Cumartesi , Ekim 19 2019
Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
Türkiye ve yurt dışından bilim insanları, halk arasında "takıntı" olarak bilinen Obsesif Kompülsif Bozukluğu (OKB) hastalığına ilişkin 6 ülkede yapılan ve literatüre giren araştırmada, hastalığın temelinde zihinden atılamayan ya da istemeden akla gelen düşüncelerin aksine "şüphe kontrolü" olgusunun merkezi rol üstlendiği belirlendi.

Erzurum Atatürk Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Seçer ile Harward, John Hopkins, Roma, Barcelona ve Lund Üniversitelerinden bilim insanları, Türkiye, ABD, İtalya, İsveç, İspanya ve Finlandiya'da "takıntı" hastalığı olan psikolojik rahatsızlık üzerine araştırma yaptı.

Hastalığın ilk işaretlerinin çocukluk çağında başlaması nedeniyle yetişkinlerin devre dışı bırakıldığı araştırmada, bilim insanları, 6 ülkedeki 18 şehirden yaklaşık 8 bin klinik ve klinik olmayan örneklemle yürüttükleri çalışmada, takıntı hastalığının gelişim sürecinde, bilinen obsesyonların (istemeden akla gelen düşünceler) değil "şüphe kontrolü" olgusunun merkezi rol üstlendiğini saptadı.

Yaklaşık bir yıl süren araştırmada, Türkiye'deki çocukların diğer 5 ülkedekilere göre bu hastalık riskini daha fazla taşıdığı ve hastalık açısından kız çocuklarının erkeklere göre daha fazla risk altında olduğu ortaya konuldu.

Hastalığın tedavi yöntemlerini değiştirebilecek nitelikteki bu çalışma literatüre girerek, dünyanın en saygın psikiyatri dergilerinden The Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry dergisinde yayımlandı.

Doç. Dr. Seçer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık bir yıl önce Harvard ve İsveç Lund Üniversitelerinden gelen teklifle OKB üzerine Türkiye, Amerika, İspanya, İtalya, İsveç ve Finlandiya olmak üzere 6 ülkeyi kapsayacak şekilde geniş kapsamlı çalışma yürüttüklerini söyledi.

Türkiye'deki çocuklar 5 ülkedekine göre daha fazla riskle karşı karşıya

Çalışmada OKB belirtileri üzerine odaklanıldığını anlatan Seçer, "6 ülkedeki 18 şehirden 8 bin civarında örneklemden veri elde ettik. Çalışmayla, OKB'nin tedavi öncesi ve sonrasında referans alınan zihinden atılamayan düşünceler diye tabir edilen obsesyonların aksine, hastalığın ortaya çıkması ve tekrar nüksetmesinde özelikle şüphe-kontrol olgusunun merkezi bir rol üstlendiği belirlendi." dedi.

Seçer, söz konusu çalışmada 6 ülkeden elde edilen sonuçların klinik ve klinik olmayan örneklemlerde benzeştiğini ifade ederek, araştırma ile aynı zamanda Türkiye'deki ergen ve çocukların diğer 5 ülkedekilere göre daha fazla OKB riskiyle karşı karşıya kaldığının da belirlendiğini belirtti.

Özellikle çocuk yetiştirme biçimleri ve çocukluk çağı yaşantılarının takıntı hastalığı için önemli belirleyiciler olduğuna işaret eden Seçer, şöyle devam etti:

"Çalışmamızda önemli oranda aşırı baskıcı, koruyucu, mükemmeliyetçi  dediğimiz ebeveyn tutumlarının ve buna bağlı birtakım çocukluk çağı yaşantılarının sonucunda ortaya çıkan OKB hastalığı bakımından Türk çocuklarından elde edilen bulgularda diğer 5 ülkeye göre ciddi düzeyde farklılık gözlendi ve bu fark önemli oranda psiko-sosyal faktörlerle ilişkilidir. Araştırmamızın dikkat çeken bir diğer bulgusu ise kız çocuklarının erkeklere göre daha fazla OKB hastalığı riskiyle karşı karşıya olmasıdır."

