Perşembe , Ekim 17 2019
Biraz da felsefe diyorsanız....

# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
kutsaclirapunzel yazdı:
tustabib34 yazdı:aksam sohbetinde burda olucam sakirtler.
bekleriz hocam. avatarınızı kıskanıp siğaralı bir lana buldum. akşam konumus bu olsun mu ustad?
yakışmış :)
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
RASYONALİZM(AKILCILIK)

Akılcılık, bilginin kaynağının akıl olduğunu; doğru bilginin ancak akıl ve düşünce ile elde edilebileceği tezini savunan felsefi yaklaşıma verilen isimdir. Buna göre, kesin ve evrensel bilgilere ancak akıl aracılığıyla ve tümdengelimli bir yöntemsel yaklaşımla ulaşılabilir. Dünya hakkındaki mühim olan bilginin sadece deney ötesi yöntemlerle elde edilebileceğini savunur. Akılcılık her bireyin eşit ve değişmez aklî ve mantıkî ilkelere sahip olduğunun kabulü ile, çeşitli a priori ve apaçık hakikatlerin varolduğunu kabul eder. Son zamanlarda, çeşitli dilbilimcilerin bazı dilbilim kavramları hakkındaki yazıları haricinde, a priori bilginin varlığı sıklıkla reddedilmiş, kabul edilse dahi etki alanı ve konumu daraltılmıştır.

Bu görüşe göre, kesin bilgi örneği matematiktir. Hakikate ve eşyanın bilgisine sadece akıl ile erişilebileceğini savunur. Bu sebeple akılcılık, deneyciliğin karşıtıdır. Akla karşı yaklaşım pek çok bağlamda dindeki vahiyle yahut etikteki duygu ve hisle karşılaştırılan bir yaklaşımdır. Bununla birlikte felsefede akıl genellikle içgörüyle (içe doğmayla değil) karşılaştırılır.

Batı'da akılcı gelenek Elealılar, Pitagorasçılar ve Platon ile (aklın kendine yeterliliği teorisi Yeni-platonculuğun ve idealizmin başat temasıdır) başlar (Runes, 263). Aydınlanma'dan beri akılcılık felsefenin hizmetine matematiğin yöntemlerini sunmaya çalışır. Descartes, Leibniz ve Spinoza buna örnek gösterilebilir (Bourke, 263). Akılcılık Avrupa'da genellikle kıta felsefesi olarak bilinir, çünkü İngiltere'de deneycilik daha baskındır. Nitekim Leibniz ve Spinoza gibi filozofların düşünceleri, İngiliz deneyci filozoflarınkilerle sık sık karşılaştırılmıştır. Fakat bu akılcılık ve deneycilik akımları ile filozofların akılcı ve deneyci fikirleri detaylıca incelendiğinde pek doğru bir eylem veya bakış açısı değildir. Geniş bir bakış açısından bir filozof hem akılcı hem de deneyci olabilir (Lacey, 286–287). Aşırı noktasında, deneycilik deneyim dışı her türlü bilgiyi reddeder ve her türlü bilginin deneyim ile edinildiğini savunur. Akılcılık ise, aşırı noktada bilginin deneyim ve algı olmaksızın saf akıl ile tamamen ve en iyi şekilde edilnilebileceğini savunur. Yani deneycilik ile akılcılık arasında en temel tartışma (insan) bilgi(si)nin kaynağıdır. Bununla birlikte, bu tüm rasyonalistlerin doğa bilimlerinin deneyimsel bilgi ve algıların yardımı olmadan tam anlamıyla bilinebileceğini öne sürdükleri anlamına gelmez. Aslında çoğu rasyonalist filozof deneyime de en azından belirli oranda önem vermiştir ve belirtilen derecede aşırı bir noktada bulunan herhangi bir rasyonalist okul ortaya çıkmamıştır (Hatfield).

