Cumartesi , Eylül 21 2019
Biraz da felsefe diyorsanız....

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
Kullanıcı avatarı

Re: değersizlik duygusu

 #4306182  gönderen tedi
 09.09.2019 - 12:29:04
Dr Ömer Durğun yazdı:
09.09.2019 - 11:53:46
"Söylediği şeye refrans da kendisi".

Dini metinler var. Kaynağı vahiy. Bunları açıklayan insanlar var. Branşlarına göre tefsir, hadis, fıkıh, kelam vs.

Nasıl söylediklerinin referansı da kendileri oluyor?

"Söyleyeyen" = İnsanlar. "Referans" = Vahiy kaynaklı metinler.

Birbirinden farklı şeyler.
"Söyleyeyen" = İnsanlar. "Referans" = Vahiy kaynaklı metinler. ''Vahiy kaynaklı olduğunu söyleyen'' = Yine İnsanlar. döngü tamamlandı.

ayrıca sakın bana değişmeden gelen tek kutsal metin olduğu ideolojik bilgisini aktarmayın, tarihi kültlerin dışındaki insanlardan okursanız aydınlanabilirsiniz, ya da en azından sorgulamış oluruz.
Kullanıcı avatarı

Re: değersizlik duygusu

 #4306183  gönderen tedi
 09.09.2019 - 12:36:28
Murid yazdı:
09.09.2019 - 11:45:50
tedi yazdı:
09.09.2019 - 11:24:07
Dr Ömer Durğun yazdı:
09.09.2019 - 09:51:05
Kur'an için tefsir, hadisler için şerh var. Kim demiş dini metinlerin açıklamaları yok diye?

"Kafirdir, kafasını keselim" zihniyeti harici görüşüdür. İslamla bir alakası yok.
evet açıklamalar var, fakat bunlar döngüsel, yani söylediği şeye referans da kendisi. Akıl bu şekilde çalışmaz, sadece kendini teskin edebilirsin. Örnek vereyim,

ÖRNEK 1
“Tıpkı bir saatçinin bir saati zihninde kurgulayıp, zamanı ölçmek amacıyla onun karmaşık mekanizmasını tasarladığı ve inşa ettiği gibi, çok daha karmaşık ve düzenli olan insan bedeni ve doğadaki tüm uyumun da bir yaratıcısı ve tasarımcısı vardır.” (William Paley, Natural Theology, 1802)

Bir saat ve bir insan vücudu gerçekten de yapı itibarıyla epey karmaşıktır ve bu karmaşıklığın nedenlerini açıklamaya ihtiyaç duyulur. Ne bir saat ne de bir vücut, tamamen çalışır haliyle kendiliğinden oluşamaz; dolayısıyla her ikisini de ‘yaratan’ mekanizmaların ortaya çıkarılması gerekir. Ne var ki doğada, tam randımanlı haliyle çalışan bir saati ortaya çıkarabilecek herhangi bir mekanizma yoktur ve bir saat, oluşmak için mutlaka bir ‘saatçi’ye ihtiyaç duyar; oysa tam randımanlı bir insan vücudunu ortaya çıkarabilecek bir süreç (doğal seçilim yoluyla birikimli evrim) mevcuttur ve dolayısıyla herhangi bir başka yaratıcıya gerek duymaz.


ÖRNEK 2
Gülşah: “Bu yıl başıma hep kötü şeyler geldi...”
Mete: “Eh, ne güzel işte bu senin sınavın; sıranı savmışsın! Artık yeni yılda hep iyi şeyler bekleyebilirsin.”

İnsan hayatında meydana gelen olaylar birçok faktöre bağlıdır. Geçmişte kötü şeylerin sık yaşanmış olması, gelecekte daha az yaşanacağı anlamına gelmez. Yaşananlardan kazanılan tecrübeler yeni felaketlerin önlenmesinde rol oynayabilir; ama bunu belirleyen şey olasılık hesapları değil, kişinin ve içinde bulunduğu ortamın şartlarıdır.

