Salı , Ağustos 11 2020
Mesleki konuda tum yazilari ve yorumlari buraya yazabilirsiniz...
serhat güneş yazdı:
01.08.2020 - 14:19:54
sedef88 yazdı:
01.08.2020 - 12:59:41
Kendini ileride hayal ettiğinde bir hekim olarak mı görmek istiyorsun, yoksa mühendis olarak mı? Bir hastanede hastalarınla mı, bir ofiste mi. Sorunun cevabı bu, onun dışında tus, dhy aklına gelen engeller seni şimdiden düşündürmesin. Kendini hayal edebildiğin yerde çok çok da basarılı olursun belki engel gördüğün şeyleri avantajına çevirirsin. Ama kendini hayal edemediğin noktada her türlü kolaylık-rahatlık sana dert olabilir. Bana sorarsan tıp (: cünkü kendimi hekim olmaktan baska hiç bir noktada hayal etmedim. Ama bu benim hayalim peki ya seninki?

Bu arada geçen zamanı hiç dert etme. 3 yıl hiç bir şey insan ömründe. Cerrahpaşada, Boğaziçi mühendisliği bitirip sonrasında tıp okuyup şu an sanırım kardiyoloji uzmanı olması lazım, bi arkadas vardı.
3 yıl hiç birşey diyorsunuz ancak 30 yaşına kadar ailesinden harçlık almak zorunda olmak kolay mıdır sizce?
30 yaşında para kazanıp, sevmediği bi işi yapıp, kendine ve dahi etrafına hayatı zehir etmektense, 3-5 yıl daha geç para kazanıp, işini severek yapan mutlu bir insan olması daha kolay bence. İş hayatımızın en büyük yerini kaplıyor, o nedenle herkes neyi seviyor ve nerede başarılı olacağını düşünüyorsa o işi yapmalı, risk analizleriyle yaşanmıyor.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Smyyee yazdı:
01.08.2020 - 16:08:48
Okulun iyi gencligini yakma tip secerek bi saatten sonra hastalarla, zorlu calisma sartlariyla karsilasinca, bir hastaya verecegin sureyi vs senin belirlemedigini gorunce okurkrn alacagin zevk arkaplanda kalacaktir bence
Evet böyle bir ihtimal mevcut. Burdaki yorumlara baktığımızda bile malesef ki hekimliğin standartlarının kötü olduğundan ötürü bilim kısmının göze gözükmediği, onun yerine uygulanıştaki zorlukların ön planda olduğu ortaya çıkıyor sanki.

Ama netice olarak dışardan bakıldığında "seven katlanır" gibi bir durum da var. Ama tabii ki burdaki hekim abi ve ablaların bu derecede zor olduğunu söylemesi de önemli bir gösterge
ayferella yazdı:
01.08.2020 - 14:37:45
Asla! Hayatının hatası olur. Ben de mühendislik bıraktım. Şimdi doktorluktan nasıl kurtulurum diye tus laneti ile uğraşıyorum. Çoğumuz pişmanız ki doktorluğun temiz tarafı sayılan az hastalı az nöbetli hatta preklinik branşların puanı aldı başını gitti.
Peki sizin mühendislikten tıp geçişi yaparkenki motivasyonunuz neydi? Ne umdunuz, ne ile karşılaştınız? Dersler ve bilim kısmı çok hoşunuza gidiyor muydu yoksa garanti mesleğim olsun gibi bir motivasyonla mı geçmiştiniz? Hangi bölümden geçmiştiniz , paylaşabilir misiniz
sedef88 yazdı:
01.08.2020 - 12:59:41
Kendini ileride hayal ettiğinde bir hekim olarak mı görmek istiyorsun, yoksa mühendis olarak mı? Bir hastanede hastalarınla mı, bir ofiste mi. Sorunun cevabı bu, onun dışında tus, dhy aklına gelen engeller seni şimdiden düşündürmesin. Kendini hayal edebildiğin yerde çok çok da basarılı olursun belki engel gördüğün şeyleri avantajına çevirirsin. Ama kendini hayal edemediğin noktada her türlü kolaylık-rahatlık sana dert olabilir. Bana sorarsan tıp (: cünkü kendimi hekim olmaktan baska hiç bir noktada hayal etmedim. Ama bu benim hayalim peki ya seninki?

