Cumartesi , Ekim 19 2019
Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
İstanbul Tabip Odası, günde 31 sağlık çalışanının şiddete maruz kaldığını belirterek, “Son 10 yılda sağlık çalışanlarının iş yükü 5 kat arttı. 215 sağlık çalışanı yaşamını yitirdi. Sağlık çalışanlarında tükenmişlik oranı yüzde 24 oldu. Bu ortamı yaratanların vermeleri gereken hesapları yok mu?” diye sordu

Resim

İstanbul Tabip Odası (İTO), sağlık alanındaki ağır çalışma koşulları ve hekimlerin maruz kaldığı saldırılara ilişkin Cerrahpaşa Tıp Fakültesi önünde açıklama yaptı. “Ölümüne çalışmaya hayır” pankartının açıldığı açıklamaya, Tabipler Odası Genel Başkanı Raşit Tükel, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, çok sayıda sağlık çalışanı ile sağlık öğrencileri katıldı.

“İnsanca çalışma koşulları istiyoruz”, “Alo 184 ölüyoruz” ve “Sağlıkta şiddete son” dövizlerinin açıldığı açıklamada konuşan Tabipler Odası Genel Başkanı Raşit Tükel, son günlerde sağlık çalışanlarının ardı ardına intihar etmesine dikkat çekerek, intiharların önlenebilir olduğunu söyledi. DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu da, sağlık alanındaki ağır çalışma koşullarına işaret etti.

“Tükenmişlik oranı yüzde 24”

Ardından açıklamayı okuyan İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi İncilay Erdoğan, aynı gün 3 meslektaşlarını sonsuzluğa uğurladıklarını belirterek, “Tükeniyoruz, hor görülüyoruz, saldırıya uğruyoruz, ölüyoruz, öldürülüyoruz. Artık yeter. Son 10 yılda sağlık çalışanlarının iş yükü 5 kat arttı. Sağlık çalışanlarında tükenmişlik oranı yüzde 24 oldu. Yine sağlık çalışanlarının yüzde 69’u mobbinge uğradığını ifade ediyor. Sağlık çalışanlarının yüzde 65’i ‘imkanım olsaydı bu mesleği değiştirirdim’ diyor” ifadelerini kullandı.

“Günde 31 sağlık çalışanı şiddete maruz kalıyor”

33 saati aşan nöbetler, 100 saati aşan haftalık çalışma saatleri, 5 dakikada bir hasta bakma zorunluluğunun kendilerini tükettiğini dile getiren Erdoğan, şöyle dedi:
Son 5 yılda Beyaz Kod’a 46 bini aşan şiddet başvurusu yapıldı. Saldırı tehdidi ile iç içe mesleğimizi yapmak zorunda bırakılıyoruz. Sadece kayıtlı olanlar üzerinden bir değerlendirme yapıldığında bile Türkiye’de günde 31 sağlık çalışanının sağlık hizmeti sunulan alanlarda şiddete maruz kaldığı görülüyor. Sadece son 10 yılda 215 sağlık çalışanı iş cinayetleri, uğradıkları şiddet, yaşadıkları baskı ve mobbing, tüketen çalışma koşulları sebepleriyle yaşamdan kopartıldı, ölüyoruz, öldürülüyoruz. Bu çığlığın her yerden duyulmasını istiyoruz.

“Gerilimi ve ırkçılığı arttıran siyasi bir iklim var”

Erdoğan, hekimler ve sağlık emekçileri olarak ülkede sadece sağlık ortamından etkilenmekle kalmadıklarını ifade ederek, bir yurttaş olarak sürekli gerilimin körüklendiği, ırkçılığın, kadın düşmanlığının, mezhepçiliğin ve savaş kışkırtıcılığının arttığı bir siyasal iklimde yaşamaya mecbur bırakıldıklarını söyledi. Bu tablonun somutlaşmış halinin Olağanüstü Hâl (OHAL) olduğunu kaydeden Erdoğan, “Tüm yurttaşlarla birlikte biz sağlık çalışanları da demokratik hakları sınırlama ve yok etmeye odaklanmış bir siyasal olağanüstü hal rejiminde yaşamaya zorlanıyoruz. Binlerce sağlık çalışanının hukuksuz OHAL kararnameleri ile işinden ihraç edilmesi sağlık hizmeti sunan bizlerin üzerindeki basıncı arttırma ve karamsarlığa itmekten başka bir işe yaramıyor. Bizler; demokratik, barışçı, katılımcı ve insan odaklı bir ülke ve hiçbir hastanede tek bir şiddet ve saldırı olayının yaşanmadığı, sağlık çalışanlarının hastaların tedavilerini düzenlerken, tıbbi ihtiyaçları ve nitelikli sağlık hizmetinin gereklilikleri dışında bir baskı hissetmedikleri; hastaların, hasta yakınlarının ve hekimi ile birlikte ekip hizmetini sunan tüm sağlık çalışanlarının huzurlu bir biçimde hizmet sundukları bir sağlık ortamı istiyoruz” diye konuştu.

“Verilmesi gereken hesap yok mu?”

“Hayatının baharında yitirdiğimiz üç meslektaşımız adına bir kez daha soruyoruz?” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
Başka insanları yaşatmaya adanmış genç hekimlerin hayatı böyle sessiz sedasız biter mi? Mutlaka iç dünyalarının derinliklerinde çokça sorular vardı. Mutlaka… Ama 36 saatlik nöbetlerin, bitmek bilmeyen taleplerin, aşırı mesailerin, değerbilmez yöneticilerin, gencecik hekimleri işyerlerinde, evlerinde hayatlarına son verdirecek bu ülke ve sağlık ortamını yaratanların söyleyecek sözleri, vermeleri gereken hesapları yok mu?

Kaynak: Mezopotamya Ajansı
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009