Felsefî bir okul olarak akılcılık ve içerdiği temel ilkeler 18. yüzyılda büyük bir eleştiriye maruz kalmıştır. Bununla birlikte bu dönemde de, sayıları az da olsa, akılcılığı savunan filozoflar olmuştur. Örneğin Alman Christian August Crusius ve yine Alman Moses Mendelssohn. 18. yüzyıl'da akılcılığa en büyük eleştiri deneyci çevrelerden gelmiştir. Bununla birlikte, örneğin Alman filozof Kant da geleneksel akılcı düşünce okulunu tenkit etmiştir. Kant eleştirel bir değerlendirmeyle yeni bir rasyonalizm fikrini temelendirmeye yönelir. Rasyonalizm geleneği başlangıcından itibaren ele alındiığında karşımıza pek çok farklı türlerde rasyonalizm yorumları ya da yaklaşım biçimiyle karşılaşılır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Rasyonalizm_(felsefe)

DİPNOT:

A priori:A priori, kelime anlamı olarak önceki demektir. Ancak genel kullanım alanı olan felsefede, deneyden önce olan anlamında kalıplaşmıştır. Deneyden sonra olan anlamındaki A posteriori nin karşıtıdır.
Kullanıcı avatarı

Re: HER GÜNE 1 KELİME AÇIKLAMASI/FELSEFİ AKIM

 #2841484  gönderen vandecamp
 12.04.2014 - 00:56:02
tustabib34 yazdı:PANTEİZM

Panteizm ya da Tümtanrıcılık, (Doğatanrıcılık ya da Kamutanrıcılık) her şeyi kapsayan içkin bir Tanrı veya evrenin ya da doğanın Tanrı ile aynı olduğu görüşüdür.Panteistler kişisel ya da antropomorfik bir Tanrıya inanmazlar.

Panteizm genellikle monizm ile ilişkili bir kavramdır. Panteizmde, her şey Tanrı'nın bir parçası olarak kabul edilir, Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı'dır. Tanrı doğada, nesnelerde, insan dünyasında vardır.

Panteizm 17. yüzyıl filozofu olan Baruch Spinoza çalışmalarına dayalı bir teoloji ve felsefe olarak modern çağda popüler oldu.Monizm Spinoza'nın felsefesinin temel bir parçasıdır. Panteizm terimi ölümünden sonrasına kadar icat edilmemesine rağmen, Spinoza en ünlü savunucusu olarak kabul edilir.

MONİZM

Monizm, her şeyin bir tek zorunluluğun, ilkenin, madde veya enerjiden olduğunu iddia eden görüştür.

Monizm, mutlak olarak iki tür madde (veya zorunluluk, ilke) olduğunu ileri süren dualizmden ve mutlak olarak birçok türde madde (veya zorunluluk, ilke) olduğunu ileri süren pluralizmden ayrılmaktadır. Felsefe alanında temel sorulardan biri olan teklik-çokluk sorununa çokluğun da aslında tek olabileceği görüşünü getirmektedir.

Genellikle monizmin panteizm, panenteizm ve içkin bir Tanrı inanışı ile ilişkili olduğu düşünülür. Ayrıca, saltçılık (absolutizm) ve monad da monizmle yakından ilgilidir. İlk temsilcisinin Parmenides olduğu bilinmektedir. Pisagor'da monist olarak bilinmektedir. "Bir" sayısı Pisagor'a göre mutlak ve kutsaldır. Aynı zamanda Çok'u da içinde barındırmaktadır.

KAYNAK:Wiki
geçen sene "Spinoza Problemi" isimli kitabı okumuştum. irvin yalomun tarihi karakterlerin hayatı üzerinden ırkçılığa ve yobazlığa giydirdiği güzel kitabı. okuyana kadar spinosa hakkında pek fikrim yoktu. öğrendim ki, zamanında "tanrı bence sizin düşündüğünüz gibi bir şey değil" dediği için sheremle cezalandırılmış. hıristiyanlardaki aforoz gibi bir ceza. ilginçtir ki tanrı sevgisini konu alan kocaman bir kitap yazmış olmasına rağmen dinsiz diye dışlanan biri. diğer ilginç bir yönü de bu kitabı geometri kitabı gibi yazmış olmasıymış. aksiyomlar, yeni terimler vs. varmış. kimse anlayamamış diyorlar :)

tanrıyla doğanın aynı şey olduğunu, kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi ayrı bir varlık olmadığını söylemiş. aslında islam tasavvufunda da vahdet-i vücud diye bir akım var ve fikirleri bu akıma benziyor. yani tabi bence :) ama zaten o akımı da zamanında şirk diye eleştirmişler.

