Pazar , Şubat 28 2021
Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
Asistan doktor Mustafa Yalçın'ın gördüğü baskılar sonucu yaşamına son verdiği iddiası, sağlıkta mobbingi gündeme taşıdı. Kıdemli meslektaşlarının mobbingine uğradığını öne sürenler "Cebimde istifa dilekçemle gezdim. Meslekten de yaşamaktan da soğudum" diyor

Resim

Milliyet'ten Çiğdem Yılmaz'ın haberine göre: Bursa'da önceki gün 'Kayak yapmaya gidiyorum' diyerek evden çıkıp intihar eden Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli asistan doktor Mustafa Yalçın'ın (35) bıraktığı notta iş yerinde yaşadığı mobbingden bahsettiği iddia edildi. Yalçın'ın ölümü sonrası sağlık çalışanları 'mobbing cinayettir' etiketiyle paylaşım yaparak uğradıkları kötü muamelenin son bulmasını istedi. Asistan ve intern doktorlar, kıdemli meslektaşlarının mobbingine maruz kaldıklarından yakınırken, hocalar da ilk yıllarda asistanların karşı karşıya kaldığı nöbet yükünün yıpratıcı olduğunu söylüyor.

'İstifamla gezdim'

Milliyet'e konuşan Antalya'daki bir devlet hastanesinde asistan doktor olan F.D. (30), maruz kaldığı mobbingi şöyle anlattı: "Cerrahi bölümde asistanlık yapıyorum ve ameliyatlardayım sürekli. Burada inanılmaz bir hiyerarşi var. Özellikle uzmanların ağır psikolojik tacizlerine maruz kalıyoruz. Bu tacizler ağır hakaretlere varabiliyor. Bir uzmanla uzun süredir sıkıntı yaşıyorum. Anabilim dalı başkanımıza söylememe rağmen hiçbir şey yapılmadı. 2-3 hafta önce artık gözümü kararttım ve mobbing davası açacağımı söyledim. Bunun üzerine duruldu. Hayatına son veren doktorun durumunu o kadar iyi anlıyorum ki, inanın ben de o noktaya geldim. Canıma kast etmeyi düşündüm. Aylarca cebimde istifa dilekçemle gezdim."

'İliklerimize kadar'

Kayseri'de bir hastanede asistan doktor olan E.Ö. (29) de, "O doktoru çok iyi anlıyorum. Bazen mobbingi iliklerimize kadar hissedebiliyoruz. Bir arkadaşım sırf gördüğü mobbing nedeniyle asistanlığı bıraktı. Hakarete varan söylemlerle karşı karşıya kalıyoruz. 36 saat nöbet tutuyoruz, iş yükümüz çok fazla" dedi.

Z.T. (27) İzmir'de bir devlet hastanesinde intern. "Hastanede yaşadıkları nedeniyle meslekten de yaşamaktan da soğudum" diyen Z.T., şunları söyledi: "Gerek öğrencilikte gerek internlik sürecinde zorbalıklara maruz kaldım. En acısını ise kadın doğum internliği sürecinde yaşadım. Hemcinsim olan kadın asistanlar yerli yersiz gerekçelerle azarladılar. Kargo teslim almak gibi kendi özel işlerini yaptırıyorlar. Asistanlardan biri benim doğum izlememe ve doğum öğrenmeme engel oldu. Şevkim kırıldı, erkenden tükendim. Kıdem mobbingi çok fazla. Bu yüzden uzmanlık sınavına çalışmıyorum. Çünkü biliyorum ki gideceğim yerde mutlu olmayacağım ve buna dayanacak gücüm yok."

'Baskı en altta'

Yıllardır mobbingin sürmesini üniversiteler ve eğitim hastanelerinde kurulmuş olan askeri hiyerarşik düzene bağlayan Almanya Bonn Rheinische Friedrich-Wilhelms Üniversitesi Yenidoğan ve Çocuk Yoğun Bakım Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Soyhan Bağcı, "Bu düzen herkesin işine geliyor. Çünkü en üsttekiler kendilerine mümkün olduğu kadar az sorun yansıtılmasını istiyorlar. O yüzden en baştaki bir altındakine, o kendi altındakine bunu diretiyor. En alttakiler herkesin baskısını omuzlarında hissediyor" ifadelerini kullandı.

