Cuma , Şubat 26 2021
Doktorca Haberin Adresi...
mhurkan yazdı:
22.02.2021 - 11:53:11
disciyim yazdı:
22.02.2021 - 11:40:55
mhurkan yazdı:
22.02.2021 - 11:38:18


KOç gibi adam olduğum doğrudur ama Yaşam Koçluğu ... cık. :wink: :lol: :lol: :lol:
yaşamsız bir 'koç' neye yarar ki. Sizin ve birinci derece yakınlarınız diş problemlerine hayat boyu bakarım ben de
Ahanda battın o zaman. 8) :wink: :lol: :lol: :lol:
kaç para bir yaşam koçu diyemiyorum napayım fakirim
Türkiye'de bir yanlışın değişmesi, düzelmesi güzellikle olmaz. Deprem olur, daha sonra önlemler, tedbirler artırılır. Biri o çukura düşer ölür, sonra belediye kapatır. Yaya geçidi olmayan yerde 3-5 kişi ölür sonra üst geçit yapılır. İş güvenliği denetimlerinde gel geçir yapılır, kömür madeni çöker, sonra işçilerin hakları bir parça düzeltilir. Bunun hükümetle ya da muhaliflikle falan ilgisi yok, kim gelirse gelsin biz buyuz, akıllanmayız yani. Böyle güzel güzel çağrılarla taleplerle falan kendimizi zayıf gösteriyoruz bence. Ne olur bize acıyın bak zor durumdayız der gibi. Ülkece insani hasletlerimizi yitirdiğimiz için ''eşşek gibi çalışacaksın, vergilerimle maaş alıyorsun, millet asgari ücretle çalışıyor beğenmiyorsan git dünya kadar para alıyorsun, işini düzgün yap ağlama'' diyen ahlaksızlar olacak karşınızda. Bunlar yabancı insanlar değil, bazen kurum amiri meslektaşlarınız, hocalarınız, bazen komşunuz, bazen de halk. Bir zamanlar da ''ölürsem iyileştiremem'' gibi bir slogan vardı. Bi zahmet öldürmeyin de verim düşmesin der gibi. Arkadaş egonuzdan taviz verin de seçmeyin şu cerrahileri, yani sistemin canını bi yakın 2-3 tus ne olacak sanki. Hadi iş yok desem aç değilsiniz açıkta değilsiniz. Pratisyen maaşını beğenmiyorsunuz desem çoğu yerde uzmandan yüksek. Neden seçilmiyor bu bölümler sorusu sorulana kadar en azından.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
Açıkçası intörnlük dönemimizdeki saçmalıkların bazılarını bizden 1-2 dönem sonra gelenler bitirdi, asistanlıkta da bu düzen değişecek çünkü ses artık daha çok çıkmaya başlıyor ve artacak
Ama bu durum muhtemelen yine en çok bizim neslin başını yakacak, şu an yrd.doç. yada doçent olanların birçoğu mecburen nöbete girmeye başlayacak, ben en azından 33-36 saat nöbet saçmalığının biteceğine inanıyorum
mhurkan yazdı:
22.02.2021 - 11:53:11
disciyim yazdı:
22.02.2021 - 11:40:55
mhurkan yazdı:
22.02.2021 - 11:38:18


