Perşembe , Ağustos 22 2019
Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
Ben ömrünün dörtte üçünü bugünlere gelmek için çabalayarak geçiren yeni mezun bir hekimim. Neden tıp istiyorsun diye soranlara Allah rızası için cevabını verdim hep. Boyum kadar kitapların arasında sabahlayarak yıllarca ders çalıştım. Arkadaşlarım tatildeyken ayda 11 nöbet tutup ertesi gün akşama kadar hastaneden çıkamadığım zamanlar oldu. Her geçen yıl omzumdaki yük artsa da kendimi mezun olunca ilmimin zekatını vereceğim diye teselli ettim.

Yıllar yılları kovalarken masum hayallerimin yerini maalesef tükenmişlik aldı. Bu ülkede doktor olmanın ne demek olduğunu daha bizim intörnlük dediğimiz son sınıftayken öğrendim. İçerideki hastanın muayenesi uzun sürdüğü için bir hasta yakını tarafından anneme, babama ,namusuma küfür edilince ÖĞRENDİM. İstediği ilacı yazmadığım için sizin maaşınızı vergilerimizle biz ödüyoruz, yazmak zorundasın söylemlerini defalarca işitince ÖĞRENDİM. Acilde çalışırken sadece 2 ay içinde 6 kez şiddet teşebbüsüne maruz kalınca ÖĞRENDİM. Devletin getirdiği performans sisteminden dolayı sadece daha çok hasta yatırıp taburcu etme yarışına soyunan hocalardan gerekli eğitimi alamadığım zaman ÖĞRENDİM. Son 36 saattir aralıksız bir şekilde hastanede başkalarının çocuklarını muayene ederken evde kendi çocuğu ateşler içinde yatan asistan ablamın gözyaşları ile ÖĞRENDİM. Ama en acı olanı ise son 2 gün içinde farklı illerden birbirini tanımayan 3 meslektaşımın intiharı ile oldu. Tıpkı son bir yıl içinde intihar eden diğer 10 hekim gibi. Neydi onları yaşamdan koparan? Belki diyeceksiniz meslek ile intiharın alakası olmayabilir. Fakat içlerinden birinin veda mektubu ve ailelerinin açıklamaları öyle demiyor. Hastanedeki ağır çalışma şartları, mobbing, tuttuğu günaşırı nöbetlerdi onları bu çaresizlik dolu girdaba sürükleyen. Belki de koşuşturmaktan girdikleri depresif ruh halinden onları kurtaracak fırsatları bile değerlendiremediler.

İşin en acı tarafı medyada ölümlerinin “haber değeri” taşımaması oldu. Onların kendi elleriyle sonlanan hayatları bir futbolcunun transferi kadar ilgi görmedi .

Hekimlere verilen değerin bu olduğuna inanmak istemiyorum.

Toplumla biz hekimlerin arasında nedenini bir türlü çözemediğim görünmez duvarlar var. İnsanlar önyargılarla dolu. ‘’Doktorlar kibirlidir, hak ettiklerinden çok daha fazla para kazanıyorlar’’ gibi önyargılardan bahsediyorum. Her toplulukta olduğu gibi bizim de içimizde iyiler ve kötüler var elbette. Ama benim bahsettiğim şey bize karşı duyulan ‘’nefret’’.

Ve bu nefret ateşini körükleyen çoğu zaman medya oluyor. Bir kişinin olumsuz davranışı yüzünden yapılan genellemeler canımı acıtıyor. Bu duvarları yıkmak zorundayız. Herkes bilmeli ki her hasta değerlidir ve hakettiği hizmeti almalıdır. Fakat bu sağlanırken doktorların ROBOT olmadığı nedense unutuluyor. Mesela poliklinikte wc ye giden bir doktorun arkasından bimere şikayet yazılıyor.Hekimin en insani ihtiyaçları göze batıyor,şikayet konusu oluyor.