En fazla mobbing sağlıkta

Mobbingle Mücadele Derneği Genel Başkanı İlhan İşman şunları aktardı: "Alo 170 rakamlarına baktığımızda en fazla mobbingin sağlıkta olduğunuzu görüyoruz. Daha önce de benzer nedenlerden dolayı doktorlar sıkıntı yaşadı. Sağlık sektörü başlı başına stresli bir sektör. Her ne kadar okumuş olsanız da mesleğin getirdiği usta çırak ilişkisi var. Mobbingin birinci sebebi kötü yönetim. İkinci sebep ise kurumsal kültürün oluşmaması. Bir de narsist kişilik yapısı. Özellikle doktorlarda bunu görüyoruz."

'Acaba başıma bir şey gelir mi?'

İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek şöyle konuştu:

"Mobbing sadece hoca tarafından değil kıdemliler tarafından da yapılıyor. Mobbing kişileri zorluyor ancak diğer taraftan da asistanlar en çok şeyi bu kıdemlilerinden öğreniyorlar. Uzun süren nöbetler de ister istemez bu çocukların kimyasını bozuyor.

İlk yıl asistanlar yüksek nöbetle başlar, birinci yıldan sonra nöbet sayısı giderek azalır. Mobbinge uğrayan bu durumu rektöre, Tıpta Uzmanlık Kurulu'na taşımalı. Ancak, 'Acaba başıma bir şey gelir mi?' diye bu yola çok başvurmayabiliyorlar. Bu yolu seçenler de oldu. Asistanlar eğer mutlu değillerse, farklı yerde çalışmasına izin verilebiliyor. Eğer hocasıyla bir sorunu varsa da hocanın sözleşmesi fesih ediliyor."

'Askeri düzen var'

Türk Obezite Cerrahisi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Oktay Banlı, intern olarak göreve başlayan kızının meslektaşları tarafından karşı karşıya bırakıldığı ayrımcılıktan yakınmıştı. Prof. Banlı, "Tıp usta çırak ilişkisiyle öğrenilen bir iş. Kalkıp bir ameliyatı, acil müdahaleyi, hasta değerlendirmeyi kitaptan öğrenemezsin. Dolayısıyla sizden daha tecrübeli birinden öğrenmek durumundasınız. Çoğu pratik bilgiyi onlardan öğrenirsiniz. Fakat bunu kötüye kullanmamak gerekir. 'Her dediğimi yapacaksın, şu kadar nöbet tutacaksın gibi...' Cerrahide askeri bir düzen var. Hiyerarşik sistemde nöbetler tutuluyor. Dolayısıyla asistanların içerisinde bir hiyerarşi oluşuyor. Önemli olan bunu yapılan işlere yansıtmamak. İşi bu gençlere sevdirmek lazım. Böyle giderse zamanla iyi ve kaliteli cerrah yetiştiremeyeceğiz. Mobbing nedeniyle asistanlığı bırakan pırıl pırıl gençlerimiz var" dedi.