Bu arada geçen zamanı hiç dert etme. 3 yıl hiç bir şey insan ömründe. Cerrahpaşada, Boğaziçi mühendisliği bitirip sonrasında tıp okuyup şu an sanırım kardiyoloji uzmanı olması lazım, bi arkadas vardı.
Tıp ve hekimlik hakkında tek olumlu sayılabilecek yorum sizden gelmiş :) Teşekkür ederim, ben de bu sorunun cevabını arıyorum ancak bir türlü bulamıyorum :(
Sizler gibi değerli hekimlerin/hekim adaylarının tıp hakkında umutsuz düşünüyor olması ve çalışmak zorunda bırakıldıkları şartlar gerçekten ülkenin bir ayıbı.

Peki gerçekten dersleri ve bilim tarafını seveceğini düşünen biri için yorumlarınız neler? Bu sevgi gerçekten zamanla insanlarla karşılaştıkça, zorlukları ve haksızlıkları gördükçe azalır mı? Lanet olsun denir mi?

Ya da asistanken/intern iken böyle düşünülüp daha sonra mezun olunduğunda bu negatif düşünceler kendini olumlu yorumlara bırakır mı?
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Ben önermesemde eger işin sevap kazanma insanlarin mutlulugundan mutlu olabilme boyutu senin icin kendi rahatindan önde geliyorsa yapabilirsin, hem rahat olayim ben bilim yapayim vs vs diye dusunuyosan bunun garantisini kimse veremez sana çünkü tus kazandiktan sonraki surec tip okumaktan cok farkli olacak asil meslegini orda edineceksin mutlu olan da olacak mutsuz olanda yani hicbirimiz garanti veremeyiz icinde ukte kalacaksa okunabilir, hocamizin şu yazisina gözat
Smyyee yazdı:
01.08.2020 - 18:53:42
Ben önermesemde eger işin sevap kazanma insanlarin mutlulugundan mutlu olabilme boyutu senin icin kendi rahatindan önde geliyorsa yapabilirsin, hem rahat olayim ben bilim yapayim vs vs diye dusunuyosan bunun garantisini kimse veremez sana çünkü tus kazandiktan sonraki surec tip okumaktan cok farkli olacak asil meslegini orda edineceksin mutlu olan da olacak mutsuz olanda yani hicbirimiz garanti veremeyiz icinde ukte kalacaksa okunabilir, hocamizin şu yazisina gözat
Açıkçası çok fazla insanlara yardım etmeliyim, şifa dağıtmalıyım gibi bir motivasyonum yok. Ancak rahat olmalıyım da demiyorum, gerçekten sevdiğim şeyi bulduğumda uzun süreler bıkmadan, usanmadan rahat etmeden çalışabilirim. Bunu tıp derslerinde yapabilirim gibi geliyor ancak hastane ortamında geçirilecek uzun saatlere, hastanenin ortamına severek alışabilir miyim emin değilim.
kkaanbozz yazdı:
01.08.2020 - 18:24:48
Sizler gibi değerli hekimlerin/hekim adaylarının tıp hakkında umutsuz düşünüyor olması ve çalışmak zorunda bırakıldıkları şartlar gerçekten ülkenin bir ayıbı.

Peki gerçekten dersleri ve bilim tarafını seveceğini düşünen biri için yorumlarınız neler? Bu sevgi gerçekten zamanla insanlarla karşılaştıkça, zorlukları ve haksızlıkları gördükçe azalır mı? Lanet olsun denir mi?

