Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çocuk cerrahisi uzmanı olarak görev yapan Dr. Ali Sayan, 22 yıl önce böbrek nakli operasyonu geçirdi ancak mesleğine ara vermedi. Yakalandığı koronavirüs nedeniyle yoğun bakımda yaşamını yitiren Sayan'ın, eşi emekli hemşire Nuran Sayan, "Daha önce böbrek nakli olmasına rağmen normal hayata döndü. Cerrahlığa devam ediyordu. Ameliyatı, nöbeti hep öncelikliydi. İşine aşıktı. Ölünceye kadar hastanede olmak ve ameliyathanede ölmek istedi ama yoğun bakımda yaşamını yitirdi" dedi.

İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çocuk cerrahisi uzmanı olarak görev yapan Dr. Ali Sayan, 1999 yılında geçirdiği böbrek nakli ameliyatının ardından cerrahlığı bırakmadı. Çocuk hastalarının sağlığına kavuşması için özveriyle görev yapan Sayan, koronavirüs nedeniyle tedavi gördüğü hastanedeki 22 günlük yaşam mücadelesini, geçen 25 Eylül'de kaybetti.

Dr. Sayan'ın yoğun bakımda kendisini ziyaret eden asistanlarına, son güne kadar çocuk hastalarının durumunu sorduğu öğrenildi. Eşi emekli hemşire Nuran Sayan, Ali Sayan'ın işine aşık bir hekim olduğunu söyledi. Nuran Sayan, 1999 yılında böbrek nakli olan eşinin o tarihten itibaren gayet sağlıklı biri olduğunu ve kısa sürede görevine döndüğünü belirtti. Uzun yıllar ilaç kullanmak zorunda olan eşinin sağlığına çok dikkat ettiğini anlatan Sayan, "Daha önce böbrek nakli olmasına rağmen normal hayata döndü. Cerrahlığa devam ediyordu. Görevinin dışında kendine çok dikkat etti. Evinin balkonuna çıkmadı. Ama hastaneye gitmeyi aksatmadı. Ameliyatı, nöbeti hep öncelikliydi. İşine aşıktı. İşi dışında başka bir hayatı yoktu. Emeklilik sözünü hiç duymak istemedi. Ölünceye kadar hastanede olmak ve ameliyathanede ölmek istedi ama yoğun bakımda yaşamını yitirdi" dedi.

"Aşılarını olmuştu"

Ali Sayan'ın, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde biyolog olarak çalışan kızı Gizem Sayan (33) ise babasının pandeminin başlangıcında özel durumu nedeniyle yaklaşık 2 ay idari izinli olduğunu belirtip, normalleşme sürecinde işine geri döndüğünü anlattı. Hastanede çalışan babasının kalabalık ortamlara girmemek için dikkatli olduğunu hatırlatan Sayan, işini yapmaya hep devam ettiğini söyledi. Gizem Sayan, "Bir yandan polikliniği bir yandan ameliyatı bir yandan nöbetleri devam etti. Maskesiz ortamlarda bulunmuyor, sosyal yaşantısına dikkat ediyordu. Evden işe, işten eve bir hayatı vardı. Biz de virüsü taşımamak ve ona da bulaştırmamak adına hep dikkatliydik. Bu hastalığa mesleğine devam ettiği için yakalandı" diye konuştu.

Babasının bir sağlık çalışanı olarak 3 doz aşısını yaptırdığını ifade eden Gizem Sayan, "2 doz Sinovac oldu, 3'üncü dozu da özel durumu nedeniyle Biontech yan etki yapmasın diye öneriler üzerine yine Sinovac yaptırmıştı. Aşıları eksik ya da yanlış değildi. Yakın bir zamanda akciğer enfeksiyonu geçirmişti. Üzerine Covid-19 eklendi. Sonra Covid-19'u atlattığı söylendi ama akciğerdeki enfeksiyon karşısında tedavi yeterli gelmedi. 2 Eylül akşamı Covid -19 testi pozitif çıktı. 3 Eylül'de hastaneye yatışı yapıldı. 25 Eylül'de kaybettik" dedi.