ÖRNEK 3
''Ama gerçek islam bu değil''

en çok kafa islam coğrafyasında, islam dinine mensup kişiler tarafından kesiliyor ise bu ilişkinin araştırılması gerekir.
Dediğiniz gibi akıl bu şekilde çalışmaz.


Örnek 1
Verdiğiniz örneğe göre yaptığınız mantıksal çıkarım anlamsız. Saat için saatçi gerekirken insan için doğal seleksiyon yeterli olur mantığınız ziyadesiyle eksik. Hesap makinesinden bilgisayara evrilen bir teknoloji var. Öyleyse mühendisler yok mu :D


Örnek 2
Mete çok anlamsız konuşmuş. Açıklamanıza katılıyorum.


Örnek 3
En çok kafanın İslam dinine mensup kişiler tarafından kesildiği iddianız iftiradan öte bir şey değil. Kanıtsız, desteksiz kendi düşüncenizi kabul ettirme çabası. İnsanların kalplerinin içine bakıp da imanı var mı yok mu görmeye başladığınızda haber edin size inanayım.
Bunun dışında coğrafi olarak çıkarımınızda haklı olabilirsiniz. Müslümanlar zulüm altında ve zalimlerin İslam coğrafyası üzerindeki hayalleri bitmiyor. Türkiye ve öncesinde Osmanlı tarihinde gördüğümüz üzere.
Örnek 1:

aslında bu örneğimde bir çok türkiye'de konuçlanan 'kült''ün (cemaat vs) fikirleri çalıp kendi üretmiş gibi sattığını göstermek istedim. yaptığınız hesap makinesi---bilgisayar'da bence hatalı bir anolojidir. nitekim biyolojik canlılar ile icatlar arasında gözle görülür binlerce fark vardır ve sadece benziyor diye biyolojik canlıların mühendisinin olduğunu söylemek yersizdir.

Örnek 3:

Örneğim iftira değil bugün, en çok şiddetin yaşandığı yeri çok kısa bir araştırma ile bulabilirsiniz. güncel olarak kabile savaşlarının yaşandığı, kadınların 2. sınıf insan olduğu ve kız çocuklarının öldürüldüğü yeri de kısa bir araştırma ile bulabilirsiniz. İnsanların duygularının 'kalbinde' olduğu da kutsal metinlerin zamane yanlışlarından birisidir. 1800'lü yıllara kadar beyin ile ilgili bir şey bilinmediği için, duygular-düşünceler kalpte oluşur ve yaşanır gibi (muhtemel fizyolojik etkilerin nabzı hızlandırması ile) bir inancın kutsal metinlere yansıması böyledir. gördüğünüz gibi her şey insan ile gelişir ve anlam kazanır, kutsallaşır, hatası varsa düzeltilir. ama radikallik ya da yobazlık bunu görmeyi engeller.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı

Re: değersizlik duygusu

 #4306195  gönderen Murid
 09.09.2019 - 12:57:16
tedi yazdı:
09.09.2019 - 12:36:28
Murid yazdı:
09.09.2019 - 11:45:50
tedi yazdı:
09.09.2019 - 11:24:07


evet açıklamalar var, fakat bunlar döngüsel, yani söylediği şeye referans da kendisi. Akıl bu şekilde çalışmaz, sadece kendini teskin edebilirsin. Örnek vereyim,

ÖRNEK 1
“Tıpkı bir saatçinin bir saati zihninde kurgulayıp, zamanı ölçmek amacıyla onun karmaşık mekanizmasını tasarladığı ve inşa ettiği gibi, çok daha karmaşık ve düzenli olan insan bedeni ve doğadaki tüm uyumun da bir yaratıcısı ve tasarımcısı vardır.” (William Paley, Natural Theology, 1802)