Kıdem mobbingi var

Mustafa Yalçın'ın gece 03.00'te hastaneye gelerek katıldığı acil bir ameliyat sırasında çekilen bu fotoğraf, çalışma arkadaşları tarafından "Gözlerinin içiyle gülen başarılı bir cerrahımızı kaybettik" notuyla sosyal medyada paylaşıldı.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Herkes nerde ne yapıldığını biliyor . En insancıl bulduğumuz hocalar bile sadece dinliyor . İcraat zamanı gelince kimse kılını kıpırdatmıyor . Sizinle birlikte mobinge maruz kalanlar da dahil . Zorbalar aslında korkaktır . Kendinizi ezdirmeyin. Mücedele edin gerekirse hukuki yollara başvurun . Ne kadar korktuklarına siz bile inanamazsınız . Meslektaşım ve onun gibi hala hayatta olup mobinge katlanmak zorunda hissseden hassas kalpli meslektaşlarım için çok üzüldüm . Not1 : sadece cerrahide değil sağlığın her alanında mobing var .Not2 : mobingle mücadele etmiş depresyonu dibine kadar yaşamış, özbakımı azalmış , hayatının o dönemini kaybolmuş hisseden ama sonuçta kazanan bir meslektaşınızım
Kullanıcı avatarı
hem kaymağı yediler hem öğrenciye asistana vatandaşa zulmettiler.şimdi sırça köşklerinde odalarında hocacılık oynayamaya devam ediyorlar.yine zulme hakarete şiddete uğrayan periferde çalışan hekimler.hemen herşeyin sebebi de bu eski yiyiciler.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
sevog yazdı:
19.02.2021 - 14:17:55
Herkes nerde ne yapıldığını biliyor . En insancıl bulduğumuz hocalar bile sadece dinliyor . İcraat zamanı gelince kimse kılını kıpırdatmıyor . Sizinle birlikte mobinge maruz kalanlar da dahil . Zorbalar aslında korkaktır . Kendinizi ezdirmeyin. Mücedele edin gerekirse hukuki yollara başvurun . Ne kadar korktuklarına siz bile inanamazsınız . Meslektaşım ve onun gibi hala hayatta olup mobinge katlanmak zorunda hissseden hassas kalpli meslektaşlarım için çok üzüldüm . Not1 : sadece cerrahide değil sağlığın her alanında mobing var .Not2 : mobingle mücadele etmiş depresyonu dibine kadar yaşamış, özbakımı azalmış , hayatının o dönemini kaybolmuş hisseden ama sonuçta kazanan bir meslektaşınızım
Dediğiniz gibi herkes biliyor ama susuyor, asistanlar ne kadar güçlü olduklarını bilmiyorlar, kıdemlisi çömezi bir olabilseler ne nöbet sayıları ne de bu çalışma şekilleri kalır; ama sistemde herkesin kendine göre bir karı olduğu için göz yumuyor herkes, kimisi hoca olmak istiyor, kimisi az nöbet tutmak istiyor kısacası çıkar ilişkisi birlik olmayı engelliyor tıpkı hekimlerin birlik olmasını engellediği gibi
Kullanıcı avatarı
Biyokimyada mobbing olur mu diyenler olmuş. Mobbing her yerde. Buraya başlık açtım mobbinge maruz kalıyorum diye. Sağolsun Drtus.com moderatörleri de mobbinge destek verdi. Başlığı kaldırdı. Artık kim ulaştı size ne yalanlar söyledi bilmiyorum. Üstüne üstlük sağlık müdürlüğü hakkımda dava açtı. 9 mart 2021 saat 13.30 da bingöl adliyesinde bastırma ve yıldırma davasının duruşması var. Herkesi beklerim. Saygılarımla
Karsta mecburi hizmetim süresince ve bittikten sonra bana da mobbing uyguladılar.Usülsüz görevlendirmeler,kendi siyasi görüşünden olanı koruyup bana baskı kurmalar..Usülüne uygun istifamı bile kabul etmediler sanki böyle bir hakları varmış gibi,istifa sonrası yeniden çalışabilmem için gerekli olan muvafakatı vermediler.İl sağlık müdürü kendi konumunu kullanarak bana mobbing yaptı ve görevini kötüye kullandı.Artık devlet memuru bile olmamama rağmen arkamdan soruşturma açıp bana uyarı verdi kendi kendine:) Mücadele ediyorsunuz ama karşında yetkileri senden fazla olan insanlar var,seni boyundurukları altına almaya çalışıyorlar.Sağlık bakanlığının bunlara bir el atması lazım.Ailenden uzakta mecburi hizmet yapıp,günde 100 hasta bakıp,devamlı icapçısın ve bir de bu mobbingle baş etmeye çalışıyorsun.O yüzden insanlar mecburi biter bitmez kaçıyor,kimse kusura bakmasın.Hakkım haram,zıkkım olsun o yöneticilere.
Vala temel bilim asistanım . Mesai arkadaslarım içinde tıpdısılar var tıpdısı hocada var ama birbirimize karsı saygılıyız onlar bana ben onlara karsı . Birde mecburi hizmette tsmdeki çalışma arkadaslarıma bakıyom da personel onları insan yerine koymayınca onlarda meslektaşlarına o şekil davranıyorlar asistanlıkta desen hoca seni adam yerine koymuyor bu kez asistan asistana köle gibi davranacagını sanıyo. O yüzden sunu anladımki bu camianın en büyük sorunu hocaların bize bişey öğretmeyip kendi keyfine bakması . Bilgili kıdemliler o kadar olumlu yaklaşıyor ki . Ama yalak bir asistansa çömezlerine dünyayı zindan ediyor . Fakülteden beri bizi bu şekilde yetiştirdiler daha dogrusu yetiştirmediler . İntörnken tanıyosun arkadasını zaten . Hiçbirimiz adam değiliz kimse kusura bakmasın .
Şahsen en iyi yaptıgım şeyin temel bilim yazmak olduguna emin oldum . Beklerim sizide. Huzur var kesinlikle.
Normalde tıpdısı insanlarla anlaşamıyom ama benle aynı işi yapanlarla bu sorunu yaşamıyorum tabi heryer böyle değil iyice arastırmak lazım karaktersiz insan heryerde var
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
Öncelikle bildiklerinizi unutup sizi olması gereken hakkında düşünmenize yönlendireceğimi belirtmek isterim:

Tıp Fakültesinden 2,63 diploma notuyla mezun olmuş bir Doktorum.

