkları asistanı ile görüşüldü. Asistanların yüzde 83’ü yetersiz eğitim aldığını düşünüyor.

Türk TORAKS Derneği 2022 Mart TUS kontenjanlarının eğitim kalitesini düşüreceğini belirten Türk TORAKS Derneği Asistan Temsilcisi Dr. Nazlı Çetin ise “Yaklaşık 60 göğüs hastalıkları kliniğinde (46'sı devlet, 4 'ü vakıf olmak üzere 50 üniversite ve 10 eğitim hastanesi), 370 civarında eğitici ile uzmanlık eğitimi vermekte olan, halihazırda yaklaşık 700 asistan hekimin olduğu göğüs hastalıkları branşı için 318 yeni asistan kontenjanı eğitimi karşılanabilir değildir” dedi.

“Pandemi eğitim sürecini aksattı”

Pandemi nedeniyle eğitim süreçlerinde ciddi aksaklık yaşandığını belirten, Dr. Nazlı Çetin, “Ülkemizin ihtiyaçlarına göre yetişmiş uzman sayısını arttırma, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve kliniklerdeki iş yüküne uygun sayıda asistan hekim kontenjanı açılması uzun zamandır hepimizin ortak talebidir. Ancak açıklanan asistan kontenjanları bu talebin karşılanmasını imkânsız kılmaktadır. 2 yıldır pandeminin de etkisiyle aksayan rotasyonlar, azalan teorik ve pratik eğitim etkinlikleri kliniklerdeki işleyişi etkilemiş, ihtisas süresinin sonuna gelen pek çok asistan hekim tamamlaması gereken eğitimlerini henüz tamamlayamamıştır. Bu koşullarda eğitici-asistan sayısının uyumu, akran eğitimi daha da önem kazanmaktadır. Kontenjanların eğitim akışına uygun, sıralı ve kesintisiz açılması bilgi, beceri ve tutum davranışlarının aktarımını kolaylaştırabilir. Yaklaşık 60 göğüs hastalıkları kliniğinde (46'sı devlet, 4 'ü vakıf olmak üzere 50 üniversite ve 10 eğitim hastanesi), 370 civarında eğitici ile uzmanlık eğitimi vermekte olan, halihazırda yaklaşık 700 asistan hekimin olduğu göğüs hastalıkları branşı için 318 yeni asistan kontenjanı eğitimi karşılanabilir değildir. Uzmanlık eğitimi sayıların arttırılması ile değil, standartların düzeltilmesiyle iyileşir” dedi.

Dr. Çetin ayrıca müfredatların, kliniklerin koşullarına göre uygulandığını ifade ederek şunları söyledi:

“Asistanlık dönemi hem teorik hem pratik eğitimin yanı sıra, hekimlik sanatının öğrenildiği, bir sıra dahilinde hasta bakımının her aşamasında deneyim kazanılan yoğun, aktif bir süreçtir. Her uzmanlık alanı için Tıpta Uzmanlık Kurulu Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Sistemi (TUKMOS) tarafından belirlenen çekirdek müfredat, kliniğin koşullarına göre kıdeme uygun olarak uygulanır. Tıpta Uzmanlık Eğitimi, pandemi koşullarında önemli ölçüde etkilenmiştir.”

“Asistanların yüzde 83’ü yetersiz eğitim aldığını düşünüyor, yüzde 41’i ise sadece COVID polikliniğinde çalıştı”

Türk TORAKS Derneği’nden Dr. Filiz Çağla Uyanusta Küçük ise Türk TORAKS Derneği’nin yaptığı araştırmaya dikkat çekti. Bu araştırmaya göre uzmanlık eğitimi alan 700 göğüs hastalıkları asistanının 200’ü ile görüşüldü. 200 asistanın yüzde 83’ü yetersiz eğitim aldığını düşünüyor.

Dr. Uyanusta Küçük, araştırmayı şöyle anlattı: “Covid-19 vakalarının görülmeye başladığı ilk günlerden bugüne dek hastanelerin farklı alanlarında hatta zaman zaman pandemi hastanesi olarak nitelendirilen farklı hastanelerde pandemi bakımına katılan göğüs hastalıkları asistanlarının eğitimi büyük oranda sekteye uğramıştır.