Bir saat ve bir insan vücudu gerçekten de yapı itibarıyla epey karmaşıktır ve bu karmaşıklığın nedenlerini açıklamaya ihtiyaç duyulur. Ne bir saat ne de bir vücut, tamamen çalışır haliyle kendiliğinden oluşamaz; dolayısıyla her ikisini de ‘yaratan’ mekanizmaların ortaya çıkarılması gerekir. Ne var ki doğada, tam randımanlı haliyle çalışan bir saati ortaya çıkarabilecek herhangi bir mekanizma yoktur ve bir saat, oluşmak için mutlaka bir ‘saatçi’ye ihtiyaç duyar; oysa tam randımanlı bir insan vücudunu ortaya çıkarabilecek bir süreç (doğal seçilim yoluyla birikimli evrim) mevcuttur ve dolayısıyla herhangi bir başka yaratıcıya gerek duymaz.


ÖRNEK 2
Gülşah: “Bu yıl başıma hep kötü şeyler geldi...”
Mete: “Eh, ne güzel işte bu senin sınavın; sıranı savmışsın! Artık yeni yılda hep iyi şeyler bekleyebilirsin.”

İnsan hayatında meydana gelen olaylar birçok faktöre bağlıdır. Geçmişte kötü şeylerin sık yaşanmış olması, gelecekte daha az yaşanacağı anlamına gelmez. Yaşananlardan kazanılan tecrübeler yeni felaketlerin önlenmesinde rol oynayabilir; ama bunu belirleyen şey olasılık hesapları değil, kişinin ve içinde bulunduğu ortamın şartlarıdır.

ÖRNEK 3
''Ama gerçek islam bu değil''

en çok kafa islam coğrafyasında, islam dinine mensup kişiler tarafından kesiliyor ise bu ilişkinin araştırılması gerekir.
Dediğiniz gibi akıl bu şekilde çalışmaz.


Örnek 1
Verdiğiniz örneğe göre yaptığınız mantıksal çıkarım anlamsız. Saat için saatçi gerekirken insan için doğal seleksiyon yeterli olur mantığınız ziyadesiyle eksik. Hesap makinesinden bilgisayara evrilen bir teknoloji var. Öyleyse mühendisler yok mu :D


Örnek 2
Mete çok anlamsız konuşmuş. Açıklamanıza katılıyorum.


Örnek 3
En çok kafanın İslam dinine mensup kişiler tarafından kesildiği iddianız iftiradan öte bir şey değil. Kanıtsız, desteksiz kendi düşüncenizi kabul ettirme çabası. İnsanların kalplerinin içine bakıp da imanı var mı yok mu görmeye başladığınızda haber edin size inanayım.
Bunun dışında coğrafi olarak çıkarımınızda haklı olabilirsiniz. Müslümanlar zulüm altında ve zalimlerin İslam coğrafyası üzerindeki hayalleri bitmiyor. Türkiye ve öncesinde Osmanlı tarihinde gördüğümüz üzere.
Örnek 1:

aslında bu örneğimde bir çok türkiye'de konuçlanan 'kült''ün (cemaat vs) fikirleri çalıp kendi üretmiş gibi sattığını göstermek istedim. yaptığınız hesap makinesi---bilgisayar'da bence hatalı bir anolojidir. nitekim biyolojik canlılar ile icatlar arasında gözle görülür binlerce fark vardır ve sadece benziyor diye biyolojik canlıların mühendisinin olduğunu söylemek yersizdir.