Ya da asistanken/intern iken böyle düşünülüp daha sonra mezun olunduğunda bu negatif düşünceler kendini olumlu yorumlara bırakır mı?
Vakti zamanında endüstri mühendisliği okumak isterken mevcut şartlardan dolayı tıp tercih etmiş biri olarak diyebilirim ki ilk mesajınızda belirttiğiniz "Tıpta hoşuma giden kısım, insandaki sistemlerin işleyişini öğrenerek, bir vakada karşılaştığın sağlık probleminde, önce hastanın öyküsünü anlamak, daha sonra elde ettiğin verileri sınıflandırmak, anlamlandırmak ve sahip olduğun bilgilerle analizler yapıp sorunu bir şekilde tespit etmek. Daha sonra da sorunu çözmeye yönelik tedaviyi uygulamak ve günün sonunda aslında problemi tespit edip çözüme ulaştırmak." kısmı gerçekten insanın hoşuna gidebiliyor. Ancak ilk sene moleküler düzeye dayalı teorik bilgi öğreniyorsunuz ve haliyle sayısalcı bir zihin için ezbere alışmak başlarda zor olabiliyor. İlk 3 sene sistemlerin işleyişi, birbirleriyle bağlantısını sevdiğinizden derslere asılıp gayet iyi notlar da alabiliyorsunuz (sırf bu bilgileri öğrenmek çok hoşuma gittiğimden yüksek notlar alıp derece yapmıştım, mezuniyetimde de dereceler içerisindeydim). Sonraki 2 sene ise öğrendiğiniz klinik bilgilerle hastalara yardım edebileceğiniz inancıyla çalışabilirsiniz de. Bunlar motive edebilen unsurlar. Ancak intörnlük ve sonrasında hasta ile iletişim içinde olduğunuz(en azından olmaya çalıştığınız) zaman o vakte kadar sizi getiren inancınız motivasyonunuz her ne ise kırılma ihtimali çok yüksek. Hatta verdiğiniz onca emek, yılmamak için çabaladığınız her anı düşünmek içinizi daha çok acıtıyor.
Ayrıca ilk başta tıpta hoşunuza giden kısım diye belirttiğiniz durumlar ile "Tus'ta da daha çok araştırma ya da hasta görmeyecek ya da cerrahi olmayan branşlar seçerim muhtemelen.
" cümleniz birbirine biraz ters düşen durumlar. Hastanın öyküsünü almak, verileri toplayıp analiz etmek ve sorunu tespit etmek için daha çok klinik gerektiren ve bolca hasta göreceğiniz alanlarda oluyor maalesef. Ben şu an görece kliniği az olan araştırmaya daha açık bir alanda asistanım mesela, ancak yine hasta-doktor ilişkilerinin yıpratıcılığı, mobbing, araştırmanızın önünün kesilmesi gibi şeyler devam ediyor tabi. Tıpta başka alanda olamazmışım dediğim bi alandayım ama 10 sene olmasına rağmen hala tekrar sınava girsem de mühendislik mi okusam diyorum. Çevremdekilerin bunca emeğin ve senen ziyan olmasın hem de maaşın var ne uğraşacaksın demeleri nedeniyle devam ediyorum. Çok uzun yazdım farkındayım kusura bakmayın. Özetleyecek olursam; tıbbı seversiniz tabiki öğrenmesi zevkli bir alan bu da motive eder sizi, ama motivasyon bi yere kadar götürüyor. Lakin öğrenme hayatı ile çalışma hayatı çok farklı süreçler. Aynı motivasyonun sizi çalışma hayatında da devam etmenize yeteceğini düşünüyorsanız. geçebilirsiniz, sonuçta sizin kararınız sizin hayatınız.
Arkadaşım biraz gerçekçi ol. Bilimsellik filan emin ol birçok kişi seviyor ama senin karşına çıkacak olanlar başka şeyler. Zannediyorsun ki sadece sen tıp bilimiyle uğraşmayı seviyorsun o zman kesin tıp okumalıyım gibi bakıyorsun. Senin karşılaşacağın şeyler her şeyden önce TUS! tusu kazanamazsan tıbbı okumanın hiçbir anlamı yok o kadar söyliyim. (para yok, statü yok, bilimsellik hiç yok ya da çok uzak). Burd başka başka şeyler derler bakma. 2 sene boyunca kapanıp ders çalışabilicek misin okulla birlikte? Günde 10 12 saat ders çalışıp ezber yapabilir miisn aylarca? Yapamazsan, sürünürsün, net. Hoş böyle de sürünmüş oluyorsun ya, neyse. Sonrası mobbing,milyonluk malpraktis davaları, sürekli ama sürekli sabim şikayetleri, 36 saat günaşırı nöbet, mecburi hizmet, belki ydus, klinisyensen hasta derdi çekmek değilsen mesleki tatminsizlik.. Bunlara katlanıp katlamayacağına bak. Ha karşılığında da 5x asgari ücret alırsan 33+yaşta, şükret. Bu kaosta emin ol tıp bilimiyle iştigal etmeyi senden çok çok daha sevenler heba oldu. Karar senin.
