NORMAL SİTEYE GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN!
Online Ziyaretçi4942
Online Üye73
Toplam Üye82315
Üye Adı Şifre
MOBİL PORTAL
FORUMLAR HABERLER
VİDEOLAR YAZARLAR
Tıbbi terminoloji...

2672 Mesaj

DrCihangir
Tıbbi terminoloji...
7 yıl önce yazıldı..
Bu başlıkta sizlerle özellikle tıpı yeni kazanan arkadaşların çok işine yarayacak tıbbi terminoloji bilgileri paylaşacağım...faydalı olması dileğimle...

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM 1

Tıbbi terminoloji sağlık çalışanları tarafından kullanılan özel sözcükler grubudur. Hemen hemen çoğu sağlık ile ilişkili sözcükler Latin ve Yunan kökenlidir.Günümüzde tüm dünyada , her dilde ortak bir terminoloji kullanılarak iletişim kolaylığı sağlanmaya çalışılmaktadır.Bu nedenle tıbbi terminolojiyi tam öğrenebilmek için anatomi,hastalık bilgisi yanında İngilizce,Latince ve Yunanca ile belirli ölçülerde tanıdık olmak gerekir.
Bu bölümde kökler,köklerin önüne ve sonuna gelecek ekler ele alınacaktır.





KELİME KISIMLARI
KÖK:Her bir tıbbi kelimenin esas bölümünü kök olşturur.
ÖNEK:Kökün önüne eklenerek anlam değişikliğine yol açar.
SONEK:Kökün sonuna eklenerek anlam değişikliğine yol açar.
? Kökler başka dillerden türemiş olabilir.Örneğin kardia yunanca kalp demektir.Tıbbi terminolojide kardi kökünü oluşturur. Pulmo Latince akciğer demektir ve Pulm kökünü oluşturur.
? Bazen de Latince ve Yunanca birleşerek kelime oluşturur.
Örneğin: Nefr - ren Nefron
Yunanca Latince böbrek alt birimi
Böbrek Böbrek
? Bazen de aynı kök farklı anlamlar taşıyabilmektedir.Örneğin ?Myel? kemik iliği anlamına gelir ve tıbbi terminolojide hem kemik iliği hem de medulla spinalis anlamında kullanılmaktadır.Başka bir örnek de sert anlamında olan ?Scler? kelimesidir. Bu sözcük aynı zamanda gözün beyaz kısmı olan sklerayı tanımlamak için de kullanılmaktadır.
? Birleşik kelimelerde iki farklı kök bulunabilir.
Kardio/vasküler Gastro/intestinal Myel/o/sit
Kalp damar mide barsak kemik iliği kemik hücresi

? İki kökü birleştirmek için veya bir köke sonek eklemek için ara harf (çoğunlukla ?o? harfi ) gerekebilir.
Örneğin: Nöroloji (Sinir sistemini ilgilendiren bilim dalı)
Nör - O - loji
Sinir sistemi bilim
? Eğer sonek sesli harf ile başlıyorsa araya birleştirici harf gelmez.
Örneğin:Nör - itis Nöritis
Sinir sistemi inflamasyon sinir iltihabı
? Bazen de tıbbi terimler dokunun, organın benzediği nesneye göre isim almaktadır.Örneğin cilt altındaki kasın şekli farenin sırt kısmına benzetilmiştir.Kası tanlamak için Latince fare anlamına gelen ?muscle? kelimesi kullanılmaktadır.


















PREFIXES / ÖNEKLER
*Yalnız kullanılmazlar.
*Öneklerin belirli anlamı vardır ve kelimenin (kökün) anlamını değiştirirler.




NUMARALARLA İLGİLİ ÖNEKLER

ÖNEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Prim/i- ilk Primigravida İlk kez hamile kalan kadın

Mon/o- bir Monoklonal Bir hücreden gelişmiş hücre kümesi

Uni- tek Uniseluler Tek hücreden oluşmuş organizma

Bi- iki,ikili Bikuspit İki uçlu

Di- iki,ikili Dipleji Vücudun her iki tarafını tutan felç

Diplo- iki kat Diplopi Çift görme

Hemi- tarım,tek taraf Hemitoraks Göğsün bir tarafı

Semi- yarım,kısmi Semiulnar Yarım ay şeklinde

Tri- üç Triad 3?lü grup

Guard- dört Guadrant Bir alanın dörtte biri

Multi- çok Multiple Bir çok kısım içeren

Poly- çok Polimorfik Çeşitli şekillerde





RENKLERLE İLGİLİ ÖRNEKLER

ÖNEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Syan- mavi Siyanoz O2 eksikliğine bağlı mavi renk olması

Erythr/o kırmızı Eritrosit Kırmızı kan hücresi

Leuk/o beyaz Leukosit Beyaz kan hücresi
Renksiz Leukorhea Renksiz akıntı

Melan/o siyah Melanin Koyu renk veren pigment
Koyu Melanosit Pigment hücresi

Xanth/o sarı Xanthoma Deride oluşan sarı renkli kabarıklık




OLUMSUZLUK VEREN ÖNEKLER

ÖNEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

a-,an- yok,eksik Aplazi Gelişim eksikliği

anti karşıt Antidot Zehire karşı koruyucu ilaç

kontra karşıt Kontralateral Karşı taraf

de- aşağı,kayıp detoksifiye Zehirin uzaklaştırılması

dis- yok,uzaklaştırma, Disinfekt Organizmayı uzaklaştırmak
ayırma

in-,im- olumsuz İnkontinans Salınımı durdurma,kontrolü bozuk

un- olumsuz Unconscious Cevapsız




YÖN BELİRTEN ÖNEKLER

ÖNEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Ab- uzaklaşmak Abduksiyon Orta hattan uzaklaşmak

Ad- yakınlaşmak Adhezyon Kısımların birleşmesi
Adrenal Böbrek üstü
Addüksiyon Orta hatta yaklaşmak

Dia- bir şeyden geçerek Dializ Bir memrandan geçerek temizlenmek

Per- bir şeyden geçerek Perkütan Deriden geçerek

Trans- bir şeyden geçerek Transfüzyon Kan ve kan ürünlerinin damar içine verilmesi




DERECE ? BÜYÜKLÜK İLE İLGİLİ ÖNEKLER

ÖNEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Hyper- anormal yükseklik Hipertansiyon Kan basıncının yükselmesi

Hypo- anormal düşük Hipoventilasyon Akciğerler giren hava miktarının azalması

Olig/o- az Oligospermi Sperm sayısının azalması
bir şeyin eksikliği Oligomenore Menstrual kanamanın azalması

Pan- hepsi Panpleji Total paralizi
Pansitopeni Tüm kan hücrelerinde azalma

İso- aynı,benzer İzograft Genetik olarak benzer kişilerden alınan graft

Macro- normalden büyük Makroskopik Çıplak gözle görülebilen
Makrosefali Kafatasının normalden büyük olması

Mega- anormal büyük Megabladder İdrar kesesi büyüklüğü
Megalo-

Micro- küçük Mikrocerrahi Çok küçük yapılara/cerrahi uygulanması

Neo- yeni Neonatal dönem Doğumdan sonraki ilk bir haftalık dönem

Normo- normal Normovolemi Normal kan basıncı

Pseudo- yalancı Psödoparalizi Yalancı felç
Psödopot Yalancı ayak





ZAMAN VE YÖN GÖSTERME İLE İLGİLİ ÖNEKLER

ÖNEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Ante- ön Antenatal Doğumdan önce

Pre- öncesinde Prenatal Doğumdan önce

Pro- öncesinde Proflaksi Hastalıktan koruma için hastalıktan önce

Peri- sırasında,çevresinde Perinatal Doğum sırasında

Post- sonrasında Postoperatif Ameliyat sonrası

Dextr/o- sağ Dextrokardi Kalbin vücudun sağ tarafında olması

Sinistr/a- sol Sinistramanuel Sol elini kullanan

Ecto- dışında Ektopik böbrek Normal yerinin dışında yer alan böbrek

Endo- içinde Endoskopi Bir organın veya boşluğun içine girerek
incelemek





SUFFİXES (SONEKLER)

-ia, -iasis:bir şey olma durumu Örn:insomnia:uykusuzluk hali
amibiazis:amiple infekte olma durumu

-algi:ağrı Örn:miyalji:kas ağrısı

-ektomi:kesip almak Örn:gastrektomi:midenin ameliyat ile alınması

-ektazi:genişleme Örn:bronşektazi:bronşların genişlemesi

-genez:oluşum Örn:patogenez:hastalık oluşumu

-grafi:şekil Örn:miyelografi:omuriliğin radyolojik görüntülenmesi

-malazi:yumuşama Örn:osteomalazi:kemiklerin yumuşaması

-peni:azalma Örn:trombositopeni:pıhtılaşma hücrelerinin azalması

-plazi:oluşum Örn:aplazi:gelişim eksikliği

-plasti:operatif şekillendirme Örn:mamoplasti:meme op. şekillendirme

-poroz:?zımbalama? delinme Örn:osteoporoz:kemik erimesi

-skopi:ayna tutma Örn:larigoskopi:gırtlağa ayna ile bakmak

-staz:akımın durması Örn:kolestaz:safra akışının durması

-spazm: kasılma Örn: anjiospazm: damar kasılması

-stenoz: daralma Örn: trakeastenoz: soluk borusunun daralması

-trofi : beslenme,büyüme Örn: hipertrofi: fazla büyüme

-sitopeni: hücre azalması Örn: monositopeni: monositlerin azalması

-sitoz: hücre artması Örn: monositoz: monositlerin artması





SIFAT-SUFİXLER

SUFİKS ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

-erg etki kolinerjik asetil koline yanıt veren

-formis şekilli falsiformis orak şeklinde

-gen ?den oluşmuş psikojen ruhsal bir nedenden dolayı

-oid ?e benzer arythenoideus ibiğe benzer

-phil eğilimli hidrofil suda erimeye eğilimli

-trop ?e etkili nörotrop sinir sistemine etkili

-sid öldürücü bakterisid bakteri öldürücü

-culus küçültme muskulus küçük kas





*Aşağıda tıbbi terminolojide kullanılan sonekler bir şeyle ilişkili olma durumunu gösterir.
Bu sonekler kullanıldığı kelime içinde gösterilmiştir.


Ac - kardiak kalple ilgili

al - iskeletal iskeletle ilgili

oid - mukoid mukusa benzer



sefalik ? başla ilgili

thorasik ? göğüsle ilgili

servikal ? boyunla ilgili

lumbal ? bel ile ilgili



-Loji : Tıbbın herhangi bir dalı ile ilgilenen bilim.
Örneğin: Fizyoloji: Organ sistemlerin görevlerini inceleyen bilim dalı.
Kardiyoloji: Kalp ile ilgili fizyolojik ve patolojik konuları inceleyen bilim dalı.

-ist : Tıbbın herhangi bir dalında uzman olan kişi.
Örneğin: Pediatrist: Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı
Psikiatrist: Ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı
Dentist: Diş sağlığı ve hastalıkları uzmanı



Çoğul Yapanlar
Tekil Çoğul
-a,-ae Vertebra Vertebrae

-on,-a Ganglion Ganglia

-um,-a Ovum Ova

-us,-i Fungus Fungi

-en,-ina Foromen Foromina


























LATİNCE OKUNUŞ VE VURGU

Latince?nin her yerde kabul edilip kullanılan belirli bir okunuşu yoktur. Ancak Türkiye?deki tıp camiasında kullanılan telaffuz şekillerine uygun kurallar aşağıda anlatılmaya çalışılmıştır.


Sesli harfler ve okunuşları

? Ae ve oe tek harf gibi okunur.
Ae (e) şeklinde tek harf okunur. Örn:Anaemi (anemi)
Oe (ö) şeklinde tek harf gibi okunur. Örn:Oesophagus (özofagus)

? Au ve eu birbirleriyle kaynaştırılarak sürekli bir ses ile okunur.
Au Örn:auris (kulak)
Eu Örn:pleura (akciğer zarı)

? Ei ve ie iki hece olarak okunur.
Ei Örn:Deiters çekirdeği
İe Örn:lien (dalak)

Sessiz harfler ve okunuşları

Sessiz harflerin çoğu Türkçe?deki gibi okunur,sadece bazılarının okunuşu farklıdır.
? C...sessiz harfler a,o,u,au? nun önünde ise ?k? gibi okunur.
Örneğin: Crista (krista): kenar anlamında
Caput(kaput): baş anlamında
Collum(kollum): boyun anlamında
Cauda(kauda): kuyruk anlamında
? C...sessiz harfi e,i,y,ae,oe? nin önünde ise (s) gibi okunur.
Örneğin: Cerebrum (serebrum):beyin
Cilia (siliya):kirpik
Cystitis (sistit):mesane iltihabı
Caecum (çekum ya da sekum):kör bağırsak
? g...(g) gibi okunur.
Örneğin: ganglion,glandula,gaster
? g...e ve i önünde (j) şeklinde okunur.
Örneğin: gingiva ya da jinjiva
? h... (h) gibi okunur.
Örneğin: hilum, haustra
? j...(y) gibi okunur.
Örneğin: jejenum (yeyenum), juga (yuga)
? k...(k) gibi okunur ve pek kullanılmaz.
Örneğin: kalıyum, keratitis
? Qu..(ku) tek harf gibi okunur.
Örneğin: Aqua (akua):su, aquaductus (akuaductus) : su yolu
? t...(t) gibi okunur.
Örneğin:Tibia, talus
? x...(ks) gibi okunur.
Örneğin: proksimal, ekstensör
? Ph...(f) gibi okunur
Örneğin: phalanx(falanks),pharynx(farinks)
? th....(t) gibi okunur.
Örneğin:Urethra (uretra), thorax (toraks)
? h...(k) gibi okunur.
Örneğin:Concha (konka)
? Sch...(ş) gibi okunur.
Örneğin:Schlemm kanalı (şilem kanalı)

SAYILAR

1-Primus 8-Octavus

2-Secundus 9-Nonus

3-Tertius 10-Decimus

4-Quartus 11-Un decimus

5-Quintus 12-Duo decimus

6-Sextus 13-Tertius decimus

7-Septimus

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM2
HÜCRE DOKU VE ORGANLAR


Hücre:Vücudun temel yapı birimidir.Stoplazma ve nukleus kısmı bulunur. Nukleus hücrenin kontrol merkezidir. Kromozomlar genetik bilgiyi taşırlar. Her insan hücresi 46 kromozom içerir.

Dokular:Hücreler bir araya gelerek dokuları oluştururlar. Dört temel doku tipi vardır.
1-Epitelial doku
2-Konnektif doku
3-Kas dokusu
4-Sinir dokusu

Organlar ve Organ Sistemleri
Dokular bir araya gelerek organları oluşturur.

Doku:Aynı tipteki hücrelerin oluşturduğu küme diyebiliriz.




HÜCRE VE DOKULAR İLE İLGİLİ TERİMLER

KÖK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Morph/o- şekil,yapı morfoloji canlı organizmaların yapı ve şekil özelliklerini inceleyen bilim dalı

cyt/o hücre sitotoksik hücreye zararlı

Kary/o çekirdek megakaryosit çok büyük çekirdekli hücre

Hist/o- doku histolojist histoloji uzmanı

Fiber/o- lif fibrosis bağ dokusu artımı

Aden/o- bez adenitis bezin inflamasyonu

Papil/o- meme ucu papilla meme ucu benzeri yapı



HÜCRE AKTİVİTESİ İLE İLGİLİ KELİMELER

KÖK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Blast olgunlaşmamış fibroblast kendisinden bağ dokusu hücresinin gelişeceği
hücre olgunlaşmamış hücre

Phag/o yeme ,yutma fagosit hücrenin yabancı maddeleri ve besinleri yutması

SUFFİXES (Sonek)

-philic emme,erime hidrofilik suda eriyen

-tropic aktive eden gonodotropik gonadları aktive edici

-ase enzim lipaz yağları parçalayan enzim

-ose şeker laktoz süt şekeri
KÖK

Lip/o yağ lipoma yağ tümörü

Adip/o yağ adipolisiz yağların parçalanıp erimesi

Glyc/o şeker,glukoz hipoglisemi kan şekerinin düşmesi

Anabolizma:Parçalanan gıda maddelerinin vücuda yararlı şekle sokularak dokuların yapısında yer alışı.

Katabolizma:Vücuda giren büyük moleküllü maddelerin ?gerekli enejiyi temin için- daha küçük parçalara yıkılması.

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM3
VÜCUDUN YAPISI

?Anatomi: Organik varlıkları ve bu varlıkları meydana getiren oluşumları yapı, şekil, pozisyon, ilgi ve fonksiyonları ile inceleyen bilim dalıdır.

?Patolojik Anatomi: Hasta organları inceleyen bilim dalıdır.
?Makroskopik Anatomi: Vücudu çıplak gözle gördüğü şekliyle inceleyen bilim dalıdır.
Sistematik Anatomi:Vücutta belli bir görevi yapmak üzere bir araya gelmiş organları bir bütün olarak ele alır.
?Topografik Anatomi (Bölgesel Anatomi): Vücudu bölgelere ayırarak inceler.
?Mikroskopik Anatomi: Gözle görülmeyen yapıları inceler.