Türk Toraks Derneği Asistan Komitesi tarafından yapılan bir anket çalışmasında ülkemizde eğitim görmekte olan yaklaşık 700 göğüs hastalıkları asistanının 200’üne ulaşılmıştır.

Özellikle pandeminin ilk dalgasında asistanlık yapmakta olan hekimlerin yüzde 41’i sadece Covid-19 hastalarının bakımına katılmış olup, ciddi bir kısmı (yüzde 83,6) yetersiz eğitim aldığını düşünmektedir. Kliniklerindeki eğitim faaliyetleri sorgulandığında; yüz yüze dersler yüzde 81, vaka toplantıları yüzde 60, konferans ve seminerler yüzde 69, multidisipliner konseyler yüzde 72, araştırma ve tez çalışmaları yüzde 49, rotasyonlar yüzde 56, solunum fonksiyon testleri yüzde 70 oranında tamamen durdurulmuş; girişimsel işlemler yüzde 69 oranında azaltılmıştır.

Pandemi süresince ihtisas süresinin sonuna gelen pek çok asistan hekim gereken eğitimlerini tamamlayamamıştır. Yetkin uzman hekim yetiştirmenin koşulu eğitimin niteliğinin de sürdürülebilmesinden geçer. Art arda açılan tıp fakültelerinde öğretim elemanı sayılarının yetersiz olması, fiziki koşullar ve teknik altyapı dikkate alınmadan atılacak adımlar telafisi çok daha zor sorunlar yaratabilir. Asistan sayılarının, klinikler, uzmanlık dernekleri ve meslek örgütlerinin görüşleri dikkate alınmadan arttırılması çözüm olmayacaktır. Uzmanlık eğitiminin asgari standartları karşılayacak duruma getirilmesi asıl hedef olmalıdır. Pandemiyle birlikte özellikle uygulamalı eğitimlerin sekteye uğradığını biliyoruz. Pratik eğitimin asistan kadrolarının planlama yapılmaksızın arttırılmasıyla giderek daha zorlaşacak olduğu muhakkaktır. Nicelik değil, niteliğin iyileştirilmesi hedeflenmelidir.”

“Nicelik değil nitelik”

Dr. Filiz Çağla Uyanusta Küçük sözlerini şöyle noktaladı:

