Salı , Kasım 13 2018
DrTus Köşe yazarlarımızın yazılarına buradan ulaşabilir, sizlerde burada köşe yazılarınızı paylaşabilirsiniz...
Kullanıcı avatarı

Yeni Başlayacaklara Çocuk Acil Rehberi

 #4005571  gönderen DrGulsever
 18.10.2017 - 00:44:04
ÇOCUK ACİLLER

Başlamadan önce şu iki yazıya da göz atmanızı öneririm.

Nedir şu ateş dedikleri
Çocuk acilde dikkat edilmesi gereken konular


Yetişkin acillerden çok daha kompleks ancak dikkatli olduğunda rahat bir konudur çocuk aciller. Her şeyden önemlisi aile ile uğraşmak ve onları sakinleştirmek gerekir ki size güvensinler ve çocuklarına iyi bakacağınıza inansınlar. Bu çocuğa tedavi ya da reçete vermekten çok daha önemlidir.

Acile acil hastaların gelmediğini, bazı yerlerin çok yoğun olduğunu biliyoruz.
Tüm meslektaşlarımıza kolaylıklar dilemekten başka bir elimizden bir şey gelmez. Ancak unutmamanız gereken bir şey acile gelen bir hasta ben acilim dedikten sonra bakmadan gönderirseniz malpraktis açısından ilerde yaşayacağınız sorunlar canınızı sıkabilir. Sorun yaşamak istemiyorsanız aklınızda soru işareti kalmayacak şekilde hastayı muayene etmek ve ister reçeteli ister reçetesiz evine göndermektir.
Eğer hasta poliklinikte tedavisinin devamını sağlanabilecekse ertesi gün tekrar gelecektir.


Resim

!!Size bu iki cildin tamamını anlatamayacağım ama en azından genel yaklaşımlar konusunda bilgi verebilirim.

YENİDOĞAN

YENİDOĞAN CANLANDIRMASI
Resim

GENEL YAKLAŞIM
!!!!Yenidoğan vital bulguları yazının devamında mevcuttur.

Yenidoğan pediatrik acil konusunda en tehlikeli dönemdir. Hangi şekilde gelirse gelsin acildir. Postanatal ilk 28 gün yenidoğan dönemi olarak değerlendirilir ve kimliği henüz çıkmamış olsa bile anne TC kimlik numarası ve doğum belgesi üzerinden muayene olabilir.

Yenidoğan acilinde yaşanabilecek sorunlar açısından prenatal ve natal hikaye çok nemlidir. Annenin gebelik yaşı, gebelik sırasında kullandığı ilaçlar, ateşli hastalık geçirip geçirmediği, anne baba arasında akrabalık, tarama testleri ve sonuçları, aşıları sorgulanmalı. Doğum hikayesinde özellikle sorgulanması gerekenler:
- Ne zaman- nerede doğum yaptığı,
- Normal mi C/S’mi? (C/S endikasyonu- C/S anestezi şekli)
- Doğumda problem oldu mu?
- Doğumda forseps kullanıldı mı?
- Doğum sonrası beslenme- solunum problemi yaşadı mı? Doğum sonrası doktor kontrolü yapıldı mı?
- İlk 24 saat gaita- idrar çıkımı oldu mu?
- Doğum kilosu ? (Özellikle ilk hafta içinde %10’dan fazla kilo kaybı mevcutsa uzmanı ara. Bazı yazarlar %7 üzerindeki kilo kaybını da önemsemektedir)

Yenidoğanda yaşanabilecek sorunlar ateş, sarılık, beslenememe, metabolik- kardiyak sorunlar, GİS tıkanıklığı nedeniyle olabilecek sorunlar şeklinde özetlenebilir.

Yenidoğana müdahale öncelikli olarak yaşamsal fonksiyonlar açısından değerlendirilmeli, sorunu işaret edecek bulgular atlanmamalıdır.

!!!!Yenidoğan muayenesi vital bulgular, yenidoğan refleksleri, cilt turgoru bize çok güzel bilgi verir.



SARILIK
Resim
Bu tablo 35 hft ve üzeri yenidoğanlar için fototerapi risk eğrisini vermektedir.
Resim
Bu tablo 35 hafta ve üzeri için kan değişim risk sınırını vermektedir.

Sarılık en fazla ilk 3-4 gün içinde hızlı yükselme eğilimi gösterir ve kan bariyeri henüz tam oluşmadığı için kernikterus açısından risk oluşturmaktadır. 

Sarılık etyolojisinde bir çok sorun vardır ancak acil serviste araştırılması gereken konu hemolitik bir durum var mı ya da beslenmesinde bir sorun var mı?


