Cumartesi , Ağustos 17 2019
Ana Sayfa / Köşe Yazarları / 8- mhurkan / Hekimler Empati Kuran Yerlerini Aldırıyorlar mı?

Hekimler Empati Kuran Yerlerini Aldırıyorlar mı?

Hepimiz sempatiğiz, en azından ben öyle olmasını diliyorum. Ama empatik insanlar mıyız? Soracaksınız bana, Türkiye de yaşıyoruz, bu memlekette kaç kişi karşısındaki ile empati kuruyor? Haklısınız, sadece kendi doğrularını yaşayan bir milletiz. Farklılıklar, farklı düşünceler ve farklı açılar bize çok yabancı. Çeşitliliğin verdiği güzellikten ziyade, durağanlığa, tek düzeliğe aşığız. Kimse bize dokunmasın, bize yeter.
Ama işler böyle yürümüyor. Kimse düşünemiyor ki; yanındaki adamın başından geçen, bir gün senin de başına gelebilir. Farklı düşünceleri, farklı dinleri paylaşıyoruz, farklı seviyor, farklı kızıyoruz ama hepimiz aynı havayı soluyoruz. Aynı değiliz ama aynı “şeyi” paylaşıyoruz, ona da HAYAT diyoruz. O nedenle bazen yanındaki gibi düşünmek, hayatın çekilmezliklerini, sivriliklerini, görmememizi sağlayabilir. Yanındakini anlamak ise “daha iyiye” ulaşmamızın anahtarıdır her zaman.
Peki biz empatik miyiz? “Bu antibiyotiği yazsan elin mi kırılır”, “sınavım var rapor alacam”, “seni şikayet edecem, sürdürecem” diyen hastayı, “iki dikiş atıyor döneri götürüyor”, “sabahtan akşama kadar yatıyor aynı parayı alıyor”, “hem az iş yapıyorlar hem de zam istiyorlar” diyen meslektaşlarımızı anlıyor muyuz?
Bize verilen ne ise biz oyuz. Türkiye’ye bu kadar verildi senelerce. İnsanlar gözlerini açtıklarında müzik diye arabesk dinledi, Dallas ile Kurtlar Vadisi ile aşkı öğrendik, bitmez bilmeyen kuyruklarda sabrımızı öldürdük, her gün eriyen maaşlar bizi isyankâr yaptı, kendini eğitmekten aciz olan eğitim sistemimiz bize okuma yazma öğretti, anlamayı bilmeden, doğadaki matematiği görmeden Öklid girdi hayatımıza, açıortaylarla uğraşırken, havuz problemleri çözerken biz yani Türkiye, hayatı medeniyeti kaçırdı. Şimdi bu şekilde şekillendirilmiş bir halk ile karşı karşıya gelince neden kızıyoruz ki onlara? Bakın empati yapınız. Yukarıdaki değirmende sizde öğütülse idiniz, siz de “Bu antibiyotiği yazsan elin mi kırılır?” demez miydiniz?
Sağlık çalışanları, özellikle de biz doktorlar, birlik olmayı beceremeyen en önemli meslek grubuyuz. Neden mi? Yanımızdaki, karşımızdaki gibi düşünemiyoruz da ondan. Hepimiz farklıyız, farklı siyasi görüşlerimiz var, farklı zevklerimiz ve farklı toplumsal statüleri paylaşıyor olabiliriz, hatta topyekûn farklı olabiliriz ancak hepimiz aynı kavanozun içindeyiz. Bugün biri bu kavanozda mutsuz ise yarın senide etkiler o mutsuzluk. Acil hekimi sokakta bağırırken, acil hekimi sorunlarını anlatırken sen yerinde oturursan bir gün sende aynı topun ağzında buluverirsin kendini. Cerrah çalışma saatlerinden yakınırken, biyokimyacı oturursa, dâhiliyeci çalışma koşullarını ile ilgili serzenişte bulunurken, sen durup bakmazsan, onu anlamazsan, sen de bağırırken kimse sesini duymaz.
Lütfen hastalarınızı anlayın, meslektaşlarınızı anlayın, insanlığı anlayın. Hepimiz farklı olabiliriz, solcu, sağcı, dindar, ateist, pratisyen, uzman, hasta, hasta yakını ama birbirimizi anlamak o kadar zor olmasa gerek. En azından 10 saniyeliğine, canı yanan hastanın acısı oluverin, ağlayan bebeğin gözyaşı olun, 36 saatlik nöbetten çıkmış asistanın uykusu, acilcinin çığlığı, cerrahın elleri oluverin, ne kaybedersiniz ki?