Anatomik pozisyon: Vücut bölümlerinin birbiriyle olan ilişkilerini doğru ve tutarlı bir şekilde tanımlayabilmek için anatomide ve klinik tıpta kullanılan standart bir pozisyondur. Anatomik pozisyon deyince ayakta dik duran, bacakları birbirine bitişik, ayakları hafif açık, baş parmak dışa, avuç içi öne doğru bakan bir kişi akla gelir.


ANATOMİK DÜZLEMLER

Sagittal Düzlem (Planum Sagittale): Vücudu önden arkaya ve yukarıdan aşağıya kesen vertikal (dikey) düzlemlerdir. Bu düzlem tam ortadan geçerek vücudu iki eşit parçaya ayırıyorsa median düzleme (planum medianum) denir.

Koronal Düzlem(Planum Coronale): Vücudu sağsan sola doğru kesen ve yere dik olarak uzanan düzlemdir.

Horizontal= Transvers Düzlem (Planum Horizontale = Transversale): Sagittal ve frontal düzlemlere dik, yere paralel olan düzlemdir.

Oblik Düzlem(Planum Obliqua):Diğer düzlemleri herhangi bir açıyla kesen eğik düzlemdir.

ANATOMİK EKSENLER

Vertikal Eksen(Axis Verticalis): Baştan aşağı doğru dik inen eksendir.

Sagittal Eksen(Axis Sagittalis):Yere paralel önden arkaya doğru geçen eksendir.

Transvers Eksen(Axis Transversalis):Bir omuzdan diğerine doğru geçen ve yere paralel olan eksendir.

POZİSYONLA İLGİLİ TERİMLER

TERİM TANIMLAMA
Anterior Ön
Posterior Arka
Superior Üst
İnferior Alt
Kranial Başa yakın
Kaudal Ayağa yakın
Ventral Karın tarafına yakın
Dorsal Sırt tarafına yakın
Proksimal Ekleme veya referans noktasına yakın
Distal Ekleme veya referans noktaya uzak
Parietal Vücut boşluklarının dış duvarı ile yakın olan
Visseral İç organlarla ilgili olan
İpsilateral Vücudun aynı tarafında olan
Kontralateral Vücudun karşı tarafında olan
Palmar Elin avuç içi tarafı
Plantar Ayak tabanı tarafı
Longitüdinal Uzunlamasına seyreden
İnfra Altında
Supra Üzerinde
Sub.... Altında
Retro... Arkasında
Para... Yanında
Sirkum... Çevresinde
Medial Orta hatta yakın
Lateral Dış tarafa yakın
External Dış tarafta olan
Profundus Merkeze yakın (derin)
Superficial Merkezden uzak (yüzeyel)
Santral Merkeze yakın
Periferal Merkezden uzak



HAREKETLE İLGİLİ TERİMLER
Fleksiyon:Sagital düzlemde yapılan ve eklem açısını daraltan hareketler.
Ekstansiyon:Aynı düzlemde eklem açısını artıran hareketler.
Abdüksiyon:Median düzlemden uzaklaşma hareketi.
Addüksiyon:Median düzleme yaklaşma hareketi.
Supinasyon:Avuç içi yukarı doğru bakar.
Pronasyon:Avuç içi aşağı doğru bakar.
Rotasyon:Vertikal eksen etrafında yapılan içe veya dışa döndürme hareketidir.
Sirkümdiksiyon:Bir ekstremitenin abdüksiyon,addüksiyon,fleksiyon,ekstansiyon ve rotasyon hareketlerinin kombinasyonu ile bir dairevi hareket yapılmasıdır.
Elevasyon:Kaldırma, yükseltme
Depresyon:Çökme, alçalma
İnversiyon:Ayak tabanının planum medianum?a döndürülmesi.
Eversiyon:Ayak tabanının planum medianum?dan uzaklaşacak, laterale doğru bakacak şekilde döndürülmesi.
Protraksiyon:Öne doğru hareket.
Retraksiyon:Arkaya doğru hareket


Önemli Anatomik Adların Kısaltılması
A./Aa Arteria / Arteriae atar damar / lar
Art/Artt Articulatio / Articulationes eklem / ler
Ggl/Ggll Glandula / Glandulae bez / ler
Lig/Ligg Ligamentum / Ligamenta bağ / lar
M./Mm Musculus / Musculi kas / lar
N/Nn Nervus / Nervi sinir / ler
R/Rr Ramus / Rami dal / dallar
V/Vv Vena / Venae ven / venler


Önemli Anatomik Sıfatların Kısaltılması
Ant- anterior / anterius ön, öndeki
Post- posterior / posterius arka,arkadaki
İnf- inferior / inferius alt,alttaki
Sup- superior / superios üst,üsteki
Lat- lateralis / laterale yan taraf,yandaki
Med- medialis / mediale orta,ortadaki
Caud- caudalis / caudale ayak ucuna doğru
Dext- dexter / dextra sağ,sağdaki
Sin- sinister / sinistra sol,soldaki

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM 4
HASTALIKLAR

Hastalık:Vücutta bölgesel veya genel bozukluğa sebep olan durum olarak tanımlanır.
Hastalıkları basitçe şu şekilde sınıflanlandırabiliriz.

1-İnfeksiyon hastalıkları
2-Dejeneratif bozukluklar
3-Hormonal ve metabolik bozukluklar
4-İmmün bozukluklar
5-Kanserler(Neoplasi)
6-Psikiyatrik bozukluklar

İnfeksiyon hastalıklar: Virüsler, bakteriler, mantarlar ve parazitler tarafından oluşturulan hastalıklardır.

İnflamasyon: Enfeksiyona veya harabiyet yaratıcı etkene karşı dokunun ?kendini savunma amacıyla- gösterdiği reaksiyondur. Ağrı, şişme, kızarıklık, ısı artışı ve eksüdasyonla belirgin durumdur.

Neoplazi:Normal dokunun tümöral kitle şeklinde gelişim göstermesidir. Diğer dokulara yayılım göstermiyorsa benign, diğer dokulara yayılım gösteriyorsa malign olarak tanımlanır.




HASTALIKLARLA İLGİLİ TERİMLER

KELİME ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Carcin/o kanser karsinojen kanser gelişimini hazırlayıcı

Lith taş litiazis taş gelişimi

Onc/o tümör onkolizis tümörün parçalanması

Pyr/o ateş piretik ateşle ilgili



HASTALIKLA İLGİLİ ÖNEKLER

ÖNEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Brady yavaş bradikardi kalp atışının yavaşlaması

Dys bozukluk, disfonksiyon fonksiyon yapamama
yetersizlik

Mal kötü, malnütrisyon yetersiz beslenme
yetersiz

Pachy ince pakiderma derinin incelmesi







HASTALIKLA İLGİLİ OLAN

SONEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

-algia ağrı gastralji mide ağrısı

-cele fıtık sistosel idrar kesesinin sarkması

-itis inflamasyon kolitis kolonun inflamasyonu

-oma tümör lipoma yağ tümörü




TANI ? TEDAVİ

Tıbbi tanı hastanın öyküsüne dayanır. Hastanın şikayetleri yani semptomlar tanıda yol göstericidir.
Tüm hastalar tanı koymak için önce anamnez alınır daha sonra muayene edilirler. Fizik muayene inspeksiyon, palpasyon, perküzyon ve oskültasyondan oluşur. Muayenede kan basıncı ölçümlerinden, stetoskop ve oftalmoskopdan yararlanılır.
Tanı için laboratuar testlerinden de yararlanılır. Kan, idrar ve vücudun diğer sıvıları incelenir. Tanı amacıyla dokudan parça alınmasına biyopsi denir.


MUAYENE YÖNTENTEMLERi

İnspeksiyon: Gözle incelenerek yapılan muayene

Palpasyon: Dokunarak yapılan muayene

Perküzyon: Deri üzerinden parmak uçları ile yapılan muayene

Oskültasyon: Steteskop ile yapılan muayene

























GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

METOD TANIMLAMA

Radyografi Herhangi bir organın x ışınları aracılığı ile filminin alınması

Fluoroskopi İç organların fluoroskop aracılığıyla görüntülenmesi

Bilgisayarlı Tomografi Herhangi bir vücut bölgesi veya organın kısım kısım röntgen
filmlerinin alınmasına dayanan tanı yöntemi

Ultrasonografi Ultrasonik dalgalar aracılığı ile iç organların veya bir tümörün
görüntüsünün elde edilmesine dayanan tanı yöntemi

Sintigrafi Sintigrafi yapılacak hastaya önce radyoaktif izotop verilir. Daha sonra
İncelenecek olan dokuda toplanan radyoaktif izotopun çıkardığı gamma
ışını taneciklerinin oluşturduğu görüntüye dayanan tanı yöntemi



TANI İLE İLGİLİ SONEKLER

SONEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

-grafi yazmak elektrokardiografi kalpteki elektrik akımlarının yazılımı

-metri ölçmek ergometri işgücünün ölçümü

-opsi görmek biyopsi mikroskopik görüntü için canlıdan alınan doku
örneği
-skopi gözetlemek rinoskopi burun boşluğuna ayna ile bakmak

-sentez batırmak amniyosentez amniyon sıvısı alma amacıyla iğne ile amnion
kesesine girme


CERRAHİ İLE İLGİLİ SONEKLLER

SONEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

-tomi açma, gastrotomi mideye kesit yapma; kesit yaparak
kesit yapma mideyi açma

-ektomi kesip almak gastrektomi midenin operasyon ile alınması

-peksi ameliyatla nefropeksi böbreğin ameliyatla sabitleştirilmesi
sabitleştirme

-stomi açıklık oluşturma gastroenterostomi mide ile ince barsak arası yapay
ağız oluşturma

-plasti operatif şekillendirme mammaplasti meme üzerinde yapılan estetik
ameliyat; sarkık memeleri dik duruma
veya aşırı büyümüş memeyi normal
şekle getirmek için uygulanan ameliyat

-peksi operatif sabitleştirme nefropeksi böbreğin operatif
sağlamlaştırılması,sabitleştirilmesi


CERRAHİ ALETLER

ALET TANIMLAMA

Buji: Kanal şeklindeki bir organ veya oluşumu (urethra,vagina...vs. gibi) genişletmede veya
tıkanıklığı ortadan kaldırmada kullanılan ince, uzun silindir şeklindeki alet

Kanül: Herhangi bir vücut boşluğuna sokulan tüp şeklindeki ortası açık metal boru

Elevatör: Kaldırıcı, yükseltici araç

Forseps: Tutma, sıkma veya çekme amacıyla kullanılan herhangi bir cerrahi alet

Hemostat: Kesik damar ucunu sıkıştırarak kanamayı durdurmada kullanılan pens

Litotrit: İri mesane taşını -urethra aracılığıyla- ezerek daha ufak parçalara ayıran alet

Rasp: Cerrahi törpü

Rongeur: Oyup çıkarma amaçlı kullanılan alet

Skalpel: Kesme ya da kesit yapmada kullanılan sivri uçlu küçük bistürü

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM 5
DOLAŞIM SİSTEMİ

Dolaşım sistemi, kalp ve kan damarlarından oluşur ve tüm vücut hücrelerine yaşamın devamı için gerekli kanı taşır. Dolaşımda görevli bir diğer sistem lenfatik sistemdir. Lenfatik sistem dokular arasında kalmış sıvıyı tekrar kan dolaşımına vermekle görevlidir.

KALP
Kalp akciğerlerin arasında mediastinumda bulunur. Kalbin apex?i vücudun sol tarafına doğrudur. Kalbin duvarını oluşturan kalın kas tabakası myokardium adını alır.Myokardium?un iç yüzünü döşeyen ince tabaka endokardium; dış yüzünü örten ince tabaka epikardium?dur. Kalbi içine alan fibröz kese perikardium?dur.
Kalp atrium ve ventrikül adı verilen odacıklardan oluşmuştur. Kalp iki dolaşıma kanı pompalar. Pulmoner dolaşımında, sağ ventrikülden pompalanan kan, AC'?erde oksijenlenir ve sol atriuma gelir.Sistemik dolaşımda ise sol ventrikülden pompalanan kan vücudun geri kalanına gider.

Kalpteki Kan Dolaşımı
Sağ atrium vena cava superior ve inferior ile dokulardan gelen oksijence fakir kanı alır. Bu kan sağ ventriküle geçer ve pulmoner arterlerle akciğere pompalanır.
Akciğerde oksijenlenen kan sol atriuma pulmoner venlerle gelir.Sol atriumdan sol ventriküle geçer. Sol ventrikülden tüm vücut dokularına dağılmak üzere aortaya güçlüce pompalanır.
Kalpteki kanın hareket yönü kapakçıklarla belirlenir. Sağ atrium ve sağ ventrikül arasındaki üçlü kapak TRİCUSPİD adını alır. Sol atrium ve sol ventrikül arasındaki ikili kapak MİTRAL kapak adını alır. (piskopos tacına benzetildiği için bu adı almıştır).Pulmoner arterlerin girişinde pulmoner kapakçıklar ve aortanın girişinde aortik kapakçıklar bulunur.


KALP ATIŞI
Kalbin kasıldığı dönem sistol,gevşediği dönem diastol?dur.Kalbin her vuruşunda her iki atrium kasılır ve hemen sonra her iki ventrikülün kasılması izlenir. Her bir düzenli kasılmanın nedeni kalpten düzenli yayılan elektrik akımıdır. Bu iletim sistemi,kalbin hızını ayarlayan, ?pacemaker? denilen SAN (sinoatrial nod) ve AV. nod, AV. bant , sol ve sağ dal grupları ve purkinje liflerini içerir.
Kalp vuruşunu kendi kendine meydana getirmesine rağmen sinir sistemini stimülasyonu, hormonlar ve ilaçlar kalbin kasılma gücünü ve hızını etkiler.


Kalp Hastalıkları

Endokarditis: Kalp iç zarının (endokardın) inflamasyonu
Miyokarditis: Kalp kasının (miyokardın) inflamasyonu
Perkarditis: Kalbi içine alan fibröz kesenin (perikardiumun) inflamasyonu
Aort stenozu: Aort kapağında darlık
Aort yetmezliği: Aort kapağının tam kapanamaması
Ateroskleroz: Arterin intima tabakasında yaygın yağ plakları oluşması ile belirgin damar sertleşmesi



Damarlar
1-Arterler: Kanı kalpten uzağa taşıyan damarlardır.
2-Kapiller yumağı: Kan ile dokular arasındaki değiş tokuşun yapıldığı alandır.
3-Venler: Kanı kalbe geri taşıyan damarlardır.

*Tüm arterler (pulmoner arter ve fetustaki umblikal arterler hariç) oksijenden zengin kanı taşırlar. Arterler, yüksek kan basıncı altında kanı taşıyan kalın duvarlı elastik damarlardır.

*Tüm venler (pulmoner arter ve fetustaki umblikal ven hariç) oksijenden fakir kanı taşırlar. Venler, düşük basınç altında kanı taşıyan ince duvarlı, duvarları elastik içermeyen damarlardır.

Sinir sisteminin stimülasyonu damar çapının artmasına (vasodilatasyon) veya azalmasına (vasokonstrüksiyon) neden olur. Bu değişikler dokulara giden kan miktarını ve kan basıncını etkiler.

Lenfatik Sistem
Dolaşımın arteriyal ucundan dokulara giren sıvının büyük kısmı venöz uca geri döner. Geri kalan az miktardaki sıvı ise lenfatik sistem tarafından direne edilir. Bu sıvıya lenfa adı verilir ve sonuçta venöz sisteme dökülür, buradan da sağ kalbe dökülür.
Lenfa aynı zamanda vücutta giren yabancı maddeleri de lenf nodüllerine taşır ve burada immün bir cevap başlar. Gastrointestinal sistemde emilen yağlar lenfatik sisteme geçer. Lenfatikler denilen lenf damarları, hemen hemen her dokuda mevcuttur. Ancak santral sinir sisteminde, göz küresinde, iç kulakta, kıkırdakta, kemikte ve derinin epidermisinde lenfatikler bulunmaz.



Aorta: En büyük arterdir. Sol ventrikülden kanı alır ve vücudun tüm bölümlerine dallar verir.

Arter: Kanı kalpten uzağa taşıyan damarlardır. Arterlerin hemen hepsi O2 ?den zengin kanı taşır.

Arteriol: Küçük arterlerdir.

Atrium: Kalbin yukarıdaki iki odacığıdır.

Kapiller: Kan ile doku arasında materyal değişiminin olduğu küçük ve çok sayıdaki damarlardır.

Diyastol: Kalbin gevşediği devre

Endokardium: Kalbin odacıklarını örten ince membran

Epikardium: Kalp duvarının en dışta bulunan ince tabakası

Myokardium: Kalp kasını oluşturan kalp duvarındaki orta kalın tabakadır.