Örnek 3:

Örneğim iftira değil bugün, en çok şiddetin yaşandığı yeri çok kısa bir araştırma ile bulabilirsiniz. güncel olarak kabile savaşlarının yaşandığı, kadınların 2. sınıf insan olduğu ve kız çocuklarının öldürüldüğü yeri de kısa bir araştırma ile bulabilirsiniz. İnsanların duygularının 'kalbinde' olduğu da kutsal metinlerin zamane yanlışlarından birisidir. 1800'lü yıllara kadar beyin ile ilgili bir şey bilinmediği için, duygular-düşünceler kalpte oluşur ve yaşanır gibi (muhtemel fizyolojik etkilerin nabzı hızlandırması ile) bir inancın kutsal metinlere yansıması böyledir. gördüğünüz gibi her şey insan ile gelişir ve anlam kazanır, kutsallaşır, hatası varsa düzeltilir. ama radikallik ya da yobazlık bunu görmeyi engeller.
Örnek 1
Doğru bir noktaya değindiniz. Binlerce farklılık barındıran canlı organizmaların, hata pek çok yapının mahiyeti henüz tıbbi olarak bile tam anlaşılamamışken tutup da genel bir çıkarımla bu oluşum kendiliğinden var olmuştur sonucunu çıkarmak mümkün değildir. Ebette ki bilgisayarla insanı bir tutacak değiliz. Ama insanı bir organizma olarak basitleştirerek, temelde yüzgeçlerini kaybetti de insan oldu demek çok sığ bir bakış açısı. Balıkların yüzgeçlerini kesersek ayaklarının ortaya çıkmayacağında hemfikiriz sanırım. Milyarlarca ihtimalin her bir basamakta karşımıza çıkıyor oluşu gerçeğinden yola çıkarsak böyle rahat bir şekilde yaratıcının varlığını reddetmemizi mümkün kılmaz bilim.

Örnek 3
Coğrafya olarak bahsettiğiniz zulmün varlığına hak verdim zaten. Radikallik ve yobazlık konusunda da hak veririm size. Bilim bir din değildir ki her bilimsel gerçeğe mutlak doğru gözüyle bakalım. Günümüzde bilimsel yobazlıkla karşı karşıyayız. Bilme tapınmakta olan insanlar türemiş durumda. Bilimin böylesi bir kullanımı elbette ki insanların gözlerini kör ediyor ve gerçekleri görmesini engelliyor. En çok kafanın İslam dinine mensup kişiler tarafından kesildiği iddianızı destekleyecek bir kanıtınız olmadığı sürece bu sözünüzün iftira olduğu gerçeğinden nasıl uzaklaşmamı bekliyorsunuz ?
Kullanıcı avatarı

Re: değersizlik duygusu

 #4306224  gönderen tedi
 09.09.2019 - 13:55:21
Murid yazdı:
09.09.2019 - 12:57:16
tedi yazdı:
09.09.2019 - 12:36:28
Murid yazdı:
09.09.2019 - 11:45:50


Dediğiniz gibi akıl bu şekilde çalışmaz.


Örnek 1
Verdiğiniz örneğe göre yaptığınız mantıksal çıkarım anlamsız. Saat için saatçi gerekirken insan için doğal seleksiyon yeterli olur mantığınız ziyadesiyle eksik. Hesap makinesinden bilgisayara evrilen bir teknoloji var. Öyleyse mühendisler yok mu :D


Örnek 2
Mete çok anlamsız konuşmuş. Açıklamanıza katılıyorum.


Örnek 3
En çok kafanın İslam dinine mensup kişiler tarafından kesildiği iddianız iftiradan öte bir şey değil. Kanıtsız, desteksiz kendi düşüncenizi kabul ettirme çabası. İnsanların kalplerinin içine bakıp da imanı var mı yok mu görmeye başladığınızda haber edin size inanayım.
Bunun dışında coğrafi olarak çıkarımınızda haklı olabilirsiniz. Müslümanlar zulüm altında ve zalimlerin İslam coğrafyası üzerindeki hayalleri bitmiyor. Türkiye ve öncesinde Osmanlı tarihinde gördüğümüz üzere.
Örnek 1:

aslında bu örneğimde bir çok türkiye'de konuçlanan 'kült''ün (cemaat vs) fikirleri çalıp kendi üretmiş gibi sattığını göstermek istedim. yaptığınız hesap makinesi---bilgisayar'da bence hatalı bir anolojidir. nitekim biyolojik canlılar ile icatlar arasında gözle görülür binlerce fark vardır ve sadece benziyor diye biyolojik canlıların mühendisinin olduğunu söylemek yersizdir.

