Kategori dışı mesajlarınız....
Kullanıcı avatarı
islam anlayışına göre değişir. Kur'an'da dinden çıkanın öldürülmesi ile ilgili bir hüküm yok. sadece kurana göre itikad edenlerin böyle bir anlayışı yok. kuran ve sünnete dayanan bir islam inanışı varsa; dinden çıkanın öldürülmesini buyuran sahih hadis mevcut. ehli sünnet vel cemaat itikadında ise; hem konuyla ilgili sahih hadis, hem de hz. ebubekirin bu yönde uygulamalarına dair sahih rivayetler var. 4 büyük mezheb imamının genel görüşü ise dinden çıkan kimsenin 3 gün hapsedilip, nasihat edilip dine dönmesi için uyarılması, olmazsa öldürülmesi şeklindedir.
Kullanıcı avatarı
Iranlilarinin bir kisminin yurt disina cikinca musluman degilim deyip de Iran a gidince musluman gibi davranmalarinin sebebi bu olabilir. Tabi Iran Islam devleti olarak ornek gosterilemez.

Islamiyetten cikinca herhangi bir sekilde Allah'i kabul etme ihtimali olmayacagindan gibi bi sey anladim ben. :roll:

Idam cezasi gibi bi sey bu da, mesela haksiz yere insan olduren cezasi da olum. Dinden cikan insan da manen kendi hayatini bitirdigi icin cezasi olum olmus olabilir. :roll:

Allah korusun. :ka:
Kullanıcı avatarı
johncartermd yazdı:http://www.youtube.com/watch?v=xrTAnbzyLos


Hangi tasi kaldirsan bu Dawkins amca cikiyo. :roll:

Sonra da benim evrim savunucularinin dine karsi olmadigina inanmam bekleniyor. :roll:

Ha bi de su Iranlilar, la kardesim dinden cikmissin ne gidip her yerde kotuluyon. Tovbe tovbe...
Kullanıcı avatarı
''Dinde zorlama yoktur''. Hadis


“Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?” Yunus 99
Kullanıcı avatarı
tustabib34 yazdı:
birruya yazdı:madem dinden cıkcan o dinin cezasını önemsemen nasıl bi sey onu anlamadım ben ?


güzel soru ama asıl tema bu değil hocam..


ha cıkana bu dünyada insanoglu tarafından verilmesi gerekn ceza mı asıl tema ?
cezalandırmak bize mi kalmıs derim o zaman da ben..
Kullanıcı avatarı
birruya yazdı:
tustabib34 yazdı:
birruya yazdı:madem dinden cıkcan o dinin cezasını önemsemen nasıl bi sey onu anlamadım ben ?


güzel soru ama asıl tema bu değil hocam..


ha cıkana bu dünyada insanoglu tarafından verilmesi gerekn ceza mı asıl tema ?
cezalandırmak bize mi kalmıs derim o zaman da ben..


evet aynen onu kast ettim..
Kullanıcı avatarı
Mezhepler dinden dönen öldürülür derken bir hadise dayanırlar. Hadis şöyledir. “Men beddele dinehu faktuluhu” Anlamı: “dininden döneni öldürün” Bu hadis buharide ve birçok hadis kitabında geçer. Yukarıdaki ayetlerde gördük, Allah teala çok açık ve net bir şekilde mürtedin cezasını kendisi bildirmiştir. Peki görevi Kur’an’ı tebliğ etmek olan bir rasul Kur’an’a taban tabana zıt bir söz söyleyebilir mi? Hadis olduğu söylenen sözü dikkatle bir kez daha okuyalım: “Kim dininden dönerse onu öldürün” Gayet fasih ve anlaşılır konuşan peygamberimiz böyle muğlak bir ifade kullanır mı? O zaman bu hadise göre İslam’ı kabul eden Hıristiyanı da öldürmek gerekir. Çünkü dininden dönmüştür. Peki peygamberler insanları öldürmek için mi gelmişlerdir? Allah teala; “dinde zorlamanın hiçbir çeşidi yoktur” demiyor mu?