Perikardium: Kalbi saran fibröz kesedir.

Sistol: Kalbin kasıldığı devredir.

Valv (kapak): Kanın ters yönde akışını önleyen mukoza kıvrımı

Varis: Kıvrıntılar gösteren genişlemiş venlerdir.

Ventrikül: Kalbin aşağıdaki pompalayıcı küçük odacıkları

Venül: Küçük ven

Lenfa:Lenf damarları içindeki sarımsı beyaz sıvı

Lef nodu: Lenf sıvısını filtre eden, lenfatik damarların yolu üzerinde bulunan, küçük lenfoid doku kümesidir.

Dalak: Karnın üst sol tarafındaki kırmızımsı kahverengi organdır. Kandaki yaşlı, yıpranmış kırmızı kan hücrelerini filtre eder.

Timus bezi: Sternumun altında immunitede fonksiyon gören bezdir.

Tonsil: Boğazdaki küçük lenfoid doku kümesidir.







KÖK ANLAM ÖRNEK TANIM

Cardi/o kalp kardiomyopati kalp kası bozukluğu

Atri/o atrium interatrial atriumlar arasında

Ventricul/o ventrikül ventrikülotomi ventrikülün cerrahi insizyonu

Valvul/o(valu/o) valv valvuloplasti kalp kapağının cerrahi onarımı

Angi/o damar anjiogram damar radyogramı

Vas/o damar vasodilatasyon kan damarının genişlemesi

Arter arter arterioreksis arterlerin yırtılması

Arteriol/o arteriol arteriolitis arteriollerin inflamasyonu

Aort/o aorta aortastenosis aorta lümeninin ileri derecede daralması

Ven/o ven venousus venle ilgili
Ven/i

Lymph/o lenf, lenfatik lenfoma lenfoid kanser

Lymphaden/o lenf nodu lenfadenitis lenf nodlarının inflamasyonu

Lymphangi/o lenfatik damar lenfanjiogram lenfatik damarların radyogramı

Splen/o dalak aspleni dalağın olmaması

Tym/o timus bezi timektomi timus bezinin cerrahi olarak çıkarılması

Tonsill/o tonsil tonsillitis tonsilin inflamasyonu


EK TERİMLER
Normal yapılar ve fonksiyonlar.
Kan basıncı: Kan damarı duvarının kanın gücüne karşı koyması
Kardiak output: Sağ ve sol ventrikül tarafından dakikada pompalanan kan miktarı
Duktus arteriosus: Fetal dolaşımda aort ile pulmoner arter arasında bulunan damardır. Doğumdan sonra kapanmaması patent duktus arteriosus (PDA) olarak adlandırılır.
Foramen ovale: Fetal dolaşımda iki atrium arasındaki açıklıktır. Doğumdan sonra kapanmamasının sonucu septal defekt oluşur.
Kalp sesleri: Kalp kapakların kapanması ile kalp sesi meydana gelir. Steteskop yardımıyla göğüs duvarından lub-dup seklinde duyulur.
Nabız: Her ventrikül kontraksiyonu sonucunda damarlarda oluşan yüksek basınç dalgasıdır.
Strok volüm: Her kalp vuruşu ile sol ventrikülden çıkan kan miktarıdır.
Perfüzyon: Organ ve dokulara damarlardan sıvı geçmesidir.
Prekordium: Göğüs duvarı üzerinde kalbe uyan bölge
Nabız basıncı: Sistolik ve diyastolik kan basıncı arasındaki fark







SEMPTOMLAR VE BULGULAR

Anevrizma: Damarın belli bir bölgesinin genişlemesi ile oluşan şişkinlik
Angina pektoris: Göğüste şiddetli ağrı, nefes alamama ve baygınlıkla seyreden ani nöbetlerle belirgin durumdur. Ağrı gelenlikle sol omuz ve kola yayılır.
Astma kardiale: Kalp yetmezliğine bağlı nöbet halinde solunum darlığı
Palpitasyo kordis: Kalp çarpıntısı
Aritmi: Kalp atışının ritim veya hızının bozulması
Ateroskleroz: Arterin iç tabakasında yaygın yağ plakların oluşması ile belirgin durum
Bradikardi: Kalp vuruşunun dakikada 60?ın altında olması
Kardiak tamponat: Perikard boşluğunda kan veya sıvı toplanması sebebi ile kalbin baskı altında kalarak kasılıp gevşeyememesi
Klaudikasyo intermitans: Bacakta dolaşım bozukluğu nedeni ile zaman zaman beliren aksak yürüme hali, aralıklarla topallama
Embolizm: Dolaşımla sürüklenen pıhtı parçası veya diğer bir yabancı madde (hava kabarcığı, yağ damlası, bakteri kümesi vs.) ile damarın tıkanması
Fibrilasyon: Kas liflerinin titreşim şeklinde düzensiz kasılması
Flutter: Titreşim şeklinde devamlı hareket; birbirini izleyen sürekli atım
Atrial flutter: Kalpte atrium kontraksiyonlarının dakikada 200-400 ?yükselecek şekilde süratlenmesi.
Kalp bloğu: Kalpte atrium ile ventrikül arasındaki uyarı iletiminin ortadan kalkması, dolayısıyla atrium ve ventrikül kasının bir biri ile ilişkisiz çalışması ile belirgin durum
Hipertansiyon: Kan basıncının yükselmesi
Hipotansiyon: Kan basıncının düşmesi
İnfarktüs: Besleyici damarın tıkanmasına bağlı olarak meydana gelen nekroz bölgesi
İskemi: Belli bir bölgede kan akımının kesilmesi ile oluşan geçici kansızlık, bölgesel anemi
Mitral valv prolapsusu: Sol ventrikül kasıldığında mitral kapakların sol atriuma doğru sarkması
Murmur: Oskültasyon esnasında işitilen üfürüm sesi



Tanı yöntemleri
Kardiak anjiografi: Koroner damarlara radyo opak madde verilmesini takiben röntgen yolu ile incelenmesi
Doppler ultrasonografi: Kan akımı paternini ve hızını anlamamıza yarayan görüntüleme yöntemidir
Ekokardiografi: Kalbin iç yapısını görüntülemede kullanılan noninvaziv (girişimsel olmayan) metottur.
Elektrokardiografi (EKG): Kalp kasının faaliyetinden oluşan elektrik akımı ve bu akım değişliklerinin vücut üzerine uygulanan iki elektrot yardımıyla çizelge halinde kaydedilmesi
Fonografi: Seslerin bant üzerine kaydedilmesi
Sfingomonometre: Arteryel kan basıncını ölçen alet


Tedavi yöntemleri
Pacemaker: Yapay kalp pili
Kardioversiyon: Bozulmuş kardiak ritmin düzeltilmesi için göğüs duvarına elektrik şoku verilmesi

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM 6
KAN VE İMMÜNİTE


Yetişkin bir insanda total kan volümü 5 litre kadardır. Kan, plazma ve şekilli elemanlar olmak üzere
iki komponentten oluşur.
Plazmanın %90?ı sudur, kalan %10?unu ise protein ve pıhtılaşma faktörleri, elektrolitler, antikorlar ve hormonlar oluşturur.

Kan Hücreleri
1-Eritrosit: Kırmızı kan hücresi
2-Lökosit: Beyaz kan hücresi
3-Plateletler: Kan pulcukları


Hücre Tipi Yüzde Fonksiyonları
Granülosit
Nötrofil %54-62 fagositoz yapar
Eozinofil %1-3 alerjik reaksiyonlarda sayıca yükselir
Bazofil %1 alerjik reaksiyonlarda sayıca yükselir
Agranülosit
Lenfosit %25-38 immünitede rol alır
Monosit %3-7 fagositoz yapar

Eritrositler: En önemli fonksiyonları oksijeni dokulara taşımaktır. Oksijen, hemoglobin adı verilen demir içeren pigment yardımıyla taşınır. Eritrositler nükleus içermeyen disk şeklinde hücrelerdir. Eritrositler normal bir insanda milimetreküp kanda 5000000 kadardır.
Lökositler: Beyaz kan hücreleridir. Normalde milimetreküpte 5000-10000 kadardır. Ancak enfeksiyonlarda sayıları artar. Lökositler kendi içlerinde granülositler ve agranülositler olmak üzere gruplandırılırlar. Lökositlerin en önemli fonksiyonları istilacı ajanları fagosite etmek ve antikor oluşturmaktır.
Plateletler: Trombosit olarak da adlandırılırlar. Normal bir insanda milimetreküp kanda 200000-400000 kadar trombosit bulunur.Trombositler hemostazisde görev alırlar.


Albümin: Plazmada bulunan protein
Antikor: Herhangi bir antijene karşı vücutta oluşan bağışıklık cisimciği
Antijen: Vücuda giren yabancı bakteri veya protein
Hemoglobin: Kırmızı kan hücrelerinde bulunan ve oksijen taşınmasını sağlayan demir içeren pigment







SONEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

-emia/hemia kanın durumu hiperemi belli bir bölgede damarların aşırı kanla doluşu

-penia azalma,düşme lökopeni kandaki lökosit sayısının azalması

-poiesis yapım eritropoezis eritrosit yapımı








KÖK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Myel/o kemik iliği myelogenez kemik iliğinden kaynaklanan

Hem/o kan hematom dokuda kan toplanmasıyla oluşan şişlik

Erythr/o kırmızı kan hücresi eritositozis kırmızı kan hücrelerinin artması

Leuk/o beyaz kan hücresi lökemi kan ve kemik iliğinde aşırı lökosit artımı

Lymph/o lenfosit lenfoblastozis kandaki olgunlaşmamış lenfositlerin aşırı
çoğalması

Tromb/o kan pulcuğu tromboliz kan pıhtısının erimesi




Bilirübin:Hemoglobinin yıkımıyla oluşan pigment
Kompleman: Antijen-antikor kompleksiyle birleşerek bakterileri eritip yok olmasına neden olarak bağışıklık mekanizmasında önemli rol oynayar.
Korpuskül:Yuvarlak şekil gösteren küçük cisim, partikül
Heparin: Kanın pıhtılaşmasını engelleyen bir madde
İmmünoglobulin (Antikorlar): İmmunglobulinler IgG, IgM ,IgA , IgD ve IgE
Makrofaj: Monositlerin değişimiyle oluşur. Genellikle dokularda bulunur .T hücreleriyle birlikte çalışır.
Megakaryosit: Büyük kemik iliği hücresi.
Retikülosit: Olgunlaşmamış kırmızı kan hücresi.
Plazmin: Genellikle fibrinoliz olarak isimlendirilir. Pıhtıyı eritir.



SEMPTOMLAR VE BULGULAR

Agranulositozis: Kanda granülosit sayısının ileri derecede azalmasıyla belirgin klinik tablo
Alerji: Vücudun belli bir şeye karşı aşırı hassas oluşu
Anaflaksi:Antijen niteliğinde belli bir yabancı protein veya ilaca karşı evvelce duyarlılık kazanmış kimseye aynı antijenin ikinci defa verilişi sonucu oluşan aşırı duyarlılık hali.
AIDS: Kazanılmış immün bozukluluk sendromu; HIV (İnsan immün yetmezlik virusu) ile meydana gelen immün sistem yetersizliğidir.
Anemi: Çeşitli sebeplere bağlı olarak kanda eritrosit sayısının azalması, hemoglobin ve hematokrit değerlerinin normalin altına düşmesi ile belirgin durum, kansızlık
Aplastik anemi: Kemik iliği yetersizliğine bağlı gelişen anemidir. Kırmızı hücre yapımı yetersizdir.
Ekimoz: Küçük damarlardan sızan kanın deri altında birikmesiyle meydana gelir, çürük
Hematom: Dokuda kan toplanmasıyla oluşan şişlik
Hemoliz: Eritrositlerin erimesi, eritrositlerin yapılarındaki hemoglobinin açığa çıkmasıdır.
Hemofili: Kanın pıhtılaşmasında bozukluk ile belirgin kalıtsal hastalık
Hemosiderozis: Eritrosit harabiyetinin eşlik ettiği bazı anemi vakalarında görülen dokularda, özellikle karaciğerde ve dalakta hemosiderin birikmesi
Hemosiderin: Hemoglobinin parçalanması sonucu açığa çıkan demirli bir pigment
Peteşi: Deri altı kan damarlarından sızan kanın, deri üzerlerinde meydana getirdiği nokta şeklinde morumsu kırmızı lekelerden her biri
Purpura: Kılcal damar duvarlarından kan sızmasına bağlı olarak deri ve mukozalar üzerinde başlangıçta kırmızı, daha sonra morumsu renk alan nokta şeklinde yaygın kanama odakları görülmesi








TANI VE TEDAVİ
Antikoagülan: Kanın pıhtılaşmasını geciktiren veya önleyen madde
Coombs testi: Eritrositlerin antikorlarda işaretlenmesine dayanan bir testtir. Genellikle otoimmün hemolitik anemi tanısında kullanılır.
Elektroforez: Eriyik içinde dağılmış iyonların elektrik akımı etkisiyle pozitif veya negatif kutba doğru- hareketi esasına dayanan bir yöntemdir. Genellikle kanı komponentlerine ayırmada kullanılır.



SIK KULLANILAN KAN TESTLERİ

TEST KISALTMA

Eritrosit sayımı RBC mm3?deki eritrosit sayısı

Lökosit sayımı WBC mm3?deki lökosit sayısı

Hematokrit Htc santifigürasyon sonucu küme oluşturan eritrositlerin örnek
olarak alınan kan hacmine oranla % olarak ifade edilen
hacmi

Hemoglobin Hb 100 ml. Kandaki hemoglobin miktarı

Eritrosit Sedimentasyon Hızı ESR Özel tüp içine konan kan numunesinde eritrositlerin-belli
bir zaman sonra ?dibe çökmesi

Kanama Zamanı KZ Pıhtılaşma testi

Protrombin Zamanı PT Pıhtılaşma testi

Trombin Zamanı TT Pıhtılaşma testi

Tam Kan Sayımı CBC Hücre sayılarını,hemaktokrit ,hemoglobin değerlerinin
tümünü İçeren test.

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM 7


SOLUNUM SİSTEMİ

Solunum sisteminin ana fonksiyonu ;hücrenin enerji metabolizması için gerekli oksijeni sağlamak ve metabolizma sonucu açığa çıkan karbondioksiti vücuttan uzaklaştırmaktır. Solunum sistemi kardiyovasküler sistemle birlikte çalışarak gaz değişimini sağlar.
Solunum sistemini oluşturan organlar dış ortam ile organizma arasındaki gaz alışverişini sağlarlar. Bu organlar şunlardır:
*Nasus (burun)
*Farinks (yutak)
*Larinks (gırtlak)
*Trakea (soluk borusu)
*Pulmones (akciğerler)

BURUN
Burun iskeleti kemik ve kıkırdaktan oluşur. Üç yüzlü piramide benzer. Burun boşluğu (cavitas nasi) bir bölme (septum nasi) ile iki kısma ayrılmıştır. Önde nares denilen burun delikleri aracılığıyla dışarıya, arkada choana nasi denilen geçitler vasıtasıyla nasofarinks?e açılır. Burun aynı zamanda bir koku organıdır. Burun dış duvarında kendi üzerlerine kıvrılmış
kemik lameller bulunur. Bunlara concha adı verilir.
Burun boşluğu mukoza ile örtülüdür ve kıllar içerir. Mukoza bol salgı bezi içerir ve altında zengin bir damar ağı vardır. Dolayısıyla burası sertleşebilen (erektil) bir yapıya sahiptir. Hastalandığımızda burnumuzun tıkanması ve nefes alamamamız buna bağlıdır. Hava burun boşluğundan geçerken zengin damar ağı nedeniyle ısınır, kıllar ve salgı bezleri sayesinde küçük toz parçalarından arındırılır ve nemlendirilir.
Paranazal sinüslerin hepsi ve gözyaşı kanalı (ductus nasolacrimalis) burun boşluğuna açılır. Fazla ağladığımızda burnumuzun akması bundandır. Burun boşluğunu örten mukoza paranazal sinüslerde de devam eder. Dolayısıyla sinuzit kolaylıkla rinit?e dönüşebilir. (Sinuzit paranazal sinüslerin mukozasının iltihabıdır, rinit ise burun mukozasının iltihabıdır).
Burun ve ağız boşlukları sert ve yumuşak damak vasıtasıyla birbirinden ayrılır.

FARİNKS
Sindirim sisteminin bir parçası olması yanında solunum yollarının da bir bölümüdür.

