Cuma , Aralık 6 2019
Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
Türkiye, dünyada ilk defa yapay zeka ile kontrol edilebilecek 'e-Nabız' uygulamasına geçiyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, hiçbir ülkede 'dijital onay' sisteminin olmadığına dikkat çekerek, "MR ve tomografiyi e-Nabız üzerinden takip ediyoruz. Sezaryen ve obezite ameliyatlarına dijital ortamda onay verilecek. Bunları yapay zeka ile denetleyeceğiz" dedi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bakanlığın çalışmalarını Yeni Şafak'a anlattı. Hekim-uzman alımlarına ilaveten bu yıl içinde 29 bin 689 yeni sağlık çalışanı istihdam edeceklerini hatırlatan Koca, kılavuz bekleyen adaylara müjdeyi verdi: "Hemşire, ebe, psikolog, diyetisyen, sağlık teknisyeni ve teknikeri, sosyal çalışmacı, fizyoterapist gibi birçok kadro için ilk etapta Bakanlığımıza tahsis edilen 12 bin yeni personelin ataması için süreci başlattık. KPSS puanıyla yapılacak bu atamalar için ÖSYM Başkanlığına müracaatımızı yaptık, ilanın en geç bir ay içinde yayınlanmasını bekliyoruz."

SAĞLIK KARTI GELİYOR

Dünyada aşı reddi konusunun giderek arttığını söyleyen Koca, "Türkiye'de de aşı reddi konusu gündemde. Aşıları bebeklik döneminde, okul çağı döneminde yapıyoruz. Okul öncesi yapılan aşıların oranı yüzde 96'nın altına düşmüyor. Okul çağı döneminde ise bu oranın düştüğünü görüyoruz. Okul çağı döneminde aşının ihmali, bebeklikte yapılan aşıların koruyuculuğunun devam ettiği algısına dayanıyor. Halbuki biliyoruz ki okul çağında da mutlak yapılması gerekiyor. O nedenle de MEB ile birlikte sağlık kartı uygulamasını geliştirmek istiyoruz. Sağlık kartında çocuğumuzun sağlıkla ilgili göz, kalp gibi birtakım takiplerinin yapıldığı, verilerin kaydedildiği, beraberinde aşı takviminin de yer aldığı bir planlamaya geçelim istiyoruz" diye konuştu.

AŞI REDDİNE KARŞI YERLİLEŞME

"Temelde aşı reddine sebep olanın yanlış algının, aşıların ithal olmasıyla da ilişkili olduğunu biliyoruz" diyen Koca şöyle devam etti: "O nedenle de aşıların yerlileştirilmesinin aşı reddinin de azalmasına katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Onun içinde önümüzdeki 2023 yılına kadar aşıları olabildiğince yüzde yüze yakınını yerlileştirme tutumu içindeyiz. Ağustos ayında ilk yerli aşımızın, difteri-tetanos aşısının ruhsatını vermiş olacağız. Onun dışında kuduz, difteri, ve bazı anti serumları da yıl sonuna kadar artık üretebilir hale geleceğiz. Hedefimiz 2023'e kadar tüm aşılarımızı ülkemizde üretmek. Yalnızca Hepatit-A aşısının yerlileşmesiyle, kamu maliyesine katkısı 10 yılda 860 milyon TL olacak. Ciddi oranda aşının yerlileşmesi ile aşı reddinin gündemden devre dışı kalacağını düşünüyorum."

İTİRAZ ETTİLER

Türkiye'nin ilaç, aşı ve tıbbi malzemenin yerlileştirilmesi ve millileştirilmesi vizyonuna yönelik adımlar atarken, bazı yabancı ilaç firmalarından ve bazı ülkelerden itirazlar geldiğini söyleyen Koca, "Avrupa Birliği, ilaçta yerelleşme çalışmalarımızı Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) şikayet etti. Net şekilde ifade etmek istiyorum, tamamen kamu yararı gözeterek yürüttüğümüz, milli menfaatlerimizin gereği olan ve son derece stratejik bir alan olan ilaç, aşı, cihaz üretimi hedefimizden sapmamız söz konusu olamaz. Firmalarımızı, sermaye ayrımı yapmadan, yerlisi ve yabancısı ile yatırıma ve ar-ge'ye teşvik ederek; devlet destek ve teşviklerimizi hedeflerimize odaklayarak, bunların takibini daha etkin yaparak, kamu-üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirerek millileşme hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz. Bu konuda daha geniş bir teşvik programı üzerinde çalışıyoruz" dedi.