Yukarıdaki hadisin gelişinden biraz bahsedelim. Peygamberimiz Mekke’yi fethettiği sırada amcası Abbas Medine’ye hicret ediyordu. Onun oğlu Abdullah (Abdullah b. Abbas) o sırada Müslüman olmuştu. Kendi ifadesine göre o sırada 10 yaşındaydı. Peygamberimizle iki sene daha beraber oldu ve Abdullah b. Abbas 12 yaşında bir çocukken peygamberimiz vefat etti. Abdullah b. Abbas’dan 1660 tane hadis rivayet edilmiştir. İki yılda 1660 hadis rivayeti zaten düşündürücüdür. Bunu geçsek bile bu hadislerin bir kısmını rivayet eden İkrime çok şaibeli bir insan... İkrime Afrikalı bir köle iken Abdullah b. Abbas’a hediye ediliyor ve onun vesilesiyle üne kavuşuyor. Hadis imamlarından İmam Malik bu İkrime hakkında; “Bunun rivayetleri kabul edilemez” demiştir. Abdullah b. Abbas’ın oğulları da İkrime’yi “babama iftira ediyorsun, yalan atfediyorsun” diye dövüyorlar. İkrime kanalıyla gelen hadislerin çoğu problemlidir. İşte bakın bu hadis Kur’an-ı Kerim’e tamamen zıt bir hadistir.

Peygamberimizin sözleri hikmettir. Allah peygamberimize kitap ve hikmet verdiğini söylüyor. Hikmet doğru hüküm, doğru bilgi demektir. Peygamberimizin Kur’an-ı Kerim’deki Allah’ın açıklamalarını bize bildirmesine hikmet denir. Yani peygamberimiz bir söz söylüyorsa bu Kur’an-ı Kerim’de mutlaka var demektir. Ama onu herkes çıkaramayabilir. İşte peygamberlere bu yetenek verilmiştir. Kur’an’da mürtedin cezası belli. Peygamberimiz apaçık bu kadar ayetin tam zıddı bir söz söyler mi? Kur’an’a apaçık zıt böyle hikmetsiz bir söz peygamberimize ait olabilir mi? Allah teala Kur’an’ı koruyacağını vaat etmiştir. Ama hadisler konusunda böyle bir vaadi yoktur. Tarihte peygamberimiz adına binlerce söz uydurulduğu, bazı hadislerin anlamının çarpıtıldığı veya eksildiği bilinen gerçeklerdir. Bize kadar hiç değişmeden gelen tek kitap ise Kur’an’dır. O halde Kur’an, hadisler merkezinde değil; hadisler, Kur’an merkezinde değerlendirilmelidir. Fakat maalesef gelenekte Kur’an-ı Kerim’in yorumlanamayacak kadar açık bu kadar ayeti dururken böyle muğlak ve gayet zayıf bir rivayete dayanarak hükümler verilmiş ve yüzlerce yıl bu hükümler uygulanmıştır.

Mesela Hanefi mezhebinde deniyor ki: “Dinden dönen eğer erkek ise üç gün süre tanınır. Üç gün içerisinde eğer tevbe etmezse öldürülür. Peki siz onun tevbe edip etmediğini nerden bileceksiniz? Onu ancak Allah bilir. Ucunda ölüm olduktan sonra tabiî ki tevbe ettim diyecek adam. Peki bu durumda tevbe etmiş mi olacak?

Mezhepler Kur’an-ı Kerim’den delil olarak da şu ayeti getiriyorlar:

48. Fetih 48:
Çöl Araplarından geri kalanlara (Hudeybiye’ye gelmeyenlere) söyle: “Yakında çok güçlü topluluğa çağrılacaksanız, onlarla savaşacaksınız ya da onlar teslim olurlar.”