LARİNKS
Solunum yollarının farinksten sonraki bölümüdür. Boynun ön kısmında, dil ve trakea arasında yer alan üçgen şeklinde bir organdır. Solunum organı olmasının yanında, aynı zamanda ses organıdır. Sesi oluşturmak için özelleşmiştir. Aynı zamanda gıda maddelerinin alt solunum yollarına kaçmaması için sfinkter görevi yapar. Ses, havanın plica vocalis denilen ses telleri arasından geçerken bunları titreştirmesi ile oluşur. Konuşma ise sesin dudaklar, dil, ağız, paranazal sinüsler gibi organlarda artikülasyonu ve rezonansı sonucu oluşur.
Larinks kıkırdaklardan, bu kıkırdakları birbirine bağlayan bağlar, membranlar ve kaslardan yapılmıştır. Tiroid kıkırdak larinksin ön tarafında yer alırve organı korur. Özellikle erkeklerde testesteron etkisiyle belirginleşir ve boynun orta hattında Adem elması dediğimiz yapıyı oluşturur. Her yutkunmada ya da yemek yerken bu yapının dil kökünde yukarı doğru çekildiğini görebiliriz. Erkeklerde tiroid kıkırdağın daha fazla büyümesi bu kıkırdağa tutunan ses tellerinin uzamasına ve erkeklerde sesin kalınlaşmasına yol açar. Epiglottis kapak görevi yapan kıkırdak bir yapıdır. Larinksin girişinde yer alır ve larinksi farinksten ayırır. Katı ve sıvı gıdaların larinkse kaçmasına engel olur.
Larinks kasları kıkırdakları hareket ettirir. Kıkırdakların birbirlerine olan konumlarının değişmesi kıkırdaklar arasındaki ses tellerinin gerilmesine, gevşemesine, açılıp(abduksiyon) kapanmasına (adduksiyon) yol açarak değişik seslerin oluşması sonucunu doğurur. Ses telleri arasındaki açıklığa rima glottidis (mizmar aralığı) denir.

TRAKEA
Solunum yollarının larinksten sonraki kısmıdır. 10-12cm uzunluğundadır. `C` harfi şeklinde tam olmayan kıkırdak halkalar ile bunları birbirine bağlayan bağ dokusundan oluşmuştur. Bu kıkırdaklar trakeanın lümeninin kapanmasına engel olurlar. Trakea larinksin alt ucundan başlar, boyunda orta hatta yakın olarak özafagusun ön kısmında aşağı doğru inerek göğüs boşluğunda iki ana bronşa ayrılarak son bulur. Sağ ana bronş sol ana bronşa göre daha kısa, daha geniş ve vertikal eksene daha yakındır. Bu nedenle yabancı cisimler genellikle sağ ana bronşu ya da onun dallarından birini tıkar.
Takea?nın iç yüzü mukoza ile döşelidir. Mukoza bol miktarda salgı bezi içerir. Burada biriken salgı bezi salgıları ve toz parçacıkları ve nadiren de olsa yiyecek kırıntıları öksürükle yukarıya doğru iletilir. Balgam dediğimiz bu birikintiler ya yutulur ya da tükürülerek atılır.
Hastalıklar nedeniyle ya da yanlışlıkla yutulan yabancı cisimler nedeniyle trakea tıkanacak olursa trakeostomi denilen bir operasyona gerek duyulur. Burada amaç trakea?ya bir tüp yerleştirerek hava yolu açmaktır. Böylece suni bir hava yolu yaratılmış olur.

BRONŞLAR VE BRONKOPULMONER SEGMENTASYON
Sağ ve sol ana bronşlar (bronchus) akciğere girmeden önce lober bronşlara ayrılırlar. Sağ akciğer iki yarıkla 3 loba, sol akciğer ise bir yarıkla iki loba ayrılmıştır. Sağ ana bronştan 3, sol ana bronştan 2 lober bronş çıkar. Lober bronşların da her biri bir akciğer segmentine giden segmantal bronşlara ayrılır. Her bir akciğerde 10 segment bulunur. Segmentler akciğerlerin fonksiyonel yönden en küçük birimleridir. Bronşlar da trakea gibi çeperlerinde kıkırdak içerirler. Bronşlar gittikçe incelen dallarına ayrılarak tüm akciğerlere dağılırlar. Çapları 2 cm.?den daha küçük olan ince dallara bronşiol (bronchiolus) denilir.Bronşiollerde çeperdeki kıkırdaklar atipik bir hal alır. Çapları 1 cm.?den daha küçük bronşiollerde kıkırdak yoktur. Bronşiollerin son ucunda ductus alveolaris denilen alveol kanalları yer alır. Alveol kanalları saccus alveolaris denilen alveol kesesini havalandırır. Bu keseciklerin duvarlarında da çok sayıda alveol bulunur.Gaz alışverişi alveollerde gerçekleşir.
Astma hava yollarının daralmasına bağlı gelişen bir hastalıktır. Özellikle küçük hava yollarında tıkanma vardır. Bronşiyoller lümenlerin daralması yanında yapışkan balgam tıkacı ile de kapanmıştır. Hasta öksürük ataklarıyla bu balgamı çıkarmaya çalışır. Astım ataklarında hasta solunum güçlüğü içindedir. Hasta yardımcı solunum kaslarını da kullanarak havayı aşağı doğru itmeye çalışır. Hatta şiddetli ataklarda dar hava yollarından geçen havanın yarattığı ıslık sesi duyulabilir.

PULMONES
Akciğerler içi hava ile dolu olduğundan hafif, süngerimsi, elastik bir çift organdır. Doğumda pembe renkli olan bu organlar karbon partiküllerinin solunması sonucu ileri yaşlarda benekli grimsi bir hal alır. Bu durum sigara içenlerde ve büyük şehirlerde yaşayanlarda daha belirgindir. Akciğerler kendilerini saran plevra denilen zarın içerisinde serbest olarak bulunurlar. Sadece akciğerlere giren damarların, sinirlerin,bronşların, oluşturduğu bağ dokusu ile sarılı bir demete asılı hadedirler. Bu yapıların oluşturduğu demete radix pulmonis denilir. Akciğerlerin tepe kısmı boyun kökünde clavicula?ların 1 cm kadar üstüne uzanırlar. Tabanı diafragma?nın üst yüzüne oturmuştur. Üçgen prizmayı andıran akciğerlerin kaburgalara, diafragma?ya ve mediastinum?a bakan 3 yüzü vardır. Mediastinal yüzdeki hilum pulmonis denilen giriş kapısından ana bronş, a. pulmonalis, v. pulmonalis, sinirler,lenf damarları akciğerlere girer ya da çıkarlar.

PLEVRA
Akciğerleri saran zardır. İki yaprağı vardır. Akciğerlerin hareketleri sırasında plevra yaprakları birbiri üzerinde kayar. Plevra yaprakları arasında kılcal bir aralık bulunur. İçerisinde kayganlığı sağlayan az bir sıvı mevcuttur. Bu sıvı sayesinde akciğer hareketleri sırasında yapraklar birbiri üzerinde kolayca hareket eder. Plevra yaprakları akciğerin bir yüzünden diğerine atlarken recessus denilen bir takım çıkmazlar oluşur. Buralarda plevra
yaprakları arasında daha geniş aralıklar oluşur. Bunlardan en büyüğü plevra, kaburgaları örten yüzden diafragmatik yüze atlarken oluşur. Bu çıkmaza recessus costodiaphragmaticus adı verilir.
Plevra yaprakları arasında enfeksiyon, kanama v.s. nedenlerle irin ve kan birikebilir. Bunlar en derin yer olması nedeniyle özellikle recessus costodiafragmaticus?da birikir. Kan ve sıvı örneği almak için bir iğne yardımıyla plevra boşluğuna girer. Bu işleme torakosentez diyoruz. Torakosentezle alınan sıvı örneği incelenmek amacıyla labarotuvara gönderilir ve akciğer hastalıklarının tanısında yol göstericidir.

MEDIASTINUM
İki akciğer arasında kalan toraks bölümüdür. Her iki taraftaki akciğeri ve plevrayı birbirinden ayırır. Önden sternum, arkdan göğüs omurları, alttan diafragma her iki yanda akciğerler tarafından sınırlandırılmıştır. Mediastinum?da kalp, kalbe girip çıkan büyük damarlar, trakea, özefagus, ductus thoracicus, aorta, truncus sympathicus gibi pek çok yapı bulunur.

SOLUNUM SÜRECİ
Solunum süreci nefes alma (inspirasyon) ve nefes verme (ekspirasyon) periyodları ile devam eder. İnspirasyon diafragma ve interkostal kasların aktiviteleri sonucu göğüs boşluğunungenişlemesinin bir sonucudur. Akciğerlerde ve plevra boşluğunda negatif basınç (atmosfer basıncından daha düşük bir basınç) oluşur. Böylece hava burun ve ağız yoluyla
akciğerlere doğru çekilir (basıncın eşitlenebilmesi için). Ekspirasyon solunum kaslarının gevşemesi sonucu oluşan pasif bir olaydır. Kasların ve kemiklerin eski pozisyonlarına geri dönmeleri sonucu iç basınç artar ve hava akciğerlerden dışarı doğru itilir.
Solunum kontrolü beyin sapında bulunan solunum merkezi tarafından idare edilir. Diafragmanın hareketleri n. pherinicus, larinks kaslarının kontrolü n. vagus ve interkostal kasların kontrolü kaburgalar arasında seyreden interkostal sinirler tarafından sağlanır. Solunum merkezi kandaki kimyasal değişikliklere duyarlıdır. Kanda fazla miktarda karbondioksit biriktiğinde solunum merkezi akciğerlere sinyal gösterir ve solunum sayısı artar.normal bir erişkinde solunum sayısı dakikada 14-18?dir.
İnterkostal kaslar kaburgalar arasına yerleşmişlerdir. Kontraksiyon yaptıklarında kaburgaları yukarıya ve dışa doğru çekerler. Böylece göğsün ön-arka ve transvers çaplarının artmasına neden olarak göğüsün genişlemesini sağlarlar.









SONEK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

-pnea solunum apne solunumun geçici olarak durması

-oxia oksijen düzeyi hipoksi dokulardaki oksijenin düşük olması

-capnia CO2 düzeyi hiperkapni kandaki karbondioksitin fazla olması

-phonia ses disfoni zorlu, güç konuşma




KÖK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Nas/o burun paranazal burnun yanında

Rhin/o burun rinore burun akıntısı

Pharyng/o farinks faringeal farinks ile ilgili

Laryng/o larinks laringoskop larinksleri gösteren endoskop

Trache/o trakea trakeotomi trakeaya yapılan kesi

Bronch/o bronş bronkospazm bronşların daralması

Bronchial bronşiol bronşiolitis bronşiollerin inflamasyon

Pleur/o plevra plevralji plevra ağrısı

Pneum/o akciğer pnomonotomi akciğere kesit yapmak

Pulm/o akciğerler pulmonal akciğerle ilgili


? Akciğer parankimini oluşturan ana yapı alveollerdir. Alveol yapısında tip 1, tip 2 alveol hücreler, mast hücreler ve alveolar makrofajlar vardır.
? Trakea ?Lob bronşları?Segment bronşları?Terminal bronşiyoller
*Trakea?dan terminal bronşiyollere kadar olan kısım iletici hava yollarını oluşturur. Gaz değişimi olmadığı için anatomik ölü boşluk denir.
Respiratuar bronşioller?alveoler kanallar?alveoler keseler
Terminal bronşiollerin distalinde kalan kısım solunum bölgesidir.




AKCİĞER HASTALIKLARINDA SEMPTOMLAR
Öksürük
Balgam
Bronkore: Bol sulu balgam. Özellikle bronkoalveolar karsinomda sıktır.
Hemoptizi: Öksürmekle, kırmızı parlak kan gelmesidir.
Dispne :Nefes almanın rahatsız edici derecede hissedilmesidir.
Paroksosismal Noktürnal Dispne: Yatınca, uykudan uyandıran nefes darlığına denir.Sol kalp yetmezliğinde sıktır.
Platipne: Hastanın kalkınca dispnesinin olmasıdır.
Göğüs ağrısı
Diğer sistemik bulgular:Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, eklem ağrıları... v.s

FİZİK MUAYENE BULGULAR
1) İnspeksiyon : Solunum paterni, toraks deformiteleri, siyanoz... v.s gözden geçirilir.
Bradipne : Solunum sayısının dakikada 10?nun altında olmasıdır.
Hiperpne : Solunum sayısının dakikada 20?nin üzerinde olmasıdır.
Apne : solunumun 10 saniyeden daha uzun süre durmasıdır.
Cheyne Stokes Solunumu: Solunum yavaş yavaş hızlanır, bir noktadan sonra tekrar yavaşlayarak durur.bu periyodik olarak devam eder. Santral sinir sistemi olayları, ilaç zehirlenmeleri ve yaşlılardaki pnömonilerde görülebilir.
Kusmall Solunumu: Solunumun hem sayı hem de derinliği artmıştır.
Biot solunumu: Kalpdeki atrial fibrilasyon benzeri düzensiz soluk alıp vermedir.
Donmuş göğüs: O taraf göğüs solunuma katılmaz.
Fıçı göğüs: Göğüs ön arka çapı artmıştır.
Ses kısıklığı:
Çomak parmak: Tırnak yatağı ile tırnak kökü arasında açı artışıdır.
Siyanoz

Claude Bernard Horner Sendromu: Apikal yerleşimli akciğer tümörlerinde brakial pleksusun infiltrasyonuna bağlı omuz ve kolun medial kısmında ağrı, miyozis, pitozis, enoftalmus ve yüzün o tarafında kuruluk saptanır.

Vena Kava Süperior Sendromu: Vena kava süperiorun dıştan ya da içten tıkanması ile oluşur. Kan gerisinde göllenir ve buna bağlı olarak yüz, boyun ve kollarda pelerin tarzında ödem ve göğüs duvarında kollateraller izlenir.

2) Palpasyon: Vibrasyon torasiks yöntemi kullanılır.
3) Perküzyon: Normal akciğer dokusunda perküzyonda sonar ses alınır.
4) Oskültasyon
Stridor: Özellikle inspiryumda duyulan, trakea ve larinks darlıklarında ortaya çıkan sürekli ses.
Wheezing: Özellikle ekspiryumda, dışarıdan da duyulabilen ıslık gibi sestir.
Raller: Solunum sesleri solunum yollarının inspirasyonda açılması ve ekspiryum sonunda kapanması ile duyulur. Patolojik olarak erkenden kapanan hava yolunun aniden açılması ile gaz basınçları eşitlenir ve raller oluşur.
Ronkusler: daralmış hava yollarındaki hava akımının hızlanması bronş duvarlarını titreştirir ve uzun süreli müzikal bir ses olan ronkusler duyulur.
Sessiz akciğer

SOLUNUM HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ
1) Balgam incelemesi:
2) Akciğer grafisi
3) Solunum fonksiyon testleri
4) Bronkoskopi
5) Bronkoalveolar lavaj
6) Arteriyal kan gazı
7) Toraks bilgisayarlı tomografisi
8) Ventilasyon-perfüzyon görüntüleme
9) Pulmoner anjiografi


Ventilasyon: Oksijenin atmosferden alınarak akciğerlere iletilmesi ve karbondioksitin alveollerden atmosfere verilmesidir.

Distrübüsyon: Havanın solunum birimlerine dağılmasıdır.

Diffüzyon:alveol ve kapillerler arasındaki gaz alışverişidir.

Asidozis:Vücut sıvısından asit miktarının artması. Solunumsal asidozun nedeni vücuttaki yüksek seviyedeki karbondioksittir.

Alkalozis: Vücut sıvısında baz miktarının artması. Solunumsal alkalozisin sebebi vücuttaki düşük seviyedeki karbondioksittir.

Asfiksi: Vücudun gerekli oksijeni alamaması

Aspirasyon: Çekerek dışarı almak veya boşaltmak .

Atelektazi: Akciğerin büzüşmesi ,akciğerlerin veya akciğerlerin bir kısmının tam gevşeyememesi.

Bronşiektazi: bronşların kalıcı genişlemesi .

Koriza: Burun mukozasının iltihaplanması sonucu salgı artışı ile belirgin nezle hali.

Krup: Genellikle bebeklerde ve çocuklarda görülen larinks kaslarının ağrılı kasılması, nefes alamama ses kısıklığı ile karekterize durum.

Epistaksis:Burun kanaması.

Hemoptizi: Ağızdan solunum yolundan kan gelmesi

Astma:Dispne ve solunum sıkıntısıyla karekterize bu hastalığın nedeni bronşların daralması ve bronşların membran duvarının şişmesi.

Kistik Fibrozis:Kalıtsal bir hastalıktır. Pankreas solunum sistemi ve ter bezlerini tutar.

Pnömoni:Akciğerlerin mikroorganizmalar veya kimyasal irritanlarla meydana gelen inflamasyonudur.

Plörezi:Plevranın inflamasyonu.

