Cuma , Eylül 21 2018
Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı
Sağlık Bakanı Demircan, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor. Demircan, Türkiye'de tespit edilen zika virüsü, grip aşısı, personel alımı konularında açıklamada bulundu

Resim

ATAMALAR:

​11 200 hekim atandı.1200 civarında arkadaşın soruşturmaları bekliyor. Soruşturmalar tamamlandıkça onların da atamasını yapıyoruz. 15 Temmuz gibi bir olaydan sonra kamunun daha hassas davranması doğaldır. Güvenlik soruşturmalarının neticelerine göre hareket ediyoruz. Yoksa bizim için hekim açığımızın olduğu bir dönemde atama bekletmemiz, bir gün fazla bekletmemiz mevzubahis olmaz. Soruşturma gelince hemen işlem yapıyoruz, sakınca yoksa atıyoruz

'55 bin personel alınacak'
Sağlık Bakanı Demircan, "Yoğun bakım yatak sayısını artırmaya devam edeceğiz, personel sayımızı da artırmak istiyoruz. 27 bin ebe hemşire ve sağlık personeli alınacak. Bu, yüksek bir rakam. Her sene yaklaşık 9 bin civarında hekim kadroya dahil oluyor. Ediyor 36 bin. Bizim bu seneden alacağımız kadro miktarı var, taşeron sistemi kalktığı için, bu alımı yapmadık. 2017'den 2018'e aktarılan bir 10 bin işçi çalışan alacağız. Ayrıca 2018 için de 9 bin kontenjan verildi. Yaklaşık 55 bin doktor, ebe hemşire, sağlık personeli ve çalışan alacağız." dedi.

'Uygun bir personel rejimi oluşturmak zorundayız'
Demircan, "Taşeron sisteminin kalkmasından sonra bundan sonraki sistemi yeniden gözden geçireceğiz. Herkesin statüsünü belli bir standart içine getirmemiz lazım. Sağlığın kendi gerekliliğine uygun bir personel rejimini oluşturmak zorundayız." diye konuştu.

Sağlık Bakanı Demircan, "Sağlık çalışanlarımızın şartlarını iyileştirmek için bir yasal çalışma yapıyoruz. Bununla ilgili ocak ayı içerisinde Başbakanımıza bir sunum yapacağız. Bu bekledikleri yıpranma payı, emekli maaşlarındaki düşüklük ve performanstaki ölçütler, bunlarla ilgili çalışmalarımız bittikten sonra paylaşacağız." dedi.



TAM GÜN YASASI İLE İLGİLİ AÇIKLAMA

Bakan Demircan, "Meseleye bütüncül yaklaşıyoruz. 80 milyonluk büyük bir ülkeyiz. 10 bin kişiye 191 hekim düşüyor. Hekimlerimiz insan gücü. Bu insanlarımız 80 milyona hizmet için varlar. Biz de Sağlık Bakanlığı olarak bu hizmetin en verimli şekilde yapılmasıyla yükümlüyüz. Bu insanları en verimli bir şekilde çalıştırabilecek modeli geliştirmek bizim görevimiz.

Tam gün yasası katı bir şekilde uygulanarak, birtakım sorunlar çözülmek istendi ve bir kısmı çözüldü de... Ama bu gün dönüp baktığımızda veya ileriye dönük baktığımızda da hala hekim açığımız var. Bu açığı, hekimleri daha verimli çalıştırarak kapatma imkanımız var. Başarılı hekimlerin daha fazla çalıştırılmasına da imkan sunmanız lazım. Ve yaptığı hizmetin karşılığını alması lazım. Esnek çalışma modeli dediğimiz şey bu. Hekimlerimizi daha verimli çalıştırmanın yollarını arıyoruz, mevcut kalıpları biraz esneterek, örneğin, hastanede görevini yapmış, zamanı da var. Diğer hastanede çalışmak istiyor. Sözleşmeyle çalışabilsin.

Devlet, üniversite veya muayenehanelerde çalışılabilir, tartışılır. Karara bağlanmış değil, tartışmaya açık. YÖK ile görüşüyoruz, hastanelerle görüşüyoruz. Meşru, makul, yasal bir çözüm üretmek zor bir şey ama bunu asgariden başlatıp, bunu yola koyarsak inanıyorum ki bundan çok iyi bir netice çıkaracağız. Çünkü sağlıkta yetişmiş insan gücü fevkalade önemli" açıklamasında bulundu.



x

Sağlık Bakanı Demircan: "(Şehir hastaneleri) Adı farklı olmakla farklı ücret sistemine dahil olacaklar anlamında değil. Farklı ücret ödenmeyecek"
x

Sağlık Bakanı Demircan: "Sağlık çalışanlarımızın şartlarını iyileştirmek için bir yasal çalışma yapıyoruz. Bununla ilgili ocak ayı içerisinde Başbakanımıza bir sunum yapacağız. Bu bekledikleri yıpranma payı, emekli maaşlarındaki düşüklük ve performanstaki ölçütler, bunlarla ilgili çalışmalarımız bittikten sonra paylaşacağız.
x