“Türk TORAKS Derneği olarak bir kez daha nicelik değil, niteliğin iyileştirilmesinin hedeflenmesi gerektiğini ve hekim istifalarının, farklı kurum ve ülkelerde çalışmaya sürüklenme sebeplerinin ortaya konularak çözümler üretilmesi gerektiğini vurgulamak isteriz.”
Yaa bir de bu açıklamayı yapan asistan hekim. Bildiğin nesiller boyu süregelen gelin kaynana sistemi gibi fosil ve çarpık asistanlık sistemini savunmuş. Kesin kendisi ununu eleyip eleğini asmış veya asmak üzeredir o yüzden. Hekimlik sanatı öğrenme diyor ama hepimiz biliyoruz ve bazen çeşit çeşit olaylarla basına da çıkıyor ki sanat filan hak getire, çünkü yüzde 80 küsürümüz tü-ken-miş. Bir de marifet gibi yoğun süreç demiş. Ya biz niye medeni ülkelerdeki gibi yoğun değil de insani koşullarda optimum hasta bakımı ile ( hoş asistanlık olayı da kadim tıp geleneğimizde sanki yönetici asistanılğı - sekreterlik- ve bilumum her yere koşturtma şeklinde uygulanıyor ya ne kadar hasta bakımı sanki) yetkin ve tükenmemiş bir uzman olmayalım. Anlamıyorum. Gerçekten bir gözümüzü açsak bir ortadoğu konağında boşanamayan da katlanamayan da bir yeni gelin gibiyiz. (Töre töre töre. Olur mu kul kula köle🙂) o yüzden ben de bu kaliteden yoksunluk ortamında bu artıştan hiç hoşlanmadım ama esas sorun bu değil. Zaten her eğitim görevlisine 3 asistan kuralını getiren de buna göre bu kadroları verip onaylayan da tıpta uzmanlık kurulu. Ve görünen o ki çoğu kadroyu fullediler bile. Sonraki tuslarda ancak kadroda eksilenlerin-bitirenlerin yerine kadro koyabilirler dahası da olamaz zaten. Zaten Her eğitim görevlisi mis gibi 3 asistanla ilgilense uzmanlık kalitesi de hekimlik sanatı da evereste çıkar. O yüzden esas sorun başka yerde aransın. Üzgünüm ama esas kaynanalık sırası bana geliyor diye heveslenenlerin hoşuna gitmese de doğru olan gerçek bu.
Kullanıcı avatarı
Dahili bilimlerin kalitesini geçtim. 450 küsür KBB, 300 küsür Göz, 250 küsür PRC, 500 küsür GC, 300 küsür Beyin Cer, 300 küsür KVC, 250 küsür Üroloji kontenjanı açılmış.
Bu kadar cerrahi branş kontenjanı ile fiziki şartlar (ameliyathane sayısı arttırılmadan, yoğun bakım yatak sayısı yükseltilmeden, servis yatak sayısı çoğaltılmadan, hasta/vaka sayısı artışı olmadan) iyileştirilmeden nasıl cerrahi uzmanlık eğitimi verilecek?
Uzman olanlar perifere atandığında çok acil vakaları sevk edemeyeceğine göre yaparken iyi öğrenemezse ne olacak?
Her zamanki gibi sistem veya o kişiyi yetiştiren kurum, hoca vs değil de bu vakayı yapamayan yeni uzman olmuş hekim suçlu ilan edilecek.
Cerrahide az yoruluruz daha iyi olur diye bişey yok vaka yapamadıktan sonra kusura bakma ama anca dahiliyeci gibi hasta takip etmeyi öğrenirsin.
Cerrahi tercih edecekler gideceği yeri iki kez düşünerek tercih etsin.
Kronik Tusiyer yazdı:
25.04.2022 - 16:41:21
Dahili bilimlerin kalitesini geçtim. 450 küsür KBB, 300 küsür Göz, 250 küsür PRC, 500 küsür GC, 300 küsür Beyin Cer, 300 küsür KVC, 250 küsür Üroloji kontenjanı açılmış.
Bu kadar cerrahi branş kontenjanı ile fiziki şartlar (ameliyathane sayısı arttırılmadan, yoğun bakım yatak sayısı yükseltilmeden, servis yatak sayısı çoğaltılmadan, hasta/vaka sayısı artışı olmadan) iyileştirilmeden nasıl cerrahi uzmanlık eğitimi verilecek?
Uzman olanlar perifere atandığında çok acil vakaları sevk edemeyeceğine göre yaparken iyi öğrenemezse ne olacak?
Her zamanki gibi sistem veya o kişiyi yetiştiren kurum, hoca vs değil de bu vakayı yapamayan yeni uzman olmuş hekim suçlu ilan edilecek.
Cerrahide az yoruluruz daha iyi olur diye bişey yok vaka yapamadıktan sonra kusura bakma ama anca dahiliyeci gibi hasta takip etmeyi öğrenirsin.