Bu not benim bilgi düzeyimi belirten bir not olsaydı %65 de denk gelirdi ve %35 bilgiyi hiç öğrenememiş olduğumu ifade ederdi.

Peki gerçek bu mu?

Hepinizin bildiği gibi gerçekler daha acı:

Çünkü çan eğrisiyle bize verilen bu notlar bizim aynı sınıftaki arkadaşlarımızla yarışımızın bir sonucu.



Ve bir öğrenci isterse 4,00 (%100) ile mezun olsa bile bu not onun bilgi düzeyinin tam olduğunu göstermiyor.



Bizi doktor eden birbirimizle kıyaslanmamız değil bilgi düzeyimiz.

Hayata korkularla bakmamızın nedeni de bu bilgi düzeyimizin tam olmamasına rağmen bizi sahaya süren Eğitim sistemimiz.



Çünkü bilgi düzeyimizin getirdiği öz güvensizlik ve korkular yüzünden psikolojik stresimizi kendimiz üretiyoruz.

Khan AKADEMİ'nin dediği gibi tam öğrenme, Ustalaşarak Öğrenme dediğimiz bir eğitim sistemimiz olsaydı;



TUS Sınavı uzmanlık için değil sahada pratisyen hekimlik yapma yetkimiz için şu anki formatıyla tüm mezun doktorlara zorunlu olurdu.

Ve uzmanlık için ise sadece uzman olmak istediğimiz branşın Sorularıyla asistanlığa kabul edilirdik.

Yani biz eğitimi mevcut sistemle geriden takip ediyoruz.

Bal Peteği Eğitim Projesinde de anlatıldığı gibi süreye değil bilgiye dayalı bir eğitim sistemimiz gerçekten öğrenciyi yetiştirmeyi hedef alsaydı biz şu an korkularımızdan Ziyede öz güvenimizle terminolojiyi düzeltmekle uğraşıyor olurduk.



Ve geleceği sezen arkadaşlarda takdir eder ki:

Khan AKADEMİ ve Bal Peteği Eğitim Sistemi'nin birleşmesiyle;

Bilgi denen en pahalı şey öğrencilere ücretsiz verilseydi eski çağ kapanır ve yeni bir çağ başlardı...

Tıp Fakültesindeki yıllarımda İstanbul Fatihte otobüsten yolda yatan bir insan gördüm.

İnşaatın olduğu kaldırımda yatıyordu.

Düşmüştür belki diyerek omurganın stabilizasyonunu muhafaza etmek için indim otobüsten fakat ben durumu kontrol altına almaya çalışana kadar vatandaşlar ellerinden ve ayaklarından tutup bir vatandaşın arabasıyla hastaneye götürmeye başlamıştı.

Ben inşaattan düştüğünü zannederek onların bu yaptığının yanlış olduğunu ve benim bir doktor olduğumu söyledim.

Onlarda madem doktorsun bin taksiye beraber götürelim dedi ve bindim.

Hastanın gözleri açıldı ve şuurunu kontrol etmek için kimsiniz dedim.

O da sanane dedi.

Dedim MaşaAllah şuuru çok iyi.

Adam yaşlıydı.

Hangi hastaneye götürelim derken amcanın benim fakülteden bir Ortopedi Profesörünün babası olduğunu öğrendim.

Bu hikayeden çıkarılacak ders:

Halk olarak cehaletten topyekün kurtulmazsak kendi öğretmediğimiz bilginin Cezasını belkide en başta Öğretmeyenler çekicektir...

Gerçekten yaşadığım bir olaydır bu...

Bilgi düzeyimiz mobing uygulayandan daha yüksek olursa bence buna cüret edemez...

Veya bilgi düzeyimiz tam olursa hangi iş bize zor gelir ki?

Sözün özü:

Boynuz kulağı geçmeyen bir yerde eğitimden söz edilemez...

Emek vererek okuduğunuz için minnettarım...