Pazar , Mayıs 19 2019
Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilkent Şehir Hastanesi Açılış Töreni'nde konuştu. Erdoğan, "Biz sağlık çalışanlarımızın sıkıntılarını çözmek için her türlü gayreti gösteriyoruz. En son 3600 ek gösterge meselesini çözeceğimizi tekrar ifade etmek istiyorum. Seçimden sonra ele alacağımız konulardan biri budur" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hemşirelerimizin de 3600 ek gösterge meselesini söz verdiğimiz şekilde çözeceğimizi ifade etmek istiyorum. Seçimden sonra ele alacağımız konulardan biri de budur."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sağlık çalışanlarımıza yönelik zaman zaman duyduğumuz saldırıların asla affedilir, hafife alınır bir tarafı yoktur."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bilkent Şehir Hastanemizin merkezinde yer aldığı bölgede 600 dönümlük sağlık vadisi ve yaşam bilimleri teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilkent Şehir Hastanesi Açılış Töreni'nde konuştu. Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:

"Bugün 14 mart Tıp Bayramı, bu vesileyle tüm sağlık çalışanlarımızın Tıp Bayramı'nı da tebrik ediyorum. Sağlık çalışanlarımıza yönelik saldırıların asla affedilir bir yanı yoktur. Saldıranlar doğrudan kendi canlarına, yakınlarına saldırdıklarının farkında değiller. Biz sağlık çalışanlarımızın sıkıntılarını çözmek için her türlü gayreti gösteriyoruz. En son 3600 ek gösterge meselesini çözeceğimizi tekrar ifade etmek istiyorum. Seçimden sonra ele alacağımız konulardan biri budur.

SAĞLIK ALANINDAKİ YATIRIMLAR

Eski Türkiye'de içimizi en çok acıtan konulardan biri sağlık sistemindeki eksikler, yanlışlar nedeniyle ortaya çıkan vahim görüntülerdi. Hastanelerimiz adeta dökülüyordu, vatandaşımız doktora ulaşana kadar öyle eziyetler çekiyordu ki sağlam olsa bile hasta oluyordu. Muayenesini oldu, reçetesini aldı bu defa da ilaç bulamıyordu. İster acilden ister poliklinikten gelsin faturayı ödeyemediği için rehin alınan veya ölüsü verilmeyen vatandaşlarımız vardı.

Hastanelerimizi her şeyi ile modernleştirdik. Hükümetlerimiz döneminde 1156 hastanenin büyük bölümünü yeniden yaparak toplamda 1286 hastane inşa ettik. Hastanelerimizdeki yatak kapasitesini 239 binin üzerine çıkardık. Sağlık çalışanlarımızın sayısını 1 milyon 17 bine yükselttik. Ambulans sayısını 5 bine ulaştık. Türkiye bugün bırakın hastanelerde sunulan hizmetleri 1 milyon 250 binin üzerinde vatandaşımıza evde sağlık hizmeti verebilen bir ülke haline gelmiştir.

ŞEHİR HASTANELERİ

Şehir hastaneleri şahsımın sağlık alanında zirve olarak gördüğüm hayalimdi. Hastanın başka hiçbir yere gitmeden teşhis ve tedavisinin yapılmasıydı. Bununla ilgili ilk adımları 2005 yılından itibaren atmaya başladık. 2007 yılında emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bakanlık hastanelerini bütünleştirdik. SSK hastanelerinin halini gördünüz. Nihayet 2013 yılında şehir hastanelerimizle ilgili inşa sürecine geçtik.

Burada ortaya çıkan eseri gördüğümüzde rabbimize hamdediyoruz. Şehir hastanelerimizde 90 mutluluk, yüzde doluluk oranıyla vatandaşlarımız tarafından kabul görmüştür. Kanser tedavileri bu hastanelerde yerli ve milli çözümler sayesinde hem en ileri teknoloji hem de en uygun maliyetle gerçekleşiyor. Bu hastanelerimizin her biri akıllı bina olarak inşa edilmiştir. Sağlık sektörü teknolojinin en yoğun kullanıldığı alanların başında geliyor. Bu bölge de 600 dönümlük sağlık vadisini de kuracağız. Burada garbın ilmini de alacağız ve kendi kendine yeter hale geleceğiz.

"AYRIMCILIK YAPAMAYIZ"

Ülkemize yapılan her yatırıma karşı çıkan bir kesim var. Bu kesim şehir hastanelerine de şiddetle karşı çıkmıştır. Bunlar köprülere, havalimanlarına, okullara, YHT'lere de karşı çıkar ama en çok kendileri kullanır. Etlik'teki şehir hastanesini de açacağız ve Ankara'nın hastane sıkıntısını bitirme noktasına geleceğiz. Eminim şehir hastanelerimizden de en çok istemeyenler de istifade edecek. Varsın istifade etsinler. Ayrımcılık yapamayız. Biz ehli hizmetiz. Senin kimliğin, rengin nedir bunu soramayız. Hele hele tıpta bunu hiç soramazsın. Ancak her hizmetten sonuna kadar istifade etmeleri, karşı çıkmalarına engel olmuyor.