Bu ayetin sonundaki “yüslimun” “teslim olacaklar” kısmını “Müslüman olurlar” diye tercüme ediyorlar. Teslim olurlarsa savaş olmaz demektir. Bu ayet Tebuk seferiyle alakalı olarak inmiştir. Nitekim Bizans ordusu peygamberimizin karşısına çıkamamış yani bir anlamda teslim olmuş savaş da olmamıştı. Savaşta teslim olmak demek Müslüman olmak demek değildir. Zaten savaşla kimse Müslüman olmaz.

(Delil getirdikleri ayet bu konuya asla delil olmaz. Konuyla hiç ilgisi yoktur. Karşıdaki ordu dinden dönen bir ordu değil ki, Hıristiyan ordusu. Hristiyanlarla savaştan bahseden ayetin mürted konusuyla ne alakası var.)

Kur’an’ın çok açık hükümleri varken siz bunu nasıl yaparsınız? Apaçık ayetleri delil olarak almıyorlar konuyla hiç alakası olmayan bir ayeti ve gayet müphem, Kur’an ayetleriyle taban tabana çelişen ve ravisi problemli olan son derece zayıf bir hadisi delil olarak getiriyorlar. Maalesef bu gelenek dini siyasetin olmazsa olmaz unsuru haline getiren Abbasiler döneminde oluşmuştur. Siyasetlerini din üzerinden yürütmüşler ve kendi öldürmek istediklerini de din adına öldürmüşlerdir.

DİNDEN DÖNMEDİĞİ HALDE ÖLDÜRÜLENLER

Bundan çok daha kötüsünü size söyleyeyim. Abbasiler döneminde, aslında İslam literatüründe olmayan bazı terimler oluşturulmuştur. Bunlardan biri de “zındık” terimidir. 3. Abbasi halifesi Mehdi hicri 158’de iktidara gelmiş, 10 sene kadar iktidarda kalmış iktidarı döneminde zındıklara amansız bir mücadele başlatmıştı. Biz de bunu duyunca zannediyoruz ki ‘kafirlere karşı amansız bir mücadele yapmış’ Ama bunların zındık dedikleri ehl-i sünnet dışında kalan müminler. Şimdi herkes dilinden ehl-i sünneti düşürmüyor. Aslında ehl-i sünnet ne demek biliyor musunuz? Ehl-i sünnet vel cemaat demek peygamberimizin yolundan gidenler anlamından çok, düzenden yana olmak anlamına sahiptir. Bu da Abbasi döneminde iyice yerleştirilmiş bir kavramdır. Buna aykırı görüşler ortaya koyarsanız sindirilip ortadan kaldırılıyorsunuz.

Zındık kelimesi Farsçadan geçmedir. Değişik alanlarda değişik anlamlarda kullanılmıştır. Fıkıh alanında kazandığı anlam çok ilginçtir. Mesela Seyyid Sabık isimli bir alimin yazdığı “Fıkhus Sünne” isimli eserde zındık kelimesine şöyle anlam verilmiştir: “Zındık: İçi de Müslüman dışı da Müslüman olan ama ehl-i sünnete muhalif görüş taşıyan kişidir. O görüş ispatlanmış olsa bile bu durum onu zındıklıktan kurtarmaz. Zındığa tevbe de ettirilmez.” Bazıları da zındığı; “içi kafir dışı Müslüman olan kişidir” diye tanımlıyorlar. Hatta şöyle de diyorlar; “münafığın münafıklık alameti var ama bunun alameti yoktur.”