aslında illa böyle bir tanrı kavramı oluştırmak gerekli mi bilmiyorum, ama bence de eğer gerçekten kutsal bir şey varsa o da herşeyin bütünü. seçtiği kişilerin siyasi çıkarları doğrultusunda emir veren bir tanrı, zaten bence gayet açık bir şekilde insanların oluşturdukları bir kişilik gibi duruyor.

ayrıca fikirleri dolayısıyla toplumdan tecrit edilmeyi göze alması dolayısıyla, spinoza'nın kişiliğine de ayrı bir sempati duyuyorum. yazdığı kitabı da okumak istiyorum tabi ama kimsenin anlayamadığının söylenmesi gözümü korkutmuyor değil :P
Kullanıcı avatarı
vandecamp yazdı:
tustabib34 yazdı:PANTEİZM

Panteizm ya da Tümtanrıcılık, (Doğatanrıcılık ya da Kamutanrıcılık) her şeyi kapsayan içkin bir Tanrı veya evrenin ya da doğanın Tanrı ile aynı olduğu görüşüdür.Panteistler kişisel ya da antropomorfik bir Tanrıya inanmazlar.

Panteizm genellikle monizm ile ilişkili bir kavramdır. Panteizmde, her şey Tanrı'nın bir parçası olarak kabul edilir, Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı'dır. Tanrı doğada, nesnelerde, insan dünyasında vardır.

Panteizm 17. yüzyıl filozofu olan Baruch Spinoza çalışmalarına dayalı bir teoloji ve felsefe olarak modern çağda popüler oldu.Monizm Spinoza'nın felsefesinin temel bir parçasıdır. Panteizm terimi ölümünden sonrasına kadar icat edilmemesine rağmen, Spinoza en ünlü savunucusu olarak kabul edilir.

MONİZM

Monizm, her şeyin bir tek zorunluluğun, ilkenin, madde veya enerjiden olduğunu iddia eden görüştür.

Monizm, mutlak olarak iki tür madde (veya zorunluluk, ilke) olduğunu ileri süren dualizmden ve mutlak olarak birçok türde madde (veya zorunluluk, ilke) olduğunu ileri süren pluralizmden ayrılmaktadır. Felsefe alanında temel sorulardan biri olan teklik-çokluk sorununa çokluğun da aslında tek olabileceği görüşünü getirmektedir.

Genellikle monizmin panteizm, panenteizm ve içkin bir Tanrı inanışı ile ilişkili olduğu düşünülür. Ayrıca, saltçılık (absolutizm) ve monad da monizmle yakından ilgilidir. İlk temsilcisinin Parmenides olduğu bilinmektedir. Pisagor'da monist olarak bilinmektedir. "Bir" sayısı Pisagor'a göre mutlak ve kutsaldır. Aynı zamanda Çok'u da içinde barındırmaktadır.

KAYNAK:Wiki
geçen sene "Spinoza Problemi" isimli kitabı okumuştum. irvin yalomun tarihi karakterlerin hayatı üzerinden ırkçılığa ve yobazlığa giydirdiği güzel kitabı. okuyana kadar spinosa hakkında pek fikrim yoktu. öğrendim ki, zamanında "tanrı bence sizin düşündüğünüz gibi bir şey değil" dediği için sheremle cezalandırılmış. hıristiyanlardaki aforoz gibi bir ceza. ilginçtir ki tanrı sevgisini konu alan kocaman bir kitap yazmış olmasına rağmen dinsiz diye dışlanan biri. diğer ilginç bir yönü de bu kitabı geometri kitabı gibi yazmış olmasıymış. aksiyomlar, yeni terimler vs. varmış. kimse anlayamamış diyorlar :)

tanrıyla doğanın aynı şey olduğunu, kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi ayrı bir varlık olmadığını söylemiş. aslında islam tasavvufunda da vahdet-i vücud diye bir akım var ve fikirleri bu akıma benziyor. yani tabi bence :) ama zaten o akımı da zamanında şirk diye eleştirmişler.

aslında illa böyle bir tanrı kavramı oluştırmak gerekli mi bilmiyorum, ama bence de eğer gerçekten kutsal bir şey varsa o da herşeyin bütünü. seçtiği kişilerin siyasi çıkarları doğrultusunda emir veren bir tanrı, zaten bence gayet açık bir şekilde insanların oluşturdukları bir kişilik gibi duruyor.