KOç gibi adam olduğum doğrudur ama Yaşam Koçluğu ... cık. :wink: :lol: :lol: :lol:
yaşamsız bir 'koç' neye yarar ki. Sizin ve birinci derece yakınlarınız diş problemlerine hayat boyu bakarım ben de
Ahanda battın o zaman. 8) :wink: :lol: :lol: :lol:
cvp?
Kullanıcı avatarı
2010 yılında nikimdeki anestezi ibaresini almama sebep bir anestezi asistanlığı yaptım. 4 ay kadar. Hayatımın en en kötü zamanlarıydı. Çekmediğim eziyet kalmadı. Hoca denen zavallılar da zerre öğreteyim edeyim derdi yoktu. Odadan çıktıklarını görmedim. Anabilim dalı başkanı algoloji işiyle uğraşırdı, bir orta kıdemli bulurdu.Sen yeteneklisin, seni algolojiye alıp işi öğreteceğim sonra da burada kalırsın derdi. O kişiyi mezun olana kadar kullanır sonra yallah gönderirdi. Yeni bir kurban bulurdu. Orta kıdemliler de kendini hocaya beğendireceğim diye birbirinin kuyusunu kazardı. Bu anabilim dalı başkanı muhtemel de masondu, çok kuvvetli bağlantıları vardı ve kimse buna dokunamazdı. Birime haftanın 2 3 günü gelirdi, diğer günlerde ankaradaki algoloji merkezinde çalışırdı ve kımse de sen izinsiz raporsuz nereye gidiyorsun demezdi buna. Diğer hocalar da hep bunun bölüme aldığı kişiler olduğu için kimse karşı çıkamazdı. Yoğun bakıma bir bayan hoca bakardı, sabah vizite gelir kıdemliye işler nasıl derdi, iyi cevabını alır, sorumlu hemşireyi geli öper, hal hatır sorar, onla kahve içer,iki kıkırdar, buralar asistanlar sana emanet der giderdi. Bizim amirimiz o sorumlu hemşireydi. Baş asistan olan 5 **** vardı. 5 i de birbirinden rezildi. İçerde etmedikleri eziyet, çektirmedikleri çile yoktu. Onlara ve onların alt kdemlilerine yalvarıp yakacaksın da birşey öğretecekler. Eğitim bundan ibaretti. 4 ayda 5 kere hoca görmedim ben. Gelmezlerdi, uğramazlardı. Ama kıdemin, mobingin kralını yaparlardı. Askeri hiyerarşi vardı. İzin almadan tuvalete gidemezdin. Kıdemlinden önce nefes alman yasaktı. Ben buna isyan ettim, gittim istifayı bastım. Sanal alemde de bu yapılanları herkese, her ortama afişe ettim. Beni arayıp tehdit ettiler, dava edecez dediler. Sallamadım. Sadece eş kıdemlimi çok severdim, o aradı böyle yaparsan buraya kimse gelmez olan bana olur dedi. Onun üzerine bıraktım herşeyi, Kısaca 20 e yakın asistan bu köleliğe razıydı ve bir tek benim zoruma gitti bu durum. Benden sonra da yüz küsür asistan gelmiş ve uzman olmuştur. Hepsi de sustu. Benim olaydan sonra ortam kısmen düzeldi ama hocaların hiçbirşey öğretmemeleri devam etti. O 5 kıdemli gidince yeni kıdemlenenler onların yaptığını yapmadı. İnsanca davrandı. Kısaca bizi yine biz bitirioruz. Eğer asistanlar birlik olursa hocalar sesini çıkramaz. Öğretmek onların en temel görevi. Yök onları odasında otursunlar diye tutmuyor orada. Ama kimin umrunda. Benim gibi bir mal arada çıkıp sesini çıkarınca da o kişi sorunlu, psikolojik problemli,uyumsuz ilan edilecek. O 5 karaktersiz baş asistan hala eziyet ettikleri asistanlarla hiçbirşey olmamış gibi görüşüyor. Unutuldu herşey. Hepsi biz süper anestezi uzmanıyız modundalar. Özel hastanelerde çalışıyorlar. Bilmesem hiçbir eğitim almadıklarını, üstündekiler ne öğrettiyse onla gittiklerini ben bile inanacağım. Kısaca birlik beraberlik olsa bu krallıkları yıkılır ama nerede asistanlar da o yürek, o beceri. Geçip gider diye ezilmeye razı oluyorlar
dranestezi26 yazdı:
22.02.2021 - 13:49:08