(Konuyla ilgili birkaç örnek de ben ekliyorum -MG-)
[Şarani’nin Mizanül Kübra isimli eserinde: “Dört mezhepten birini taklit etmeyen dalalete düşer, zındık olur, başkalarını da yoldan çıkarmakta şeytana yardımcı olur” denmektedir. Yani sizin görüşünüz genel goruse aykırıysa deliliniz çok sağlam olsa bile zındıksınız. Zındık kavramının mefhum ve şümulünü kesin çizgilerle belirtmek imkansızdır. Bu lastik kavramla, tarihte aykırı görüşler sindirilmiştir. Günümüzdeki bazı ilmihal kitaplarında bile eskinin bir yansıması olarak bu kavram geçer. Bir ilmihalde şöyle tanımlanır zındık: “Kendi noksan bilgileri ve sapık düşünceleri ile din kitâbı yazmak moda hâline geldi. Bu kitâblarına ‘Kur’ân tercemesi’ ve ‘Kur’ânın hakîkatleri’ gibi isimler takıp, gençliğin önüne sürüyorlar. Yalnız bu kitâbları okuyun diyerek, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri doğru din bilgilerinin öğrenilmesine mâni’ oluyorlar. Bunlara ‘Zındık’ denir. Zındıklar, müslimânları dalâlete, felâkete sürüklemekdedirler. Hakîkî müslimân olmak için, sâlih müslimânların yazdığı İlmihâl kitâblarını okumalıdır.” Yani demek istiyor ki; ‘bazıları Kur’an tercümesi (meali) hazırlayıp bunu okuyun diyorlar. Ama siz onlara kanmayın hakiki Müslüman olmak için ilmihal kitabı okuyun’… Bu zihniyette olan bazı internet sitelerinde deniyor ki: “Zindik olmaktan kurtulmak icin bir mezhebe girmek yani ehl-i sunnet olmak lazimdir” Dini Sözlük ismiyle hazırlanmış ve Müslümanların hizmetine sunulmuş!! bir eserde de şöyle denmektedir: “Fıkıh öğrenmeyip tasavvufla uğraşan dinden çıkar, zındık olur. Fıkıh öğrenip tasavvuftan haberi olmayan ise, bid'at sâhibi yâni sapık olur. Her ikisini edinen hakîkate varır.” Yine bir alıntı “Hadîka’da, islâmiyyetin yasak etdiği zararlı ilmleri anlatırken diyor ki, kelâm ilmini, Ehl-i sünnet vel-cemâ’at âlimlerinin bildirdikleri i’tikâdı öğrenecek ve bunları akl ve nakl ile isbât edecek ve sapıklara, dinsizlere anlatacak kadar okumak farz-ı ayn olup, bundan fazlasını öğrenmek, ancak din âlimlerine lâzımdır. Başkalarına câiz değildir. Dîne yardım etmek için, fazla öğrenmek farz-ı kifâye ise de, bunu ancak, Allah rızâsı için çalışan, zekî din adamının öğrenmesi câizdir. Başkaları öğrenirlerse, bâtıl yollara kayar. Zındık ya’nî sinsi islâm düşmanı olurlar.” Bezzâziyye fetvâsından yapılan alıntı: “Bezzâziyye fetvâsında da; ‘İlmi kelâm ile uğraşanların çoğu zındık olur’ buyuruldu.” Yani “zındıklıktan öldürülmek istemiyorsan bunlarla fazla uğraşma, kafanı her şeye yorma, senin yerine biz düşündük. Uy ehl-i sünnete (bize), dünyada da ahirette de rahat et” denmek isteniyor.]

Dört mezhebin dördünde de zındık öldürülür. Tarihte “zındıklarla mücadele ediyoruz” diye özel mahkemeler kurmuşlar, zındık dedikleri kişileri yargılayıp öldürmüşlerdir. Bunları öldürmekle kalmamış kitaplarını da yakmışlardır. Böyle bir ortamda siz doğruları nasıl yazıp anlatacaksınız? Bizim tefsirlerde ve bazı kitaplarda “Qıle” (denildi ki) şeklinde görüşler anlatılır. Çeşitli görüşler sıralanır ve en sonsunda da Qıle diye bir görüş aktarılır. Genellikle bu Qıle formatında gelen görüşler Kur’an ve sünnete uygundur. Şimdi anlıyorum ki bunlar o kitabı yazanların görüşleri... Bunu açıkça söyleseler zındık diye öldürülecekler. Qıle diyerek kendi görüşlerini yazıyor ki hem baskıdan kurtulsun hem de bildiği doğruyu söylemiş olsun.