Entubasyon:Hava yolunu açık tutmak amacıyla larinks ?e tüp geçirme


AKCİĞER FONKSİYON TESTLERİ
Tidal Volüm(TV)
Reziduel Volüm (RV)
Ekspiratuar Rezerv Volüm(ERV)
Total Akciğer Kapasitesi(TLC)
Vital Kapasite(VC)
Fonksiyonel Reziduel Kapasite (FRC)

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM 8
SİNDİRİM

Sindirim sisteminin görevi vücut hücrelerinin alacağı besinler hazırlamaktır. Büyük besin molekülleri mekanik ve kimyasal parçalamaya uğrarlar yeterli küçüklüklerdekiler dolaşım aracılığıyla hücrelere dağılır. Sindirim ve absorbsiyonun yapıldığı yer olan sindirim kanalı gastrointestinal kanal adı alır. Birçok yardımcı organların ince barsağa salgıladıkları sekresyonlar sindirim olayına katkıda bulunur. Besinler peristaltik hareketlerle barsak kanalına ilerler.Peristaltizm organ duvarlarının dalga benzeri kasılmalarıdır.
Sindirim ağızda başlar. Besinler ağızda çiğnemeyle parçalanırken tükrükle karışır,tükürükteki enzimlerle daha küçük parçalara ayrılır. Hafif ıslanan besinler yutularak önce ösefagusa daha sonra mideye geçer. Midede pepsin ve HCL asit yardımıyla daha küçük parçalanmaya uğrar.
Mide çıkış kısmı olan pilordan ince barsağın ilk bölümü olan duedenuma besinler geçer. Daha sonra jejenum ve ileuma geçer.
Karaciğer,safra kesesi ve pankreas sindirime yardımcı olan organlardır.
Sindirilmemiş besinler,su ve sindirim içeriği kalın barsağa geçer. Kalın bağırsak;çekum,appendix,çıkan kolon,transvers kolon ,inen kolon,sigmoid kolon ve rektumdan oluşmuştur.






KÖK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA
Oro ağız orofarinks farinks?in yumuşak damağın altında kalan kısmı Stoma ağız stomatitis ağızın inflamasyonu
Gnath/o çene prognatik çıkık çeneli
Chell/o dudak keiloplasti dudaklara plastik cerrahi yapılması
Labi/o dudak labiodental dudak-dişle ilgili
Bucc/o yanak bukkal yanakla ilgili
Dent/o diş dentist diş hekimi
Odon/o diş odontalgi diş ağrısı
Gingiv/o diş eti gingivektomi diş etinim eksizyonu
Lingu/o dil lingual dil ile ilgili
Gloss/o dil glossit dil iltihabı
Sial/o tükrük, sialolith tükürük bezi taşı
tükrük bezi
Palat/o damak palatin damakla ilgili
Esephog/o özefagus özefagal özefagusla ilgili
Gastro/o mide epigastrium karnın mide üstünü kapsayan üst-orta bölümü
Pylor/o pilor pilorospazm pilor?un daralması
Enter/o barsak enterit barsak inflamasyonu


KÖK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Dueden/o duedenum duedenektomi duedenumun cerrahi olarak kesilip çıkarılması
Jejeun/o jejenum jejenoileal jejenum ve ileum ile ilgili
İle/o ileum ileitis ileumun inflamasyonu
Cec/o çekum çekotomi çekum?a kesit yapma
Col/o,colon/o kolon kolonalji kolon ağrısı
Sigmoid/o sigmoid,kolon sigmoidoskop rektal yolla sigmoid kolon içini muayenede
kullanılan alet
Rect/o rektum rektosel rektumun fıtıklaşması
Proct/o rektum proktoloji rektum ve anüs hastalıkları ve tedavilerini
alan tıp dalı
An/o anüs anorektal anüs ve rektumla ilgili
Hepat/o karaciğer hepatosit karaciğer hücresi
Bili safra bilier safra ile ilgili
Chol/e,chol/o safra kolestazis safra akımının durması,tıkanması
Cholecyst/o safra kesesi kolesistektomi safra kesesinin cerrahi olarak alınması
Cholangi/o safra kanalı kolanjitis safra kanalının inflamasyonu
Choledoch/o ana safra kanalı koledokolitiazis ana safra kanalında taş oluşması

Pancreat/o pankreas pankreatotrop pankreası uyaran























NORMAL YAPILAR VE FONKSİYONLARI

Bolus:Yuvarlak şekil gösteren ?nispeten daha büyük- oluşum
Kardia:Midenin özofagus?a komşu kısmı
Kimüs:Midede kısmen sindirilmiş gıdaların mide enzimleri ile karışmasından oluşan koyu kıvamdaki sıvı
Defekasyon:Rektumdan feçesin boşaltılması
Divertikülum:Organ lümenine açılan son ucu kapalı kese şeklinde oluşum




SEMPTOMLAR VE BULGULAR

Aklorhidri: Midede hidroklorik asidin olmayışı
Anoreksi: İştah bozukluğu.
Anoreksi nervoza psikolojik nedenlerden dolayı yemek yiyememe, yemek yemeyi reddetme
Bulimia:Yemeğe karşı aşırı eğilim gösterme, aşırı iştah artımı
Kolik: Ortasında boşluk veya geçit gösteren bir organda aniden meydana gelen kasılmanın sebep olduğu şiddetli ağrı
Emezis: Kusma
Hemoroid:Rektumdaki genişlemiş venlerin meydana getirdiği ?meme şeklinde- oluşum
İleus: Barsak obstrüksiyonu
Melena:İntestinal kanamanın sonucunda katran siyahı feçes oluşması (Yeni doğanlarda yaygındır)
Regurjitasyon: Geri emilme, geri alma
Ülser: Mukoz membran veya ciltteki lezyon veya yara



TEDAVİ

Anastomozis: İki şeyi (barsak uçları vs.) ağız ağıza getirilip, birbirine dikme, ağızlaştırma

Apendektomi: Apendiksin cerrahi olarak çıkarılması.

Parenteral Hiperalimentasyon: Tüm besinlerin damar içinden verilmesi.

Vagotomi: İlaç tedavisine cevap vermeyen gastrik ülserlerde tedavi amacıyla nervus vagusun kesilmesi.

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM 9

ÜRİNER SİSTEM
Üriner sistem iki böbrek, iki üreter, mesane ve ürethra?dan oluşur. Bu sistem, başlıca artıkları elimine etmekte görevlidir. Böbrekler, boşaltım organıdır. Vücut sıvısının volümünü ve asit-baz dengesini düzenler. Vücuttaki toksik maddelerin atılması olayına ekstrasyon denir.


Böbrekler:
Böbrekler lumbar bölgede peritonun arkasında lokalizedir. Her bir böbreğin üstüne adrenal bezler (böbreküstü bezleri) oturmuştur. Her bir böbrek fibröz kapsül ile sarılmıştır. En dış tabaka olan konnektif doku ile böbrek karın duvarına oturur.
Sagittal bir kesit yapılıp parankiması incelendiğinde; dıştaki bölge olan korteksi ve içteki bölge olan medullayı görürüz. Medulla piramid adı verilen üçgen şeklindeki bölümlere ayrılır. Piramidler çizgili görünüme sahiptirler. Çünkü nefronların toplayıcı tübüllerinden ve loop?lardan oluşmuştur. Her bir toplayıcı tübül kaliks adı verilen kase şeklinde idrar toplayıcı alanı oluşturur. Birkaç tane calix minör?ler birleşerek calix major?u oluştururlar.

Nefronlar:
Böbreğin fonksiyon gören en küçük ünitesidir. Bowman kapsülü ve toplayıcı tübüle açılmak üzere onun devamı şeklinde uzanan proximal ve distal tübüllerin meydana getirdiği mikroskopik yapıdır.
Böbreklerin ihtiyacı olan kan abdominal aortanın küçük bir dalı olan renal arter tarafından beslenir. Renal arter daha küçük damarlara ayrılarak böbrek dokusunun her tarafına dallar verir. En sonunda Bowman kapsülü ve glomerül adı verilen kapiller kümelere doğru girer.
Nefrona giren sıvı yani glomerüler filtrat, su, elektrolit, çözünmüş artıklar, besinler ve toksinler içerir. Proteinler ve hücreler bulunmaz.
Renal pelvisten süzülen idrar üreter ile mesaneye taşınır.

KÖK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

ren/o böbrek renal böbrekle ilgili

nephr/o böbrek nefropati böbrek hastalığı, bozukluğu

glomerul/o glomerül glomerülitis glomerülün inflamasyonu

pyel/o böbrek pelvisi pyelogram böbrek pelvisinin radyogramı

cali-,calic- kaliks kaliksial kaliksle ilgili

ur/o idrar, ürİner yol üroloji üriner yol ile ilgili çalışan tıp dalı

üreter/o üreter hidroüreter üreterin sıvı ile (idrar ile) şişip gerilmesi

csyt/ idrar kesesi sistostomi karın duvarından mesaneye ve safra
kesesine geçit oluşturma


vesic/o idrar kesesi vesikal idrar kesesi ile ilgili

urethr/o ürethra ürethroskop üretrayı incelemek için kullanılan alet







Aldesteron: Adrenal bezlerden salgılanan ve böbreklerden elektrolit atımını düzenleyen hormondur.
Anjiotensin: Kan basıncını yükseltir.
Antidiüretik Hormon (ADH): Hipofizin bezinden salınan bu hormon böbreklerden suyun reabsorbsiyonunu sağlar.
Klerens: Bir maddenin böbrekler aracılığıyla kandan uzaklaştırılması
Kreatinin: Kas metabolizması sonucu oluşan nitrojeni içerir. Renal bozukluğun işareti olarak kanda kreatinin yükselir.
Asidozis: Vücut sıvısında asit oranının artması
Alkalozis: Vücut sıvısında baz oranının artması
Azotemi: Nitrojenin yıkım ürünlerinin özellikle ürenin kandaki miktarının artması
Dehidratasyon: Vücut sıvısının aşırı kaybı
Diabetes İnsipidus: Antidiüretik hormon yapımında yetersizlik nedeni ile oluşan durumdur. Sonuçta aşırı dilue idrar atılımı ve aşırı susuzluk olur.



Hastalıklar

Enüresis: Genellikle geceleri olan istem dışı işeme
Epispadias: Konjenital bir durumdur. Üretranın penisin dorsal yüzünden açılmasıdır.
Hipospadias: Penisin alt yüzünde üretra açıklığının bulunduğu konjenital bozukluk.
İnkontinans: İdrarı tutamama
Polidipsi: Aşırı susama
Olügüri: idrar miktarının azalması
Anüri: idrarın olmaması
Polüri: Normalden fazla idrar yapma
Polikistik Böbrek: Böbrekte çok sayıda kistle karakterize hastalıktır.





Tanı ve Tedavi

Kan Üre Azotu(BUN): Nitrojen kanda üre şeklinde bulunur. Kan üre azotunun artması kanda nitrojen yıkım ürünlerinin arttığının göstergesidir ve böbrek bozukluğuna işaret eder.
Kateterizasyon: Üretradan mesane içerisine bir tüp sokularak idrar geriye doğru çekilir.
Hemodiyaliz: Kandaki istenmeyen materyaller seçici geçirgen membrandan geçerek ayrıştırılır. Böbrek bozukluklarında veya yokluğunda böbreğin yerine kullanılır.
Renal Transplantasyon: Dönordan alınan böbreğin hastaya nakledilmesidir.

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM 10


ÜREME SİSTEMİ

Üreme hücreleri olan gametlerin yapımı ve hormonların sentezi her iki cinsde de gonadların fonksiyonudur.Gametler mayoz bölünmeye uğrayarak 23 kromozoma sahip küçük hücreleri meydana getirirler. Erkek ve dişi gametler fertilizasyonla birleştirildiklerinde tekrar 46 kromozoma dönüşürler. Seks hormonları gametlerin oluşumuna, gebelik ve laktasyon gelişimine yardımcı olurlar. Ayrıca kadın ve erkek cinsiyeti ile ilişkili ses, vücut kıllarının tipi ve dağılımı gibi sekonder seks karakterlerinin de oluşumunu etkilerler.


ERKEK ÜREME SİSTEMİ

Testis: Erkek germ hücreleri yani spermatozoa testislerde sentezlenir. Testisler bir çifttir ve vücudun dışında skrotum içinde asılı dururlar. Testisler abdominal kavitede gelişmesine rağmen normalde doğumda veya doğumdan kısa bir süre önce inguinal kanaldan aşağı skrotuma iner. Testislerin inmesindeki gecikme veya yetersizlik steriliteye neden olabilir. Erkek seks hormonu testesterondur. Hipofizin ön lobundan salınan FSH (foliküler stimüle edici hormon) ve LH (luteinize edici hormon) erkek ve dişi her iki cinsiyetin gonadlarını uyarır. Sperm hücreleri epididimisde depolanır. Epididimisdeki sperm hücreleri bir seri kanallar yardımıyla vücut dışına atılır. Bu kanalın birincisi duktus deferens (vas deferens) ?dir.Bu kanal yukarılarda inguinal kanalın içinden karın boşluğuna geçer ve mesanenin arkasında seyreder. Kısa devamı, ejakülatör kanal, mesanenin aşağısında bulunan prostat bezinin içinden geçer. Ürethrayla spermatozoalar taşınır. Sonunda, hücreler diğer salgılarla karışıp üretradan penise doğru taşınarak salınır. Semen yoğun bir sıvıdır ve spermatozoa?ların taşınmasında önemlidir. Semen sperm hücrelerine ilaveten üç yardımcı bezin salgılarını da içerir. Birincisi seminal veziküldür, ejakülatör kanala salgılarını verir. İkincisi prostat bezidir ve urethranın birinci kısmına salgısını verir. İki bulboürethral (cowper?s) bezler prostatın aşağısındaki ürethra kısmına salgılarını verir. Tüm bu bezler sperm hücrelerinin taşınması ve asidik olan vajinal kanalın nötralizasyonu için gerekli olan alkali salgı yaparlar.


Ejekülasyon: Erkel üretrasından semen atılımı
Gamet: Olgun üreme hücresi, spermatazoon veye ovum
Gonad:Üreme bezi, testis veya over
Androjen: Erkek cinsiyetinin oluşmasında etkili hormon
Koitus: Cinsel birleşim
Kontrasepsiyon: Gebeliğin önlenmesi
Balanitis: Glans penisin inflamasyonu
Hidrosel: Sıvı toplanması sonucu skrotumun şişmesi
Kriptorşizm: Testislerin skrotuma inmemesi durumu
İmpotans:Erkekte cinsel gücün yetersizliği veya yokluğu
İnfertilite:Çocuk sahibi olma yeteneğinin azlığı veya yokluğu
Fimozis:Sünnet derisi ağzının-glans penisin dışarı çıkışına engel olacak şekilde dar ve gergin oluşu
Seminoma:Testis tümörü
Varikosel:Spermatik kordon venlerinin genişlemesi




CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR

- Genital Herpes
- Gonore
- Lenfogranuloma venerum
- Sfiliz





DİŞİ ÜREME SİSTEMİ

Overler: Dişi üreme bezi olan overler bir çifttir ve pelvik boşlukta uterusun her iki yanına ligamentlerle tutunmuştur. Overlerde gametler bulunur. Her ay birkaç yumurta olgunlaşır. Ovulasyon sırasında, genellikle bir tane ovum overlerden atılır.

Uterus: Fetusun gelişirken beslenmesine yardım eden organdır. Uterus armuda benzer, yukarıdaki yuvarlak kısım fundustur. Üçgen şeklinde boşluğu vardır ve aşağıda servix denilen bir geçitle vajinaya açılır. Uterus duvarının en iç kısmındaki tabaka endometrium adını alır. Zengin kan ihtiyacını karşılar. Fertilize ovum uterusa yerleşir. Endometrium menstrual period sırasında dökülür. Uterus duvarının kas tabakası myometriumdur. Overlerden atılan yumurtalar fallop tüpleri aracılığıyla uterusa taşınır.

Vagina: Doğum kanalıdır. Vücut dışına menstrual sıvının atılmasında fonksiyon görür.
Dış genital organların tümü vulva olarak isimlendirilir. Labia majör, labia minör ve klitoriusu içerir.
Adneks: İlave parçalar
Adneks uteri: Overler , fallop tüpü ve uterin ligamentler
Areola: Meme ucu
Douglas çıkmazı: Rektum ön duvarı ile ilgili uterus arka duvarı arasındaki periton kıvrımının meydana getirdiği ?kese şeklindeki- boşluk
Fimbria: Fallop tüpünün karına açılan ucunu çevreleyen saçak şeklinde oluşumlardan en uzunu.Bu uzantının ovulasyon esnasında overle temas temin ederek dışarı atılan ovumun tüp içine geçişini kolaylaştırdığı kabul edilmektedir.
Fornix: Kemer şeklinde boşluk,vagina duvarı ile serviks arasında kalan girinti şeklindeki bölge.
Bartolin bezi: Vestibülün her iki yanında bulunur ve vaginaya açılır. Muküs sekrete eder.
Hymen: Vagina girişini kısmen örten müköz membran kalıntısı.
Menarş: Adet görmeğe başlama;buluğ çağına erişen kızın gördüğü ilk adet
Menapoz: Menstrual aktivitenin kesilmesi
Mons pubis: Pubis kemikleri üzerindeki yağ dokusundan ibaret kabarık bölge
Vestibül: Ürethra vagina ve vestibüler bezlerin kanalının açıldığı , iki labia minörün arasındaki aralıktır.
Kandidiazis: Bir mantar türü ile olan infeksiyondur. Yaygın vaginitis oluşturur.
Disparüni: Kadında cinsel birleşimin ağrılı oluşu
Endometriosis: Pelvik boşluğun çeşitli bölgelerindeki endometrial dokunun büyümesi.
Lökore: Vaginadan normale oranla daha fazla sarımsı beyaz akıntı gelişi.
Konizasyon: Herhangi bir organdan ameliyatla koni şeklinde doku parçası çıkarılması. Örneğin serviks uteriden ameliyatla koni şeklinde parça çıkarma.( Servikal konizasyon)
Laparaskopi: Karının endoskopik cerrahisi
Tubal Ligasyon: Sterilizasyon amacıyla fallop tüplerinin cerrahi olarak bağlanması.