Çalışma hastalığın tedavi sürecine katkı sunacak
Araştırmalarının psikoloji ve psikiyatri alanında OKB'nin anlaşılmasına ve tedavi süreçlerine önemli katkı sağlayacağını kaydeden Seçer, "Bu çalışma takıntı hastalığının tedavi süreçlerinin planlama ve yürütülmesinde önemli bir veri kaynağı oluşturacaktır. Ayrıca çalışmamızın bilimsel sonuçları The Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry dergisinde yayımlandı." diye konuştu.

Seçer, OKB'de en yaygın tedavinin psikiyatrik olarak ilaç ve antidepresanlar ile bunları tamamlayıcı nitelikte psikoterapi ve sosyal destek uygulamaları olduğunu dile getirdi.

OKB tedavisine aile danışmanlığının da önemli ölçüde katkı sağlayacağına dikkati çeken Seçer, "Takıntı hastalığının tedavi sürecinde psikiyatrik tedaviye ek olarak ebeveyn tutumları, çocukla iletişim süreçleri, hastalık öncesi ve sonrası çocuğa yaklaşım ve destek süreçleri tedavinin önemli boyutunu teşkil ediyor. Bu anlamda OKB'yi yalnızca psikiyatrik tedaviler ile çözümlenebilecek bir rahatsızlık olarak görmemek gerek." şeklinde konuştu.

Takıntı çocuklukta başlayıp ergenlik ve yetişkinlikte belirginleşiyor
Doç. Dr. İsmail Seçer, yakın zamana kadar OKB'nin yetişkinlere özgü bir rahatsızlık olarak kabul edildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"OKB ilk belirtileri çocukluk döneminde veriyor. Yetişkinlerde gördüğümüz düzen takıntısına benzer davranışların, küçük yaştaki çocuklarda benzer şekilde ilk işaretlerini gözlemleyebiliyoruz. OKB, yetişkin yaşamda şiddetli şekilde ortaya çıkmaktadır ancak bunun ilk işaretleri kesinlikle çocukluk ve ergenlik dönemlerinde gözlemlenmektedir. Bu anlamda aile rehberliği ve aile danışmanlığı OKB'nin belirlenmesi, önlenmesi ve tedavi edilmesinde önemli bir gereklilik."

Anadolu AJANSI
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
çalışmayı okudum alakası yok.

okb'nin çocuklarda baskın semptomun "şüphecilik/kontrol etme" olduğunu bildiriyor. diğer kısımlar aşırı yorum. hocamız özel eğitimci bu arada, okbyi psikiyatrik hastalık olarak görmeyin diyorrorororırır ehehe

ülkede herkes mi yolunu bulmaya çalışır, hep şüpheyle bakarım bizden çıkan verilere/yayınlara

ayrıca yine hocamızın "fetöcüler küçüklükten yalan söylemeyi öğrenerek yetişiyor" gibi ultrafantastik bilimsel görüşleri de mevcutmuş
tedi yazdı:
15.09.2019 - 08:07:50
çalışmayı okudum alakası yok.

okb'nin çocuklarda baskın semptomun "şüphecilik/kontrol etme" olduğunu bildiriyor. diğer kısımlar aşırı yorum. hocamız özel eğitimci bu arada, okbyi psikiyatrik hastalık olarak görmeyin diyorrorororırır ehehe

ülkede herkes mi yolunu bulmaya çalışır, hep şüpheyle bakarım bizden çıkan verilere/yayınlara

ayrıca yine hocamızın "fetöcüler küçüklükten yalan söylemeyi öğrenerek yetişiyor" gibi ultrafantastik bilimsel görüşleri de mevcutmuş
Yok artık yorumun sahibi yine aynı kişi. Drtusun karadeliği TEDİ isimli kullanıcı.
Sen mutluluk, olumlu konuşma, güzel görme gibi kavramlardan hiç mi nasip alamadın?
Nasıl bir aşağılık duygun var böyle gördüğün herşeyi aşağı çekmek için yaşıyorsun .
Yeryüzü insan topluluğu olsa
TEDİ = LUT GÖLÜ olurdu. Bu kadar aşağılanmışlık duygusu olan görmedim :)
Kullanıcı avatarı
Ghost1453 yazdı:
15.09.2019 - 09:22:52
tedi yazdı:
15.09.2019 - 08:07:50
çalışmayı okudum alakası yok.