Örnek 3:

Örneğim iftira değil bugün, en çok şiddetin yaşandığı yeri çok kısa bir araştırma ile bulabilirsiniz. güncel olarak kabile savaşlarının yaşandığı, kadınların 2. sınıf insan olduğu ve kız çocuklarının öldürüldüğü yeri de kısa bir araştırma ile bulabilirsiniz. İnsanların duygularının 'kalbinde' olduğu da kutsal metinlerin zamane yanlışlarından birisidir. 1800'lü yıllara kadar beyin ile ilgili bir şey bilinmediği için, duygular-düşünceler kalpte oluşur ve yaşanır gibi (muhtemel fizyolojik etkilerin nabzı hızlandırması ile) bir inancın kutsal metinlere yansıması böyledir. gördüğünüz gibi her şey insan ile gelişir ve anlam kazanır, kutsallaşır, hatası varsa düzeltilir. ama radikallik ya da yobazlık bunu görmeyi engeller.
Örnek 1
Doğru bir noktaya değindiniz. Binlerce farklılık barındıran canlı organizmaların, hata pek çok yapının mahiyeti henüz tıbbi olarak bile tam anlaşılamamışken tutup da genel bir çıkarımla bu oluşum kendiliğinden var olmuştur sonucunu çıkarmak mümkün değildir. Ebette ki bilgisayarla insanı bir tutacak değiliz. Ama insanı bir organizma olarak basitleştirerek, temelde yüzgeçlerini kaybetti de insan oldu demek çok sığ bir bakış açısı. Balıkların yüzgeçlerini kesersek ayaklarının ortaya çıkmayacağında hemfikiriz sanırım. Milyarlarca ihtimalin her bir basamakta karşımıza çıkıyor oluşu gerçeğinden yola çıkarsak böyle rahat bir şekilde yaratıcının varlığını reddetmemizi mümkün kılmaz bilim.

Örnek 3
Coğrafya olarak bahsettiğiniz zulmün varlığına hak verdim zaten. Radikallik ve yobazlık konusunda da hak veririm size. Bilim bir din değildir ki her bilimsel gerçeğe mutlak doğru gözüyle bakalım. Günümüzde bilimsel yobazlıkla karşı karşıyayız. Bilme tapınmakta olan insanlar türemiş durumda. Bilimin böylesi bir kullanımı elbette ki insanların gözlerini kör ediyor ve gerçekleri görmesini engelliyor. En çok kafanın İslam dinine mensup kişiler tarafından kesildiği iddianızı destekleyecek bir kanıtınız olmadığı sürece bu sözünüzün iftira olduğu gerçeğinden nasıl uzaklaşmamı bekliyorsunuz ?
Örnek 3

haklı olabilirsiniz, 3. dalga bilimde yine insan özüne ve inanca yer olduğuna dair bir sürü görüş var güncel. ama yine bu görüş bizden (veya islam aleminden) çıkmıyor. yani politika, din ve bilim her zaman kolkola gittiğine göre, şöyle bir şema var gözümde:

Batı medeniyeti:

karanlık çağ--din baskısı--rönesans--aydınlanma--bilimin şahlanması--tekrar inanca sorgulayarak dönüş--günümüz

Uzak doğu medeniyeti:

karanlık çağ--din baskısı--batıya açılma süreci--teknolojik ilerleme ayak uydurma-- hibrid bir din-bilim inancı- günümüz

Ortadoğu medeniyeti:

karanlık çağ--din baskısı-- ufak tefek reformlar-- siyasi baskılar ile karanlığa dönüş-- günümüz

