Cumartesi , Kasım 25 2017
Doktorca Haberin Adresi...
Kullanıcı avatarı

Prostat kanseri tanısında 'MR' dönemi

 #4012666  gönderen drhaber
 11.11.2017 - 16:59:41
Üroonkoloji Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Türkeri: - "Prostat kanserinden şüphelendiğimiz hastalara rutin testlerimiz yanında 'Multiparametrik Prostat MR'ı çektiriyoruz. Bu özel prostat MR'ında prostat bezinde kanser için şüpheli bir alan olup olmadığı değerlendiriliyor"

Resim


Prostat kanseri tanısında 'MR' dönemi
Üroonkoloji Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Türkeri: - "Prostat kanserinden şüphelendiğimiz hastalara rutin testlerimiz yanında 'Multiparametrik Prostat MR'ı çektiriyoruz. Bu özel prostat MR'ında prostat bezinde kanser için şüpheli bir alan olup olmadığı değerlendiriliyor"

Üroonkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Türkeri, Türkiye'de 12 erkekten 1'inde görülen prostat kanserinde Manyetik Rezonans (MR) tekniği kullanılarak yapılan yöntemle kanser için şüpheli bir alan olup olmadığının değerlendirilebildiğini bildirdi.

Üroonkoloji Derneği tarafından düzenlenen, 750'nin üstünde katılımcının takip ettiği 13. Üroonkoloji Kongresi Antalya'da gerçekleştirildi.

Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Türkeri, düzenlenen basın toplantısında, prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen kanserler arasında olduğunu, bunun kansere bağlı ölümlerde de akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer aldığını vurguladı.

Son bilgilere göre Türkiye'de 12 erkekten 1'inin prostat kanseri olduğunun bildirildiğini aktaran Türkeri, hastalık sıklığının yüksek olması nedeniyle 1990'lı yılların başından itibaren toplum bazında Prostat Spesifik Antijen (PSA) ile tarama çalışmaları yapıldığını hatırlattı.

PSA ile yapılan taramaların özellikle metastatik hastalık görülme oranlarının düşmesine neden olduğuna değinen Türkeri, prostat kanseri gelişimine yol açan sebeplerin tam olarak bilinmediğini dile getirdi.

Birinci derece akrabalarında prostat kanseri saptananların bu hastalığa yakalanma riskinin toplumdaki diğer bireylerden daha yüksek olduğuna dikkati çeken Türkeri, şunları kaydetti:

"Genetik çalışmalar, meme kanseri açısından önemli olan bazı gen mutasyonlarının da prostat kanserinde de önemli bir faktör olduğunu gösterdi. Bu gen mutasyonlarını taşıyan erkeklerde 65 yaşından önce prostat kanseri gelişimi riski daha yüksektir. Yine bu mutasyonlar prostat kanseri nedeniyle meydana gelen ölümlerle ilişkilidirler. Bu bilgiler özellikle, ailesinde hem meme hem de prostat kanseri tanısı alan akrabaları olan kişilerin prostat kanseri tanısına yönelik erken değerlendirmesi açısından önemli gözükmektedir."

-"Yöntem, yüzde 90 prostat kanseri teşhisi konulmasını sağlıyor"

Türkeri, şöyle devam etti:

"Prostat kanserinden şüphelendiğimiz hastalara rutin testlerimiz yanında 'Multiparametrik Prostat MR'ı çektiriyoruz. Bu özel prostat MR'ında prostat bezinde kanser için şüpheli bir alan olup olmadığı değerlendiriliyor. Eğer varsa, kanser şüphesi saptanan bölümler işaretlenip daha sonra özel bir yazılım sayesinde ultrasonografi cihazına yükleniyor. Siz biyopsi yaparken MR ve ultrasonografi görüntülerinin birleşmiş halini görüp doğru noktadan ve doğru hedeften biyopsi yapabiliyorsunuz. İşte bu yöntemin adı Prostat MR Füzyon Biyopsisi."

Yeni yöntemle gereksiz tanı oranının düşürüldüğünü, klinik açıdan önemsiz hastalık tanı oranının azaldığını belirten Türkeri, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca, yüzde 90'lara varan oranlarda, yüksek dereceli ve hayatı tehdit eden prostat kanseri teşhisi koymamızı sağlıyor. Ayrıca yüzde 90'lara varan oranlarda, yüksek dereceli ve hayatı tehdit eden prostat kanseri teşhisi koymamıza sağlıyor. Bu yöntem prostat kanseri teşhisindeki son yıllardaki en önemli gelişme olarak nitelendiriliyor."

