Cumartesi , Ağustos 17 2019
Ana Sayfa / Köşe Yazarları / 8- mhurkan / Hastalarımız bizi seviyor mu?

Hastalarımız bizi seviyor mu?

Evet, seviyordu. Bundan 30 yıl önce, kalın gözlüklü tonton doktor amca iken, elimizde üstten kapaklı, siyah doktor çantamız var iken, sadece stetoskop ile hastayı dinleyip, tanısını koyduktan sonra, hastanın eline saman kâğıttan bir reçete tutturur iken, hasta; “doktor borcumuz ne?” dediğinde, “kiminin parası kiminin duası” dediğimizde, hastalarımız bizi seviyordu.
Peki, ne oldu da artık sevilmeyen bir kitle olduk? Neden hastalarımız milyon tane ön yargı taşıyor? Neden, Çoğu hekim arkadaşımız, hayatlarını kurtarmaya çalıştığı hastamsından sözlü ve fiziksel şiddet görüyor? Ne değişti? … Her şey değişti.
Öncelikle biz değiştik. Hatalı sağlık ve eğitim politikaları nedeni ile, çok sayıda doktor mezun etti tıp fakültelerimiz. Bir hastanın elini sıkmadan, sadece kitaplar arasından doktor çıktı senelerce. Modern tıbbın getirdiklerini anlatamadık hastalarımıza. Sağlık konusunda, insanların tek kaynağı gazete köşelerindeki ve televizyon programlarındaki yalan yanlış tıbbi magazin haberleri oldu. Bunu değiştiremedik. Hatta birçok meslektaşımız bunu körükledi.
Her dakika değişen sağlık mevzuatı, hem bizi hem de hastaları mahvetti. Hastaların ceplerinden çıkar her kuruşun bizim, yani sağlık çalışanlarının, cebine girdiğini zannetti milletimiz. Senelerce doktorların çok yüksek paralar kazandığını düşündü hastalar. Bizi robot zannettiler; 100. Hastasını bakmakta olan doktorun kapısını, çok beklediği için bu nedenle tekmeledi Hasta Ayşe Teyze. Devlet politikalarındaki keskin hatalar, sağlığın sosyal devlette ücretsiz olması gerekliliğini bile bile, ücretsiz gibi gösteren bürokratlar. Politika malzemesi için kullanılan ve harcanan sağlık çalışanları, hep hasta ile karşı karşıya getirdi bizi. Birileri hata yaptı ama hep “doktor” suçlu oldu. Hastane yöneticileri paralarını taşıyacak çanta bulamadılar ama biz “paracı doktor” olduk. Yönetmelik değişti hasta mağdur oldu ama dayağı doktor yedi.
Biz kendimizi anlatamadık ki… O nedenle suçlu biziz. Birlik olamadık; aile hekimi bağırırken, acil hekimi oturdu, cerrah kıvranırken, dâhiliyeci işine devam etti. Yapmamız gereken hastalarımıza “samimi bir şekilde” kendimizi anlatmak. İşte o zaman hak ettiğimiz saygıyı onlardan bekleyebiliriz. Evet, karşımızda senelerce bastırılmış, ağlamış, öğrenmiş ama eğitilememiş bir toplum var. Doktoru dövmek onlar için hak aramak anlamına geliyor. Hâlbuki doktora kalkan her elde, kendi gelecekleri ve sağlıkları harcanıyor.
Biz küsmemeliyiz, isyan etmemeliyiz. Sadece birlik olup kendimizi anlatmalıyız. Aramızdaki 1-2 saman çöpü yüzünden tüm sağlık camiasını karalayan kişilerin karşısında tek yürek olmalıyız. Çünkü tek yumruk olmazsak “o” yumruk gelir bir gün senin de yüzünde patlar.