okb'nin çocuklarda baskın semptomun "şüphecilik/kontrol etme" olduğunu bildiriyor. diğer kısımlar aşırı yorum. hocamız özel eğitimci bu arada, okbyi psikiyatrik hastalık olarak görmeyin diyorrorororırır ehehe

ülkede herkes mi yolunu bulmaya çalışır, hep şüpheyle bakarım bizden çıkan verilere/yayınlara

ayrıca yine hocamızın "fetöcüler küçüklükten yalan söylemeyi öğrenerek yetişiyor" gibi ultrafantastik bilimsel görüşleri de mevcutmuş
Yok artık yorumun sahibi yine aynı kişi. Drtusun karadeliği TEDİ isimli kullanıcı.
Sen mutluluk, olumlu konuşma, güzel görme gibi kavramlardan hiç mi nasip alamadın?
Nasıl bir aşağılık duygun var böyle gördüğün herşeyi aşağı çekmek için yaşıyorsun .
Yeryüzü insan topluluğu olsa
TEDİ = LUT GÖLÜ olurdu. Bu kadar aşağılanmışlık duygusu olan görmedim :)
şahıslara değil olaylara/fikirlere önem vermeni tavsiye ederim.

sen hekimsin, şüpheci olacaksın, çalışmayı yöntemyile okuyacaksın, yoksa çöldeki vahabi köpeklerinden farkın kalmaz.
tedi yazdı:
15.09.2019 - 09:58:09
Ghost1453 yazdı:
15.09.2019 - 09:22:52
tedi yazdı:
15.09.2019 - 08:07:50
çalışmayı okudum alakası yok.

okb'nin çocuklarda baskın semptomun "şüphecilik/kontrol etme" olduğunu bildiriyor. diğer kısımlar aşırı yorum. hocamız özel eğitimci bu arada, okbyi psikiyatrik hastalık olarak görmeyin diyorrorororırır ehehe

ülkede herkes mi yolunu bulmaya çalışır, hep şüpheyle bakarım bizden çıkan verilere/yayınlara

ayrıca yine hocamızın "fetöcüler küçüklükten yalan söylemeyi öğrenerek yetişiyor" gibi ultrafantastik bilimsel görüşleri de mevcutmuş
Yok artık yorumun sahibi yine aynı kişi. Drtusun karadeliği TEDİ isimli kullanıcı.
Sen mutluluk, olumlu konuşma, güzel görme gibi kavramlardan hiç mi nasip alamadın?
Nasıl bir aşağılık duygun var böyle gördüğün herşeyi aşağı çekmek için yaşıyorsun .
Yeryüzü insan topluluğu olsa
TEDİ = LUT GÖLÜ olurdu. Bu kadar aşağılanmışlık duygusu olan görmedim :)
şahıslara değil olaylara/fikirlere önem vermeni tavsiye ederim.

sen hekimsin, şüpheci olacaksın, çalışmayı yöntemyile okuyacaksın, yoksa çöldeki vahabi köpeklerinden farkın kalmaz.
Bir Çocuk psikiyatristi olarak sen mi bileceksin yoksa internette 2 paragraf random yazı okuyan güzel görücü mü? Elbette o her şeyin en doğrusunu bilecek. o yüzden kes sesini ve olumlu konuşmaya devam et seni lanet olasıca.
Kullanıcı avatarı
Bir pdr cinin tibbi bir hastalik hakkinda ~ ki okb cok iyi tanimlanmis biyolojik korelatlari net gosterilmis bir ruhsal bozukluktur~ yorum yapmasi iddialarda bulunmasi bile basli basina komedi

Sonuc olarak tedi hakli

Diger yorum yapan kisi zaten ucmus
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
konu nerelere kaymıs erzurum cogu bransta ıyı bır unıversıtedır.tabı kı 4 eşli, ne ıdugu belırsız topıllerle ana bılım dalı baskanı olmus bırkac hoca harıc.benim kız da yolda yuruyen kot giymiş ınsanları saymaya basladı bu hafta.ınsallah sayma merakındandır.daha 7 bile degıl yası.
Ghost1453 yazdı:
15.09.2019 - 09:22:52
tedi yazdı:
15.09.2019 - 08:07:50
çalışmayı okudum alakası yok.