- İdrarda görülen kanamaya dikkat

Kongre Başkanı Prof. Dr. Sümer Baltacı da mesane kanserinin, tüm dünyadaki erkek nüfusta rastlanan kanserler arasında 7. sırada yer aldığını, her iki cinsiyette değerlendirildiğinde de en sık rastlanan 11. kanser olduğunu söyledi.

Erkeklerde kadınlara kıyasla daha yaygın görülen bu kanserin, genel olarak daha yaşlı kişilerde görülse de son yıllarda 40 yaş altındaki genç nüfusta da artan oranlarda saptanmaya başlandığına dikkati çeken Baltacı, tütün ve tütün ürünleri kullanımıyla iş ortamında kimyasallara maruz kalınmasının mesane kanseri gelişiminde rol oynadığını bildirdi.

Baltacı, hastaların neredeyse yarısında sigara kullanımının bu hastalığa neden olduğunun ortaya konulduğunu belirterek, "Tütün ürünleri tüketenler, kullanmayanlara göre mesane kanseri gelişimi açısından 6 kat daha fazla risk altındadırlar. Bu hastalığın ortaya çıkması için belirgin bir genetik bir bozukluk henüz saptanmamıştır. Ailede bu hastalığın varlığının, diğer bireylerde bu hastalığın ortaya çıkmasındaki etkisi de oldukça düşüktür." dedi.

Bu hastalığa ait en sık rastlanan belirtinin idrarda kanama olduğunu vurgulayan Baltacı, şöyle devam etti:

"İdrardaki kanamaya ağrı eşlik edebileceği gibi bu durum tamamen ağrısız da olabilmektedir. Yine bu kanama sürekli olabileceği gibi aralıklı olarak da kendini gösterebilmektedir. Bu nedenle herhangi bir zamanda idrarında kan gören kişilerin, olası mesane kanseri tanısı açısından ileri incelemeler için üroloji uzmanına başvurmaları önemlidir. İdrarda kan görülmesinin yanında bu hastalıkla ilişkili olabilecek diğer bazı belirtiler, çok sık idrara çıkma ihtiyacı, aniden başlayan idrara çıkma ihtiyacı, idrar yapma sırasında ağrı ve sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları olarak bildirilmektedir."

- "Sigara, yüksek tansiyon ve şişmanlık böbrek kanseri için risk"


Dernek Genel Sekreteri Prof. Dr. Güven Aslan ise böbrek kanserlerinin erken tanı konulduğu takdirde tedavisi mümkün bir hastalık olmasına rağmen saldırgan yapısı ve diğer organlara hızla yayılabilmesi nedeniyle ileri dönemde tanı aldığında genellikle hastaların ölümüne yol açtığını kaydetti.

Böbrek kanserinin genellikle 50-70 yaşlarında ortaya çıktığını dile getiren Aslan, "Böbrek kanseri gelişiminde en önemli üç risk faktörü sigara, yüksek tansiyon ve şişmanlıktır. Anlaşılabileceği gibi sağlıklı beslenme, egzersiz ve sigaradan uzak durmanın sayısız faydaları arasında böbrek kanseri risklerinden korunmak da vardır." dedi.

- "Erken tanıda kendi kendine testis muayenesi en önemli yöntemdir"


Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. İlker Tinay da testis kanserinin sık görülmemesine rağmen 15-40 yaşlarındaki genç erkekleri etkilemesi, tüm dünyada görülme sıklığının giderek artması nedeniyle önem taşıdığını ifade etti.

Testis kanseri görülme sıklığının, coğrafi bölgelere göre belirgin değişiklikler gösterdiğini aktaran Tinay, şunları kaydetti:

"İskandinav ülkelerinde daha sık bildirilirken Asya ve Afrika ülkelerinde daha az sıklıkla bildirilmektedir. Tüm yaş grupları birlikte değerlendirildiğinde diğer kanserlerden daha nadir görülse de genç erkeklerde en sık rastlanan kötü huylu hastalıklardan biridir. Bu nedenle, ABD ve Avrupa ülkelerinde önemli bir halk sağlığı problemi olarak kabul edilmekte, genç yaş grubunda kadınlardaki meme kanseriyle birlikte ortak toplum bilinçlendirilmesi kampanyaları yürütülmektedir. Testis kanserinde temel belirti testiste ele gelen ağrısız ve sert kitledir. Erken tanıda kendi kendine testis muayenesi en önemli yöntemdir."
Memurlar. Net
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009