Afrika
karanlık çağ--günümüz

sizce bunu neden yaşıyoruz?
Kullanıcı avatarı

Re: değersizlik duygusu

 #4306267  gönderen Murid
 09.09.2019 - 14:59:21
tedi yazdı:
09.09.2019 - 13:55:21
Murid yazdı:
09.09.2019 - 12:57:16
tedi yazdı:
09.09.2019 - 12:36:28


Örnek 1:

aslında bu örneğimde bir çok türkiye'de konuçlanan 'kült''ün (cemaat vs) fikirleri çalıp kendi üretmiş gibi sattığını göstermek istedim. yaptığınız hesap makinesi---bilgisayar'da bence hatalı bir anolojidir. nitekim biyolojik canlılar ile icatlar arasında gözle görülür binlerce fark vardır ve sadece benziyor diye biyolojik canlıların mühendisinin olduğunu söylemek yersizdir.

Örnek 3:

Örneğim iftira değil bugün, en çok şiddetin yaşandığı yeri çok kısa bir araştırma ile bulabilirsiniz. güncel olarak kabile savaşlarının yaşandığı, kadınların 2. sınıf insan olduğu ve kız çocuklarının öldürüldüğü yeri de kısa bir araştırma ile bulabilirsiniz. İnsanların duygularının 'kalbinde' olduğu da kutsal metinlerin zamane yanlışlarından birisidir. 1800'lü yıllara kadar beyin ile ilgili bir şey bilinmediği için, duygular-düşünceler kalpte oluşur ve yaşanır gibi (muhtemel fizyolojik etkilerin nabzı hızlandırması ile) bir inancın kutsal metinlere yansıması böyledir. gördüğünüz gibi her şey insan ile gelişir ve anlam kazanır, kutsallaşır, hatası varsa düzeltilir. ama radikallik ya da yobazlık bunu görmeyi engeller.
Örnek 1
Doğru bir noktaya değindiniz. Binlerce farklılık barındıran canlı organizmaların, hata pek çok yapının mahiyeti henüz tıbbi olarak bile tam anlaşılamamışken tutup da genel bir çıkarımla bu oluşum kendiliğinden var olmuştur sonucunu çıkarmak mümkün değildir. Ebette ki bilgisayarla insanı bir tutacak değiliz. Ama insanı bir organizma olarak basitleştirerek, temelde yüzgeçlerini kaybetti de insan oldu demek çok sığ bir bakış açısı. Balıkların yüzgeçlerini kesersek ayaklarının ortaya çıkmayacağında hemfikiriz sanırım. Milyarlarca ihtimalin her bir basamakta karşımıza çıkıyor oluşu gerçeğinden yola çıkarsak böyle rahat bir şekilde yaratıcının varlığını reddetmemizi mümkün kılmaz bilim.

Örnek 3
Coğrafya olarak bahsettiğiniz zulmün varlığına hak verdim zaten. Radikallik ve yobazlık konusunda da hak veririm size. Bilim bir din değildir ki her bilimsel gerçeğe mutlak doğru gözüyle bakalım. Günümüzde bilimsel yobazlıkla karşı karşıyayız. Bilme tapınmakta olan insanlar türemiş durumda. Bilimin böylesi bir kullanımı elbette ki insanların gözlerini kör ediyor ve gerçekleri görmesini engelliyor. En çok kafanın İslam dinine mensup kişiler tarafından kesildiği iddianızı destekleyecek bir kanıtınız olmadığı sürece bu sözünüzün iftira olduğu gerçeğinden nasıl uzaklaşmamı bekliyorsunuz ?
Örnek 3

haklı olabilirsiniz, 3. dalga bilimde yine insan özüne ve inanca yer olduğuna dair bir sürü görüş var güncel. ama yine bu görüş bizden (veya islam aleminden) çıkmıyor. yani politika, din ve bilim her zaman kolkola gittiğine göre, şöyle bir şema var gözümde:

