Cumartesi , Mart 6 2021
Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
Bursa'da, "Kayak yapmaya gidiyorum" diyerek evden çıktıktan 15 saat sonra, Uludağ eteklerindeki ormanlık alanda cansız bedeni bulunan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli asistan doktor Mustafa Yalçın'ın (35),4 yıl önce kamp yaptığı yerde intihar ettiği ortaya çıktı. Yalçın'ın otomobilinde ise, ailesi ile yakınlarına yazdığı 5 sayfalık mektup bulundu

Mektuptaki detaylara ise Habertürk ulaştı. Emrah Doğru'nun haberi...

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli asistan doktor Mustafa Yalçın, önceki gün sabah saat 08.00 saatlerinde, "Kayak yapmaya gidiyorum" diyerek evden çıktı.

Otomobiliyle evden ayrılan Yalçın'dan haber alamayan yakınları, durumu polis ile jandarma ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine harekete geçen ekipler, aracın Uludağ yoluna doğru gittiğini tespit etti. Bölgede yapılan arama çalışmasında, Yalçın'ın otomobili, Uludağ yolunun 11'inci kilometresinde terk edilmiş olarak bulundu.



4 YIL ÖNCE KAMP YAPTIĞI YERDE İNTİHAR ETTİ

Otomobilin terk edildiği alan üzerinde yoğunlaştırılan arama çalışmaları sonunda, Yalçın'ın cansız bedeni, aracına 1 kilometre uzaklıktaki ormanlık alanda bulundu.

aklaşık yarım metre karın altında bulunan Yalçın'ın, potasyum ve çeşitli ilaçlardan karışım yaptığı serumu damar yoluna bağlayıp, intihar ettiği tespit edildi.

Yalçın'ın cansız bedeni, Cumhuriyet savcısının yaptığı incelemenin ardından otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Mustafa Yalçın'ın intihar ettiği yerde, 4 yıl önce kamp yapıp, hatıra fotoğrafı çektirdiği ortaya çıktı.

Öte yandan Mustafa Yalçın'ın otomobilinde, ailesi ile yakınlarına yazıp bıraktığı 5 sayfalık intihar mektubu bulundu. Yalçın'ın mektubunda, "Ölümünden kimse kendini sorumlu tutmasın. Ben bu hayattan keyif almıyorum. Artık yaşamak istemiyorum" yazdığı öğrenildi.

İŞTE MEKTUBUNDAKİ DETAYLAR

İşte o 6 sayfalık veda mektubundaki kahreden detaylar;

"Hayattan keyif alamıyorum. Daha önce de defalarca bu durumu yaşadım ama bu daha farklı. Gelecekten umudum kalmadı. Gelecekte bu hayattan keyif alacağımı sanmıyorum. Yaşamak için sürekli çabalıyorum, zorluklar içinde boğuşuyorum. Artık bu beni yoruyor. Mutlu olmak çok anlamsız geliyor. Artık çok yoruldum. Ne elde edersem, neye sahip olursam olayım sanki hiçbir şeyim yokmuş gibi hissediyorum. Yani sahip olduğum şeyler bana mutluluk vermiyor. Evrenin, doğanın nasıl çalıştığını ve neden şu an olduğu gibi olduğunu anlamaya yönelik okumalarım ve araştırmalarım en büyük keyif kaynağımdı. O konuları o kadar çok öğrendim ki amatör olarak öğrenebileceğim çok az şey kaldı. Uzun zamandır beynimi hazla dolduracak bir bilgi öğrenemedim. Genel görelilik ve kuantum fiziğinin matematiğini de öğrenmeyi çok isterdim. Hayat o kadar sıktı ki onları öğrenecek kadar bile sabredemiyorum yaşamaya.

Bana hasta diyebilirsiniz. Keşke tedavi olsaydı da kendini öldürmeseydi diyebilirsiniz ama ben sağlıklı olduğumu düşünüyorum. Ben sadece aklımla hayatın azıcık getirdiği mutluluğu, tonla ızdırap ve meşakate değmeyeceğini teraziye koyup tartıyorum. Kesinlikle değmiyor. Gün içerisinde o kadar oraya buraya koşturma, gerginlik, stres, endişe yaşıyoruz ki buna karşı çok az mutlu oluyoruz. Neden yaşamaya devam edeyim ki? Ölmek ve tüm bu ızdıraba son vermek çok makul değil mi? Ölüp, acı çekeceğim bütün sıkıntılara tek seferde son vermek çok cazip geliyor. Tabi ki ölmek makul olduğu için öldürmedim kendimi. Mutlu olabilsem etrafımdaki insanları üzmemek için bir şekilde yaşayamaya devam ederdim. Mutlu olamayıp, acı çektiğim için ve buna son vermek için hayatımı sonlandırdım.