ayrıca fikirleri dolayısıyla toplumdan tecrit edilmeyi göze alması dolayısıyla, spinoza'nın kişiliğine de ayrı bir sempati duyuyorum. yazdığı kitabı da okumak istiyorum tabi ama kimsenin anlayamadığının söylenmesi gözümü korkutmuyor değil :P
spinoza- ethica ben okumaya yeltenmiştim.neyse boyumun ölçüsünü aldım :)
türkçe çevirisi de ayrıca kötüydü
Kullanıcı avatarı
johncartermd yazdı:
vandecamp yazdı:
tustabib34 yazdı:PANTEİZM

Panteizm ya da Tümtanrıcılık, (Doğatanrıcılık ya da Kamutanrıcılık) her şeyi kapsayan içkin bir Tanrı veya evrenin ya da doğanın Tanrı ile aynı olduğu görüşüdür.Panteistler kişisel ya da antropomorfik bir Tanrıya inanmazlar.

Panteizm genellikle monizm ile ilişkili bir kavramdır. Panteizmde, her şey Tanrı'nın bir parçası olarak kabul edilir, Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı'dır. Tanrı doğada, nesnelerde, insan dünyasında vardır.

Panteizm 17. yüzyıl filozofu olan Baruch Spinoza çalışmalarına dayalı bir teoloji ve felsefe olarak modern çağda popüler oldu.Monizm Spinoza'nın felsefesinin temel bir parçasıdır. Panteizm terimi ölümünden sonrasına kadar icat edilmemesine rağmen, Spinoza en ünlü savunucusu olarak kabul edilir.

MONİZM

Monizm, her şeyin bir tek zorunluluğun, ilkenin, madde veya enerjiden olduğunu iddia eden görüştür.

Monizm, mutlak olarak iki tür madde (veya zorunluluk, ilke) olduğunu ileri süren dualizmden ve mutlak olarak birçok türde madde (veya zorunluluk, ilke) olduğunu ileri süren pluralizmden ayrılmaktadır. Felsefe alanında temel sorulardan biri olan teklik-çokluk sorununa çokluğun da aslında tek olabileceği görüşünü getirmektedir.

Genellikle monizmin panteizm, panenteizm ve içkin bir Tanrı inanışı ile ilişkili olduğu düşünülür. Ayrıca, saltçılık (absolutizm) ve monad da monizmle yakından ilgilidir. İlk temsilcisinin Parmenides olduğu bilinmektedir. Pisagor'da monist olarak bilinmektedir. "Bir" sayısı Pisagor'a göre mutlak ve kutsaldır. Aynı zamanda Çok'u da içinde barındırmaktadır.

KAYNAK:Wiki
geçen sene "Spinoza Problemi" isimli kitabı okumuştum. irvin yalomun tarihi karakterlerin hayatı üzerinden ırkçılığa ve yobazlığa giydirdiği güzel kitabı. okuyana kadar spinosa hakkında pek fikrim yoktu. öğrendim ki, zamanında "tanrı bence sizin düşündüğünüz gibi bir şey değil" dediği için sheremle cezalandırılmış. hıristiyanlardaki aforoz gibi bir ceza. ilginçtir ki tanrı sevgisini konu alan kocaman bir kitap yazmış olmasına rağmen dinsiz diye dışlanan biri. diğer ilginç bir yönü de bu kitabı geometri kitabı gibi yazmış olmasıymış. aksiyomlar, yeni terimler vs. varmış. kimse anlayamamış diyorlar :)

tanrıyla doğanın aynı şey olduğunu, kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi ayrı bir varlık olmadığını söylemiş. aslında islam tasavvufunda da vahdet-i vücud diye bir akım var ve fikirleri bu akıma benziyor. yani tabi bence :) ama zaten o akımı da zamanında şirk diye eleştirmişler.

aslında illa böyle bir tanrı kavramı oluştırmak gerekli mi bilmiyorum, ama bence de eğer gerçekten kutsal bir şey varsa o da herşeyin bütünü. seçtiği kişilerin siyasi çıkarları doğrultusunda emir veren bir tanrı, zaten bence gayet açık bir şekilde insanların oluşturdukları bir kişilik gibi duruyor.