Batı medeniyeti:

karanlık çağ--din baskısı--rönesans--aydınlanma--bilimin şahlanması--tekrar inanca sorgulayarak dönüş--günümüz

Uzak doğu medeniyeti:

karanlık çağ--din baskısı--batıya açılma süreci--teknolojik ilerleme ayak uydurma-- hibrid bir din-bilim inancı- günümüz

Ortadoğu medeniyeti:

karanlık çağ--din baskısı-- ufak tefek reformlar-- siyasi baskılar ile karanlığa dönüş-- günümüz

Afrika
karanlık çağ--günümüz

sizce bunu neden yaşıyoruz?
Hocam Müslümanlar olarak İslam'ı bilmediğimizden anlamadığımızdan yaşamadığımızdan bu haldeyiz.
Hz. Muhammed sav e ilk gelen vahiydeki emir "oku" dur. Hz. Muhammed ilim Müslüman ın yitik malıdır nerede bulsa alır diyor. Biz ise ilimden uzaklaşıp birbirimize düşmüş haldeyiz. Bu hale Mehmed Akif şöyle dikkat çekmiş

Arnavutluk, Araplıkla bu millet yürümez..
Son siyasetse bu! Hiç böyle siyaset yürümez!

Siz bu davada iken yoksa, iyazen-billah,
Ecnebiler olacak sahibi mülkün nagah.

Sonuçta biz ilimden uzaklaşıp kavgaya döğüşe dalınca elbette ki ilmin peşinde koşan ecnebi kazanacak. İbni Sina, Cezeri, Zehravi, Harezmi, Biruni... gibi sayılabilecek pek çok İslam alimi ilmin temellerindeki sarsılmaz taşlardır. Ama sonrası karanlık işte.
İslam ile aydınlanan ilim yolu ve sonra İslam dan uzaklaşan karanlık çağı yaşıyoruz biz.
Günümüzde ilme yön verenler elbetteki İslam'ın emri olan "oku" işini yapanlar.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı

Re: değersizlik duygusu

 #4306479  gönderen bellapais
 10.09.2019 - 00:10:38
Kendimi değersiz hissetmekten ziyade çevremdekiler değerimi bilmiyormuş gibi hissediyorum..ya atomu parcalasam dağıtma etrafı ..parçaları yerden süpür diyecek insanlarla dolu etrafim':((
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009

Re: değersizlik duygusu

 #4306519  gönderen dr_yusufbugra
 10.09.2019 - 05:55:43
PrincessNurse yazdı:
08.09.2019 - 23:18:57
Değersizlik duygusunu hiç yaşamadım.Çünkü kendimi değerli hissetmişimdir hep.Neden değersiz hissedesin ki ?Kendine saygı duy.
Şimdi doğruya doğru
Kullanıcı avatarı

Re: değersizlik duygusu

 #4306529  gönderen PrincessNurse
 10.09.2019 - 07:46:17
dr_yusufbugra yazdı:
10.09.2019 - 05:55:43
PrincessNurse yazdı:
08.09.2019 - 23:18:57
Değersizlik duygusunu hiç yaşamadım.Çünkü kendimi değerli hissetmişimdir hep.Neden değersiz hissedesin ki ?Kendine saygı duy.
Şimdi doğruya doğru
Evet☺️Kendimizi sevelim saygı duyalım değer verelim ☺️Ama aşırı doz değil 😇
Kullanıcı avatarı

Re: değersizlik duygusu

 #4306530  gönderen PrincessNurse
 10.09.2019 - 07:47:16
Ghost1453 yazdı:
09.09.2019 - 06:23:05
PrincessNurse yazdı:
08.09.2019 - 23:18:57
Değersizlik duygusunu hiç yaşamadım.Çünkü kendimi değerli hissetmişimdir hep.Neden değersiz hissedesin ki ?Kendine saygı duy.
:)
:)
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7