okb'nin çocuklarda baskın semptomun "şüphecilik/kontrol etme" olduğunu bildiriyor. diğer kısımlar aşırı yorum. hocamız özel eğitimci bu arada, okbyi psikiyatrik hastalık olarak görmeyin diyorrorororırır ehehe

ülkede herkes mi yolunu bulmaya çalışır, hep şüpheyle bakarım bizden çıkan verilere/yayınlara

ayrıca yine hocamızın "fetöcüler küçüklükten yalan söylemeyi öğrenerek yetişiyor" gibi ultrafantastik bilimsel görüşleri de mevcutmuş
Yok artık yorumun sahibi yine aynı kişi. Drtusun karadeliği TEDİ isimli kullanıcı.
Sen mutluluk, olumlu konuşma, güzel görme gibi kavramlardan hiç mi nasip alamadın?
Nasıl bir aşağılık duygun var böyle gördüğün herşeyi aşağı çekmek için yaşıyorsun .
Yeryüzü insan topluluğu olsa
TEDİ = LUT GÖLÜ olurdu. Bu kadar aşağılanmışlık duygusu olan görmedim :)
O kadar çok vurdunuz ki adam fake hesabını terk etmek zorunda kaldı
tobirama yazdı:
18.09.2019 - 07:58:44
Ghost1453 yazdı:
15.09.2019 - 09:22:52
tedi yazdı:
15.09.2019 - 08:07:50
çalışmayı okudum alakası yok.

okb'nin çocuklarda baskın semptomun "şüphecilik/kontrol etme" olduğunu bildiriyor. diğer kısımlar aşırı yorum. hocamız özel eğitimci bu arada, okbyi psikiyatrik hastalık olarak görmeyin diyorrorororırır ehehe

ülkede herkes mi yolunu bulmaya çalışır, hep şüpheyle bakarım bizden çıkan verilere/yayınlara

ayrıca yine hocamızın "fetöcüler küçüklükten yalan söylemeyi öğrenerek yetişiyor" gibi ultrafantastik bilimsel görüşleri de mevcutmuş
Yok artık yorumun sahibi yine aynı kişi. Drtusun karadeliği TEDİ isimli kullanıcı.
Sen mutluluk, olumlu konuşma, güzel görme gibi kavramlardan hiç mi nasip alamadın?
Nasıl bir aşağılık duygun var böyle gördüğün herşeyi aşağı çekmek için yaşıyorsun .
Yeryüzü insan topluluğu olsa
TEDİ = LUT GÖLÜ olurdu. Bu kadar aşağılanmışlık duygusu olan görmedim :)
O kadar çok vurdunuz ki adam fake hesabını terk etmek zorunda kaldı
Her lafa verilecek bir cevabım bir lakin bir lafa bakarım laf mı diye birde söyleyene bakarım adam mı diye?

Tedi isimli kullanıcının olumsuz fikir üreten makine olmasıyla yazıyı savunduğumun bağlantısı nereden çıktıysa geri koy oraya kardeş
Ghost1453 yazdı:
19.09.2019 - 00:15:15
tobirama yazdı:
18.09.2019 - 07:58:44
Ghost1453 yazdı:
15.09.2019 - 09:22:52

Yok artık yorumun sahibi yine aynı kişi. Drtusun karadeliği TEDİ isimli kullanıcı.
Sen mutluluk, olumlu konuşma, güzel görme gibi kavramlardan hiç mi nasip alamadın?
Nasıl bir aşağılık duygun var böyle gördüğün herşeyi aşağı çekmek için yaşıyorsun .
Yeryüzü insan topluluğu olsa
TEDİ = LUT GÖLÜ olurdu. Bu kadar aşağılanmışlık duygusu olan görmedim :)
O kadar çok vurdunuz ki adam fake hesabını terk etmek zorunda kaldı
Her lafa verilecek bir cevabım bir lakin bir lafa bakarım laf mı diye birde söyleyene bakarım adam mı diye?

Tedi isimli kullanıcının olumsuz fikir üreten makine olmasıyla yazıyı savunduğumun bağlantısı nereden çıktıysa geri koy oraya kardeş
Uff bee ne laf ettin helal kank
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009