Bu fetvalar günümüzde de veriliyor. Mesela geçtiğimiz günlerde Mısır’da Dr. Ahmet Suphi Mansur diye bir zat bu konuda doğruları yazdığı için zındık ilan edilip öldürülmesi yolunda fetva verilmiştir. O da canını kurtarmak için Amerika’ya kaçmak zorunda kalmıştır. Ne müthiş bir fikir hürriyeti var değil mi? Ben bunları gördükçe mücadele azmim artıyor. Fakat çalışmalarımız sadece uzaktan seyrediliyor. Bu iş bir iki kişinin çalışmalarıyla yürümez. Hepimiz neye gücümüz yetiyorsa elimizi taşın altına koymalıyız ki başarı elde edebilelim. O zaman çok çalışmamız lazım ve bu çalışmalara hepimizin destek olmamız lazım.

Her zaman şunu söylüyoruz: Bizim burada anlattıklarımız aslında bilinemeyecek şeyler değil ki. Bugün binlerce hafızımız, hocamız var. Bu ayetler her gün okunuyor. Allah teala dinden dönenin cezasını çok açık bir şekilde anlatıyor. “Onların cezası Allah, melekler ve Müslümanlar tarafından dışlanmaktır (lanet)”

Bu konuyu bir nükte ile bitirelim: Adamın biri Müslüman olmuş. Ona demişler ki: “Keseceğiz” Adam korkmuş, “kimi keseceksiniz ne oluyor” demiş. Demişler ki “Sen Müslüman olduğun için seni sünnet edeceğiz.” Adam bunu duyunca korkusu biraz geçmiş ve ben sünnet olmak istemiyorum neyse vazgeçtim Müslüman olmaktan” demiş. Oradakiler: “Dur, nereye çıkıyorsun keseceğiz” demişler. Adam yahu bu sefer neyi keseceksiniz” demiş. “Bu sefer kelleni keseceğiz, dinden çıkıp mürted oldun ya” demişler. O da demiş ki: “Yahu bu nasıl bir din ki gireni de kesiyorlar çıkanı da kesiyorlar”

DİNİ DEĞERLERE SALDIRI KARŞISINDA NE YAPILMALI?

3. Al-i İmran 186:
Şu bir gerçek ki; mallarınız ve kendiniz konusunda yıpratıcı bir imtihandan geçirileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve müşriklerden de çok eziyet işiteceksiniz. Sabrederseniz ve korunursanız işte bunlar, kararlılık isteyen işlerdendir.

Bu ayette tüm dünyadaki din mensuplarından bizim çeşitli eza veren şeyler işiteceğimiz kesin bir dille bildiriliyor. Mesela karikatür krizi… Zaten adamın inancı o, bırakın o da kendi inancını yazıya geçsin. Buna mani olamazsınız ki. Sen “böyle şeyler olmasın” diyorsun ama Allah, kesinlikle olacağını söylüyor. Önemli olan bu tür şeylerin olup olmaması değil bu durumda ne yapmamız gerektiğini bilmemizdir. Zaten bu durumda ne yapmamız gerektiği de ayette açıkça bildirilmiş. Aslında bu tür şeyler toplumun İslam’la ilgili duygularının canlı tutulmasını sağlar. Biz insanlara dini anlatacağız. Bunlar da dini anlatmanın bir fırsatıdır. Biz insanların hesabını göremeyiz, hesapları Allah görecektir. Adam Danimarka’da karikatür yapacak sen burada gösteri yapacaksın. Bu gösteriyle olmaz kardeşim. Bu durumda yapılacak olan şudur: Kur’an-ı Kerim’in bu tür davranışlara karşı ne yapılması gerektiği konusundaki ayetlerini insanlara anlatacaksın. Böylece herkesin dikkatini Kur’an-ı Kerim’e çekecek ve Allah’ın söylediği gibi erdemli davranarak onların niyetlerini boşa çıkarmış olacaksın. Yani sabırla yürümeye devam edeceksin. Yanlışlardan korunacaksın (takva). Zor olan, kararlılık isteyen bunlardır. Ama sen kalkar gösteriler düzenler, kırıp dökerek taşkınlık yaparsan hem onlara alet olmuş olursun, onların hedeflerini gerçekleştirmelerine yardımcı olursun hem de Allah’ın ayette tavsiye ettiği erdemli davranışları terk etmiş olursun.