100 KUTU İLACIN 80'İ TÜRKİYE'DE ÜRETİLİYOR

İlaçta yerli üretim oranının değer bazında yüzde 48 olduğunu belirten Koca, "Son dönemde de yerelleşme kapsamına alınan 623 ilaç mevcut, bu ürünlerin yaklaşık maliyeti 3,7 milyar TL. Yani bu miktar ürünün yerli üretime dönmesini temin ettik. Bugün tükettiğimiz her 100 kutu ilacın 80'ini ülkemizde üretir hale geldik. Ancak bu rakam değer bazında yüzde 48 seviyesinde. Bu da katma değeri daha yüksek ürünleri yerelleştirmemiz gerekliliğinin bir göstergesi" ifadesini kullandı.

Yapay zekalı e-Nabız'la MR istismarı önlenecek

e-Nabız uygulamasını çok önemsediklerini vurgulayan Koca şöyle konuştu: "e-Nabız üzerinden vatandaşlar kişisel verisini, tetkikini, tahlilini görebiliyor, takiplerini oradan yapabilir olsun istiyoruz. Çekilen MR görüntüsü oradan gözüksün. Kişi herhangi bir yere gittiğinde elinde tetkiklerini taşımayacak. e-Nabız'dan yapılan tüm işlemler görülebiliyor. e-Nabızı kullanan sayısı 11 milyona yaklaştı. Hasta ile de bire bir iletişim içinde olan bir uygulama. Hatta daha da ilerisi. İstismarı önlemek için de e-Nabız önemlidir. MR çekiliyor, bir başka doktor o hastanın MR çekip çekmediğini bilmeden tekrar MR çekimi istiyor. Şimdi e-Nabız üzerinden görülebilen MR'ın, bir adım ileride doğru çekilip çekilmediğinin onayını vererek SGK tarafından ödemesinin yapılmasını ön görüyoruz. Geri planda da yapay zeka devrede olduğu için istismarın giderek önleneceği bir döneme gidiyoruz. Bunu şu an MR ve tomografi için yapıyoruz. Bunu bütün hizmetler için yapmak istiyoruz. Doğum ile ilgili süreci dijital ortamda takip etmek istiyoruz. Dijital ortamda belirli kriterleri, endikasyonları görerek sezaryen için onay veriyorsa, SGK geri ödemesini bu onaya göre yapacak. Bunu genelleştirebiliriz. Mesela obezite ameliyatları. Ameliyat yapılmadan önce 3-4 aylık bir diyet programından geçtikten sonra ona rağmen zayıflama olmuyorsa o zaman vakaya dijital ortamda onay verildikten sonra ameliyat yapılacağı bir döneme giriyoruz. Dünyada bu anlamda dijital ortamda onay mekanizması yok. Bunu yapabilmek de yapay zeka ve büyük veri ile ilgili."

Hava ambulansı hizmetini ücretsiz sunan tek ülkeyiz

Acil sağlık hizmetleri organizasyon yapısını kurduklarını ifade eden Koca, "2018 yılı içerisinde 5 milyon vatandaşımıza ambulanslarımızla müdahale ederek sağlık tesislerimize naklini gerçekleştirdik. Yıl başında 4 bin 900 olan ambulans sayımızı, 6 ay içinde 5 bin 539'a çıkardık. Tüm vatandaşlarına hava ambulansı hizmetini ücretsiz olarak sunan tek ülkeyiz" şeklinde konuştu.

Yılda 5 bin 592 organ nakli yapılıyor

2018 yılında toplam 5 bin 592 organ nakli operasyonu başarı ile gerçekleştirildiğini söyleyen Koca, "Bu nakillerin bin 434'ü kadavradan bağışlanan organlar ile 4 bin 158'i canlı vericilerden yapılan bağışlar ile sağlandı. Her yıl organ bağışında ve operasyon sayısında düzenli bir artış mevcut, ancak hala organ bekleyen hastalarımız için yeterli değil. Dünyada canlı vericiden organ nakillerinde en yüksek rakamlara sahibiz. Ancak kadavradan bağış sayımız Avrupa bölgesine göre düşük bir oranda" dedi. "Ulusal Kemik İliği Bankası TÜRKÖK, ülkemizde kemik iliği nakli bekleyen hastalar ile kemik iliği ve kök hücre bağışçılarını buluşturmayı amaçlıyor" diyen Koca, "Bu sayede lösemi, lenfoma, kemik iliği yetmezliği, kalıtsal metabolik hastalıkları olan kişilere sağlıklarına kavuşma şansı tanınıyor. Bugüne kadar TÜRKÖK'te bin 353 nakil yapıldı" ifadesini kullandı.