KÖK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA

Gyn/o kadın jinekoloji kadın hastalıkları üzerine çalışır
Gynec/o

Men/o menstruasyon dismenore adetin sancılı olması
Mens adet

Oo ovum,yumurta oogenezis ovumun oluşması

Ov/o ovum ovulatori ovulasyonla ilgili

Ovari/o yumurtalık mesovarium overi destekleyen periton

Oophor/o yumurtalık ooferektomi yumurtalığın eksizyonu

Salping/o tüp,kanal(fallop tüpü) salpingotomi fallop tüpüne kesit yapımı

Uter/o uterus intrauterin uterus içi

Metr/o uterus metroraji uterustan devamlı olarak akıntı gelişi

Hyster/o uterus histerektomi uterusun cerrahi olarak alınması

Cervic/o boyun,servikal servikal serviksle ilgili

Vagin/o vagina vaginitis vaginanın iltihaplanması

Calp/o vagina kolpospazm vaginanın spazmı

Vulv/o vulva vulvar vulvayla ilgili

Episi/o vulva episyoplasti vulvanın plastik onarımı

Perine/o perineum perineal perineumla ilgili

Clitor/o klitoris klitoritis klitorisin inflamasyonu
Clitorid/o

Mamm/o göğüs mamogram göğüs filmi

Mast/o göğüs mastektomi göğüsün eksizyon


















GELİŞME

Fertilizasyon sırasında, spermin ve yumurtanın çekirdekleri birleşir. Ve kromozom sayısı 46 olan zigot oluşur. Zigot fallop tüplerinden uterusa doğru taşınır, bu arada defalarca bölünmeye devam eder. 6-7 gün içinde fertilize olmuş yumurta uterustaki endometriuma yerleşir ve embriyo gelişimi başlar. Embriyonik gelişimin ilk 8. haftasında tüm vücut sistemlerinin kuruluşu başlar
Gelişmekte olan fetus plasenta ile beslenir. Plasenta, korion ( embriyonun en dışındaki tabaka) ve endometrium (uterusun en içindeki tabaka) dan oluşur. Fetusun ve annenin kan dolaşımı arasındaki değiş-tokuşun yapıldığı yerdir. Gebelik süresi yaklaşık olarak son adet gününden itibaren 40 hafta veya 280 gün olarak hesaplanır.



Amniotik kese (amnion): İçinde embriyo veya fetüsün bulunduğu amnion sıvısı ile dolu boşluğu çeviren zar.
Korion: Embriyonun en dışında bulunur, endometrium ile birlikte plasentayı oluşturur.
Kolostrum: Doğumdan sonraki ilk günlerde göğüsten ilk salınan salgı, sülten önceki salgı.
Embriyo : Zigot ile fetus arasındaki gelişim evresi implantasyondan ikinci gebelik ayı sonuna kadar ki devre
Fertilizasyon: Sperm ile ovumun birleşmesi
Fetus: Üçüncü gebelik ayı başından doğuma kadar ki devre içinde gebelik ürününe verilen isim
Laktasyon: Meme bezlerinden süt salgılanması








KÖK ANLAM ÖRNEK TANIMLAMA
Amnio amnion amnionitis Amnion zarının iltihabı

Embry/o embriyo embriyoloji embriyo üzerine çalışmalar yapan bilim dalı

Fet/o fetus Fetoskop Fetal kalp seslerinin dinlenmesinde kullanılan bir tür
steteskop

Nat/i doğum neonatal yenidoğan

Lact/o süt Laktojenik Süt yapımını uyaran

Galact/o süt agalaktia süt yapımının olmaması

Terat/o malforme fetus teratojen Fetal bozukluğa yol açan ajan

Gravida gebe kadın multigravida iki veya daha fazla sayıda havle kalmış kadın














Antepartum : Doğum öncesi
Mekonyum: Yeni doğanın yaptığı ilk feçes
Postpartum : Doğum sonrası
Puerperium: Lohusalık devresi; doğumu takiben 6 haftalık bir süreyi kapsayan uterus ve diğer organların gebelikten önceki haline dönüşü ile beliğin dönem
Vernix kazeosa: 7. Gebelik ayından itibaren fetüs derisini örten krem kıvamında beyaz yağlı madde
Sefalopelvik uyumsuzluk: Fetus başının pelvik çıkımdan büyük olmasıdır.
Koriokarisinoma: Plasental dokunun nadir görülen malign tümörü
Eklampsi: Doğum sırasında veya gebelik sırasında meydana gelen konvulziyon ve koma durumu.
Ektopik gebelik : Fertilize ovumun uterus dışında gelişmesi (Genellikle tübalara yerleşir, tubal gebelik)
Hidromnios (Polihidramnioz) : Amniotik sıvının normalden fazla olması
Oligohidramnioz: Amniotik sıvının normalden az olması
Plasenta previa; Plasentanın uterus alt segmentine tutunması hali






KONJENİTAL DEFEKTLER
Atrezi: Açık olması gereken bir deliğin veya kanalın doğuştan kapalı oluşu
Kistik Fibrozis: Pankreas, solunum sistemi ve ter bezlerini etkileyen kalıtsal bozukluk
Down sendromu(Mongolizm) : Belli fiziksel anomaliler ve mental retardasyonla karakterize konjenital bozukluktur. Genellikle nedeni 21. kromozom fazlalığıdır.
Klinefelter Sendromu: Genellikle erkeklerde fazladan dişi sex kromozomu nun bulunduğu konjenital durumdur. Gelişmemiş testis, sterilite ve normalin altında zeka düzeyi ile karakterizedir.
Marfan sendromu: Kas ve bağ dokusunun konjenital bozukluğu ile karekterizedir.
Fenilketonuri: Protein metabolizmasının konjenital bozukluğu infantlara doğumdan hemen sonra test uygulanır. Tanıda geç kalındığında mental retardasyonla sonuçlanır.
Spina bifida: Omurganın arka kısmı üzerinde- gelişim husuruna bağlı ?doğuştan mevcut açıklıktır.
Bu açıklık arasından spinal zarlar ve omurilik dışarıya doğru bombelik yapar.
Tay-sacks hastalığı: Yahudi toplumlarında yaygın olarak görülen konjenital metabolik defekt
Teratoma: Bir çok doku tipinden gelişen, saç ve tırnak içeren konjenital tümör
Turner Sendromu: Kadınlarda genellikle tek bir sex kromozomunun bulunmasıyla meydana gelen, konjental bozukluktur. Amenore, sterilite ve cinsel gelişim geriliği yaygın senptomlarıdır.
Alfa-fetoprotein (AFP): Fetüs?te plazma proteinlerinin büyük kısmını oluşturan ve doğumu takiben kaybolan bir proteindir. Gebelikte amnion sıvısı ve anne kanına da geçen bu madde fetal malformasyonlarda yüksek seviye gösterir.
Amniosentez: karın duvarı aracılığıyla veya vagina yoluyla iğne yardımıyla amnion kesesine girerek amnion sıvısı alma işlemi
Apgar Skoru: Yeni doğanın kalp atışı, solunum, renk, ekstremitelerin durumuna bakarak puanlama yapılır.
Sezeryan Seksiyo: Uterusdan fetusu çıkarmak için karın duvarına yapılan insizyon
Korinoik villus örneklemesi: Serviksden korionik hücrelerin alınmasına dayanan prenatal test
Karyotip: Hücre kromozomlarının yapı, biçim ve diziliş bakımından gösterdiği türe has durum

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM 11
ENDOKRİN SİSTEM
Endokrin sistem, hormon adı verilen düzenleyici maddeleri salgılayan bezler grubunu içerir. Hormonlar, vücutta geniş ölçüde dağılırlar. Çünkü bu maddeler direkt kana salınırlar.
Hormonlar çok küçük miktarlarda ve yüksek etki gücüne sahiptir. Çeşitli hedef dokuları etkileyerek büyüme, metabolizma, üreme aktivitesi ve davranışı etkiler.
Hormonlar kimyasal özelliklerine göre ikigupta incelenir
.
1-Steroidler (lipitlerden oluşmuştur)

2-Proteinler veya protein benzeri bileşiklerdir.

Steroidler üreme bezlerinde ve böbrek üstü bezinin korteksinde sentezlenir. Geri kalan tüm endokrin bezlerinde protein yapılı hormonlar sentezlenir.
Hormonların sentezi başlıca feedback mekanizma ile kontrol edilir.



ENDOKRİN BEZLER

Hipofiz, beyin altında yer alan küçük bir bezdir. Hipofizin ön lobu adenohipofiz , arka lobu nörohipofiz olarak adlandırılır. Her iki lob birbiriyle ilişkilidir ve hipotalamus tarfından kontrol edilir.




KÖK ANLAM ÖRNEK TANIM

Endocrin/o endokrin bezler endokrinoloji endokrin besler üzerinde çalışma
veya endokrin sistem

Pituitar hipofiz bezi pituitarizm hipofiz fonksiyon bozukluğunun meydana
getirdiği durum

Hipofiz hipofiz bezi hipofizyal hipofiz bezi ile ilgili

Thyr/o tiroid bezi tirolitik tiroid dokusunu harap edici
Thyroid/o

Parathyr/o paratiroid bez paratirotropik paratirid bezi aktive edici
Parathyroid/o

Adren/o adrenal bez adrenogenital adrenal bezler ve genital organlarla ilgili
Adrenal

Adrenocortic/o adrenal kortelin adreno-kortikal adrenal kortexle ilgili

İnsul/o pankreatik adacıklar insülin pankreas adacık hücrelerinden sekrete edilen
Hormon












Endokrin sistem hastalıkları genellikle hormonların fazla salgılanması (hipersekresyon) veya az salgılanmasına (hiposekresyon) bağlı olarak ortaya çıkarlar.




HORMON HİPERSEKRESYON HİPOSEKRESYON

Büyüme hormonu gigantizm(çocuklukta) dwarfizm(çocukta)
akromegali(yetişkinde)

Antidiüretik hormon diabetes insipidus

Aldesteron aldesteronizm addison hastalığı

Kortizol cushing sendromu addison hastalığı

Tiroid hormonu graves hastalığı,tirotoksikozis mixödem(yetişkinde)

İnsülin hipoglisemi diabetes mellitus

Paratiroid hormon kemik dejenerasyonu tetani



Tiroid Bezi: Trakeanın yukarısında,larinksin her iki kenarında bulunan iki lobdan oluşmuştur.
Paratiroid Bezi: Tiroid bezinin arka yüzeyinde bulunan 4 tane küçücük bezdir. Kalsiyum metabolizmasını düzenler.
Adrenal Bez (böbrek üstü bezi) : Her iki böbreğin üst kısmında bulunurlar. Dışta korteks içte medulla olmak üzere iki farklı bölgeye ayrılırlar. Strese duyarlı bir bezdir. Stres anında bazı hormonları sentezler ve salgılar.
Pankreas adacıkları da endokrin sisteminin bir parçasıdır. Şeker metabolizmasında görev alır.




ENDOKRİN BEZLER

BEZ HORMON

Adenohipofiz GH Büyüme hormonu
TSH Tiroid stimüle edici hormon
ACTH Adrenal korteksini uyarıcı hormon
FSH Folikül stimüle edici hormon
LH Luteinize edici hormon
PRL Prolaktin

Nörohipofiz ADH (Vasopressin) Antidiüretik Hormon
Oksitosin

Tiroid Tiroid Hormonu
Kalsitonin

Paratiroidler Paratiroid Hormon

Adrenal Medulla Epinefrin ve Norepinefrin
Adrenal Korteks Kortizol
Aldesteron
Seks Hormonları
Pankreas İnsülin
Adacık Hücreleri Glukagon
Testis Testesteron
Yumurtalar Estrojen
Progesteron
Timus Timosin

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM 12
İSKELET VE KAS SİSTEMİ



Kemik ekstraselüler kısmında mineral içeren özelleşmiş bir bağ dokusu tipidir.
Fonksiyonları şunlardır:
1-Hareket (Kaldıraç görevi yapar),
2-Destek (Yumuşak dokular etrafında şekillenir),
3-Kalsiyum homeostazisini ve diğer inorganik iyonların depolanmasını sağlar

Kemiklerin Sınıflandırılması
A- Pozisyonuna göre sınıflandırma:
1* Skeleton axiale (orta hatta yer alan kemikler)
2* Skeleton appendiculare (taraf kemikleri)
B- Şekline göre sınıflandırma:
1*Uzun kemikler (Örneğin; femur, humerus)
2*Kısa kemikler (Örneğin;karpal kemikler)
3*Yassı kemikler (Örneğin;kafa iskeleti kemikleri)
4*Düzensiz kemikler (Örneğin; vertebra)

Kemiklerin genel yapısı
Kemikler periosteum denilen bir memran tarafından sarılmıştır. Periosteumun bir dış fibröz tabakası, bir de iç hücresel tabakası vardır. İç tabaka kan damarlarından zengindir ve bu yapısı sayesinde hemen altındaki kemik dokusunun beslenmesini sağlar. Aynı zamanda gerektiğinde osteoblastlara dönüşebilen ana hücreler içerir.
Bir kırıktan sonra periosteum hücreleri osteoblastlara dönüşür ve kırık etrafında bir kemik kılıf oluşturur. Bu kılıf iyileşme halindeki kemiğin stabilizasyonuna yardım eder.
Kemik aşağıdaki kısımlardan meydana gelmiştir:
*Substantia compacta (kortikal kemik):Kemiğe sertlik ve sağlamlık verir.
*Substantia spongiosa:Trabeküla denilen kemik lameller içerir. Bunlar dıştan gelen kuvvetlere karşı koyacak şekilde dizilim gösterirler.
Uzun kemiklerin cavitas medullaris?i ve spongioz kemiklerin trabekülaları arasındaki aralıklar, ya kan yapıcı (hematopoetik) kırmızı kemik iliği ile, ya da içerisi yağ dokusu ile dolu, sarı kemik iliği tarafından doldurulmuştur. Doğumda bütün kemik ilikleri kırmızıdır. Fakat zamanla yerini sarı kemik iliğine bırakır.
Erişkinlerde sadece kaburgalar, sternum, vertebralar, clavicula, pelvis kemikleri ve kafa iskeleti kemiklerinde kırmızı kemik iliği bulunur ve kan yapmaya devam eder.

Kemiklerin beslenmesi
Kemikler başlıca iki kaynaktan beslenir:
1-A.nutriens denilendamardan beslenir. Bu damar başlıca kemik iliğini besler.
2-Periosteumdan gelen damarlar.

Periosteal kemik beslenmesi yaşlılarda daha büyük önem taşır. Cerrahi sırasında ya da travmadan sonra periosteumun aşırı miktarda soyulması kemiğin ölümüyle sonuçlanabilir.


SKELETON?U OLUŞTURAN KEMİKLER

Çeşitli şekil ve büyüklükte olan 206 kemik insan için belirli bir sıra ve sistem içinde birbirine bağlanmak suretiyle skeleton (iskeleti) meydana gelir.