Merhum Adnan Menderes, İstanbul'a yollar, bulvarla, altyapı kazandırıyor. Bugün dahi İstanbul'a nefes aldıran projeler Adnan Menderes ürünüdür. Muhalefet 'Yollar yağ gibi ekmeğe sürer yeriz' diye akıllarınca dalga geçiyordu. Burayı görenler de 'Uzay üssü gibi hastane Ay'a gideriz' diyeceklerdir. Milletinin geleceği için hayali olmayan böyle saçmalar, böyle kin kusar. Biz kimin ne dediğine bakmadan, milletimizin neye ihtiyacı varsa o doğrultuda çalışmaya devam edeceğiz.

Türkiye'yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına getirdiğimizde önümüzde hiçbir engel kalmayacaktır."
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
akandemir yazdı:
14.03.2019 - 16:25:37
cezalar da hafife alınabilecek düzeyde olmamalı. Şiddete yeltenen 10 kere düşünmek zorunda kalmalı
Ben bu görüşe katılmıyorum. Dediğiniz gibi olsaydı cinayet, tecavüz, hırsızlık hiç yaşanmazdı.
Bu şiddet durumu toplum yapısıyla alakalı. Tarihte hiçbir zaman bu kadar şımarık yozlaşmış saygısız topluluk görülmemiştir. Maalesef bu niteliklerdeki insanlardan bazıları da doktor. Artık her gün mesleğime bazı meslektaşlarıma ve topluma lanet ederek geçiyor.
Kullanıcı avatarı
Elmedico77 yazdı:
14.03.2019 - 16:34:05
akandemir yazdı:
14.03.2019 - 16:25:37
cezalar da hafife alınabilecek düzeyde olmamalı. Şiddete yeltenen 10 kere düşünmek zorunda kalmalı
Ben bu görüşe katılmıyorum. Dediğiniz gibi olsaydı cinayet, tecavüz, hırsızlık hiç yaşanmazdı.
Bu şiddet durumu toplum yapısıyla alakalı. Tarihte hiçbir zaman bu kadar şımarık yozlaşmış saygısız topluluk görülmemiştir. Maalesef bu niteliklerdeki insanlardan bazıları da doktor. Artık her gün mesleğime bazı meslektaşlarıma ve topluma lanet ederek geçiyor.
cezayı uygulamazsan şımarırlar. Doktoru darp eden adam ifade verip tutuksuz yargılanırsa, Tecavüzde hafifletici biton sebep aranıırsa şımarırlar.
Elmedico77 yazdı:
14.03.2019 - 16:34:05
akandemir yazdı:
14.03.2019 - 16:25:37
cezalar da hafife alınabilecek düzeyde olmamalı. Şiddete yeltenen 10 kere düşünmek zorunda kalmalı
Ben bu görüşe katılmıyorum. Dediğiniz gibi olsaydı cinayet, tecavüz, hırsızlık hiç yaşanmazdı.
Bu şiddet durumu toplum yapısıyla alakalı. Tarihte hiçbir zaman bu kadar şımarık yozlaşmış saygısız topluluk görülmemiştir. Maalesef bu niteliklerdeki insanlardan bazıları da doktor. Artık her gün mesleğime bazı meslektaşlarıma ve topluma lanet ederek geçiyor.
TCK komple gereksiz o zaman. Yakalım gitsin kanun kitabını. İşe yaralasalar hırsızlık ve cinayetler hiç yaşanmazdı?

Bazı hastalarda remisyon sağlamadığı için kemoterapinin dolandırıcılık olduğunu iddia eden hasta yakınlarından ne farkınız var şimdi.

Basit ve 2 parametreli bir

Sağlıkta şiddet- Caydırıcılık
Sağlıkta şiddet- Özendirme/Eğitim

Denklemini anlayamamayı ve bu kadar kısır şekilde değerlendirmeyi nasıl başarıyorsunuz.

Sağlıkta şiddetin çözümü caydırıcı cezalardır. İnsanoğlu bin yıllardır caydırıcılığı temel alan sakınma mekanizmalarıyla gelişmiştir.

En anti-sosyal insan bile caydırıcılık ile kendisine sınırlar çizer.