Numune'ye Halk Sağlığı Başkanlığı

Ankara Numune Hastanesinin, kamuya ait sağlık ve eğitim odaklı bir merkez olarak hizmet vermeye devam edeceğini belirten Koca, "Numune Hastanesi yerleşkesi içindeki Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi halen faaliyetine devam ediyor. Numune Hastanesinden boşalan binalara İl Halk Sağlığı Laboratuvarı taşındı, Ankara'da görevli aile hekimlerinin talep ettiği tetkikler burada yapılıyor. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Hastanesine bağlı olarak kiralık binada hizmet veren Ahmet Andiçen Semt Polikliniği, mekan sıkıntısı yaşayan Altındağ İlçe Sağlık Müdürlüğü ile Çankaya İlçe Sağlık Müdürlüğü ve 75. Yıl Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin yerleşkeye taşınma hazırlıkları devam ediyor. Yerleşke içindeki mevcut Radyoterapi Merkezi, Onkoloji Hastanesine bağlanarak hizmete devam edecek. Ankara Numune hastanesinden boşalan tarihi binaya da Ankara Halk Sağlığı Başkanlığı'nın taşınmasını planladık" şeklinde konuştu.

Şehir hastaneleri sağlık turizminin yapı taşı

Şehir hastaneleri projesiyle Türkiye'de geleceğin hastanelerini inşa etmeye, vatandaşlarla buluşturmaya başladıklarını söyleyen Koca, "Üniversitelerimiz ile iş birliği içinde Türkiye'yi sağlık turizminde önemli bir marka haline getirmek hedefinin en önemli yapı taşlarından birisi şehir hastaneleri olacak. İki yıl içinde sağlık alanında hizmette kalite çıtasını yükselten, 9 şehir hastanemizi vatandaşlarımızla buluşturduk.3 bin 704 yataklı Avrupa'nın en büyük hastanesini Ankara'da açtık. Önümüzdeki günlerde bin 355 yatak kapasiteli Bursa Şehir Hastanesi'ni bölge halkı ile buluşturmayı planlıyoruz. 3 bin 536 yataklı Ankara Etlik Şehir Hastanemizin yüzde 70'e yakını tamamlandı. 2 bin 682 yataklı İstanbul İkitelli Şehir Hastanesinde ise inşaatın yüzde 65'i bitmiş durumda" dedi.

Bağımlılık tedavisi sonrası bahar desteği

Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) ile Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezlerinin (ÇEMATEM) sayı ve kapasitelerini sürekli artırdıklarını belirten Koca, bugün tedavi merkezi sayısını 117'ye, yatak kapasitesini ise bin 158'e yükseldiğini söyledi. Koca, "Hedefimiz, her 200 bin nüfusa bir adet ayakta tedavi merkezi açılmasını sağlamak" diye konuştu.

Bakanlık olarak üzerinde en çok durdukları konulardan biri de tedavi sonrası destek olduğunu dile getiren Koca, "Tedavi sonrası gerekli psiko-sosyal şartlar sağlanmadığında tekrar başlamalar sık görülüyor. Bu sebeple tedavi sonrası bireylerin tekrar madde tuzağına düşmemesi için, bütüncül bir mücadele yöntemi izliyoruz. Bireyin gündelik hayata yeniden uyum sağlaması için Bağımlı Hastalar İçin Rehabilitasyon (BAHAR) Modelini hayata geçirdik. Bu merkezlerimizde tedaviye ek olarak, kişinin topluma yeniden kazandırılması amacıyla iş ve meslek edinmelerine yönelik programlar da yürütüyoruz. İŞKUR ile anlaşma yaparak bizim hastanelerimizde çalışmalarını sağladık" dedi.
Kaynak :yenişafak
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009