İnsanların birbirine tahammülü kalmamış!

İntihar etmenin en yıkıcı tarafı, hayatta kalanlara verilen acı. Zaten kimse beni tanıyor ve sevmiyor da.. Çoktan ölürdüm şimdiye kadar. Beklemem kimseyi üzmek istememdir. Artık daha fazla bekleyemiyorum. İronik olan şu ki, insanların birbirine tahammül edememesine tahammül edememez oldum. İncir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerle birbirine hakaret edenler, birbirini incitenler, kalp kıranlar beni ümitsizliğe sürükledi. Bu tip insanlarla muhatap olmak istemiyorum. Zorba insanlar güçlerini kullanarak korku krallığı kurup kendinden zayıfları tir tir titretiyorlar ve kalkıp da bir şey diyemiyorsun.

Çünkü seni de üzüyor. Ezip geçiyor. Neden bu insanlarla uğraşmak zorunda kalayım ki? Yaşamak bile zorunda değilken, bunlara maruz kalmak zorunda hiç değilim. Dünyaya gelmeyi ben seçmedim. Bu işin doğası gereği bana kimse soramadı zaten. İçine doğduğum dünyanın yaşayama değer olup olmadığını kendim tartabilirim ve kalıp kalmamaya kendim karar verebilirim. Yaşamak, eğitim ve sağlığın temel haklar olması gibi ölmek istemeyi de temel haklardan sayın ve saygı duyun. Ölmek istemek hastalık değil, günah değil bir tercihtir. Bazı insanları yaşamayı anlamsız bulabilirler. İsterseniz korkak deyin, tembel deyin, bencil deyin ne derseniz deyin. Hatta normal insanlar gibi yaşamadıkları için ölmek isteyen ama kendini öldüremeyen insanlar da var. Onlara acısız ölüm hizmeti sağlamak da devletin bir görevi olmalı. Ölüm klinikleri kurulmalı ve ölmek isteyenler buralara başvurmalı ve acısız bir şekilde ölmeli.