İskeleti iki grupta inceleriz:
1-) Skeleton Axıale: baş, boyun ve gövdenin iskeletini oluşturan kemiklerdir.
2-) Skeleton Appendıculare: alt ve üst ekstremitenin iskeletini oluşturan kemiklerdir.
Epıhysıs: Kemiğin alt ve üst ucu
Dıaphysıs: Uzun kemiğin iki ucu arasında kalan kısmı, gövde kısmı
Metafiz: Uzun kemikte diafiz ile epifiz arasında kalan kısım


Bir kemikte buluna bilecek bazı bölgeleri şöyle adlandırabiliriz:
Perıost: Kemiği örten zardır.
Corpus: Uzun kemiklerin gövde kısmıdır.
Caput: Uzun kemiklerin baş kısmıdır.
Collum: Corpus ile caput arasında kalan kısımdır.
Os:Kemik
Ossa: Kemikler

KEMİK TİPLERİ

Ossa Longa: Uzun kemikler (ÖRN: Humerus = Kol kemiği)
Ossa Brevia: Kısa kemikler (ÖRN: Ossa carpi = El bilek kemikleri
Ossa Plana: Yassı kemikler (ÖRN: Sternum = Göğüs kemiği)
Ossa Sesamoıdea: Tendon içinde yer alan genellikle küçük kemikler (ÖRN: patella = Diz kapağı)
Ossa Pneumatıca: Havlı kemikler; içinde sinüs boşlukları bulunur. (ÖRN: Maxilla = Üst çene kemiği)
Ossa ınformıa: Düzensiz kemikler (ÖRN: Sacrum = Sağrı kemiği)

Cranıum: Baş iskeletini oluşturan bazı kemikler

Os Frontale: Alın kemiği
Os Temporale: Şakak kemiği
Os Zygomatıcum: Elmacık kemiği
Os Parıetale: Çeper kemiği
Os Occıpıtale: Kafanın arka kısmındaki kemik, art kafa kemiği
Maxılla: Üst çene kemiği
Mandıbula: Alt çene kemiği

TANISAL TERİMLER



Osteopathology: Kemik hastalığı

Ossıfıcatıon: Kemikleşme
Osteıtıs: Kemik iltihabı
Ostemıa: Kemikte kan toplanması
Osteoarthrıtıs: Kemik ve eklemlerin iltihabı
Osteocarcınoma: Kemik kanseri
Osteoclasıa: Kemik dokunun eriyip yok olması
Osteoma: Kemik tümörü
Osteomyelıtıs: Kemik iliği iltihabı
Osteophagıa: Fosfor Eksikliğine Bağlı Kemik İltihabı
Osteosclerosıs: Kemik Sertleşmesi
Fracture: Kırık

Arthropathy: Eklem Hastalığı

Arthralgıa: Eklem Romatizması
Arthrıtıs: Eklem İltihabı
Ankylosıs: Eklemin Bükülmesi
Dıslocatıon: Çıkık
Subluxatıon: Yarı Çıkık

Myophathy: Kas Hastalığı

Myosıtıs: Kas İltihabı
Myocaardıtıs: Kalp Kasının İltihabı
Myocale: Kas Fıtığı
Myocytoma: Miyositlerden Oluşan Tümör (Myocyte: Kas Dokusu Hücreleri)
Myo-Edema: Kas Ödemi
Myofıbrotısıs: Kas Lifi Kılının İltihabı
Myogelosis: Kas Sertleşmesi
Myoma: Kas Tümörü
Myoparalysıs: Kas Felci
Myorrhexıs: Kas Yırtılması
Contracture: Felç veya spazm nedeniyle kasın kasılıp kısılması

DİĞER BAZI HASTALIKLAR

Claudıcatıon: Topallık
Deformıty: Şekil Bozukluğu
Epıphysıtıs: Epifiz İltihabı
Fascıtıs: Fasya İltihabı (Faya: Kasın Dışındaki Zar)
Paraplegıa: İki Ekstremitenin Felci
Paralysıs: Felç
Supernumerary: Normal Sayıdan Fazla (Polıdaktılıa: Elde Fazla Parmak Bulunuşu)
Raşitizm: 2 Ay ? 2 Yaş Arasında D Vitamini Eksikliğinden Kaynaklanan Bir Hastalıktır. Uzunlamasına Büyüme Azalır.
Osteomalazı: Erişkinlerde D Vitamini Eksikliğinden Kaynaklanan Bir Hastalıktır.
Gıgantızm: Bireyde Epifizin Aşırı Fonksiyonu Nedeniyle Fazla Boy Uzaması Görülür.
Dwarfızm: Cücelik

AMELİYATLARA İLİŞKİN TERİMLER


Arthroclasıa: Bir Eklemde Hareketin Sağlanması İçin Ankilozun Kırılması
Arthrolysıs: Ankilozu Bir Eklemde Adezyonların Cerrahi Yolla Gevşetilmesi
Arthrodesıs, Artıfıcıal Ankylosıs: Eklemin Yapay Tespiti
Arthroplasty: Eklemin Plastik Ameliyatı
Arthrotomy: Eklemin Cerrahi Yolla Açılması
Bone Graftıng: Kemiğin Bir Yerden Alınıp Vücudun Başka Bir Yerinde Kullanılması
Bunıonectomy: Ayak Baş Parmağındaki Şişliğin Alınması
Chondrectomy: Kıkırdağın Ameliyatla Alınması
Epıphısıal Arrest: Epifizin Neden Olduğu Büyümeyi Durdurma
Myoplasty: Kas Plastik Ameliyatı
Myorrhaply: Kasın Dikilmesi
Myotasıs: Kasın Gerilmesi
Ostectomy: Kemiğin Kesilip Çıkarılması
Osteoclasıs: Kemiğin Cerrahi Yolla Kırılması
Osteoplasty: Kemiğin Plastik Ameliyatı
Osteotomy: Kemiğin Cerrahi Yolla Kesilmesi
Reductıon Of Fracture: Kırık Kemiğin Normal Duruma Getirilmesi
Sequestrectomy: Ölü Kemiğin Cerrahi Yolla Çıkarılması
Synovectomy: Eklem Kapsülündeki Sinovial Zarın Alınması
Tenodesıs: Kopan Tendonun Tespiti
Tenoplasty: Tendonun Plastik Ameliyatı
Tenosynovectomy: Tendon Ve Zarın Cerrahi Yolla Alınması

SEMPTOMLARA İLİŞKİN TERİMLER

Arthralgıa: Eklem Ağrısı
Callus: Kırılan Kemiklerin Kırık Tarafında Meydana Gelen Ve Kemik Dokusuna Dönüşen Madde
Chondrıfıcatıon: Kıkırdaklaşma
Decalcıfıcatıon: Kemikte Kalsiyum Kaybı
Lumbago: Sırtın Lumbar Bölgesinde Duyulan Ağrı
Ostalgıa: Kemik Ağrısı
Rıgor: Kasların Sert Olması
Spraın: Burkulma
Exotostısos: Dışa Doğru Yeni Kemik Oluşumları
Mıyoglobulın Ure: Miyoglobinin İdrarda Artması
Hıpoglısemı: Kanda Şekerin Düşmesi


Colmna Vertabralıs ( Omurga )
Vertabra: Omur
Omurga 33-34 Ayrı Omurdan Oluşmuştur.
Columna Vertabralisin Bölümleri
Vertabrae Cervıcales:Boyun Omurları ;7 Tanedir.
Vertabrae Thoracıcae:Göğüs Omurları ; 12 Tanedir.
Vertabrae Lumbales:Bel Omurları ;5 Tanedir.
Os Sacrum:Sarı Kemiği;Erişkinde 1 , Çocukta 3 Tanedir.
Os Coccygıs:Omurganın Ucundaki Kemik

Costae ( Kaburga )

Normalde 12 Çift Kaburga Bulunur.Herbir Costae 3 Bölümden Oluşur:
Caput:Baş
Collum:Boyun
Carpus:Ana Parça
Thorax:Göğüs Kafesi
Clavıcula:Köprücük Kemiği
Scapula:Kürek kemiği
Sternum:Göğüs kafesinin ön duvarını yapan kemik ; göğüs kemiği

EXTREMİTELERE AİT KELİMELER

ÜST EXTREMİTE KEMİKLERİ

Humerus:Dirsekten omuza kadar olan kemik,pazı kemiği
Radıus:Ön kol kemiği; bilekten dirseğe uzanır.Burada bulunan iki kemikten kalın olanıdır.
Ulna:Ön kol kemiklerinden uzun ve daha ince olabilir.


EL İSKELETİNİ OLUŞTURAN KEMİKLER

Ossa carpı:El bilek kemikleri
Ossa meta carpı:El tarak kemikleri
Ossa dıgıtorum:Parmakları oluşturan kemikler

ALT EKSTREMİTE KEMİKLERİ

Femur:Uyluk kemiği
Patella:Diz kapağı
Tıbıa:Kaval kemiği
Fıbula:Ön bacak kemiklerinden ufak olanıdır.



AYAK İSKELETİNİ OLUŞTURAN KEMİKLER

Ossa Tarsı:Ayak bileği kemikleri
Ossa metatarsı:Ayak tarak kemikleri
Ossa Dıgıtorum:Parmakları oluşturan kemikler

ARTICULATIO ( EKLEM)

Artıculatıo Sımplex:İki kemiğin bir araya gelmesiyle meydana gelen eklemlerdir.(ÖRN:Articulatio humeri:Omuz eklemi)
Artıculatıo Composıta:İkiden fazla kemiğin bir araya gelmesiyle oluşan eklemlerdir.(ÖRN:Articulatio radiocarpea)

EKLEM ELEMANLARI

Lıgament:Eklemi meydana getiren kemikleri birbirine bağlayan oluşumlardır.

EKLEM ÇEŞİTLERİ

Artıculatıones fıbrosae:Oynamaz eklemler (ÖRN:Os coxae ile os sacrum arasındaki eklem)
Artıculatıones Cartılagıneae:Yarı oynar eklemler (ÖRN:Intervertebral eklem=Gövde eklemleri)
Artıculatıones Synovıales:Oynar eklemler (ÖRN:Articularis humeri=Omuz eklemi)
Artıculatıo Temporomandıbularıs:Çene eklemi
Symphysıs Intervertebral Is:Omur Gövdeleri Arasındaki Eklem

ÜST EKSTREMİTE EKLEMLERİ

Artıculatıp Humerı:Omuz eklemi
Artıculatıo Cubıtı:Dirsek eklemi
Artıculatıo Manus:El eklemleri

ALT EKSTERMİTE EKLEMLERİ

Artıculatıo Coxae:Kalça eklemi
Artıculatıo Genu:Diz eklemi
Artıculatıo Talocruralıs:Ayak bileği eklemi

KEMİKLER

KÖK ANLAM ÖRNEK TANIM
Osta/o kemik endosteum uzun kemik boşluğunu saran membran tabakası
Myel/o kemik iliği myelitis kemik iliğinin inflamasyonu
Chondr/o kıkırdak kondrogenezis kıkırdak yapımı, oluşumu
Arthr/o eklem arthroskop eklem içini görmek için kullanılan alet
Synox/i eklem sıvısı, sinoxitis sinovyal membran inflamasyonu
eklem,membran
burs/o bursa peribursal bursa çevresi
crani/o kafatası kraniostozis kafatası kemiklerinin birleşim yerlerinin kemikleşmesi
spondyl/o vertebra spondilozis vertebraların zedelenmesi ve ayrılması
vertebr/o vertebra paravertebral vertebranın yanında,çevresinde
spinal kanal
cost/o kaburga kostokondral kaburga ve kaburganın kıkırdağı ile ilgili




MYOLOGIA (KAS BİLİMİ)

Fascıa:Kası örten zar
Kasların caput ve venter kısımları vardır.
Caput:Baş kısmı.
Venter:Karın kısmı
Kaslar insan vücudunda 4 bölümde incelenir:
Muscularıs Caputal:Baş kasları
Muscularıs Truncus:Gövde kasları
Muscularıs Membrı Superıor:Üst ekstremite kasları
Muscularıs Membrı Inferıor:Alt ekstermite kasları

MUSCULARIS CAPUTAL

Musculı Facıalıs:Yüz kası;mimik yapmamızı sağlayan kaslar
Musculı Orbıcularıs:Çevre kası
Musculı Orbıcularıs Oculı:Gözlerimizi kapatmamızı sağlayan kas
Musculı Orbıcularıs Orıs:Dudaklarımızı hareket ettirmemizi sağlayan kas
Musculı Buccınator:Yanak kasları; besinleri ağzımızda hareketini sağlayan kaslar;bebeklerde emilim faaliyetimi göstermektedir.




MUSCULI TRUNCUS

Musculı Dorsı:Sırt kası
Musculı Thorasıc:Göğüs kası
Musculı Abdomınıs:Karın kası
Musculı Collı:Boyun kası
Musculı Brachıum:Kol kası
Musculı Antebrachıum:Ön kol kası
Musculı Abdocter:El kası
Musculı Coxa:Kalça kası
Musculı Femur:Uyluk kası

KAS ŞEKİLLERİ

Bant:Kas liflerinin kasın eksenine paralel olması
Musculı Planus:Yassı lifli olan kaslar
Musculı Fusıformıs:Kasın iğ iplikleri halinde olmasıdır.
Musculı Guadıatus:Kasın dörtgen şeklinde olmasıdır.
Musculı Bıpennatus:Kasın çift yönlü oblik dizilim
Musculı upennatus:kasın tek taraflı oblik dizilimi.
Musculı multıpennatus:Birden fazla unipennatus kasın birleşimi ile oluşur.
Musculı cırcumpennatus:rasgele çift yönde liflerin dizilimi.
Musculı traıngularıs:geniş bir bölge veya tabandan fibröz apexe doğru giden kas (apex=uç,tepe noktası)
Musculı bıceps:iki başlı kas
Musculı trıceps:üç başlı kas
Musculı bıventer:iki karınlı kas.

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
BÖLÜM 13
SİNİR SİSTEMİ



Sinir sistemi ve endokrin sistem birlikte çalışan vücudun kontrol sistemleridirler. Vücut dengesinin sürdürülmesini ve dış ortama cevap verilmesini sağlarlar. Endokrin sistem hormonlar yardımıyla fonksiyonunu yaparken, sinir sistemi elektriksel impulslar yardımıyla fonksiyonunu yapar.
Sinir sistemi santral ve periferik sinir sistemi olmak üzere ikiye ayrılır. Santral sinir sistemibeyin ve medulla spinalisten oluşur. Periferik sinir sistemi ise spinal ve kranial sinirler ile bunların dallarından oluşur.
Sinir sisteminde iki tip hücre bulunur:
1- Nöronlar
2- Nöroglialar
Sinir sisteminin uyarı iletebilen hücrelerine nöron adı verilir. Tipik bir motor nöron, nükleusun da bulunduğu bir hücre gövdesi ile sinir uzantılarından meydana gelir.sinir uzantıları denilince, uyarıları alan çok sayıda dendritler ile uyarıları taşıyan ve tek bir uzantı olan akson anlaşılır.
Nöronların çoğunun hücre gövdeleri santral sinir sistemi içine yerleşmiştir ve bunların birçoğu biraraya gelerek nukleus?ları oluşturur.
Periferik sinir sistemine ait sinir hücrelerinin hücre gövdeleri de bir araya gelerek ganglion denilen yapıları meydana getirir.
Aksonlar sinir lifleridir. Hücre gövdelerinde oluşan aksiyon potansiyellerini diğer sinir hücrelerine veya hedef organlara taşır. Aksonlar myelinli veya myelinsiz olabilirler.
Periferik sinir sistemine ait sinirlerin çoğu somatomotor, duyusal ve otonom nöronların aksonlarının oluşturduğu sinir demetlerinden meydana gelir. Baş bölgesi büyük oranda 12 çift olan ve kafa çiftleri de denilen kraniyal sinirler tarafından innerve edilirler. Gövdenin geri kalan kısımları ve ekstremiteler ise segmental olarak spinal sinirler tarafından innerve edilir.
Spinal sinirler:
8?i servikal, 12?si torakal, 5?i lumbal, 5?i sakral ve 1?i de koksigeal olmak üzere 31 çift spinal sinir vardır. Medulla spinalis erişkinlerde birinci lumbal vertebranın alt kenarında sonlanır. Bu seviyenin daha aşağısında, medulla spinalisten çıkan sinir kökleri vertikal yönde uzanan bir demet oluştururlar. Buna cauda equina adı verilir.
Her bir spinal sinir ön ve arka köklerin foramen intervertebrale?de birleşmesiyle oluşur. Ön kökte (radix anterior) iskelet kaslarına giden motor lifler bulunur. Bunun yanında T1- L2 arası segnentlerden ayrılan simpatik sinir lifleri, S2-S4 segmentlerinden ayrılanlar da parasempatik sinir lifleri içerirler. Arka kökler duyusal lifler içerir. Bunların hücre gövdeleri ggl. spinale?de bulunur. Spinal sinirler oluştuktan hemen sonra ön dal (ramus anterior) ve arka dala (ramus posterior) ayrılır. Plexus cervikalis, plexus sacralis gibi büyük sinir plexusları ön dallar tarafından oluşturulur.


KAFA SİNİRLERİ

Numarası Adı Fonksiyonları
I Olfaktör Koku duyusunu taşır
II Optik Görme duyusunu taşır
III Okulomotor Göz hareketlerini sağlayan göz kaslarını kontrol eder
IV Troklear Göz küresi ile ilgili kasları kontrol eder
V Trigeminal Yüzden duyu impulslarını taşır; çiğneme kaslarını kontrol eder.
VI Abdusens Göz küresi kaslarını kontrol eder.
VII Fasial Yüzün mimik kaslarını kontrol eder. Tükrük bezleri, göz yaşı bezlerini de kontrol
eder
VIII Vestibulokoklear İşitme ve denge ile ilgili duyuları taşır.
IX Glossofaringeal farinks ve dilden duyu alır, yutmayı kısmen kontrol eder.
X Vagus Sindirim sekresyonlarını kontrol eder.
XI Aksesuar Boyun kaslarını innerve eder.
XII Hipoglossal dil kaslarını innerve eder.






