Cumartesi , Ağustos 17 2019
Cerrahi branslarla ilgili klupler paylasim platformu....
Kullanıcı avatarı
Dünyaya yeni gelmiş bir bebeğin yalnızlığını düşünün. Çevresinde bir sürü onu seven insan olmasına rağmen herkesten, her şeyden ürkerek ağlamaya başlar. Yeni bir ortamdır onu korkutan aslında. Annesinin karnında hissettiği güvenden uzakta yeni bir dünyaya alışmaya çalışmaktadır. Buna benzer bir yalnızlık hisseder cerrahi asistanı göreve ilk başladığında. Acilin kederli kapısı açılmıştır ona. Bir türlü mutlu edilemeyen insanların biri gider biri gelir karşısına. Kimisi kocasından şiddet görmüştür, kimisi de arkadaşından.

Cerrahiye ilk başladığım gündü, serviste herkes birbirleriyle şakalaşıyordu. Kimisi de tatilden yeni dönmüştü. Gittikleri, gördükleri yerleri anlatıyorlardı büyük bir iştahla. Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır diyordu bir başkası. Bense ne yapacağımı bilemeden onları dinliyordum. Gülünmesi gereken yerde gülsem mi? Gülmesem mi? Karar veremiyordum. Birbirlerine bakarken ışıldayan gözler, bana doğru çevrildiğinde matlaşıyordu. Ben çömezdim ne de olsa, muhatap alınamayacak bir köle gibi hissetmiştim kendimi. Vakit varken kaçıp gitmeliydim buralardan. Kimse de peşime takılmazdı zaten. Varlığımla yokluğum birdi onlar için. Bir tek benden altı ay önce asistanlığa başlamış arkadaş çırpınıyordu benim için. Tuttuğu nöbetlerin sayısı azalsın istiyordu belki de. Belki de zincirin son halkası olmaktan kurtulmak istiyordu.

Uzman olmasına çok az bir süresi kalmış bir kıdemlinin kuyruğu yapmışlardı beni. ‘O nereye giderse sende peşinden gideceksin’ demişlerdi. ‘Ne yapıyorsa dikkatle seyredeceksin ve hafızana kaydedeceksin tüm yaptıklarını.’ Peşinden ayrılmamıştım hiç. En sonunda ‘oğlum bırak da tuvalete gideyim bari’ demişti. Yerin dibine girmiştim o anda. Alışkın olmadığım bir yaşantıya girmenin zorluğunu hissediyordum. Pişman olmaya başlamıştım bu mesleği seçtiğime. Herkes aşağılayan gözlerle bakıyor gibi geliyordu bana. İlk günün günahı olmaz dememişlerdi boşuna. Bugün benim için karar günü demiştim kendi kendime. Eve gittiğimde, dinlenmek için yatağıma uzanacaktım ve günün kritiği yapacaktım. Bunun sonucunda da bir karara varacaktım ne yapacağıma dair. Çıkış saati gelmişti. Gitmek için öylesine bir hareket yapmıştım ama hareketim kursağımda kalmıştı. ‘Hayırdır eve mi gidiyorsun’ demişlerdi hep bir ağızdan, odadaki çekyatın üzerinde oturan kıdemli asistanlar. Sesim soluğum çıkmamıştı. ‘Bu gece nöbetçisin’ demişti bir tanesi gülerek. Sanki keyif alıyordu içine düştüğüm bu şaşkınlıktan. ‘Bugün mü?’ Diyebilmiştim sadece. Oysa ne nöbet kıyafetim vardı, ne de terliklerim. ‘Biz hepsini hallederiz’ demişlerdi. Nitekim telefon edilmişti birkaç yere ve nöbet kıyafetiyle, terlikler yarım saat sonra gelmişti odamıza.

Dünyası küçülmüş bir odadan ibaretti şimdi bulunduğum mekan. Gözlerim dolmuş, yüreğim solmuştu. Daha birinci gününde başlayan bir eziyetin içine düştüğümü düşünmüştüm, alaysı gözlerle gülen insanların karşısında süklüm püklüm otururken.

İnsanlar mutsuz olmadıkça başkalarının mutsuzluğunu anlayamazlar demişlerdi ya, hepsi boştu. Odadaki herkes benim çekeceğim sıkıntıları çekmişti bir zamanlar. Ben çektim oda çeksin mantığı hakim olmuştu şimdi her birine. İnsan nerede olursa olsun tek başınadır aslında. Onlarca, yüzlerce belki de binlerce insanın arasında kaderiyle baş başadır. Bende kaderimin bana uygun gördüğü bir yaşantının içinde kendi yolumu bulmaya çalışıyordum.

O gece ilk nöbetimi tutmuş olmanın heyecanı ve korkusuyla sabaha kadar acil cerrahi odasındaki sandalyede oturmuştum. Sessizliğin içinde kendimi dinlemiştim bütün gece.

Hastane odalarında konaklamak zorunda olanlar bilirler. Buraya karanlığı getiren gece sanki başka yerlerdeki gecelerden başka bir türlüdür. Buradaki karanlık korku getirir insanın yüreğine, kuşku getirir, bundan sonrasının ne olacağının korkusudur o ve bir de yaşanmış olan hayatın bir göz açıp kapanıncaya kadar, ne çabuk da geçip gittiğini düşündüren şeyler getirir insanın aklına. Gece sessizdir böyle yerlerde. Kimsesiz ve yalnız bir şekilde pencereden içeriye giren karanlığı aydınlatamaz hiçbir düşünce.

O gece hissettiklerimdi yukarıda yazdıklarım. Sonra sevmiştim çalışma arkadaşlarımı, onlarda beni sevmişlerdi ve şükretmiştim uzman olduğumda, o geceden sonra bırakıp da gitmediğim için cerrahi asistanlığını.



ÖCYM.
http://www.ofbeabi.com/bir-cerrahi-asis ... -notlar-5/
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı
ercutombalak yazdı:
25Adem25 yazdı:
ercutombalak yazdı:teşekkür ederim...
senmisin abi?
evet benim
Eline emeğine sağlık abi...
Hem yazı için hem de yaptığın yapacağın operasyonlar için...
FTR isteyen biri olarak gerçek hekimlerin cerrahlar kardiyologlar ve acil asistanları olduğuna inanıyorum ve bu 3 bölüme büyük saygı duyuyorum...
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009