Dünyanın en zor ikinci sınavı olarak kabul edilen tıpta uzmanlık sınavında cerrahi bölümler artık tercih edilmiyor. Cerrahiye başlayanların büyük bir kısmı ise istifa ediyor ağır çalışma koşulları ve baskı yüzünden. Bu ne demek biliyor musunuz ?

Çok değil birkaç onyıl sonra majör ameliyatları yapacak kalifiye hekim bulunamayacak demek.

Tıp fakültesi öğrencileri arasında antidepresan kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Genç doktor ölümlerinin yaklaşık yüzde 35 inin intihar nedenli olduğuna dair veriler mevcut. Bu gidişat kimseyi endişelendirmiyor mu?

Her geçen gün biz, yani DOKTORLAR biraz daha ölüyoruz hem bedenen hem de ruhen. Bu durum daha fazla gözardı edilirse korkarım bu acı olayların devamı gelecek.

Selamlarımla…

Yazan: Dr.E.E.İ
Çok güzel özetlenmiş yaşadıklarımız.ama nafile hocam,bizi gözden çıkaralı çok oldu.tekrar eski itibarımızın gelmesi için bu neslin ölmesi ve yeni nesile farklı aktarım yapılması gerekir.belki çok negatif oldum ama,açıkçası benim hekimliğin geleceğinden hiç umudum yok
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Ee ne yapmak lazım peki desen ses yok. Herkesin sürekli şikayet ettiği nöbet sistemiyle işleyen kliniklere her tus asistan girişi devam ediyor. Dışarıdan bakan adam da durum bu kadar kötü değil demek ki deyip kaale almaz tabii ki. Doktorların şartları kötü dediğinde tek cevapları o kadar zorsa doktor olmasaydınız demek oluyor. Bir bakıma da haklılar. Sürekli şikayet var ama bir tepki var mı? yok. Buraya paragraflarda yazı döşemekle hiçbir sorun çözülmeyecek.
deoksiriboz yazdı:
04.11.2017 - 09:09:07
Ee ne yapmak lazım peki desen ses yok. Herkesin sürekli şikayet ettiği nöbet sistemiyle işleyen kliniklere her tus asistan girişi devam ediyor. Dışarıdan bakan adam da durum bu kadar kötü değil demek ki deyip kaale almaz tabii ki. Doktorların şartları kötü dediğinde tek cevapları o kadar zorsa doktor olmasaydınız demek oluyor. Bir bakıma da haklılar. Sürekli şikayet var ama bir tepki var mı? yok. Buraya paragraflarda yazı döşemekle hiçbir sorun çözülmeyecek.
Hocam tek çare protesto ve toplu greve gidilmesi. Ama artık vatandaşın o kadar gözü dönmüş ki greve gitsek hastaneleri yakarlar diye korkuyorum
Kullanıcı avatarı
mdshepherd yazdı:
04.11.2017 - 12:26:48
“Devletin getirdiği performans sisteminden dolayı sadece daha çok hasta yatırıp taburcu etme yarışına soyunan hocalardan gerekli eğitimi alamadığım zaman ÖĞRENDİM” diyerek tum sucu devlete atmis arkadas. Peki bu sistemde bile bilgisini durmaksizin paylasip primer amaci doktor yetistirmek olan hocalarimiz varken, gozunu para burumus tek amaci ozelde hasta bakip devlette tum tetkiklerini cebinden 5 kurus cikmadan yaptirmak olan hocalara ne demeli? Saglik bakanligi performans sistemine ne kadar el atmasi gerekiyorsa hocalarin acgozlulugune de ozel muayenehanelere de ayni oranda el atmalidir
Devlete degil devlet dese de hukumeti kastetmis bu bir.ikincisi de dikkatli okursan hocalari da katiyo isin icine.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
uykusuzfare yazdı:
04.11.2017 - 10:19:27
deoksiriboz yazdı:
04.11.2017 - 09:09:07