Sağlık Bakanı Demircan: "(Antibiyotik kullanımına ilişkin) Bu konuda ülkemizde yapılan çalışmalar olumlu netice verdi. Reçetelerde antibiyotik oranı geçtiğimiz yıllara göre düşüyor ve düşmeye devam ediyor. Bu konuda başarılıyız."
Sağlık Bakanı Demircan, aşılamanın önemine dikkat çekerek, "19 yıldır bizim çocuk felci vakamız yok. Çocuk felciyle, rahatsızlığıyla düçar olmuş çocuğumuz yok. Bu, fevkalade sevindirici bir şey." dedi.
Sağlık Bakanı Demircan: “(Aşıdaki alüminyumun zararlı olduğu iddiaları) Aşının etkisini artırmak için bir miktar alüminyum kullanılır ama bu alüminyum DSÖ’nün kabul ettiği düzeyde, sürekli izlenen, etkileri takip edilen bir miktardır. Alüminyum gerekçe gösterilerek aşıyı reddetmek fevkalade sakıncalıdır. Aşılarımızın etkileri, yan etkileri ve riskleri tümüyle DSÖ ile birlikte takip edilip izlenmekte ve bir şey olduğunda derhal tedbir alınmaktadır. Alüminyum gerekçesi spekülatif bir gerekçedir, bilimsel hiçbir tarafı yoktur. Bizim aşı uygulamalarımızın hepsi bilimsel denetim altındadır."


x

Sağlık Bakanı Demircan: "Yoğun bakım yatak sayısını artırmaya devam edeceğiz, personel sayımızı da artırmak istiyoruz. 27 bin ebe hemşire ve sağlık personeli alınacak. Bu, yüksek bir rakam. Her sene yaklaşık 9 bin civarında hekim kadroya dahil oluyor. Ediyor 36 bin. Bizim bu seneden alacağımız kadro miktarı var, taşeron sistemi kalktığı için, bu alımı yapmadık. 2017'den 2018'e aktarılan bir 10 bin işçi çalışan alacağız. Ayırca 2018 için de 9 bin kontenjan verildi. Yaklaşık 55 bin doktor, ebe hemşire, sağlık personeli ve çalışan alacağız."


Sağlık Bakanı Demircan: "Taşeron sisteminin kalkmasından sonra bundan sonraki sistemi yeniden gözden geçireceğiz. Herkesin statüsünü belli bir standart içine getirmemiz lazım. Sağlığın kendi gerekliliğine uygun bir personel rejimini oluşturmak zorundayız."




Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, alüminyum ihtiva ettiği gerekçesiyle aşının reddedilmesine ilişkin, "Aşının etkisini artırmak için bir miktar alüminyum kullanılır ama bu alüminyum Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kabul ettiği düzeyde, sürekli izlenen, etkileri takip edilen bir miktardır. Alüminyum gerekçe gösterilerek aşıyı reddetmek fevkalade sakıncalıdır." dedi.

Demircan, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda, editör ve muhabirlerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı, son dönemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

"Bu yıl mevsimsel grip vakaları önceki yıllarla kıyaslandığında ne durumda? Dört vakada zika virüsü tespit edildiğini biliyoruz. Şu an için bir risk durumu var mı? Antibiyotik kullanımına ilişkin son veriler nelerdir?" sorusu üzerine, Demircan, grip hastalığının kış mevsiminin en yaygın rahatsızlığı olduğunu belirtti.

"Mevsimsel grip noktasında, şu anda geçmiş yıllara göre olumsuz bir noktada değiliz. Aşırı bir yaygınlık, bir tehdit altında değiliz, hatta biraz daha iyi durumdayız." diyen Demircan, bu hastalığa karşı gerekli tedbirleri aldıklarını bildirdi.

Risk gruplarına karşı aşı tedbir aldıklarına işaret eden Demircan, mevsimsel grip noktasında Türkiye'nin bir baskı ve tehdit altında olmadığını, bu mevsimde görünenin üzerinde bir seviyede olmadıklarını aktardı.

- Zika virüsü

Bakan Demircan, zika virüsüne ilişkin, "Zika, Türkiye'de yeni görülen virütik bir rahatsızlık. Bununla ilgili Sağlık Bakanlığımız gerekli çalışmaları yapıyor, gerekli tedbirler de alınacak. Gelecekte böyle bir tehdit olur mu? Birtakım rahatsızlıklar olabilir. Gerekli tedbirleri aldıktan sonra önlemleri DSÖ ile yürütüyoruz." diye konuştu.