Yapmayı çok istediğim şeyler…

Keşke şunu da yapabilseydim dediğim çok şey kaldı aslında. O zaman neden erkenden terk ettin bu dünyayı diyebilirsiniz? Dedim ya katlanamaz oldum ve fazla uzatmamak gerektiğini düşündüm. Yapmak istediklerimden de vazgeçtim. Onları da istemez oldum. Snowflake fotoğraflarım asla mükemmelliğe ulaşmadı, mükemmel bir snowflake fotoğrafı çekmek isterdim. Kar tanesi fotoğrafçılığını da pek beceremedim. Harika bir kar tanesi fotoğrafçısı olmak isterdim. Tüm kuşların fotoğraflarını çekip kataloglamak gibi bir fikrim vardı. Belki de daha yüzde 10’unu bile başaramadım. En çok utanç duyduğum şeylerden biri de bir enstrüman çalamıyor olmak. Piyano çalamadım. Gittiğim için biraz kendimi ezik hissediyorum. Tüm bunların ötesinde bilim tarihi gezimi gerçekleştiremedim. En çok yarım kalan işim bu diyebilirim. Keşke sevdiğim bilim insanlarının mezarlarını ziyaret edebilseydim. Evrenin bu kadar anlamsız olduğunu anlamamızı sağladıkları için onlara teşekkür edebilseydim. Nasıl yapacaktım ki? Özgür müyüm sanki? Keşke gitmek istediğini söyleseydin diyenler olacaktır. Ben 2 hafta sonra öleceğim bana müsaade edin, kutsal haccımı yapıp geleyim deseydim muhtemelen beni psikiyatr kliniğine kapatırlardı ya da yine gitmeme müsaade edilmezdi. Ne kadar özgürüz ki? Yılda 10 gün deniz tatili yapabilmek için koca 1 yıl çalışmak zorundayız. Kimse istediği zaman istediği yere gidemiyor.
sana karşı son bir görevimiz var abi. muhakkak mobinge maruz kaldın psikolojik işkence yöntemleriyle hayattan soğutuldun.kız arkadaşını seven, hobileri olan amaçları olan adam kolay kolay intihar etmez.sana bunu kim yaptıysa cezasını bulmalı.tabi sistemin kendisi zaten ayrı bir kaos. bilmiyorum ama kız arkadaşınla aynı serviste çalışıyormuşsun belki onun yanında seni rencide ettiler, bilmiyorum ama intihar şeklin bile kendini cezalandırma şeklinde,donarak. bilmiyorum abi ama şunu biliyorum iyi kalpli bir melek aramızdan göçtü ve ses çıkarmayan sorgulamayan bu olayı unutan her meslektaşın senin intihar etmende suçludur.rahat uyu abi.mobinge,kıdeme, psikolojik işkenceye hayır.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
işkence sadece fiziksel değildir.psikolojik işkence denen bir kavram vardır.tanımı şöyledir.Psikolojik işkence, özellikle korku, utanç ve suçluluk duygusu gibi duygular yaratarak bir kişiyi cezalandırma yöntemidir.
fiziksel işkence yapamayan hastalıklı ruhlar psikolojik işkenceye başvurarak kendilerini rahatlatma eğilimindedirler.ne yazık ki bunlar aramızdalar,psikolojik işkencenin fiziksel işkenceden bir farkı yoktur.ikisi de kişiye karşı işlenen bir suçtur.bizlere yapılan ve hergün karşılaştığımız mobing,hakaret, aşağılama küçük düşürme vs. hepsi birer psikolojik işkencedir.buna maruz kalan kişilerde derin ruhsal problemler ve travmalar ortaya çıkar,kişi hayatına bile son verebilir.
güzel abim kesin kendisine mobing yapan kişileri kız arkadaşıyla paylaşmıştır yada kız arkadaşı da aynı serviste çalıştığı için biliyordur zaten.yiten 35 yaşında bir can,verilen onca emekler,kaybolan bir gelecek, yapılacak onca hobiler.yitirilen entellektüel düzeyi yüksek çevresine faydalı bir doktor abimiz.olay çok acı,kendi abim gibi üzüldüm.bu olay sadece varoluşcu bunalımla açıklanamaz, kim buna sebep olduysa cezasını çekmeli,muhakkak kız arkadaşı ve aynı serviste çalışan kişiler neler olup bittiğini biliyordur.olayın peşi bırakılmamalı.rahat uyu güzel abim.buna kim sebep olduysa umarım cezasını çeker.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
evreni anlamaya çalışıp sistem dışına çıkmaya çalışmak , bu komplike düşünceler içinde aptalca mobbing olayları yaşamak boktan insan ilişkilerini sorgulamak

ben de bazen bir simülasyonun içinde yaşadığımızı düşünmüyor değilim , ışıklar içinde uyusun.
tedi yazdı:
18.02.2021 - 23:17:50
Ben bunun sansürlü olduğunu düşünüyorum, varoluşsal sancılar bir yana, hiç bir isim yok. Kaldi ki öyle bile olsa bu hem etik değil hem de hukuki sorunlara yol açar, kişi ölmüş olsa bile...

katılıyorum, amaç sanırım lüks otomobil ve antidepresan ifadesiyle aynı amaç.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
hayda yazdı:
18.02.2021 - 23:39:49
tedi yazdı:
18.02.2021 - 23:17:50
Ben bunun sansürlü olduğunu düşünüyorum, varoluşsal sancılar bir yana, hiç bir isim yok. Kaldi ki öyle bile olsa bu hem etik değil hem de hukuki sorunlara yol açar, kişi ölmüş olsa bile...

katılıyorum, amaç sanırım lüks otomobil ve antidepresan ifadesiyle aynı amaç.
Arkasında ABD ve İsrail olabilir
Allah rahmet eylesin, bu dünya iyilerin dünyası degil. Yazık oldu sana be kardeşim gencecikmişsin ruhun da yüzün de güzelmiş. keşke biraz bencil olmayı ve kötü olmayı geçici bi süre deneseydin. Kötüye kötü olmak gerek şu dünyada. Dinsizin hakkından gelmek zordur ama gelinebilir. Yaradan taksiratını affetsin