Cumartesi , Ağustos 17 2019
Ana Sayfa / Köşe Yazarları / 8- mhurkan / Tutunacak Dallarınız

Tutunacak Dallarınız

Hayat akıp gidiyor, güzel şeyler oluyor, mutlu oluyoruz, ağlıyoruz, isyan ediyoruz ama vazgeçmiyoruz bu hayattan. Çünkü yaşamak çok tatlı. Ancak unutmayalım ki “Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz”.

Bu yazıda, gerçekten yaşıyor muyuz? sorusunu sormak istiyorum. Sizce şuanda içinde bulunduğunuz rutine gerçekten yaşam diyebilir misiniz? Mesleki faaliyetleriniz, ailevi faaliyetlerinizin tümü yaşam mıdır sizce? Eşekler gibi çalışmak ve sonunda, belki gençli çağınızda birçok şeyden feragat ederek üniversiteyi kazanmak. Sonrasında 6 kocaman sene, benim için 7 sene. Bahar şenlikleri yapılırken, iç hastalıkları sözlüsüne çalışmak, uzun saç ve sakalla dolaşmak isterken, kahvehanelerde 2 değil de 5 saat KİNG oynama ihtiyacı güderken, tüm hemcinsleriniz sevgilileri ile “normal” ve topluma açık yerlerde buluşurken, siz genellikle hastanenin kantini ya da kütüphaneyi tercih ediyordunuz.

Sonra ne oldu? Mezun oldunuz. Kimse size “olm sen kimsin? Sana biz ne verdik? Doktorluk ilaç yazmak ya da algoritmalar ezberlemek midir? Hayata dair bir düşüncen var mı? Bir görüşün var mı?” demeden zorunlu görev, derken TUS, derken evlilik. Hayat bu mu?

Size tekrar sormak istiyorum; “yaşanması gerekene; gerçekten hayat diyebilir miyiz?” Siyasi olarak sadece 5 yılda bir adam yerine konuluyoruz, kimse sizin görüşünüzü sormuyor, hayatın anlamı hakkında iç hesaplaşmalarına girmeye vakit bulamıyoruz, “rutin tembeli” oluveriyoruz. Çok yoruluyoruz ama bir o kadar da “hiçbir şey yapmıyoruz”.

Her gün bana 6 sınıf tıp öğrencileri geliyor. Ben de onlara soruyorum; ne yapıyorsunuz arkadaşlar? Hepsinin cevabı benzer; çalışıyoruz, staj var, sözlü var, hoca var, TUS var, 3 ay sonra kura var… Size bir şey söylemek istiyorum; insanoğlunun zihinsel olarak en verimli olduğu yaş dönemi 16-25 yaş. Bunu ben demiyorum, önümüzdeki gerçekler ve istatistikler söylüyor. Bakınız, bilişsel olarak bir şeyler üretmiş, sanat yapmış, bilim üretmiş kişilerin hepsinin ortak noktası, en iyi eserlerini ya da en iyi buluşlarını yukarıdaki yaş aralığında yapmaları ya da en azından bu yaşlarda temellerini atmaları.

Biz ne yapıyoruz? En verimli zamanlarımızı, en “üretken” olduğumuz yılları, “rutin tembellikleri” ile geçiriyoruz.

Şimdi sorabilirsiniz; sen ne yaptın? Sen farklı mıydın? Hayır, dostlar ben size burada kendimi anlattım zaten, yani sizi anlattım.

Lütfen dostlar, “rutin tembeli” olmayın. Özellikle genç meslektaşlarıma söylüyorum, sanat yapın, şiir yazın, kitap okuyun, hep aynı şeyleri okumayın, farklı şeyler okuyun, hiç karşılaşmayacağınız insanların hikâyelerini dinleyin, gezin ama yakınlara değil, çok uzakları gezin, yazı yazın, insanlara ulaşın…

Mesleğiniz, eşiniz ve rutininiz dışında TUTUNACAK DALLARINIZ olsun.