"O evdeyken aynı sofrada yemek bile yemedik"

Babasının hekimliği çok sevdiğini ve bırakmayı asla düşünmediğini kaydeden kızı Gizem Sayan, şöyle devam etti:

"İşi konusunda bize hiçbir şey söyletmezdi. 'Yapma artık bırak' diyemezdik. Kendisine dikkat ettiğini, bunun da onun işi olduğunu, söylerdi. 'Başkasına faydalı olmak ve sağlıklı bir hayat sürmesi için benim mesleğimi devam ettirmem gerekir' derdi. Emekli ol, gibi bir şey söyleyemezdik çünkü acayip bir savunması vardı. Mesleği önce gelirdi. Biz elimizden geleni onu da koruyabilmek için kendimizi izole ederek sağlamaya çalıştık. Ben de hastanede çalışıyorum. O işe gitmediğinde, idari izinli olduğu dönemde mümkün olduğu kadar mesafeliydik. Aynı sofrada yemek bile yemedik. Ama o kadar korunmamıza rağmen yakalandı. Onun hastaları, süper taşıyıcılardı. Yoğun bakımdaki sürecinde bile ziyaretine gelen asistanlarına, uzmanlarına klinikteki vakaların ne olduğunu, bir hastanın gelip gelmediğini sorardı. Hiç bırakmadı bu sorguyu."
DHA
Şansını çok zorlamış. Kendisini tanırım, değişik bir adamdı. 53, 54 yaşında emekli olan hekimlerin olduğu covid döneminde 62 yaşında böbrek nakilli birinin hastanede hekim olarak çalışması yangına benzinle gitmekle eşdeğerdir. Neyse yapacak bir şey yok, kendisi böyle istemiş, tercihine saygı duymak lazım.
dada yazdı:
29.09.2021 - 19:18:14
Okurken gözlerim doldu. Çoğu insanın bilmediği ama gerçek olan hekim hayatı aslında budur. Allah gani gani rahmet eylesin.
Hadi ya ciddimisin bugün de çakma hekim olduğumu öğrendim çok şükür.sanırım tıpdışı bir özentisin köyüne dön canım.
fatih1903 yazdı:
30.09.2021 - 14:47:58
dada yazdı:
29.09.2021 - 19:18:14
Okurken gözlerim doldu. Çoğu insanın bilmediği ama gerçek olan hekim hayatı aslında budur. Allah gani gani rahmet eylesin.
Hadi ya ciddimisin bugün de çakma hekim olduğumu öğrendim çok şükür.sanırım tıpdışı bir özentisin köyüne dön canım.
Tavsiyen için teşekkürler, keşke köylerimiz avrupadaki köyler gibi dönülebilecek durumda olsa da dönsek, o zaman en azından büyükşehirlerde trafik derdi kalmazdı, ayrıca bizde daha organik ve ucuz beslenirdik. Bu arada tıpdışı değilim, 2001 GATA mezunuyum, kbb uzmanıyım, daha fazla da kendimi deşifre etmek istemiyorum. 2005 yılında asistanken siteye üye olmuştum. İnstagram, facebook hatta twitter bile kullanmıyorum. Nedense telefonu elime alınca drtusa giresim geliyor ve kim ne yazmış diye bakıyorum, bazen yorum yazıyorum, bazen özelden bana kbb uzmanlığı ile ilgili sornlar oluyor onlara cevap yazıyorum, aslında bunlar çok gerekli ve beni geliştiren şeyler değil, ama bende bu refleks olmuş. Hatta şimdi sana bile yazma ihtiyacı duydum. Ciddimisin demişsin, evet ciddiyim hekimler içinde hem askeriyede hem sivilde aşiri özverili davranan, hatta ailesini istemeden daha doğrusu farkında olmadan ihmal eden o kadar çok örnekle karşılaştım ki bu merhum abimiz hakkında yazılanları okuyunca onlar geldi aklıma ve gerçekten gözlerim doldu. Hekimliği manevi duygularla yapan o kadar çok hekim var ki zaten onlar insanı en kutsal varlık olarak kabul ettikleri için verdikleri emeğin maddi karşılığını düşünmeden çalışıyorlar. Hatta bu pandemi döneminde bile.