Ee ne yapmak lazım peki desen ses yok. Herkesin sürekli şikayet ettiği nöbet sistemiyle işleyen kliniklere her tus asistan girişi devam ediyor. Dışarıdan bakan adam da durum bu kadar kötü değil demek ki deyip kaale almaz tabii ki. Doktorların şartları kötü dediğinde tek cevapları o kadar zorsa doktor olmasaydınız demek oluyor. Bir bakıma da haklılar. Sürekli şikayet var ama bir tepki var mı? yok. Buraya paragraflarda yazı döşemekle hiçbir sorun çözülmeyecek.
Hocam tek çare protesto ve toplu greve gidilmesi. Ama artık vatandaşın o kadar gözü dönmüş ki greve gitsek hastaneleri yakarlar diye korkuyorum
Yoo ona bile gerek yok. Nöbet sistemi kötü olan hastaneleri tusda kimsenin tercih etmemesi bile bir ses getirir ama bunu bile yapacak bir irade yok bizim doktor milletinde. Müstehak valla bize.
Kullanıcı avatarı
Öncelikle yazdığım yazının drtus da da paylaşılması beni sevindirdi. Fakat bu satırları ele alırken tüm suçu devlete yada hükümete yüklemedim. Lütfen biraz daha dikkatli okuyun. Bu sorunun birden çok ayağı var kısaca ele almaya çalıştım. Dediğiniz gibi açgözlü hocalar , sağlık politikası ,kıymet bilmez hasta ve hasta yakınları, problemli yardimci sağlık elemanları ve kendi meslektaşlarımız.. Fatma Barbarosoğlu nun köşesinde haftaya 2 arkadaşımızın daha mektubu yayınlamlanacak. Takip etmenizi ve farklı yazarlara ulasarak katkida bulunmanızı öneririm.
Öncelikle 36 saat nöbet olayını çözelim bunun için hukukcu arkadaşlardan yardım alıp dava açılabilir mi çünkü işçi haklarının ihlali söz konusu hiç bir kimse 36 saat aralıksız çalışamaz 24 saat nöbet tutan bir kişinin nöbetten sonra belirli bir izninin olduğu yasayla sabit biz bu işi hukuk ile çözmeye her ilden arkadaşların dava açması belki her hastaneden bir temsilci seçilip dava açılabilir benim önerim bu yönde
Yaşadıklarımızı ne kadar güzel özetlemişsiniz cidden en acısı da ne biliyor musunuz? Onca hevesle geldiğimiz bu yerde, doktorluk aşkı ile yandığımız bu yerde o aşkı söndürmeye çalışan meslektaşlarımız olması!
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
Değerli arkadaşlar, geçerli temada piyasalarda (devlet dahil)''hekim'' dediğinizde bir tür kalifiye (beyaz yaka derler ya) sağlık işçisi profili anlaşılır, ''sağlık'' da bir tür alınır-satılır-pazarlanır metadır, hastaneler de çoktan''kurumsallaşmıştır''. Bu bir tek kişi ya da klik ya da ideolojinin suçu değil galiba, zeitgeist böyle... Yani -arada iğnenin ucu kendine dokunan kimi hastalar sitem etse de-bedensel,ruhsal ve sosyal iyilik hali ve bunu sağlamaya çalışan insanlar teması rağbet görmüyor artık bir şekilde ( bkz. devinim-sinerji-devinim dünyası). Belki bu işin ilahi sırrı da, rağbet görmemeye rağmen doğruyu yapmaya çalışmaktır, kim bilir...Benim kuşağın bir diğer sıkıntısı da şu: çoğumuz ikinci temaya göre eğitim aldık (maynaneci! ekolü bir yana) ama birinci temayı kucağımızda bulduk. Evet, hekimliğin cenaze namazı kılındı, her türlü mevlidi de okundu...Artık sadece ''business'' var. 'Business'' çarkına uymayanı da 99 köyden kovuyorlar zaten (hasbelkader 100. de takıldık)...Kısa vadede düzelmez bu işler, doğru bildiğinizi yapın en iyisi, hepinize sevgiler, selamlar...