- Akılcı Antibiyotik Kullanımı Kampanyası

Antibiyotiklerin Türkiye'de bilinçsiz kullanıldığını vurgulayan Demircan, şöyle devam etti:

"Antibiyotikleri bilinçsiz bir şekilde, doktor reçetesi olmadan kendi isteğimizle kullanmamız durumunda bu ilaçların etkinliğini ortadan kaldırırız. Direnç gelişir. Bakteriler bunu başarıyorlar. Bu ilaçları mutlaka doktor kontrolünde kullanmamız lazım. Bu konuda son yıllarda yapılan çalışmalar olumlu netice verdi. Bizim reçetelerde antibiyotik oranı geçtiğimiz yıllara göre düşmeye devam ediyor. Bunda başarılıyız. Antibiyotik kullanımında aşırı kullanım ve buna bağlı direnç gelişmesi tehlikesi giderek azalıyor. Türkiye bunu başardı ve başaracak. Bu konuda son 3 yıl içinde giderek artan bir farkındalık var. Akılcı antibiyotik kullanımı kampanyamız da var. Bu konuda medya da bize destek veriyor ve destekçi oluyor. Medyanın da katkısıyla yüksek de başarı sağlandı."

Demircan, "Son dönemde bazı aşılar içinde alüminyum olduğu iddiası var. Bazı aileler bu korkularından dolayı aşıyı reddediyorlar. Bu alanda bir çalışmanız olduğunu biliyoruz. Aileleri ikna için ne tür bir yol kullanacaksınız? Aşının sağlığa zararı var mı?" sorusu üzerine, bu konuda çok hassas davranmak gerektiğini, halkı etkileme konumunda olanların meseleyi genel sağlık meselesi olarak görüp kişisel düşünmemelerini istedi.

Aşıyı reddeden bir insanın sadece kendi çocuğunun değil, toplumdaki diğer çocukların sağlığı için de tehditler oluşturacağına dikkati çeken Demircan, aşı yapılamaması nedeniyle çocuğun uğradığı zararların ömür boyu çocuk üzerinde görülebileceğini de düşünmek gerektiğini dile getirdi.

Bakan Demircan, örneğin çocuk felcinin hastalığının çocuğu ömür boyu etkileyen hasarlar bırakacağını, oysa aşılama sayesinde çok başarılı neticeler aldıklarını ifade etti.

- "2004 yılından bu yana difteri vakası yok"

Pek çok hastalığı aşılama sayesinde ortadan kaldırdıklarına işaret eden Demircan, şu görüşlere yer verdi:

"2001'de kızamık vakası sayımız 30 bin 509. 2016 yılında bu sadece 9. Bu artık elimine olma noktasına geliyor. 19 yıldır bizim çocuk felci vakamız yok. Çocuk felciyle, rahatsızlığıyla düçar olmuş çocuğumuz yok. Bu, fevkalade sevindirici bir şey. Dünya üzerinde büyük salgınlara, ölümlere neden olan bu hastalığı dünya elimine etti. Bunda Türkiye de öncü ülkelerden biridir. Hatta çiçek açısının ilk uygulayıcısı bizim toplumumuzdur. Osmanlı zamanında bir şekilde uygulamışız. 2004 yılından bu yana difteri vakası yok. Sadece 2011 yılında 1 vaka var o da ölümle sonuçlanmış. Aşısız biri. Tamamen aşıyla ilgili. 2016 yılında ikisi ölümle sonuçlanan 22 tetanoz vakası var. Bu çok düşük ve işin ilginç tarafı 22 vakanın tamamı da aşıyı reddetmiş, yaptırmamış. Aşı, toplum sağlığı üzerinde fevkalade koruyucu bir önlem, buna karşı çıkmak fevkalade sakıncalı."

- "Alüminyum gerekçesi spekülatif bir gerekçedir"

Demircan, "İnsanlar hangi saiklerle aşıya karşı çıkıyor." sorusuna şu yanıtı verdi:

"Söylenen aşılarda alüminyum olduğu şeklinde. Aşının etkisini artırmak için bir miktar alüminyum kullanılır ama bu alüminyum DSÖ’nün kabul ettiği düzeyde, sürekli izlenen, etkileri takip edilen bir miktardır. Alüminyum gerekçe gösterilerek aşıyı reddetmek fevkalade sakıncalıdır. Aşılarımızın etkileri, yan etkileri ve riskleri tümüyle DSÖ ile birlikte takip edilip izlenmekte ve bir şey olduğunda derhal tedbir alınmaktadır. Alüminyum gerekçesi spekülatif bir gerekçedir, bilimsel hiçbir tarafı yoktur. Bizim aşı uygulamalarımızın hepsi bilimsel denetim altındadır. Bu konuda biz gerekli cevapları ailerle veriyoruz. Dezenformasyonlara karşı doğru bilgilendirme yapmamız lazım. Bu bizim görevimiz."

Bakan Demircan, bir insana yaşamı boyunca tüm aşılar uygulandığında verilen toplam alüminyum miktarının 4,25 miligram olduğunu, içme suyunda, hazır suda, mide ilaçlarında da bu maddenin olduğunu kaydetti.
AA