Cerrahi tercih edecekler gideceği yeri iki kez düşünerek tercih etsin.
Valla aslında bende unumu epeyce eledim ancak bundan sonra böylesi eğitimi hak etmeyenler insani şartlarda eğitim almalı. Cerrahiler aynen devam etsin seçim söz konusu olunca da ona göre vaziyet alınsın denilemez. Metinde hasta bakımı ifadesi kullanılmış o yüzden öyle dedim. Tabii ki optimum hasta bakımı ve illaki yeterli ve kaliteli vaka deneyimi şart. Ama bunun için yeni gelin gibi veya yönetici asistanı yada herhangi bir personel kısacası her b..... a koşturalog olarak perte çıkmaya ve tam bir itaatle sesini çıkarmamaya gerek yok. Tam aksine her yönden dinç bir doktor hastasına da vakasına da çok çok daha iyi odaklanabilir. Çünkü insan fizyolojisi ve psikolojisi denen bir durum var. Bahsettiğin fiziki durumlarda (yatak sayısı artması VS) çoğu halde en basit sorun, olmasa da olur veya olmasa/optimum şartlarda olsa daha iyi olur denecek şeyler.
Kullanıcı avatarı
Krdlnrtnpt yazdı:
25.04.2022 - 16:55:03
Kronik Tusiyer yazdı:
25.04.2022 - 16:41:21
Dahili bilimlerin kalitesini geçtim. 450 küsür KBB, 300 küsür Göz, 250 küsür PRC, 500 küsür GC, 300 küsür Beyin Cer, 300 küsür KVC, 250 küsür Üroloji kontenjanı açılmış.
Bu kadar cerrahi branş kontenjanı ile fiziki şartlar (ameliyathane sayısı arttırılmadan, yoğun bakım yatak sayısı yükseltilmeden, servis yatak sayısı çoğaltılmadan, hasta/vaka sayısı artışı olmadan) iyileştirilmeden nasıl cerrahi uzmanlık eğitimi verilecek?
Uzman olanlar perifere atandığında çok acil vakaları sevk edemeyeceğine göre yaparken iyi öğrenemezse ne olacak?
Her zamanki gibi sistem veya o kişiyi yetiştiren kurum, hoca vs değil de bu vakayı yapamayan yeni uzman olmuş hekim suçlu ilan edilecek.
Cerrahide az yoruluruz daha iyi olur diye bişey yok vaka yapamadıktan sonra kusura bakma ama anca dahiliyeci gibi hasta takip etmeyi öğrenirsin.
Cerrahi tercih edecekler gideceği yeri iki kez düşünerek tercih etsin.
Valla aslında bende unumu epeyce eledim ancak bundan sonra böylesi eğitimi hak etmeyenler insani şartlarda eğitim almalı. Cerrahiler aynen devam etsin seçim söz konusu olunca da ona göre vaziyet alınsın denilemez. Metinde hasta bakımı ifadesi kullanılmış o yüzden öyle dedim. Tabii ki optimum hasta bakımı ve illaki yeterli ve kaliteli vaka deneyimi şart. Ama bunun için yeni gelin gibi veya yönetici asistanı yada herhangi bir personel kısacası her b..... a koşturalog olarak perte çıkmaya ve tam bir itaatle sesini çıkarmamaya gerek yok. Tam aksine her yönden dinç bir doktor hastasına da vakasına da çok çok daha iyi odaklanabilir. Çünkü insan fizyolojisi ve psikolojisi denen bir durum var. Bahsettiğin fiziki durumlarda (yatak sayısı artması VS) çoğu halde en basit sorun, olmasa da olur veya olmasa/optimum şartlarda olsa daha iyi olur denecek şeyler.
Peki abi sen çok daha iyisini biliyorsun. 10 sene sonra yeterince vaka görmemiş bir cerraha gidip ameliyat olur musun? Daha önce 3-4 kontenjan açılan yere 10-15 kontenjan açılırsa cerrahi branşlarda eğitim nasıl kaliteli hale gelecek?? Hoca sayısı mı fazlalaştı, vakalar mı bollaştı??
Kusura bakma şark kafasının bir mantığı vardır cerrahi öğretilmez sen kavga ede ede öğreneceksin der bazı hocalar. Bu mantık ancak bizim gibi 3.dünya ve Ortadoğu ülkelerine has bir zihniyettir maalesef. Bu bizdeki zihniyet hiçbir gelişmiş ülkede yoktur çünkü orada eğiticilerin ve hocaların sorumluluğu vardır bizdeki gibi ünvan peşinde koşup ünvanı elde ettikten sonra özele geçip para kırmak maksadıyla hoca olmak isteyen olmadığı içindir belki.
Unumu eleyip astım demişsin sen görece kaliteli bir eğitim almış iken şu an bizlere bu kalitesiz eğitim ortamını layık mı görüyorsun?