ayrıca fikirleri dolayısıyla toplumdan tecrit edilmeyi göze alması dolayısıyla, spinoza'nın kişiliğine de ayrı bir sempati duyuyorum. yazdığı kitabı da okumak istiyorum tabi ama kimsenin anlayamadığının söylenmesi gözümü korkutmuyor değil :P
spinoza- ethica ben okumaya yeltenmiştim.neyse boyumun ölçüsünü aldım :)
türkçe çevirisi de ayrıca kötüydü
Türkçe çevirinin iyi olmaması büyük sorun.Bi kaç kitapta bu sorunla karşılaştım :)
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı

Re: HER GÜNE 1 KELİME AÇIKLAMASI/FELSEFİ AKIM

 #2841689  gönderen vandecamp
 12.04.2014 - 13:55:02
tustabib34 yazdı:
vandecamp yazdı:bu arada sherem değil cherem diye yazılıyormuş, düzelteyim.
Islamiyetin guzel yanlarindan biri bu bence.Aforoz ya da cherem tarzi bir cezalandirma sistemi yok.
evet tabi, mürtedin katlinin vacip olması dışında :D
Kullanıcı avatarı
AMPİRİZM(DENEYCİLİK)

Deneycilik, empirizm olarak bilinmez (önemli bir bilgidir) veya ampirizm, bilginin duyumlar sayesinde ve deneyimle kazanılabileceğini öne süren görüştür. Deneyci görüşe göre insan zihninde doğuştan bir bilgi yoktur. İnsan zihni, bu nedenle boş bir levha (tabula rasa) gibidir.

Deneycilik akılcılığın karşıtıdır. Akılcılığa karşıt olarak deneycilik, duyum ve deneyimle temellenen bilgileri bilgi olarak kabul etmektedir yalnızca. İnsan bilgisinin tek kaynağı deneyim ya da duyumdur buna göre. Bilginin kaynağında akılı gören rasyonalizm geleneğine karşıt olarak deneycilik her tür bilginin sonradan deneyimle, duyumlarla elde edildiğini ileri süren bir felsefi temele sahiptir.

Empirizm demişken;David Hume'dan bahsetmeden olmaz.
David Hume, emprizmin sistematikleştirilmesinde ve kuramsal gücünü felsefi bir akım olarak doruk noktasına taşınmasında daha da belirgin bir isim olarak ortaya çıkar.17. yüzyılın doğa bilimi anlayışında geçerli olan nedensellik ilkesini Hume felsefî bir konumda yeniden değerlendirir; "her sonucun bir nedeni olduğu ve her etkinin bir sebebi bulunduğu" fikriyle öne sürülen bu düşünce, David Hume sonradan çagrışımcılık olarak bilinecek olan akımın öncüsü olarak tesciller. Öyleki aklın ve mantığı ilkeleri ve temel kategorileri bile, sonucta izlenimlere dayanır. Hume nedensellik ilkesinin böyle olduğu belirtir. Bu bakımdan empirizm Hume'da doruk noktasına ulaşmıştır. İnsan Doğası Üzerine Bir Deneme kitabında Hume, tıpkı önceki Locke gibi, insan kavramlarının ve fikirlerinin kaynağının ne olduğu sorusuyla ilgilenir. Her iki filozof da empirist olmasına rağmen Hume, bazı noktalarda Locke'dan ayrılır.İç ve dış algı ayrımını reddeden Hume, bu iki alanı birleştirmeye yönelir, insanın bilgi alanının bu şekilde bölümlenemeyeceğini ileri sürer. Hume'un ortaya koyduğu ayrımlar daha başkadır; izlenimleri ve kavramları ayırır. İzlenimler duyu organlarının algıladıklarından ileri gelir; kavramlar ya da düşünceler ise artık canlılığını yitirmiş olan izlenimlerin tasavvurlarından meydana gelir. Zihnin temel görevi, duyularla elde edilen verilerin üzerinde işlem yapmak, izlenimleri bilgiye dönüştürmektir. Bütün fikirlerin temeli bu izlenimlere dayanır çünkü.En soyut idealardan bir olan Tanrı ideası bile, insanların deneyimlerindeki izlenimlerinden meydana gelmiştir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Empirizm