BİR HİKAYE VE BİR ÖRNEK

Timur hakkında şöyle bir hikaye anlatırlar:
Meşhur hükümdar Timur’a;
-“Seni erlikten hükümdarlığa yükselten nedir?” diye sordular.
Timur şu cevabı verdi :
-Asla ümitsizliğe düşmedim... O kadar zorlukla karşılaştığım halde hiç birisinden yılmadım ve bir maksadıma erişmek için bir karınca bana örnek oldu. Şöyle ki: Bir gün düşmanlarımdan kaçmış bir harabeye sığınmıştım. Her yerden ümidi kesmek üzere olduğum bir anda gözüm bir karıncaya ilişti. Karınca kendinden büyük bir buğday danesini almış bir yıkıntının üzerinden aşırmak için uğraşıyor; fakat taşıdığı şey kendisinden büyük olduğu için sonuna kadar götüremiyor, düşürüyordu. Dane yuvarlanarak duvarın dibine düşüyor, karınca tekrar inip buğdayı alıp götürmeye uğraşıyordu. Karınca ancak kırkıncı seferinde maksadına erişti. Karıncanın bu azmini gördükten sonra ilk seferde pes ettiğim için kendimden utandım. Kendi kendime: ”Ben bu karınca kadar olamayacak mıyım?” dedim ve maksadıma erinceye kadar hiç bir zorluktan yılmadım.
Biz bir doktor gibi olmalıyız. Geçmiş yıllarda ben bir hastamın yanında refakatçi olarak kalırken doktorların fedakârlıklarına şahit olmuş ve çok etkilenmiştim. Benim hastamla aynı odada olan bir başka hasta vardı. Doktor onu tedavi ederken doktora öyle ağır küfürler ediyordu ki ben o pis sözlerden dolayı dayanamadım ve dışarı çıktım. Ama doktor sanki o sözleri hiç duymuyormuş gibi işine devam ediyor, hiçbir olumsuz tepki vermiyordu. Sonra o hasta iyileşti gitti. Kısa bir süre sonra doktora o adamdan bir tepsi baklava geldi. Ben bu olayı görünce kendi kendime dedim ki: “Demek ki biz de böyle olmalıyız.” O hasta ızdırap içinde olduğundan sadece o anı düşünüyor ve doktor yarasına dokununca ızdırabı daha da arttığı için bağırıyordu. İşte insanlar da aynen böyledir. Cenab-ı Hakkın kanunlarına aykırı yaşamak insanı öylesine sıkar ki, büyük manevi buhran içinde kıvrandırır. Bize düşen bu durumdaki insanlara karşı sabırla yılmadan görevimizi yapmamız, onlara doğruları göstermeye çalışmamızdır. Nitekim peygamberimizin bütün bir ömrü bu şekilde davranarak geçmiştir. İnsanların bağırmasına, eziyet vermesine aldırmamış kendi görevini yapmıştır.

Prof. Dr. Abdulaziz BAYINDIR
Kullanıcı avatarı
ruzgarsizdihava yazdı:
johncartermd yazdı:http://www.youtube.com/watch?v=xrTAnbzyLos


Hangi tasi kaldirsan bu Dawkins amca cikiyo. :roll:

Sonra da benim evrim savunucularinin dine karsi olmadigina inanmam bekleniyor. :roll:

Ha bi de su Iranlilar, la kardesim dinden cikmissin ne gidip her yerde kotuluyon. Tovbe tovbe...


sapla saman karışmış yine. evrimle ne alakası var videonun :?
bakınız tunusta hıristiyanlığa geçti diye kafası kesilen genç,ama video yasaklanmış,şok ediciydi,iyiki de yasaklanmış

bir de suudi gibi şeriat ülkelerinde(bence gerçek islamı onlar yaşıyor) yaratıcının varlığını inkar edenin de katli vacip

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 8 misafir