Pazar , Ağustos 25 2019
Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 11 üniversiteye rektör atamasına ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mahmut Ak, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Ataç, Ordu Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ali Akdoğan, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı, Giresun Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Yılmaz Can, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Kazım Uysal, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Sinop Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Nihat Dalgın, Altınbaş Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Çağrı Erhan, İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hazim Tamer Dodurka ve Yaşar Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Cemali Dinçer atandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu atamaları 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 13'üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2'nci, 3'üncü ve 7'nci maddeleri gereğince yaptı.

Hürriyet
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
Özerk olması gereken Üniversiteleri yöneten rektörlerin, seçilerek ya da liyakat ile göreve gelmeleri çok ilkel bir davranıştı. Cumhurbaşkanımızdan daha mı iyi bileceğiz ki? Çok doğru ve yerinde atamalar olduğuna adım gibi eminim, tüm hocalarıma hayırlı olmasını diliyorum.
Kullanıcı avatarı
mhurkan yazdı:
31.07.2019 - 14:43:08
Özerk olması gereken Üniversiteleri yöneten rektörlerin, seçilerek ya da liyakat ile göreve gelmeleri çok ilkel bir davranıştı. Cumhurbaşkanımızdan daha mı iyi bileceğiz ki? Çok doğru ve yerinde atamalar olduğuna adım gibi eminim, tüm hocalarıma hayırlı olmasını diliyorum.
Üniversiteler sadece bilim uğruna çalışsa özerk olması gerekir fakat Türkiye'de kimse sadece kendi işini yapmadığı hep başka işlere de karıştığı için üniversiteler için özerklik saçma bir ifade olarak kalıyor. Vaktinde liyakatle (!) rektör olan Kemal Alemdaroğlu gibi insanların da neler yaptıkları ortada. Üniversiteler kendi kalitelerini arttırmak yerine siyasete müdahil olurlarsa siyaset de üniversiteye müdahale etme hakkını kendinde bulur. Üniversitede hangi hoca hangi siyasi görüşü benimsemiş hepsini biliyorduk. Neden biliyorduk, bu saçma değil mi? Halbuki tek yapmaları gereken bize tıp eğitimi vermek iken hepsi bir şekilde konunu bir yerine siyasi görüşünü sokuştururdu, bunu bir taraf daha çok yapardı. Hangi taraf olduğunu tahmin etmek zor değil. Amerikada da öğretim üyesi olarak çalışmış olan bir hocamız orada 3 yıl boyunca mesai arkadaşı olan bir kişinin ne siyasi görüşü hakkında ne de dini görüşü hakkında hiçbir fikir edinemediğini söylemişti. Hiçbir zaman üniversitede bu konuyu konuşmazlarmış. Bizim hoca en sonunda dayanamayıp bir dini inancı olup olmadığını sorduğunda adam "Bu konuları konuşmak istemiyorum." diyerek kalkıp uzaklaşmış. Yani kısacası üniversiteler üniversiteliklerini yapmıyorlar ki özerk olmaları gerektiğini savunalım.
Kullanıcı avatarı
Rektörün bir anlamı da bölge papazı demekmiş,yeni papazlıklar hayırlı olsun.Bi ara unutmadan Türk Dil Kurumuna da bir Türk atasa iyi olacak galiba.Daha eğitim kurumları ve öğretim görevlerini kendi dilinde adlandıramayan mükemmel bir öğrenim sistemi.

rector
noun [ C ] UK ​ /ˈrek.tər/ US ​ /ˈrek.tɚ/​
a priest in charge of a parish (= area) in the Church of England​
an important official at some colleges in Scotland, elected by the students​
us the person in charge of a university or school
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
liyakat olmayan yerde bilim kesinlikle barınamaz. profesor bir hocamı ziyarete gittim, bir yazı için. referans programı ile düzenlenmişti, word 2007 açmadı tabi. sorinra adam dediki bana 'ne bileyim 10 yıldır yazmadık bir şey' on yıl, 10 (on) üretmeden geçen on yıl.
Kullanıcı avatarı
dr_sinaps yazdı:
31.07.2019 - 15:18:28
mhurkan yazdı:
31.07.2019 - 14:43:08
Özerk olması gereken Üniversiteleri yöneten rektörlerin, seçilerek ya da liyakat ile göreve gelmeleri çok ilkel bir davranıştı. Cumhurbaşkanımızdan daha mı iyi bileceğiz ki? Çok doğru ve yerinde atamalar olduğuna adım gibi eminim, tüm hocalarıma hayırlı olmasını diliyorum.
Üniversiteler sadece bilim uğruna çalışsa özerk olması gerekir fakat Türkiye'de kimse sadece kendi işini yapmadığı hep başka işlere de karıştığı için üniversiteler için özerklik saçma bir ifade olarak kalıyor. Vaktinde liyakatle (!) rektör olan Kemal Alemdaroğlu gibi insanların da neler yaptıkları ortada. Üniversiteler kendi kalitelerini arttırmak yerine siyasete müdahil olurlarsa siyaset de üniversiteye müdahale etme hakkını kendinde bulur. Üniversitede hangi hoca hangi siyasi görüşü benimsemiş hepsini biliyorduk. Neden biliyorduk, bu saçma değil mi? Halbuki tek yapmaları gereken bize tıp eğitimi vermek iken hepsi bir şekilde konunu bir yerine siyasi görüşünü sokuştururdu, bunu bir taraf daha çok yapardı. Hangi taraf olduğunu tahmin etmek zor değil. Amerikada da öğretim üyesi olarak çalışmış olan bir hocamız orada 3 yıl boyunca mesai arkadaşı olan bir kişinin ne siyasi görüşü hakkında ne de dini görüşü hakkında hiçbir fikir edinemediğini söylemişti. Hiçbir zaman üniversitede bu konuyu konuşmazlarmış. Bizim hoca en sonunda dayanamayıp bir dini inancı olup olmadığını sorduğunda adam "Bu konuları konuşmak istemiyorum." diyerek kalkıp uzaklaşmış. Yani kısacası üniversiteler üniversiteliklerini yapmıyorlar ki özerk olmaları gerektiğini savunalım.
Kesinlikle haklısın ancak buradaki argümanında bir neden - sonuç hatası var. Üniversitelerimimiz bilim üretmeden "fikir" üretmelerinin nedeni ülkemizin başarısız ve yozlaşmış siyasi ortamı. Yani suç üniversitede değil, onu denetlemeklev görevli kişilerde. Ki bana kalırsa ülkemizdeki siyasitçilerdense üniversitedeki bilimadamlarının siyasetine daha çok güvenebilirim. :lol:

Ama ne olursa olsun kötü bir siyasi mekanizmamız + bilim üretemeyen üniversitelerimiz var. Bu temelin üzerine modern ve refah ülkesi kurulmaz. O nedenle kuramıyoruz zaten. Nedenler ise tartışılır ki yeri burası değil. :lol: :wink: