Fakülteler arası ders notu paylaşım platformu
Kullanıcı avatarı

biyokimya notları

 #1584038  gönderen bethune
 20.01.2012 - 19:35:50
AÇLIK KAN GLİKOZU

En az 8 saatlik hiç kalori almadan ölçülen kan glikozudur.

Referans aralıklar

Erişkin 70-110 mg/dl
Çocuk 2-18 yaş 60-110 mg/dl
0-2 yaş 60-110 mg/dl
Prematür infant 40-65 mg/dl

*Referans aralıkları hastanın yaşı, cinsiyeti, numunenin ait olduğu nüfus ve test metodu gibi birçok faktöre bağlıdır ve sayısal test sonuçları farklı laboratuvarlarda farklı anlamlara gelebilir.

Kan glikozunu düzenlemede esas olarak 2 hormon etkilidir: insülin ve glukagon.
Diğer etkili olanlar: ACTH, adrenokortikosteroidler, epinefrin, tiroksin

Amerikan Diabet Derneği (ADA)’nin yeni kullanmaya başladığı terim olan prediabet, ayrıca bozulmuş glikoz toleransı veya bozulmuş açlık glikozu olarak da bilinir. Bu kişilerde açlık kan glikozu 110-125 mg/dl aralığındadır. Tedavi almadıkları taktirde 10 yıl içinde tip 2 diabet gelişim riski çok yüksektir.

Anormal glikoz metabolizmasının olası nedenleri şunlardır:

1.) Pankreas beta hücrelerinin insülin üretimindeki bozukluk,
2.) insülin reseptör sayısında azalma
3.) intestinal glikoz emiliminde bozukluk
4.) glikojenin karaciğerde metabolize olmasında bozukluk
5.) glikoz metabolizmasında rol oynayan hormon düzeylerinin değişmesi

Genellikle açlık plazma glikozundaki anlamlı artışlar (>140 mg/dl) diabet tanısını koydurur. Fakat bazı durumlarda glikoz seviyesi borderline(sınır) veya ılımlı yüksek seviyesindedir. Bu durumda OGTT, diabet tanısını doğrulamak için uygulanır.

The National Institutes of Health (NIH), diabetin tanımlanması için 45 yaş üstü bütün erişkinlerin 3 yılda bir test edilmesi gerektiğini belirtmektedir.

ADA’nın önerileri şunlardır:
1.) 45 yaş üstü kontrol yapılmalı
2.) 45 yaş üstü ve kilolu olanlarda kesinlikle kontrol yapılmalı
3.) 45 yaş altında fakat kilolu veya risk faktörü bulunanlarda kontrol yapılmalı

Diabet tanısı için kriterler:
1.) diabet semptomları ile birlikte, rastgele ölçülen glikoz düzeyinin 200 mg/dl’nin üzerinde olması
2.) açlık kan glikozunun 126 mg/dl’nin üzerinde olması
3.) yemek sonrası 2.saat ölçülen glikozun 200 mg/dl’nin üzerinde olması (OGTT).

Açlık kan glikozu için panik değerler:
glikoz 40'ın altında beyin hasarı.
glikoz 400'ün üstünde koma.


KAN GLİKOZUNDA ARTIŞA NEDEN OLAN FAKTÖRLER ŞUNLARDIR:

1.) diabetes mellitus
2.) cushing hastalığı (kortizol yüksekliği)
3.) duygusal veya fiziksel stres
4.) akromegali
5.) feokromasitoma
6.) hipofiz adenomu
7.) glukagonoma
8.) ilerlemiş karaciğer hastalığı
9.) gebelik

KAN GLİKOZUNDA AZALIŞA NEDEN OLAN FAKTÖRLER

1.) insülinoma
2.) uzun süreli açlık ile birlikte emilim bozukluğu
3.) prematür yeni doğanlarda
4.) enzim yetersizliği hastalıkları (MSUD,Von gierke)
5.) aşırı insülin kullanımı

KAN GLİKOZ ÖLÇÜMLERİNİ İNTERFERE EDEN FAKTÖRLER

Artışa neden olanlar:
- steroidler, diüretikler
- obezite, sedanter yaşam
- cerrahi operasyonlar
- i.v. glikoz alımı
- aşırı sigara tüketimi

Azalışa neden olanlar:
- hematokrit >%55 olan hastalar
- ağır egzersiz
- toksik dozda aspirin alımı

** Yenidoğanda tremor, konvulsiyon veya solunum skınıtısı durumunda glikoz düzeyleri kontrol edilmelidir. Gestasyonel yaşı çok az veya çok yüksek olan yenidoğanlarda hayatın ilk günü glikoz ölçülmelidir.

Yenidoğan hipoglisemisi ile ilişkili durumlar:

- glikojen depo hastalıkları
- galaktozemi
- früktoz intoleransı
- Reye’s sendromu


Authors: Fischbach, Frances Talaska; Dunning, Marshall Barnett
Title: A Manual of Laboratory and Diagnostic Tests, 8th Edition
Copyright ©2009 Lippincott Williams & Wilkins
En son bethune tarafından 31.12.2012 - 12:27:37 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Kullanıcı avatarı

 #1587608  gönderen bethune
 23.01.2012 - 10:39:09
Hemoglobin A1c

HbA1c, ortalama glikoz konsantrasyonuyla orantılı olarak, eritrositlerde yavaş ve non enzimatik yolla oluşur. HbA1c, hemoglobine glikozun bağlanması ile meydana gelmektedir.

HbA1c değerleri, 2-3 aylık periyoddaki ortalama kan glikoz değerini yansıtır. Bu test, diabet tedavisini düzenlemede bilgi sağlamaktadır (diabetiklerde 3 ayda bir bakılması önerilir). Tedavinin yönü bu şekilde ayarlanabilir, örneğin oral antidiabetik ilaçların mı yoksa insülin tedavisinin mi daha gerekli olduğu belirlenebilir.

HbA1c, özellikle şu hasta gruplarında önem arz eder:
-diabetik çocuklar
-unstabil tip 1 diabetik hastalar
-gebe olan tip 2 diabetikler

Normal değerler
HbA1c %4-7

Plazma glikozu= (HbA1cx35.6)-77.3

Klinik durumlar
-diabet kontrolü iyi olmayanlarda veya yeni tanı alan hastalarda düzeyler genellikle yüksektir
-iyi bir kontrolle değerler düşmeye başlar
-diabetin kontrolü iyi olduğu halde, yüksek HbA1c değerlerine sahip diabetik hastalar olabilir. Bunun nedeni, yüksek HbA1c düzeylerine sahip yaşlı eritrositlerin henüz kandan temizlenmemiş olmasıdır.

Artmış HbA1c düzeylerinin nedenleri (diabet dışı nedenler):
-demir eksikliği anemisi
-alkol toksisitesi
-kurşun toksisitesi

Azalmış HbA1c düzeylerinin nedenleri:
-hemolitik anemi
-kronik kan kaybı
-gebelik
-kronik böbrek yetmezliği

İnterfere eden faktörler
-HbF ve HbH varlığı yanlış yüksek değerlere neden olur
-HbS,C,E,D,G yanlış düşük sonuçlara neden olabilir.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı

 #1984505  gönderen bethune
 09.10.2012 - 15:20:15
Oral Glikoz Tolerans Testi

Eğer açlık ve yükleme sonrası glikoz (gebelerde 50 gr.) düzeyleri sınırda ise, OGTT, diabet tanısı koymak veya dışlamak için kullanılır.
Ayrıca; açıklanamayan hipertrigliseridemi, nöropati, impotans, renal hastalık veya retinopati gibi durumlarda yardımcı olabilir.
OGTT, gebe olmayan erişkinlerde veya çocuklarda tarama testi olarak kullanılmamalıdır.
OGTT şu durumlarda kullanılır:
1.) Ailede diabet öyküsü
2.) Obesite
3.) Açıklanamayan hipoglisemi atakları
4.) Tekrarlayan enfeksiyonlar
5.) Kadınlar için; yenidoğan ölümü, prematur labor, spontan abortus
6.) Gebelik sırasında, cerrahi müdahalede, stres durumlarında geçici glikozüri veya hiperglisemi oluşması

Normal değerler:
Erişkin
0.saat: <110 mg/dl
1.saat: <184 mg/dl
2.saat: <138 mg/dl


Bütün gebeler 50 gr tarama testini 24-28. Haftalarda yaptırmalıdır.

Yüksek glikoz düzeylerine rağmen düşük OGTT sonuçları şu durumlarda görülebilir:
-diabet
-post gastrektomi
-hipertiroidi
-feokromasitoma

Düşük glikoz düzeylerine rağmen artmış OGTT sonuçları ise şu durumlarda gözlnir:
-pankreas adacık tm.
-hipoparatiroidi
-kc. Hastalığı
-hipotiroidi

OGTT sonuçlarını interfere eden faktörler:
*Sigara içimi glikoz düzeylerini arttırır
*Diyet değişiklikleri
*Glikoz düzeyleri normal olarak yaşla birlikte artış gösterir
*Uzun süre oral kontraseptif kullanımı glikoz düzeylerinde artışa neden olur
*Enfeksiyonlar, cerrahi operasyonlar, OGTT sonuçlarını etkiler
*Belli ilaçlar glikoz toleransını bozar: insülin, oral antidiabetikler, antiinflamatuarlar, OK, heparin, östrojen, steroid, lityum.
*Uzun süre yatak istirahati tolerans test sonuçlarını bozar. Yatan hastalarda OGTT’nin faydası sınırlıdır.

2 kere ölçülen açlık kan glikozu 140 mg/dl’nin üzerindeyse postprandiyal 2.saat glikozu 2 kere 200 mg/dl’nin üzerindeyse diabet tanısı için OGTT’ye gerek yoktur.

kaynak: Authors: Fischbach, Frances Talaska; Dunning, Marshall Barnett
Title: A Manual of Laboratory and Diagnostic Tests, 8th Edition
Copyright ©2009 Lippincott Williams & Wilkins
Kullanıcı avatarı

 #1984526  gönderen bethune
 09.10.2012 - 15:38:03
Gestasyonel diabetes mellitus

Bütün gebelerin gestasyonel diabet açısından kontrol edilmesi önerilmektedir.

O’Sullivan testi: OGTT esasına dayanır ve gestasyonel diabeti tanımlamak ve non semptomatik gebeleri taramak amacıyla kullanılır.

Tek basamaklı yaklaşım:
50 gr. Glikoz yüklemesi ile 1.saat glikoz dğzeyleri değerlendirilir. Ailesinde diabet öyküsü olan veya daha önce gestasyonel diabeti olan gebeler bu testi 15-19. Haftalar arasında yaptırmalıdır ve 24-28. Haftalarda tekrar edilmelidir.

İki basamaklı yaklaşım:
50 gr. Glikoz yüklemesi sonucu 1.saat değerlendirmede sonucun yüksek çıkması durumunda 100 gr yükleme ile 2.basamak test yapılır.

Normal değerler:
50 gr. Glikoz yüklemesinden sonra 1.saatteki glikoz değerleri: 130-140 mg/dl.

100 gr. Yüklemeden sonraki değerler de anormal çıkarsa; glikoz intoleransından bahsedilir. 3. Saat gestasyonel OGTT yapılmalıdır.

Pozitif sonuçların anlamı bu gebelerde gestasyonel diabet riskinin 7 kat fazla olduğudur.
Kullanıcı avatarı

 #1999531  gönderen bethune
 16.10.2012 - 12:53:16
C-peptit

-proinsülin, insüline dönüşürken oluşmaktadır.
-endojen ve ekzojen insülini ayırt etmede faydalıdır

C-peptitin esas kullanım amacı hipoglisemiyi değerlendirmektir. Pankreatik fonksiyonun yani insülin sekresyonunun güvenli bir belirtecidir.
Tip 1 diabetik hastalarda C-peptit; insülin üretiminin veya endojen beta cell aktivitesinin göstergesidir. C-peptit düzeyleri ayrıca dışarıdan i.v. olarak alınan insülini belirlemeye/ayırt etmeye yarar.

İnsülinoma cerrahisi sonrası artan C-peptit düzeyleri, rekürrens veya metastazı işaret edebilir.
Radikal pankreatektomi sonrası C-peptit düzeyleri kanda tespit edilemez. Başarılı pankreas transplantı veya adacık hücre transplantı sonrası C-peptit düzeylerinin artması beklenir.

Normal değerler
Açlık 0.5-2.7 ng/ml

Artmış C-peptit düzeyleri şu durumlarda görülür:
-endeojen hiperinsülinemi
-pankreas veya beta hc transplantasyonu
-oral hipoglisemik ilaç alımı
-tip 2 DM

Azalmış C-peptit düzeyleri şu durumlarda görülür
-kişinin kendine insülin enjekte etmesi ile oluşan hipoglisemide
-radikal pankreatektomi
-tip 1 DM

Ölçümü interfere eden faktörler:
Renal yetmezlik

İnsülinomayı, dışardan insülin alımıyla oluşan hipoglisemiden ayırt etmek için insülin/C-peptit oranına bakılabilir:

insülin/C-peptit oranı 1'den küçükse ise endojen insülin kaynaklıdır
insülin/C-peptit oranı 1'den büyükse ise ekzojen insülin kaynaklı hipoglisemidir.
Kullanıcı avatarı

 #2028092  gönderen bethune
 29.10.2012 - 13:55:42
Glukagon

29 aminoasitten oluşur. Pankreas α-hücrelerinden salınır. Karaciğerde glikojenoliz ve glukoneogenez ile glikoz üretimini sağlar. Ayrıca karaciğerde ketogenezi de uyarır.
Karaciğerden glikoz üretimini yöneten hormondur. İnsülinin etkilerine zıt etki gösterir. Kan glikoz düzeyi düştüğünde glukagon, kana glikoz verilmesini uyarır. Glukoagonun minör hedef organı ise lipid dokudur, lipolizi arttırır. Glukagon düzeyleri esas olarak kan glikoz düzeyleri ile düzenlenir.
Sağlıklı insanlarda arginin infüzyonu, glukagon sekresyonunu arttırır. Glukagon yetersizliği pankreatik doku kaybını yansıtabilir. Bu durumda arginin infüzyonu glukagon seviyelerini arttırmaz.
Uzun süreli DM, hipoglisemiye glukagon cevabını bozar ve hipoglisemik episodların artışına neden olur.

Normal değerler
Erişkin 20-100 pg/ml
Çocuk 0-148 pg/ml
Yenidoğan 0-1750 pg/ml

Glukagon düzeyleri şu durumlarda artış gösterir:
-akut pankreatit
-diabet
-glukagonoma
-kronik renal yetmezlik
-hiperlipidemi
-siroz
-hipoglisemi

** stres, egzersiz ve aminoasitler, glukagon düzeylerinde artışa neden olur.


Glukagon düzeyleri şu durumlarda azalır:
-panreatik doku kaybı (tömür, pankreatektomi)
-kronik pankreatit
-kistik fibrozis
Kullanıcı avatarı

 #2028144  gönderen bethune
 29.10.2012 - 14:38:16
İnsülin

51 aminoasitten oluşan protein yapılı hormondur. Pankreasın β-hücrelerinde üretilir. Rekombinant DNA teknolojisi ile üretilen ilk maddedir. Anabolik bir hormondur; glikozdan glikojen yapımını uyarır, protein sentezini stimüle eder, protein yıkımını engeller.
Karaciğerin glikoz üretimini inhibe eder. Glikozun yağ ve kas dokusuna uptake’ini sağlar.
İnsülinoma tanısında ve açlık hipoglisemisinin araştırılmasında kullanılır.
Dolaşımdaki yarı ömrü 4-5 dakikadır.

Normal değerler
Erişkin 0-35 µIU/ml
Çocuk 0-10 µIU/ml

İnsülin salınımını stimüle eden faktörler: glikoz, aminoasitler, glukagon, gastrin ve bazı ilaçlar.
Sağlıklı kişilerde insülinin pulsatil salınımı söz konusudur.
i.v. glikoz enjeksiyonundan sonraki salınımı 2 fazda gerçekleşir:
1.faz: glikoz enjeksiyonundan sonraki 1-2 dk içinde başlar ve 10 dk sürer yaklaşık. Bu, depolanmış insülinin hızlı kana salınımıdır.
2.faz: 1.fazın bitmesiyle başlar. İnsülin sentez ve salınımını yansıtır. Normoglisemi sağlanıncaya kadar sürer (yaklaşık 60-120 dk).
Tip 2 diabetli hastalarda esas olarak 1.faz bozulmuştur.

Resim

İnsülin düzeyleri şu durumlarda artış gösterir:

-insülinoma; hiperinsülinemi+hipoglisemi
-tip 2 DM
-akromegali
-cushing sendromu
-obezite
-pankreas adacık hc hiperplazisi

İnsülin düzeylerinde azalmaya neden olan faktörler:

-tip 1 DM
-hipopituitarizm

Ölçümü interfere eden faktörler

-insülin veya oral antidiabetik ilaç kullanımı
-oral kontraseptif kullanımı (insülini arttırır)
-gebeliğin 2. ve 3. trimestrında relatif insülin direnci vardır.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı

 #2059987  gönderen bethune
 20.11.2012 - 15:22:41
Amonyak

Amonyak, protein metabolizmasının son ürünüdür. Böbrekte glutamin hidrolizi ile bağırsakta proteinlere bakterilerin etkileri ile oluşur.
Karaciğer, normalde oluşan bu amonyağın büyük kısmını üreye çevirerek uzaklaştırır. Çünkü amonyak, vücudun asit-baz dengesini ve beyin fonksiyonlarını bozan toksik bir maddedir (üre vücuttan daha kolay atılır).

Kan amonyak düzeyleri, Reye’s sendromu tanısında ve şiddetli karaciğer hastalığının tedaviye cevabının belirlenmesinde kullanılır.

Normal değerler
Erişkin: 15-60 μg/dl
10 gün-2 yaş: 70-135 μg/dl
Yenidoğan-10 gün: 170-340 μg/dl

Amonyak düzeyleri, kullanılan test metoduna göre büyük farklılıklar gösterir.
Heparinli veya EDTA’lı tüp kullanılmalı, buzla birlikte laboratuara ulaştırılmalıdır.
kan 4 derecede santrifüj edilmelidir.
Antibiyotiklerin çoğu amonyak düzeylerini düşürür.

Amonyak düzeylerinde artışa neden olan faktörler şunlardır:
Reye’s sendromu
Karaciğer hastalığı
Hepatik koma
GİS kanama
Böbrek hastalığı

Amonyak düzeylerinde azalışa neden olan faktörler, klinik olarak öneme sahip değildir.

interferans

Protein alımı ve ilaç kullanımı
Egzersiz amonyak düzeylerini arttırabilir
Kan alımı sırasında turnikenin fazla sıkı olması veya yumruk yapılıp açtırılması düzeyleri yükseltebilir

Amonyak düzeyleri şu durumlarda özellikle ölçülmelidir:
Açıklanamayan letarji ve kusma
Ensefalit
Açıklanamayan nörolojik bozukluğu olan yenidoğanlar
Kullanıcı avatarı

 #2060013  gönderen bethune
 20.11.2012 - 15:57:41
Bilirubin

Eritrositlerdeki hemoglobinin yıkılmasıyla oluşur, hemolizin bir ürünüdür. Retiküloendotelyal sistemde oluşur ve karaciğer tarafından uzaklaştırılır (safraya atılır).
Serumda bilirubin düzeylerinin artması eritrositlerin aşırı yıkımına veya karaciğer fonksiyon bozukluğuna işaret eder.
2 tip bilirubin vardır:
İndirekt bilirubin, proteine bağlıdır. Direkt bilirubin, kanda serbest dolaşır. İndirekt bilirubin artışı genellikle hemolize bağlıyken, direkt bilirubin artışı karaciğer disfonksiyonu ile ilişkilidir. Rutin incelemede sadece total bilirubine bakmak yeterlidir. Yüksek çıkması durumunda direkt bilirubin düzeyi ölçülür.

Normal değerler
Erişkin: total bilirubin 0.3-1.0 mg/dl
Direkt bilirubin 0-0.2 mg/dl

Alınan kan örneği direkt ışığa maruz bırakılmamalıdır.
Total bilirubin artışı; hepatik, obstrüktif veya hemolitik nedenlere bağlı olabilir.
Karaciğer ile ilgili nedenler şunlardır:
Viral hepatit
Siroz
Enfeksiyoz mononükleozis
Bazı ilaçlar

Obstrüktif nedenler; safra kanalı tıkanıklığı ve karaciğerdeki safra yollarının tıkanıklığına bağlıdır ( taş, tümör). Obstrüktif durumlarda direkt bilirubin artışı gözlenir.

Hemolitik durumlarda indirekt bilirubin artışı olmaktadır:
Pernisyöz anemi
Orak hücreli anemi
Kan transfüzyonu sonrası
Eritroblastosiz fetalis

Diğer hastalıklar
Dubin-johnson
Gilbert
Nelson hastalığı
Pulmoner emboli

İndirekt bilirubin artışına neden olan faktörler:
Hemolitik anemiler
Gilbert
Crigler-najjar

Direkt bilirubin artışı yapan nedenler:
Dubin Johnson
Rotor sendromu
Pankreas başı Ca
Koledok tıkanıklığı (obstrüktif sarılıklar)

İnterfere eden faktörler

Alınan kan örneğinin 1 saat güneş ışığına veya kuvvetli oda ışığına maruziyeti sonucu bilirubin düzeyleri düşer

Ölçümden önceki 24 saat yüksek yağlı yiyecekler veya kontrast yaratabilecek maddeler tüketilmemelidir. Bunlar kimyasal reaksiyonları etkileyerek yanlış sonuçlara neden olur.
Belli yiyecekler: havuç gibi serumda sarı renk oranını arttırır ve yanlış yüksek sonuçlara neden olabilir.
Uzun süre aç kalmak bilirubin düzeylerini arttırır
Nikotinik asit, indirekt bilirubin düzeylerinde artışa neden olur.

Sarılığın gözle tespit edilebilmesi için total bilirubin düzeyinin 2.5 mg/dl’den yüksek olması gerekmektedir (erişkinde).
Kullanıcı avatarı

 #2060014  gönderen bethune
 20.11.2012 - 15:58:06
Yenidoğan bilirubini

Yenidoğanlarda sarılık: hemolitik anemi veya konjenital sarılığa işaret edebilir. Eğer bilirubin düzeyleri kritik noktaya ulaşırsa, merkezi sinir sistemi hasar görebilir (kernikterus).
Yenidoğanlarda sarılığı gözle anlamak için total bilirubin düzeyi 5 mg/dl’den yüksek olmalıdır.
Yenidoğan bilirubin, eritroblastosiz fetalis’in izleminde kullanılır. Bu durum genellikle hayatın ilk 2 gününde oluşur. Yenidoğan sarılığının diğer bütün nedenleri ayrıca bilirubin düzeyleri ile izlenir (fizyolojik sarılık, hematom, hemoraji, kc hastalığı, safra kesesi hastalıkları).

Sağlıklı, full-term yenidoğanlarda fizyolojik sarılık hayatın ilk gününden sonra oluşur.

Patolojik olmayan sarılıklar 5-10 gün içinde geriler ve total bilirubin düzeyi 15 mg/dl’yi hiç geçmez.

Normal değerler

Yenidoğan (0-7 gün)
Total bilirubin: 1.0-10.0 mg/dl
Direkt bilirubin: 0-0.8 mg/dl
İndirekt bilirubin: 0-10 mg/dl

*Referans aralıkları hastanın yaşı, cinsiyeti, numunenin ait olduğu nüfus ve test metodu gibi birçok faktöre bağlıdır ve sayısal test sonuçları farklı laboratuvarlarda farklı anlamlara gelebilir.

Yenidoğan bilirubini için kritik değer: 15 mg/dl’nin üstüdür (mental retardasyon)


Total bilirubin değerleri

İlk 24 saatte; Prematürelerde 8 mg/dl’den düşük. Full-termlerde 6 mg/dl’den düşük.
24-48 saatte; Prematürelerde 12 mg/dl’den düşük. Full-termlerde 10 mg/dl’den düşük
3-5 gün; Prematürelerde 15 mg/dl’den düşük. Full-termlerde 12 mg/dl’den düşük
7.gün; Prematürelerde 15 mg/dl’den düşük. Full-termlerde 10 mg/dl’den düşük



Yenidoğanda total bilirubin artış nedenleri:
Anne ve fetus arasındaki uyuşmazlıklarda eritroblastosis fetalis oluşur
Galaktozemi
Sepsis
Enfeksiyoz hastalıklar (sifiliz, toxo, CMV)
Eritrosit enzim defektleri (G6PD yetmezliği, pirüvat kinaz eksikliği, sferositoz)
Subdural hematom

Yenidoğanda indirekt bilirubin artış nedenleri
eritroblastosis fetalis
hipotiroidi
crigler-najjar
obstrüktif sarılık
diabetik anne

yenidoğanda direkt bilirubin artış nedenleri:
bilier obstrüksiyon
neonatal hepatit
sepsis

yenidoğanda fototerapi, bilirubin düzeyi 10 mg/dl’den yüksek ise yapılır.
Exchange transfüzyon ise bilirubin düzeyi 15 mg/dl’den yüksekse yapılmaktadır.
En son bethune tarafından 31.12.2012 - 12:28:10 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Kullanıcı avatarı

 #2063926  gönderen bethune
 23.11.2012 - 11:05:51
Sistatin C

Düşük molekül ağırlıklı protein inhibitörüdür. GFR’yi değerlendirmek amacıyla kullanılır. Kreatinine göre bazı avantajları vardır. Kas kitlesinden etkilenmez ve böbrekte reabsorbe olmaz.

Normal değerler
Genç erişkin 0.7’den küçük
Erişkin 0.8’den küçük.
Kullanıcı avatarı

 #2063928  gönderen bethune
 23.11.2012 - 11:06:35
Ürik asit

Pürin metabolizmasının son ürünüdür. Karaciğerden plazma ile böbreklere taşınır ve yaklaşık %70’i atılır. Kalan kısmı GIS’e atılır.
Aşırı hücre yıkımında ve nükleonik asit katabolizması sonucu (örneğin GUT), lösemi gibi hücrelerin aşırı üretilip yıkıldığı durumlarda veya renal yetmezlik sonucu atılımda problem olduğunda ürik asit düzeyleri artar.

Ürik asit ölçümü genellikle; renal yetmezlik, gut ve lösemide yapılır.
Hastanede yatan hastalarda ürik asit artışının nedeni genellikle renal yetmezliktir.

Normal değerler
Erkek 3.4-7.0 mg/dl
Kadın 2.4-6.0 mg/dl
Çocuk 2.0-5.5 mg/dl

Artmış ürik asit düzeyleri şu durumlarda görülür
*GUT (ürik asit düzeyindeki artışlar hastalık şiddeti ile korele değildir)
*Renal hastalıklar
*Alkolizm
*Down sendromu
*Kurşun intoks
*Lösemi, multipl myelom, lenfoma
*Starvasyon, kilo kaybettirici diyet
*Metabolik asidoz, diabetik ketoasidoz
*Karaciğer hastalığı
*Hiperlipidemi, obezite
*Hipotiroidi, hipoparatiroidi
*Hemolitik anemi
*Kemoterapi ve radyoterapi
*Glikojen depo hastalığı


Azalmış ürik asit düzeylerinin görüldüğü durumlar
Fanconi sendromu
Wilson hastalığı
Uygunsuz ADH sendromu
Bazı malignensiler
Ksantinüri

İnterferans
Stres ve aşırı egzersiz yanlış yüksek sonuçlara neden olabilir
Pürin’den zengin diyet (karaciğer, böbrek gibi)
Yüksek düzeyde aspirin alınması, ürik asit düzeylerini azaltır
Düşük pürin alımı, kahve, çay ürik asit düzeylerini azaltır

*Sitotoksik ilaçlar, akut ve tehlikeli düzeylerde artışlara neden olabilir
*Lösemi tedavisinde ürik asit düzeyleri izlenmelidir.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı

 #2063946  gönderen bethune
 23.11.2012 - 11:27:33
Osteokalsin

Osteokalsin (kemik G1a proteini), osteoblastlar tarafından üretilir ve kemik mineralizasyonunda ve kalsiyum iyon homeostazında görev yapar.
Az bir miktar osteokalsin seruma geçer ve yeni oluşan kemik yapımının markırı gibi davranır.
Osteokalsin düzeyleri, yaş-cinsiyetten etkilenir ve menopoz sırasında artar.
Bu test şu amaçlarla kullanılabilir:
-postmenopozal kadınlarda osteoporoz izlemi
-kırıklar için risk belirlenmesi
-osteoporoz tedavi planlaması

Osteokalsin, kemik yapımı için spesifik bir markırdır ve düzeyleri 1.25 dehidroksivitamin D tarafından düzenlenir.

Normal değerler
4-12 μg/dl

Diurnal varyasyon söz konusudur. Gece en yüksek düzeydedir, sabahları ise düşer.

İnterfere eden faktörler
-yatak istirahatinde artış gösterir
-bozulmuş renal fonksiyon varlığında artar

Düzeylerindeki anormal artışlar: hiperparatiroidi, kırıklar ve akromegali
Azalmış düzeyler ise: hipoparatiroidi, GH yetmezliği, bisfosfonat ve kalsitonin kullanımı nedeniyle görülebilir.
Kullanıcı avatarı

 #2063964  gönderen bethune
 23.11.2012 - 11:47:16
Aldosteron

Adrenal bezlerin zona glomerulosa kısmında üretilir ve düzeyleri renin-anjiotensin sistemi tarafından kontrol edilir. Etki yeri; renal distal tübüldür. Sodyum ve su reabsorbsiyonunu arttırırken, potasyum atılımını sağlar. Primer ve sekonder aldosteronizm tanısı için faydalı bir testtir. Primer hiperaldosteronizm’li hastalarda karakteristik olarak hipertansiyon, kas ağrısı, kramp, halsizlik, poliüri görülür. Rastgele yapılan aldosteron testinin diagnostik değeri yoktur. Reninle birlikte ölçülürse anlam ifade eder.

Normal değerler
ayakta
Erişkin 7-30 ng/dl
Adolesan 4-48 ng/ml
Çocuk 5-80 ng/dl

Yatar pozisyonda
Erişkin 3-16 ng/dl
Adolesan 2-22 ng/ml
Çocuk 3-35 ng/ml

Artmış aldosteron düzeyi şu durumlarda görülür
Aldosteron üreten adenom (Conn’s)
Adrenokortikal hiperplazi

Artmış aldosteron düzeyleri eksternal stimulus veya renin anjiotensin sisteminin aşırı aktivitesi ile olursa bu sekonder aldosteronizmdir. Şu durumlarda görülür:
Tuz açığı
Potasyum yüklenmesi
Kalp yetmezliği
Nefrotik sendrom
Bartter sendromu
Hipovolemi ve hemoraji

Azlamış aldosteron düzeyi şu durumlarda görülür:
Aldosteron yetmezliği
Addison hastalığı
Turner, diabet, alkol intoksikasyonunda hipertansiyon ile birlikte gözlenebilir.

İnterferans
Ayağa kalkınca değerlerde önemli artış olur
Son zamanda uygulanan radyoaktif tedavi sonuçları etkiler
Heparin tedavisi, aldosteron düzeylerini düşürür
Termal stres, gebeliğin geç dönemleri ve starvasyon düzeyleri yükseltebilir

Aldosteron düzeyleri yaşla birlikte düşer.

Primer ve sekonder aldosteronizm ayrımında aldosteron ve renin ölçülmesi faydalıdır. Primer aldosteronizmde renin düzeyleri düşüktür, sekonderde ise renin yüksektir.
Kullanıcı avatarı

 #2064122  gönderen bethune
 23.11.2012 - 14:51:33
Antidiüretik hormon

Poliürik ve hiponatremik durumların ayrımında/diagnozunda ADH ölçümü faydalıdır. Özellikle idrar konsantrasyon bozukluğu ile ilgili durumlardatanıya yardım eder. Bu durumlar şunlardır: diabetes insipitus, uygunsuz ADH sendromu, su intoksikasyonu, ektopik ADH üretimi.

Normal değer
2.5 pg/ml’nin altında.

Artmış ADH düzeyleri şu durumlarda görülür:
Uygunsuz ADH sendromu
Ektopik ADH üretimi
Nefrojenik diabetes insipitus
Akut intermittant porfiria
Guillain barre sendromu
Beyin tümör, yaralanmaları, cerrahisi
Pulmoner hastalıklar (tbc)


Azalmış ADH düzeyleri ise şu durumlarda görülür
Santral diabetes insipitus
Polidipsi (su intoks)
Nefrotik sendrom