2010 yılında nikimdeki anestezi ibaresini almama sebep bir anestezi asistanlığı yaptım. 4 ay kadar. Hayatımın en en kötü zamanlarıydı. Çekmediğim eziyet kalmadı. Hoca denen zavallılar da zerre öğreteyim edeyim derdi yoktu. Odadan çıktıklarını görmedim. Anabilim dalı başkanı algoloji işiyle uğraşırdı, bir orta kıdemli bulurdu.Sen yeteneklisin, seni algolojiye alıp işi öğreteceğim sonra da burada kalırsın derdi. O kişiyi mezun olana kadar kullanır sonra yallah gönderirdi. Yeni bir kurban bulurdu. Orta kıdemliler de kendini hocaya beğendireceğim diye birbirinin kuyusunu kazardı. Bu anabilim dalı başkanı muhtemel de masondu, çok kuvvetli bağlantıları vardı ve kimse buna dokunamazdı. Birime haftanın 2 3 günü gelirdi, diğer günlerde ankaradaki algoloji merkezinde çalışırdı ve kımse de sen izinsiz raporsuz nereye gidiyorsun demezdi buna. Diğer hocalar da hep bunun bölüme aldığı kişiler olduğu için kimse karşı çıkamazdı. Yoğun bakıma bir bayan hoca bakardı, sabah vizite gelir kıdemliye işler nasıl derdi, iyi cevabını alır, sorumlu hemşireyi geli öper, hal hatır sorar, onla kahve içer,iki kıkırdar, buralar asistanlar sana emanet der giderdi. Bizim amirimiz o sorumlu hemşireydi. Baş asistan olan 5 **** vardı. 5 i de birbirinden rezildi. İçerde etmedikleri eziyet, çektirmedikleri çile yoktu. Onlara ve onların alt kdemlilerine yalvarıp yakacaksın da birşey öğretecekler. Eğitim bundan ibaretti. 4 ayda 5 kere hoca görmedim ben. Gelmezlerdi, uğramazlardı. Ama kıdemin, mobingin kralını yaparlardı. Askeri hiyerarşi vardı. İzin almadan tuvalete gidemezdin. Kıdemlinden önce nefes alman yasaktı. Ben buna isyan ettim, gittim istifayı bastım. Sanal alemde de bu yapılanları herkese, her ortama afişe ettim. Beni arayıp tehdit ettiler, dava edecez dediler. Sallamadım. Sadece eş kıdemlimi çok severdim, o aradı böyle yaparsan buraya kimse gelmez olan bana olur dedi. Onun üzerine bıraktım herşeyi, Kısaca 20 e yakın asistan bu köleliğe razıydı ve bir tek benim zoruma gitti bu durum. Benden sonra da yüz küsür asistan gelmiş ve uzman olmuştur. Hepsi de sustu. Benim olaydan sonra ortam kısmen düzeldi ama hocaların hiçbirşey öğretmemeleri devam etti. O 5 kıdemli gidince yeni kıdemlenenler onların yaptığını yapmadı. İnsanca davrandı. Kısaca bizi yine biz bitirioruz. Eğer asistanlar birlik olursa hocalar sesini çıkramaz. Öğretmek onların en temel görevi. Yök onları odasında otursunlar diye tutmuyor orada. Ama kimin umrunda. Benim gibi bir mal arada çıkıp sesini çıkarınca da o kişi sorunlu, psikolojik problemli,uyumsuz ilan edilecek. O 5 karaktersiz baş asistan hala eziyet ettikleri asistanlarla hiçbirşey olmamış gibi görüşüyor. Unutuldu herşey. Hepsi biz süper anestezi uzmanıyız modundalar. Özel hastanelerde çalışıyorlar. Bilmesem hiçbir eğitim almadıklarını, üstündekiler ne öğrettiyse onla gittiklerini ben bile inanacağım. Kısaca birlik beraberlik olsa bu krallıkları yıkılır ama nerede asistanlar da o yürek, o beceri. Geçip gider diye ezilmeye razı oluyorlar
3 aşağı 5 yukarı benzer yerde herkese karşı durarak bitirdim. noldu vaka yapamadım, dolaylı olarak ben kaybettim. bazen ayı ya dayı demek gerekiyor
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Gençler , ben baş asistanlık yaptım.
Şunu gördüm asistan tayfası hakkını aramaz hatta biri sesini cikarsada onu en b.ktan yerlerde çalıştırsinlar ben rahat edeyime bakar.
Asistan çıkari için defaatle arkadaşlarım tarafından satılmış yarı yolda konulmuş bir insanım.
Hoca toplantı yapar derdinizi söyleyin der, karşılarındaki adama az çok konussalar çözülecek pek çok şey, susarlar.
Neyse bu sistemi duyarsızlık ile bizler yaratıyoruz.
Kullanıcı avatarı
drcandida yazdı:
22.02.2021 - 15:16:57
Arkadaş çözüm basit beğenmeyen çeker gider. Köle düzeni diyorsun bile bile yazıyorsun hala cerrahileri. Uzman olunca nasılsa çok kazanacağım dişimi sıkarım biraz diyerek yazıyorsun o prcleri kbbleri ondan sonra mobbing yapıyurlar.Geçiniz.
şöyle hak veriyorum ki, bir branş 3 TUS asistansız kalsa kimse yazmasa icabı nöbeti kendini hoca zanneden insanlara binerse, tıpış tıpış adam olurlar...ama sonuçta illa ki pratisyenlikten bıkmış biri yazar gelir diyorlar, tuzları kuru...
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
Öncelikle bildiklerinizi unutup sizi olması gereken hakkında düşünmenize yönlendireceğimi belirtmek isterim:

Tıp Fakültesinden 2,63 diploma notuyla mezun olmuş bir Doktorum.

Bu not benim bilgi düzeyimi belirten bir not olsaydı %65 de denk gelirdi ve %35 bilgiyi hiç öğrenememiş olduğumu ifade ederdi.

Peki gerçek bu mu?

Hepinizin bildiği gibi gerçekler daha acı:

Çünkü çan eğrisiyle bize verilen bu notlar bizim aynı sınıftaki arkadaşlarımızla yarışımızın bir sonucu.



Ve bir öğrenci isterse 4,00 (%100) ile mezun olsa bile bu not onun bilgi düzeyinin tam olduğunu göstermiyor.



Bizi doktor eden birbirimizle kıyaslanmamız değil bilgi düzeyimiz.

Hayata korkularla bakmamızın nedeni de bu bilgi düzeyimizin tam olmamasına rağmen bizi sahaya süren Eğitim sistemimiz.



Çünkü bilgi düzeyimizin getirdiği öz güvensizlik ve korkular yüzünden psikolojik stresimizi kendimiz üretiyoruz.

Khan AKADEMİ'nin dediği gibi tam öğrenme, Ustalaşarak Öğrenme dediğimiz bir eğitim sistemimiz olsaydı;



TUS Sınavı uzmanlık için değil sahada pratisyen hekimlik yapma yetkimiz için şu anki formatıyla tüm mezun doktorlara zorunlu olurdu.

Ve uzmanlık için ise sadece uzman olmak istediğimiz branşın Sorularıyla asistanlığa kabul edilirdik.

Yani biz eğitimi mevcut sistemle geriden takip ediyoruz.

Bal Peteği Eğitim Projesinde de anlatıldığı gibi süreye değil bilgiye dayalı bir eğitim sistemimiz gerçekten öğrenciyi yetiştirmeyi hedef alsaydı biz şu an korkularımızdan Ziyede öz güvenimizle terminolojiyi düzeltmekle uğraşıyor olurduk.



Ve geleceği sezen arkadaşlarda takdir eder ki:

Khan AKADEMİ ve Bal Peteği Eğitim Sistemi'nin birleşmesiyle;

Bilgi denen en pahalı şey öğrencilere ücretsiz verilseydi eski çağ kapanır ve yeni bir çağ başlardı...

Tıp Fakültesindeki yıllarımda İstanbul Fatihte otobüsten yolda yatan bir insan gördüm.

İnşaatın olduğu kaldırımda yatıyordu.

Düşmüştür belki diyerek omurganın stabilizasyonunu muhafaza etmek için indim otobüsten fakat ben durumu kontrol altına almaya çalışana kadar vatandaşlar ellerinden ve ayaklarından tutup bir vatandaşın arabasıyla hastaneye götürmeye başlamıştı.

Ben inşaattan düştüğünü zannederek onların bu yaptığının yanlış olduğunu ve benim bir doktor olduğumu söyledim.

Onlarda madem doktorsun bin taksiye beraber götürelim dedi ve bindim.

Hastanın gözleri açıldı ve şuurunu kontrol etmek için kimsiniz dedim.

O da sanane dedi.

Dedim MaşaAllah şuuru çok iyi.

Adam yaşlıydı.

Hangi hastaneye götürelim derken amcanın benim fakülteden bir Ortopedi Profesörünün babası olduğunu öğrendim.

Bu hikayeden çıkarılacak ders:

Halk olarak cehaletten topyekün kurtulmazsak kendi öğretmediğimiz bilginin Cezasını belkide en başta Öğretmeyenler çekicektir...

Gerçekten yaşadığım bir olaydır bu...

Sözün özü:

Boynuz kulağı geçmeyen bir yerde eğitimden söz edilemez...