kkaanbozz yazdı:
01.08.2020 - 18:15:09
ayferella yazdı:
01.08.2020 - 14:37:45
Asla! Hayatının hatası olur. Ben de mühendislik bıraktım. Şimdi doktorluktan nasıl kurtulurum diye tus laneti ile uğraşıyorum. Çoğumuz pişmanız ki doktorluğun temiz tarafı sayılan az hastalı az nöbetli hatta preklinik branşların puanı aldı başını gitti.
Peki sizin mühendislikten tıp geçişi yaparkenki motivasyonunuz neydi? Ne umdunuz, ne ile karşılaştınız? Dersler ve bilim kısmı çok hoşunuza gidiyor muydu yoksa garanti mesleğim olsun gibi bir motivasyonla mı geçmiştiniz? Hangi bölümden geçmiştiniz , paylaşabilir misiniz
Ablacım Endüstri müh. Bıraktım. Sürekli tıpı öven mühendisliği yeren bir çevrem vardı. O yaşlarda ben de kendimi çok iyi tanımadığımdan en çok bu baskıya ve bilgisiz söylemlere kandım. İşin özünde aslında ben hiç bi zaman hekimlik yapmak istemedim, hekimlik hayaliyle de girmedim tıp fakültesine. Bilimsel yönüne inanılmaz bi merakım vardı bu kadar. Okuması çok zevkli fakat yapacağın iş büyük ihtimalle bu.. bunu iyi ölç tart. O yaşta herşeyi yapabilecek potansiyeldesin, enerjin tam. Herşeyi yapabilirim, herşeyden ödün verebilirim, kendimi adayabilirim, ya da aynı anda bi çok şey yapabilirim diye geçiyor aklından muhtemelen. Ama zaman geçtikçe birer birer bu yetilerini kaybediyorsun. Ben de ilk başta bi çok şeye yetebilsem de kendimi geliştirdiğim bana keyif veren her birşey birer birer elimden gitti. Tıp bitti 2 sene Doğuda buldum kendimi. Sonra tus .. istifa bir daha tus.. farklı şehirler.. Zaman geçtikçe de hekimlik istemediğimi çok net bi biçimde anladım. Cerrahiyi ve temel bilimleri malum hekimlikten ayrı bi kategoriye sokup kendimce işin içinden çıkmaya çalıştım. Bikaç sene pratisyenlik sonra cerrahi asistanlığı yaptım. Anca kendimi tanıdım. Gerçekten yıpratıcı en ufak bi motivasyonun yoksa gerçekten çekilmez. 36 saat kesintisiz çalışırsın mesela parasını almazsın tuttuğun nöbetlerin çoğunun. Ama bu böyle gelmiştir ve böyle gider. Aslında yasal bile değildir. böyle birsürü skandallarımız var, hiç bir meslek grubunda olmayan. E kendini adarsın keyif aldığın herşey elinden gider, eş dost hobi.. yok olur. Doktorluk diğer mesleklerden farklıdır bu bakımdan. Gerçekten zamanın olmaz. Herşeyin yarım kalır. Ya kendini adayacaksın ya da kaybettiğin diğer şeylerle kahrolacaksın. Bu böyledir. Elinde doktorluğundan başka hiç bişey kalmaz, olsun insanları iyileştiriyorum dersin. Sonra bi gün biri seni dövmeeye kalkar. Aslında toplumun, mesleki itibar zırvalarıyla seni kandırıp köle yaptığını anlarsın. Hekimlik maalesef böyle, devamlı vicdanınla oynanır. Ben şu an 32 yaşıma geldim..13 sene önceki kendimi karşıma alsam aynen bunu söylerdim kendime. Sen de iyi ölç tart. Kendini iyi tanırsan bu senaryoyu doktorlukta da mühendislikte de ya da hangi meslekte olursan ol yaşamazsın. Benim için sonu kötü oldu. Çünkü kendime değil çevreye göre karar verip sürüklendim durdum. Çok iyi düşün.

Vay be ne iç döktüm.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Hocam bildiğim kadarıyla Amerikada Doktorluk yüksek lisans seviyesinde bir eğitim ve lisansta ne okuduğunuzun pek bir önemi yok. Sadece öncesinde bazı dersleri almanız gerekiyor, bunu da lisansı bitirdikten sonrada yapabiliyorsunuz. Hazır bitmesine 2 yıl kalmışken, okulunuzu bitirin, hala tıp istiyorsanız gerekli birkaç dersi alır, amerikada yüksek lisans için tıp okullarına başvurursunuz. Amerika da tıp 4 yıl. Şimdi okulu bırakırsanız zaten 6 yıl okuyacaksınız. Bence çok bir kaybınız olmaz. Boğaziçinde olduğunuz içinde ingilizceniz zaten yeterince iyidir. Yada başka bir senaryo olarak yüksek lisansta biyomedikal mühendisliği okursunuz. Yine fizyoloji görürsünüz, anatomi görürsünüz ve hastalığa yönelik yeni bir tıbbi araç geliştirirsiniz.