Cuma , Eylül 20 2019
DrTus Köşe yazarlarımızın yazılarına buradan ulaşabilir, sizlerde burada köşe yazılarınızı paylaşabilirsiniz...
Kullanıcı avatarı
Bir TUS sürecini ve ülkemiz açısından önemli bir seçim sürecini geride bıraktıktan sonra farklı bir konu hakkında konuşalım istedim.

Aranızda Black Mirror isimli diziyi seyreden var mı? 1. Bölüm hariç seyretmenizi şiddetle tavsiye ederim. Ama öncelikli olarak +18 olduğunu belirtmem gerekiyor. Dizi insanlık geleceği konusunda farklı düşüncelere sahip.

Bu diziye göre insanın zihni ( bilinci artık adı her ne ise) kopyalanarak bir çipin içine aktarılabilecek. Bu çipe “çerez” deniyor ve çok farklı kullanım alanları mevcut. İsterseniz bir akıllı ev aletinin içine koyun, isterseniz annenizin çerezini kendi kafanızın içine koyun. Böylece istediğiniz kadar uzun süre onunla birlikte olabilirsiniz, öldükten sonra bile.


Diğer taraftan bazı araştırmacılar insan klonlamayı denemeye devam ediyorlar. Tüm dünya bu konularda etik açısından tartışmalara devam ederken bilinmeyen yerlerde bu araştırmalar devam etmekte. Aslında bu araştırmaların çoğunun amacı, insanoğlunun daha çok yaşayabilmesi ve hatta ölümsüzlüğü tadabilmesi.

Acaba mümkün olacak mı? İnsan belleği ya da vücudu kopyalanabilecek mi? Aklımızı ve benliğimizi olduğu gibi yeni üretilmiş silikon bir vücuda (Altered Carbon), bulut sistemine ya da bir bilgisayar sistemine aktarabilecek miyiz? Bu mümkün mü?

Bunun mümkün olması için sanırım insan benliğinin sinaps- biyokimyasal antiteler yolu ile gerçekleşmesi sonucu oluşan elektriksel aktivitelerden ibaret olması gerekiyor. Tüm zaman boyunca inandığımız RUH denilen ve henüz ne olduğu konusunda yeterli bilgi sahibi olmadığımız bir faktör varsa ve onu kopyalayamayacaksak benliğin, belleğin vs kopyalanması ve bir sistem içine atılması ile oluşan bütün eksik olur mu? Bu kopya yine biz olur muyuz? Peki bu “TANRI” ya bir meydan okumamıdır?

Bu konudaki etik tartışmaların en büyük sebeplerini dini inançlar oluşturmakta. İnsan yaratma ihtimali TANRI’ya meydan okuma gibi görülmekte ya da bunun yapılması durumunda insanların TANRI’ya olan inancın sarsılacağı düşünülmekte belki de…

Bunun başardığımızda “TANRI” (benim inancımda isim olarak ALLAH) ‘nın bize çizdiği sınırların dışına çıkmış olur muyuz? Peki klon bir insan doğduğunda ALLAH’ın yaratma gücüne meydan okumuş olur muyuz? 

Bu araştırmaların devamını diliyorum. Bilimin hedefinin hep en yüksekleri hedeflemesini ve insanlık hayrı için en güzelini yapasını dilerim.

Dini inanç, varlığı gereği kudretli sonsuz bir YARADANA inanmak demektir. İslam inancında ise O’nun emri, isteği olmadan hiç bir şeyin mümkün olmadığına inanıyoruz. Buna inanıyorsak O’nun kudretinin izin vermediği bir şeyin gerçekleşemeyeceğine inanmamız gerekiyor. Bu gerçekleşebilecek bir şey ise O’nun izni var demektir. Bunu inkar zaten dini inanca aykırı değil midir?

Bence bu araştırmalar giderek artmalı ve insanlık için fayda sağlayabilecek her şekilde desteklenmeli. Klonlar sayesinde bir gün insanların organ ihtiyacı giderilecek ve bu insanlığa en büyük hizmetlerden birisi olacak.
2010'dan beri kimyasal maddelerden canlı yaratılıyor zaten. Canlının neden canlı olduğu bilinmez yazıyordu eski patoloji kitaplarında. Ordan buraya, burdan da yapay organ (şimdi bile yapılıyor) ve bütün insan yaratımına devam edilecek.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
O kadar yanlış bir ahlak-etik anlayışınız var ki, ancak bu konuda sizi suçlamıyorum...
Bakın etik ve onun pratiği olan ahlak; dine, geleneğe, göreneğe hatta hukuka dayanmaz... Ahlak bireyseldir... Birey olmanın ön koşulu seçim yapabilme özgürlüğüdür...sonunda ödül veya ceza (bu ceza hukuken hapis cezası, dinen cehennem vs olabilir) alma beklentisi veya korkusu ile alınan kararlar zaten "ahlaki" düzlemde değerlendirilemez...bakın ahlaksız veya ahlaklı demiyorum, bu düzlemde değerlendirilemez diyorum...lütfen ahlakın ne olduğu ile ilgili okumalar yapın...
Sizin de kendi ahlak düzleminizde değerlendirerek diğer bir ahlak düzlemine yanlış demeniz ne kadar doğrudur? Ahlak, halktan gelir. Halk yaratmaktır. Yaratılan da mahluktur. Yani ahlak halk edilen mahlukun davranış bütünüdür. Ayrıca huluk yani huy kelimesi ile de ortak kökenlidir. Denilebilir ki insan denilen varlığın mayası benzerdir. Tüm dünya insanları bir araya toplamda hepsinin ahlak dairesinde olan veya olmayan olarak adlandiracagi değerler vardır. Ancak bunun yanında bir de kişisel özellikleri belirleyen huy vardır. Kişiye özgüdür. Genetiği, ailesi, arkadaş çevresi gibi bir çok etken ile şekillenir. Sizin tanimladiginiz ahlak tahminimce budur. Diğer toplumsal olanı ise insanlar çağlar boyunca korumaya çalışmışlardır. Çünkü bireysel ahlak, toplumsal ahlaktan bazen bağımsız olmak isteyebilir. Bunun önüne geçmek için de hapis cezası veya cehennem vs gibi cezalar tanımlıdır. Bireysel olarak toplumsal ahlaka uygun davranma zorunluluğu vardır. Bu da 'tamamiyle benim görüşüm' bizim hayvani noktalarımızdan bir tanesidir. Eninde sonunda 'çoğunluk' veya 'sözü geçenler' tarafından ortaya konmuş olan o 'mükemmeliyet'e tüm insanları uydurarak muhteşem sürümüzü kurma çabasıdır.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
thebesiktas yazdı:
24.04.2019 - 23:17:05
O kadar yanlış bir ahlak-etik anlayışınız var ki, ancak bu konuda sizi suçlamıyorum...
Bakın etik ve onun pratiği olan ahlak; dine, geleneğe, göreneğe hatta hukuka dayanmaz... Ahlak bireyseldir... Birey olmanın ön koşulu seçim yapabilme özgürlüğüdür...sonunda ödül veya ceza (bu ceza hukuken hapis cezası, dinen cehennem vs olabilir) alma beklentisi veya korkusu ile alınan kararlar zaten "ahlaki" düzlemde değerlendirilemez...bakın ahlaksız veya ahlaklı demiyorum, bu düzlemde değerlendirilemez diyorum...lütfen ahlakın ne olduğu ile ilgili okumalar yapın...
Ben Ahlak diye bir şey söylemedim. Etik tartışmasını da ben yapmıyorum üstadım, dünya da yapılan tartışmalardan bahsettim.

Konu Ahlak tartışması ya da Din tartışması değil zaten. Yakın gelecekte bu teknolojileri yakalayabilecekmiyiz sorusu.

Bu konuda yapılan etik tartışmalar sadece Dini açıdan değil. İnsanlar üzerinde yapılacak deneyler de tartışma ve dikkat etme konusu.
Kullanıcı avatarı
DrGulsever yazdı:
25.04.2019 - 10:11:00
thebesiktas yazdı:
24.04.2019 - 23:17:05
O kadar yanlış bir ahlak-etik anlayışınız var ki, ancak bu konuda sizi suçlamıyorum...
Bakın etik ve onun pratiği olan ahlak; dine, geleneğe, göreneğe hatta hukuka dayanmaz... Ahlak bireyseldir... Birey olmanın ön koşulu seçim yapabilme özgürlüğüdür...sonunda ödül veya ceza (bu ceza hukuken hapis cezası, dinen cehennem vs olabilir) alma beklentisi veya korkusu ile alınan kararlar zaten "ahlaki" düzlemde değerlendirilemez...bakın ahlaksız veya ahlaklı demiyorum, bu düzlemde değerlendirilemez diyorum...lütfen ahlakın ne olduğu ile ilgili okumalar yapın...
Ben Ahlak diye bir şey söylemedim. Etik tartışmasını da ben yapmıyorum üstadım, dünya da yapılan tartışmalardan bahsettim.

Konu Ahlak tartışması ya da Din tartışması değil zaten. Yakın gelecekte bu teknolojileri yakalayabilecekmiyiz sorusu.

Bu konuda yapılan etik tartışmalar sadece Dini açıdan değil. İnsanlar üzerinde yapılacak deneyler de tartışma ve dikkat etme konusu.
hocam şöyle diyeyim bilim; rönesans ile dinden, 19. yüzyıldan itibaren de felsefe ile olan bağını koparttı...bu durum ne kadar sağlıklı ne kadar sağlıksız ayrı bir mesele ancak günümüz bilim insanları yaptıkları, geliştirmeye çalıştıkları teknolojinin-bu hangi alanda olursa olsun- felsefi, sosyolojik, toplumsal, ahlaki vs sonuçlarını umursamıyorlar...yapabiliyorsam niye yapmayayım ki düşüncesi hakim...bu nedenle klonlama, yapay zeka gibi konularda da etik meseleler sandığımızdan çok daha az belirleyici olacak...
Kullanıcı avatarı
thebesiktas yazdı:
25.04.2019 - 10:58:53
DrGulsever yazdı:
25.04.2019 - 10:11:00
thebesiktas yazdı:
24.04.2019 - 23:17:05
O kadar yanlış bir ahlak-etik anlayışınız var ki, ancak bu konuda sizi suçlamıyorum...
Bakın etik ve onun pratiği olan ahlak; dine, geleneğe, göreneğe hatta hukuka dayanmaz... Ahlak bireyseldir... Birey olmanın ön koşulu seçim yapabilme özgürlüğüdür...sonunda ödül veya ceza (bu ceza hukuken hapis cezası, dinen cehennem vs olabilir) alma beklentisi veya korkusu ile alınan kararlar zaten "ahlaki" düzlemde değerlendirilemez...bakın ahlaksız veya ahlaklı demiyorum, bu düzlemde değerlendirilemez diyorum...lütfen ahlakın ne olduğu ile ilgili okumalar yapın...
Ben Ahlak diye bir şey söylemedim. Etik tartışmasını da ben yapmıyorum üstadım, dünya da yapılan tartışmalardan bahsettim.

Konu Ahlak tartışması ya da Din tartışması değil zaten. Yakın gelecekte bu teknolojileri yakalayabilecekmiyiz sorusu.

Bu konuda yapılan etik tartışmalar sadece Dini açıdan değil. İnsanlar üzerinde yapılacak deneyler de tartışma ve dikkat etme konusu.
hocam şöyle diyeyim bilim; rönesans ile dinden, 19. yüzyıldan itibaren de felsefe ile olan bağını koparttı...bu durum ne kadar sağlıklı ne kadar sağlıksız ayrı bir mesele ancak günümüz bilim insanları yaptıkları, geliştirmeye çalıştıkları teknolojinin-bu hangi alanda olursa olsun- felsefi, sosyolojik, toplumsal, ahlaki vs sonuçlarını umursamıyorlar...yapabiliyorsam niye yapmayayım ki düşüncesi hakim...bu nedenle klonlama, yapay zeka gibi konularda da etik meseleler sandığımızdan çok daha az belirleyici olacak...
Ben farklı bir şey söylemedim. Ama mesela insan çocuğu klonlama faaliyetlerinin gizli saklı mekanlarda yapılmasının sebebi kamuoyu baskısı. Her ne kadar bilimadamları umursamıyor olsa da mahalle baskısı hala bazı şeylere engel olunuyor.

Etik duruşun bilime engellemeli mi? Bu sorunun cevabı ne yazık ki kolay değil. Bilim atom Bombası ile milyonlarca insanı hiç etti. Ama diğer taraftan yine milyonlarca insana aynı yoldan enerji sağlamayı başardı.
Aşı yolu ile bir çok hastalıktan kurtulmak gibi bir şansa sahip olduk. Ama aynı teknoloji biyolojik terör yaratma gücüne de sahip.