Kök Anlam Örnek Tanım
Neur/o Sinir sistemi nöralji Sinirin seyri boyunca hissedilen ağrı, sinir ağrısı
Sinir

Gli/o Nöroglia, glioma Nöroglial tümör
Sinir sistemi destek dokusu

Gangli/o ganglion ganglionik Ganglionla ilgili
Ganglion /o

Mening/o Meninks meningosel Bebekte kafatası veya omurga üzerindeki herhangi
Beyin zarı bir açıklıktan zarların ? dışarıya bombelik
göstermesi ile belirgin doğuş anomalisi



SİNİR SİSTEMİ İLE İLGİLİ SONEKLER
Sonek Anlam Örnek Tanımlama
-phasia konuşma afazi Konuşma veya konuşulanları anlama yeteneğinin
kısmen veya tamamen kaybı

-lalia konuşma ekolali Kendisine söylenen sözleri anlamsız şekilde aynen
saçma sapan konuşma tekrarlaması

-lexia okuma bradileksia Sözcükleri duraklayarak ağır ağır okuyabilme

-plegia paralizi, felç parapleji Bacakların paralizisi

-lepsy hastalık nöbeti narkolepsi Zaman zaman aniden beliren ?karşı konulmaz-
uyku eğilimi ile belirgin patolojik durum

-paresis kısmi paralizi hemiparezi Vücudun yarısını tutan paralizi

-phobia inatçı, mantıksız fotofobi Işığa aşırı duyarlılık
korku

-mania heyecanlı durum egomani Aşırı derecede kendini beğenme





KÖK ANLAM ÖRNEK TANIM
Encephal/o beyin anensefali beyinin doğuştan olmaması

Cerebr/o serebrum, beyin serebrospinal beyin ve medulla spinalisle ilgili

Cortic/o serebral korteks kortikosinal serebral korteks ve medulla spinalisle ilgili
serebrumun dış parçası

cerebell/o serebellum supraserebellar serebellumun üstünde

thalam/o talamus hipotalamus talamusun altındaki beyin bölgesi

ventricul/o boşluk, ventrikül intraventriküler ventrikül içinde

medull/o medulla spinalis medüller medulla ile ilgili

psych/o akıl, zihin psikoterapi akıl bozukluğu tedavisi

narc/o çevreye ve çevresel narkozis ilaçlarla yapılan şuur uyuşukluğu
uyarılara karşı duyarlılığın
kaybı


SEMPTOM VE BULGULAR
Alzheimer hastalığı: Beyinin frontal ve oksipital loblarındaki atrofinin neden olduğu, ileri yaşlarda başlayan bunama.
Amnezi: Bellek kaybı.
Apraksi: Belli bir amaca yönelik hareketi istenilen şekilde yapamama.
Astrositoma: Astrositlerden gelişen nörolojik tümör.
Athetozis: Ellerde ve el parmaklarında ara vermeksizin birbirini izleyen çeşitli yönlerde bükülüşlerle belirgin istem dışı hareketler görülmesi hali.
Bell?s palsi: Fasial sinirin paralizisi.
Kore: Bazı kas veya kas gruplarında istem dışı düzensiz, spazmodik hareketlerle belirgin sinir sistemi hastalığı.
Koma: travma veya hyastalık sonucu gelişen derin uyku hali.
Konküzyon: şiddetli sarsıntının meydana getirdiği şok hali; şiddetli sarsıntının yumuşak dokuda sebep olduğu zedelenme ve harabiyet.
Deliryum: kişide huzursuzluk, taşkınlık, hezeyan, hallüsinasyon ve illüzyonlarla belirgin, beyin zedelenmelerinde, akıl hastalıklarında veya yüksek ateş esnasında görülen zihni bozukluk.
Disartri: Kelimeleri normal şekilde heceleyerek konuşamama; kekemelik.
Epilepsi: Beyinde elektriksel aktivite bozukluğuna ve özellikle ani elektrik boşalımına baglı şuur kesintisi ve konvülsiyonlarla belirgin nüksedici nöbetlerin görüldüğü klinik tablodur. Grand mal, petit mal veya absens nöbetler ve psikomotor nöbet en yaygın nöbet formlarıdır.
Glioblastoma: Malign astrositom.
Hidrosefali: Beyin ventriküllerinde aşırı serebrospinal sıvı birikimi ile belirgin doğuştan mevcut anomali. Kafatası içinde aşırı sıvı birikimi sebebiyle kafa büyümüş; alın genişlemiştir.
Multiple skleroz: Santral sinir sistemindeki myelin kaybının neden olduğu kronik, ilerleyici hastalık.
Parkinson hastalığı: Genellikle parkinsonizm olarak adlandırılan yavaş hareketler, tremor, rijidite ve maske yüz ile karekterize bazal gangliondaki bozukluk nedeniyle meydana gelen hastalık.
Subdural hematom: Duramater?in altında kan birikmesi.
Tremor: Titreme veya istem dışı hareketler.

TANI VE TEDAVİ
Babinski refleksi: Ayak tabanına kalemle çizik atıldığı zaman ayak başparmağında çizik olur ve diğer ayak parmaklarına yayılır. Bu cevap infantlarda normaldir. Fakat yetişkinlerde motor yollardaki lezyonu düşündürür.
Romberg işareti: Gözler kapalı ve ayaklar bitişik iken dengenin devamlılığının bozulması.
Lumbar ponksiyon:Medulla spinalisin lumbar bölgesindeki subaraknoidal boşluktan ponksiyon yapılması.
Sempatektomi: Sempatik sinirin ameliyatla kesilmesi.





DUYULAR
Duyu sistemi bizim iç ve dış çevreden gelen uyarıları farketmemizi sağlar. Duyu sistemi, homeostazisin devamı ve çeşitli zararlardan korunmak için gereklidir. Örneğin; ağrı doku zedelenmesinde uyarıcı bir işarettir.
Uyarıyı çevreden merkezi sinir sistemine ileten sinirin deri veya duyu organlarındaki ucuna reseptör adı verilir.
Genel duyular vücudun tümüne yaygın olarak dağılırlar. Bunlar ağrı, dokunma, sıcaklık ve propriosepsiyon?u içerirler. Özel duyular kompleks duyu organlarının içinde bulunurlar. Bunlar; kimyasal duyular olan tat ve koku duyuları sırasıyla ağız ve burunda, işitme ve denge duyusu kulakta ve görme duyusu gözde bulunur.


Sonek anlam örnek tanım
-esthesia duyma, duyum termestezi ısı farklarını ayırt edebilme yeteneği, sıcaklık duyumu
-algesia ağrı hipoaljesi ağrı duyusunun azalması
-osmia koku duyusu parosmi olmayan bir kokuyu hissetme ile belirgin duyu bozukluğu
-geusia tat duyusu disgeusia tat duyusunda bozukluk




KULAK
İşitme ve denge reseptörleri kulakta bulunur. Kulak çalışma maksadıyla dış, orta ve iç kulak olmak üzere 3 kısıma ayrılır. Dış kulak, kulak kepçesini ve dış kulak yolunu içerir. Bu yol timpanik membran (kulak zarı) ile sonlanır. Ses dalgaları timpanik membrandan orta kulağa geçer. Orta kulak boşluğunda 3 kemikçik bulunur; malleus, incus, ve stapes. Kulak kemikçikleri membrana tympaniye gelen titreşimi iç kulağa ileten hareketli kemikçiklerdir. Östaki borusu orta kulak ile nazofarinks arasındaki bağlantıdır ve dış ve orta kulak arasındaki basıncıneşitlenmesine yardım eder. İç kulak kompleks bir yapı olduğu için labyrintus denilmektir. (Bir çok dolambaçlı yollar ve bu yolları birbirine bağlayan kanallardan oluşur) Tüm labyrintus sıvı ile doludur. Cochlea, salyongoz kabuğuna benzetilir, işitme ile ilgili özelleşmiş Corti organı bulunur. Bu reseptör içindeki hücreler sıvı dolu coclea kanalındaki ses dalgalarına yanıt verir.
Denge duyusu vestibuler apparatus?da lokalizedir. Vestibuler apparatus çembere benzeyen vestibül?ü ve üç semisirküler kanalı içerir. Bu yapıların içinde harekete cevap veren özelleşmiş hücreler bulunur. Vestibulo-cochlear sinir (8. Kranial sinir) sinir impulslarını kulaktan beyine taşır. Bu sinirin cochlear dalı duyma ile ilgili sinirleri cochlea?ya taşır.





Kök anlam örnek tanımlama
Audi/o duyma, işitme audiololoji işitme ve işitme bozukluklarını konu alan bilim
dalı
acus, cus ses, işitme akustik ses veya işitme ile ilgili

ot/o kulak kepçesi otoplasti kulak kepçesi üzerinde yapılan estetik
ameliyat
myring/o timpanik zar timpanomandibuler timpanik boşluk ve alt çene ile ilgili
timpanik boşluk
salping/o östaki tüpü salpengoskop östaki borusunun içini muayenede kullanılan
fallop tüpü alet
staped stapes stapedial stapes ile ilgili
stapedi/o
labyrinth/o kulak labirenti labirentitis kulak labirentinin iltihabı

vestibul/o vestibül vestibülotomi kulaktaki vestibüle kesit yapma
giriş aralığı
cochlea/o koklea retrokoklear koklea?nın arkasında
kulak salyangozu




Cerumen: Dış kulak yolundaki bezler tarafından salgılanan koyu kıvamda sarı madde; kulak kiri.
Oval pencere: İç kulağa açılır ve stapes ile ilişkilidir.
Stapedius: Stapes?e küçük bir kas bağlıdır. Yükses karşısında kasılarak akustik refleksi oluşturur.
Akustik nöroma: 8. Kafa sinirinin bening tümörüdür.
Cholesteatoma: * Cerrahi kulak iltihabına bağlı olarak gelişen kistik kitledir. Kolesterol tanecikleri ihtiva eden dejenere epitel hücrelerinden oluşur.
* Embriyonel kökenli ağır gelişen bir beyin tümörüdür.beyinde aberrant epidermal tümörden gelişir. Yapısında yer yer kolesterol birikimleri gösterir. Dıştan inci gibi parlak görünüme sahiptir.
Mastoiditis: Mastoid parçadaki hava boşluğunun inflamasyonu
Meniere hastalığı: Nedeni bilinmeyen iç kulak hastalığıdır. İşitme kaybı, vertigo ve tinnutus ile karakterizedir.
Otitis media: Orta kulak inflamasyonu
Otoskleroz: oval pencerenin çevresinde kemik doku oluşumu; stapes?in immobilizasyonu ve ilerleyici işitme kaybı vardır.
Tinnitus: kulak çınlaması
Vertigo: Denge kaybı ve göz kararmasının eşlik ettiği geçici sersemleme hali; baş dönmesi

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
VEE SONNN... :wink:

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
Tüm herkese faydalı olması dileğimle...

1031 Mesaj

princess112

7 yıl önce yazıldı..
DrCihangir demiş ki;
Tüm herkese faydalı olması dileğimle...


tşk ederiz.unuttuğum bir çok seyi hatırlama fırsatı buldum
artık ihtiyaç halinde kitap karıştırmam drtusu açarım.
sık kulanılanlara eklendi..

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
princess112 demiş ki;
DrCihangir demiş ki;
Tüm herkese faydalı olması dileğimle...


tşk ederiz.unuttuğum bir çok seyi hatırlama fırsatı buldum
artık ihtiyaç halinde kitap karıştırmam drtusu açarım.
sık kulanılanlara eklendi..



Rica ederim...Faydalı olmasına çok sevindim...

411 Mesaj

meisner

7 yıl önce yazıldı..
maşşallah iki saatlik konferans olur senin yazdıklarından cihangir :) ben de yeni başlayanlardanım teşekkür ederim...

5282 Mesaj

ambivalan

7 yıl önce yazıldı..
ooo naptn sen drcihangir ya:) yakında sen dönem 1 lere online anatomi dersi falan da vermeye başlarsın :)

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
meisner demiş ki;
maşşallah iki saatlik konferans olur senin yazdıklarından cihangir :) ben de yeni başlayanlardanım teşekkür ederim...


Rica ederim...faydalı olması dileğimle...

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
ambivalan demiş ki;
ooo naptn sen drcihangir ya:) yakında sen dönem 1 lere online anatomi dersi falan da vermeye başlarsın :)


güzel fikir aslında...ben bunu bir düşünym... :D

798 Mesaj

wasabi

7 yıl önce yazıldı..
recep mesut un terminoloji kitabında çok güzel anlatılıyor bunlar edinmenizde fayda var

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
wasabi demiş ki;
recep mesut un terminoloji kitabında çok güzel anlatılıyor bunlar edinmenizde fayda var


Evet o da güzel bir kitap...

798 Mesaj

wasabi

7 yıl önce yazıldı..
gerçi terminolojinin anlam bilgisi dışında dil kuralları falan onları çok saçma buluyorum sınavlardan çıktığımızda hoca bi tamlama sorduğunda her kafadan farklı birşey çıkıyordu hele klasik olunca:))

2672 Mesaj

DrCihangir

7 yıl önce yazıldı..
wasabi demiş ki;
gerçi terminolojinin anlam bilgisi dışında dil kuralları falan onları çok saçma buluyorum sınavlardan çıktığımızda hoca bi tamlama sorduğunda her kafadan farklı birşey çıkıyordu hele klasik olunca:))


Çok iyi anlıyorum seni... :D :wink:

1 Mesaj

nekrozisss

7 yıl önce yazıldı..
bu dersi sanırım her üniversite almıyo gerçi gerekli mi orasıda malum zaten sadece sınav öncesi çalışır ezberlerdim ondada neyi ezberlediğimi bilmediğim için vizede oturdum az .şimşek hoca hep faydalı olcağnı söledi bakalım görcez artık

2 Mesaj

ajdar

6 yıl önce yazıldı..
ÇOK GÜZEL OLMUŞ ELİNE SAĞLIK KARDEŞ EMEKLERİN ALTIN OLSUN GERİ DÖNSÜN BOZDUR HARCA

905 Mesaj

eflatun

6 yıl önce yazıldı..
biz alaylıyız:))))

771 Mesaj

sklar

6 yıl önce yazıldı..
ellerine sağlık ben kardeşime anlatamıyorum sen beceremiyorsun anlatmayı diyor çok iyi oldu teşekkürler

2672 Mesaj

DrCihangir

6 yıl önce yazıldı..
sklar demiş ki;
ellerine sağlık ben kardeşime anlatamıyorum sen beceremiyorsun anlatmayı diyor çok iyi oldu teşekkürler


Rica ederim faydalı olmasına sevindim...

9 Mesaj

melloman15

6 yıl önce yazıldı..
Çok teşekkürler ellerine sağlık o kadar ii oldu ki anlatamam..

2672 Mesaj

DrCihangir

6 yıl önce yazıldı..
melloman15 demiş ki;
Çok teşekkürler ellerine sağlık o kadar ii oldu ki anlatamam..


Rica ederim faydalı olması çok mutlu etti....Bu sene biraz yoğunum ondan fazla giremiyorum siteye ama boş vakitlerimde elimden geldiğince böyle güzel,faydalı dökümanları sizlerle paylaşmaya devam edeceğim inşallah...hepiniz kendinize iyi bakın...görüşmek üzere...

46 Mesaj

BERDIBEX

6 yıl önce yazıldı..
Eline sağlık, güzel paylaşım.
Çok işime yarayacak...

2672 Mesaj

DrCihangir

5 yıl önce yazıldı..
BERDIBEX demiş ki;
Eline sağlık, güzel paylaşım.
Çok işime yarayacak...


Rica ederim faydalı olmasına sevindim... :wink:

8400 Mesaj

zexuwar

5 yıl önce yazıldı..
drcihangir hiç demiyosun terminoloji yazdım diye

2672 Mesaj

DrCihangir

5 yıl önce yazıldı..
zexuwar demiş ki;
drcihangir hiç demiyosun terminoloji yazdım diye


:D Epey bi önce yazmıştım bunu abi...Biz de bi döküman vardı hani hatırlarsın...Onu kendim düzenleyip,eklemeler yaparak bilgisayar formatına dönüştürdüm...Öyle ortaya çıktı bu döküman... :wink:

8400 Mesaj

zexuwar

5 yıl önce yazıldı..
eline emeğine sağlık arkadaşım

2672 Mesaj

DrCihangir

5 yıl önce yazıldı..
zexuwar demiş ki;
eline emeğine sağlık arkadaşım


Teşekkür ederim abi,çok sağol... :wink:

Bu başlığa cevap yazabilmeniz için
Üye Girişi
yapmanız gerekmektedir.

Bu site Dr.R�za Er�ks�z taraf�ndan kurulmu�tur
Tasar�m ve Programlama : Melik U�AR