Emek vererek okuduğunuz için minnettarım...
Herkese merhaba, daha önce yazmışımdır. KBB'den istifa ettim 2.5 yıllıkken. Mobbing, küfre gelişen duyarsızlaşma, yazın güneşi görmeden geçen günler vs. hepsini malesef dibine kadar yaşadım. Hem de 1. tercihimle girdiğim bir yerde, hem de cerrahiyi çok sevmeme rağmen. Beni nikimden tanıyanlar bilir (çok değildir muhtemelen). Öğrenci iken gece saat farketmez, sıra diğer arkadaşta bile olsa söze bile gerek kalmadan kimin ameliyata gireceği belliydi (yanlış anlamayın arkadaşın izniyle tabi dayatma yok). sadece 1 ayda 30 dan fazla C/S girdim 1 ay daha kalsam 1 güzel ufaklıkta benim ellerime doğmuş olacaktı:). Hoca her gelen diğer intörne benim adımla seslenmeye başlamıştı yani o derece. diğer cerrahilere izin verdikleri her vakaya girdim girmek istedim. Sonunda KBB, ortopedi, prc şeklinde tercihlerimi yaptım. İlk 6 ay güzeldi. Neden güzeldi eğitim araştırma tecrübesi olanlar bilir. Klinikler 1., 2., ... diye ayrılır. her klinik kendi içinde, dışında tam bağımsızdır. En erken vakaya inen asistanlardandım. 7. ayımda boyundan kitle eksizyonuna girmiştim. Daha 1 yılım dolmadan septoplasti vs. yaptım tam endoskopik sinüs cerrahisine başlıyorum derken sistem değişti. Üniversite sistemine benzer sisteme geçtiler. Sonuç olarak üstte bir sürü kıdemli, eş durumundan yığılmış uzmanlar, kendine spesifik vaka ile ameliyat masasını asistansız dolduran eğitim kadrosundakiler, uzman çok performans yaptı onun yerine vakadan çıkarılıp itin öldüğü yere gönderilen kıdemliler. niye yazdım bu detayları yukarıda cerrahi yazmayın olsun bitsin diyen cenaha cevaptır yazdıklarım. her arkadaşın ilgili, ilgisiz aldığı eğitimden sevdiği kliniğe TUSUn dalgalanmalarına kapılmadan gözlünü kaptırdığı aşikar. 56 alan arkadaş KVC hayaliyle yanıp tutuşmuş benim tusun 1.si diyor çünkü o puanla istediği yeri kazanmış. Ama asistanlık sürecinde benimkine benzer veya değil sistem değişikliğine, adam değişikliğine gidilecek birçok durum yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Hayaller devam ederken yorgun ama tatlı ( ilk 8 ay asistanlığımda tek hafta sonu boşum yoktu, 15-16 nöbet, ve kıdemlilerin nöbet çıkışı 72+ nöbetlerini kitlemesi dedim ya güneşi görmedim), karabasan gerçekler her an karşınıza çıkabiliyor. buraya kadar şahsıma yapılmış mobbingleri yazmadım bile. en başta belirttiğim gibi küfre duyarsızlaşma, bugün de küfrümüzü yedik diye gülüşür hale geldik çömezimle içinden seçip seçip alıyorduk. Hatta yüzüme vurmuş içimden saydırdığım, karşıdan uzman kime küfrediyorsun diye çıkıştı. sadece 1 gün (yine küfürden sonra), pansuman odası çalışanı arkadaşın günaydın demesiyle bünyem kaldıramadı samimiyetle söylüyorum tamamen istemsiz çenem titremeye başladı ,gözlerim boşaldı, yanımdaki arkadaşlar beni sakinleştirmeye çalışıyor ama ben gerek yok iyiyim diyorum sakinim merak etmeyin ama disosiye olmuşum demek ki , durmadı 1 saat boyunca. kendime konduramıyorum çok sakinimdir çünkü. EE niye duruyorsun o zaman, tepkini göstersene diyenler olabilir. mevcut durumda asistanlığınızın komple ya da belli bir süresini yakmadan onların dediğini onlara kabul ettirmeniz, yani hakemin kararını geri aldırmanız mümkünse buyurun. Bu durumları ne daha iyi bir ekip gelerek düzelmesini, ne pasif olarak tercih etmeyerek ne de aktif olarak kafa tutarak düzeltebilirsiniz. çünkü nasıl düzeleceğini o bölümün başındakiler de bilmiyor, bilselerdi aynı bana olduğu gibi istifa etmeden eee nasıl yapalım **** diye sormazlardı. yönetici olduğun yerde insan bir çözüm önerisi bile sunamaz mı ya; evet sunamadı. Benden sonra değişen oldu mu? olmadı dileyen Türkiyenin en çok kbb polk sahip hastanesine sorabilir. Çözüm o kadar basit ve ucuz değil aile hekim derneği çatır çatır çalışıyor örneği var yani . bağımsız ve aktif olarak asistan topluluğu lazım tüzüğü, yönetmeliği vs . 81 ilden talepler alınarak belirnemiş olarak. varsa şu böyle bir birlik bilmiyorum bileceğimiz kadar aktif çalışmıyor demek ki. daha çok uzatırım da bunu da okumaya sabrettiyseniz o bile yeter. Teşeşşkürler,