Toplumun yozlaşmış olması çok ayrı bir mesele. O eğitim ve kültürel devrimler alakalı bir şey ve halk olarak olsa da hekimler olarak bizim primer önceliğimiz değil.
Kullanıcı avatarı
Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü, ha ha seçim yaklaştı. Seçimden sonra ek gösterge ele alınacakmış, seçim öncesi alınamıyor galiba.Beni sen inandır...He ya tıp bayramıymış.
En son dolaylamo tarafından 14.03.2019 - 17:47:46 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Caydırıcılığın etkili olabilmesi için toplumdaki bireylerin eğitilebilir olması gerekir. Bu yüzden bizim için tehdit oluşturan kişilerin zaten o sınırı aştıklarını düşünüyorum.
Demem o ki idam da gelse kalktı o tren. Toplum o düzeltilebilme sınırını aştı çünkü. Ha nedir birgün toplum yapısı eğitimle iyileştirilir işte o zaman verilen cezaların caydırıcılığı etkili olur.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Ceza mekanizması adil ve tavizsiz çalışsa, bu kadar saygısızlığa ve insanlık dışı harekete kimsenin cesaret edebileceğini sanmıyorum. Toplumumuzda ulaşamadığı ve kıskandığı kişileri yok sayma, saygısızlık yapmaktan çekinmeme, saygısız davranışların nerdeyse alkışlanması, insanlardaki bu gereksiz özgüven devam ettiği sürece bu durumla baş edebilecek tek merci devlet gücüdür. Caydırıcı cezaların olması ve tavizsiz uygulanması şart.
Kullanıcı avatarı
Laf çok da icraat yok. Sayın CUmhurbaşkanımı bir günlüğüne bir acil serviste nöbete davet ediyorum. Hazır bugün de ayın 15'i, memur bayramı. O çekilen çilenin karşılığında "büyük devletimizin" verdiği parayı da tecrübe ederdi.

İnşallah laflar, kanun ve yönetmeliklere yansır.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
1- (2011)Doktor efendi dönemi bitti. Halkı inim inim inletiyorlar. http://www.milliyet.com.tr/-doktor-efen ... efault.htm

2- (2005)Doktora iğne yaptırtmam. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/igney ... rim-299389

3- (2007)"Doktorların eli hastaların cebinde." Recep AKDAĞ

4-Yıllarca "Tam gün yasası" diye bir ifade ortaya atıp sanki doktorlar yarım gün çalışıyormuş ve hasta kuyruklarının sebebi onlarmış imajı yaratıldı. Belki de sağlık alanındaki aksaklıkların sorumluluğundan böylece kurtulmaya çalıştılar. (Ne kadar da dürüstçe ve vicdani bir hareket!)

5- Doktorlara karşı yapılan tehdit ve saldırılar hukuka aksettirildiğinde sessiz kaldılar ve sükut-u ikrar da bulundular. Böylece Halka "Doktor sizi mutlu etmezse saldırabilirsiniz, bu imkanı size biz sağladık, bize oy verin" mesajı verildi.


Sonuç:
2012- Ersin Arslan öldürüldü.
2005- Göksel Kalaycıoğlu öldürüldü.
2018- Fikret Hacıosman öldürüldü.
2015- Kamil Furtun öldürüldü.
2008- Ali Menekşe öldürüldü.

Cumhuriyet döneminde Hastası veya hasta yakınları tarafından öldürülen 6 Doktordan 5 tanesi AKP döneminde ve Erdoğan'ın halka şirin görünmek amaçlı doktor karşıtı söylemlerinin artmaya başladığı 2005 yılından sonra işlendi.

Hastası olan, Cenazesi olan insanların, "Acıyı somutlaştırma ve nedenselleştirme" ihtiyaçları Dönemin başbakanı tarafından doktorlara yönlendirilerek psikolojileri ile oynandı. Yine amaç oy devşirmekti.

Bunlar olurken hekimler bireyselleşmenin zirvesini yaşıyor, "herkese nolursa olsun benim saçımın teli yere düşmesin" prensipiyle sessiz kalıyor. Bazı doktorlar yükselmek ve çıkar elde etmek için bu çarka fiilen ve mevkien destek veriyordu.

Hocalar, onlara dokunulamadığı için bu saldırıları avantaj haline getirmenin peşine düştüler. Alttan gelebilecek rakiplerin bastırılması için bir fırsat olarak gördüler ve sessiz kaldılar.

Asistanlar ve uzmanlar örgütlenemediler çünkü içlerinde hep
-Grev kırıcı korkaklar
-Hayatında görmediği parayı maaş olarak alınca sanki haksız kazanmış gibi hissedip haline şükredenler.
-Siyasi olarak çarkın içinde olanlar.
-Ne döndüğünü bile anlayamayan'lar vardı.


Eş zamanlı olarak hekim haklarını korumakla görevli olan TTB, sanki 1960'lı yılların sol marjinal örğütü gibi demeçler veriyor. Doktorların sorunlarıyle zerre ilgilenmiyordu. Yaşlı devrimci amcaların siyasetçilik oynayalım dediği oyun parkına dönmüştü. Hatta Ordumuz halkımızın güvenliği için sınır ötesinde can vermeye giderken; "Savaş halk sağlığı sorunudur." gibi ne başı ne sonu elle tutulabilir, izah edilmesi imkansız bildirilen yayınlayıp, "Doktorlara yapılanlar müstehak" algısı oluşması için de ellerinden geleni yaptılar.

Başımıza ne geldiyse camia olarak bizim yüzümüzden geldi. Geçmiş olsun.