Mesele üzüm yemek değil bağcıyı dövmek bunu görmüyor musun? Kontenjan artışı ile asistan ortamı nasıl iyileşecek? Pol sayısı belli, asistan odası kapasitesi belli 3 kişilik odaya 10 kişi girerse şartlar nasıl iyi olacak?
Neyse sözün özü gelecekte daha da çok malpraktis davaları göreceğiz. İnşallah ben yanılırım.
Kronik Tusiyer yazdı:
25.04.2022 - 19:25:12
Krdlnrtnpt yazdı:
25.04.2022 - 16:55:03
Kronik Tusiyer yazdı:
25.04.2022 - 16:41:21
Dahili bilimlerin kalitesini geçtim. 450 küsür KBB, 300 küsür Göz, 250 küsür PRC, 500 küsür GC, 300 küsür Beyin Cer, 300 küsür KVC, 250 küsür Üroloji kontenjanı açılmış.
Bu kadar cerrahi branş kontenjanı ile fiziki şartlar (ameliyathane sayısı arttırılmadan, yoğun bakım yatak sayısı yükseltilmeden, servis yatak sayısı çoğaltılmadan, hasta/vaka sayısı artışı olmadan) iyileştirilmeden nasıl cerrahi uzmanlık eğitimi verilecek?
Uzman olanlar perifere atandığında çok acil vakaları sevk edemeyeceğine göre yaparken iyi öğrenemezse ne olacak?
Her zamanki gibi sistem veya o kişiyi yetiştiren kurum, hoca vs değil de bu vakayı yapamayan yeni uzman olmuş hekim suçlu ilan edilecek.
Cerrahide az yoruluruz daha iyi olur diye bişey yok vaka yapamadıktan sonra kusura bakma ama anca dahiliyeci gibi hasta takip etmeyi öğrenirsin.
Cerrahi tercih edecekler gideceği yeri iki kez düşünerek tercih etsin.
Valla aslında bende unumu epeyce eledim ancak bundan sonra böylesi eğitimi hak etmeyenler insani şartlarda eğitim almalı. Cerrahiler aynen devam etsin seçim söz konusu olunca da ona göre vaziyet alınsın denilemez. Metinde hasta bakımı ifadesi kullanılmış o yüzden öyle dedim. Tabii ki optimum hasta bakımı ve illaki yeterli ve kaliteli vaka deneyimi şart. Ama bunun için yeni gelin gibi veya yönetici asistanı yada herhangi bir personel kısacası her b..... a koşturalog olarak perte çıkmaya ve tam bir itaatle sesini çıkarmamaya gerek yok. Tam aksine her yönden dinç bir doktor hastasına da vakasına da çok çok daha iyi odaklanabilir. Çünkü insan fizyolojisi ve psikolojisi denen bir durum var. Bahsettiğin fiziki durumlarda (yatak sayısı artması VS) çoğu halde en basit sorun, olmasa da olur veya olmasa/optimum şartlarda olsa daha iyi olur denecek şeyler.
Peki abi sen çok daha iyisini biliyorsun. 10 sene sonra yeterince vaka görmemiş bir cerraha gidip ameliyat olur musun? Daha önce 3-4 kontenjan açılan yere 10-15 kontenjan açılırsa cerrahi branşlarda eğitim nasıl kaliteli hale gelecek?? Hoca sayısı mı fazlalaştı, vakalar mı bollaştı??
Kusura bakma şark kafasının bir mantığı vardır cerrahi öğretilmez sen kavga ede ede öğreneceksin der bazı hocalar. Bu mantık ancak bizim gibi 3.dünya ve Ortadoğu ülkelerine has bir zihniyettir maalesef. Bu bizdeki zihniyet hiçbir gelişmiş ülkede yoktur çünkü orada eğiticilerin ve hocaların sorumluluğu vardır bizdeki gibi ünvan peşinde koşup ünvanı elde ettikten sonra özele geçip para kırmak maksadıyla hoca olmak isteyen olmadığı içindir belki.
Unumu eleyip astım demişsin sen görece kaliteli bir eğitim almış iken şu an bizlere bu kalitesiz eğitim ortamını layık mı görüyorsun?
Mesele üzüm yemek değil bağcıyı dövmek bunu görmüyor musun? Kontenjan artışı ile asistan ortamı nasıl iyileşecek? Pol sayısı belli, asistan odası kapasitesi belli 3 kişilik odaya 10 kişi girerse şartlar nasıl iyi olacak?
Neyse sözün özü gelecekte daha da çok malpraktis davaları göreceğiz. İnşallah ben yanılırım.
Aslında ikimiz de birçok yönden aynı noktaya değiniyoruz. Kısacası zaten olmayan kalite bozulmaz diyorum. Sorun başka. Keşke tek dert asistan odalarına sığmamak olsa. Keşke insanlar vakasını eğitimini boş yere saçma bedeller ödemeden alsa.