Yenidoğanda Solunum Sıkıntısı- Takipne

Yenidoğan solunum sıkıntısı çok önemli bir konudur. Yenidoğanda takipne kardiak, solunumsal, metabolik sebeplerle ortaya çıkabilir. Aslında takipne varsa cidden irdelenmesi gereken bir durum söz konusudur diyebiliriz.

BEBEKLERE YÖNELİK VİTAL BULGULAR TABLOSU

Resim
Resim
Resim

HIRILTILI SOLUNUM

Yenidoğan döneminde hırıltı solunum sık karşılaşılabilecek bir durumdur. Sebepleri ise çok geniş yelpazeye yayılmaktadır. 
Hastanın genel görümü hastalık hakkında bilgi verebilir. Hikayede erken ya da düşük doğum öyküsü, mekanik ventilatör öyküsü laringomalazi, entübasyona bağlı larengeal şekil bozukluğu (balık ağzı larenks) masum hırıltı sebepleri açısından ipucu verir. Kısmi koanal darlık burun solunumda zorluk oluşturacaktır. Takipne olmadan hırıltı genel olarak masum olarak değerlendirilmekle birlikte ciddi muayene ve anamnez tanıda yol gösterici olacaktır.


YENİDOĞAN ATEŞ
Yenidoğanda ateş yapan sebepler
Yenidoğanda ateş ölçümü genel olarak rektal önerilir ancak olası perforasyon riski, feçes bulaşı nedeniyle olası yanlış ölçüm nedeniyle aksiller ölçüm önerilmektedir. (APA)
Kulaktan ve alından infrared ölçüm yenidoğan döneminde tartışmalıdır.

- Sepsis
- Ortam ısısı yüksekliği
- Dehidratasyon
- Fototerapi
- Hipertroidi
- Bartter send
- Trizomi 13
- Hidranensefali
- Ensafalosel
- Doğum asfiksisi
- Vs vs

Resim
Yenidoğan da ateş her şekilde acildir ve doğru ölçüldüğünde pediatri uzmanına danışılmalıdır.


!!!UNUTMAMAMIZ GEREKEN KONU YENİDOĞAN DÖNEMİNDE SEPSİS ATEŞ OLMADAN DA OLABİLİR.


AĞLAYAN BEBEK- İRİTABL BEBEK

Yenidoğan döneminde acile sık başvuruş sebeplerinden birisi ağlayan bebektir. Acile ağlayarak gelen bebekler fiziki muayene ve anamnez açısından irdelenmeli gereksiz tetkikler yapılmamalıdır. 
Kusması olan bebekte GÖR akılda tutulmalı.

Sürekli değil ama hep aynı saatte başlayan, saatler süren, bacakların karına çekildiği yüzün kızardığı, ıkınma tarzı hareketlerin yapıldığı, kucakta- titreşim içeren bazı seslerle ve arabada gezinti sırasında rahatlayan bebeklerde infantil kolit akılda tutulmalı.

Sürekli ağlayan çocuklarda özellikle dışkılama alışkanlığı sorgulanmalı ek sorunlar açısından irdelenmeli, vitalleri doğru olarak değerlendirilmelidir. Tetkik konusunda en az girişimsel tetkik olarak tam idrar tetkik bakılmalı hastanın infantil kolit olduğuna kanaat getirildiyse aileye konu hakkında bilgi verilmeli ve uzmana yönlendirilmelidir.

İritabl bebek ise nedeni anlaşılamayan ve hiçbir şekilde susturulamayan bebek anlamına gelmektedir. Ateşi olmayan ve genel fiziki muayenede bir sorun saptanamayan iritabl bebeklerde tetkik sonucunda ciddi bir sorun ortaya çıkma olasılığı %1-3 arasında değişmektedir. Sağlıklı bir bebek günde 3 saat ağlayabilir. Bu ağlamalar genel olarak 15:00-23:00 aralığında daha belirgindir.

İritabl bebeklerde tanı açısından ciddi fizik muayene ve iyi bir anamnez idrar tetkik dışında ek tetkike gerek kalmadan hasta konusundan fikir sahibi olmanızı sağlar. Hastanın genel görünümünde bir sorun olduğu düşünüldüğünde ağlamanın altında ciddi bir hastalık çıkma olasılığı %50’ye çıkmaktadır.


ÇOCUKLUK DÖNEMİ GENEL ACİL YAKLAŞIM

ACİLE BİLİNÇ KAYBI İLE GELEN HASTA

Genel yaklaşımdan farksızdır. Hastanın vitalleri değerlendirilmeli ve öncelikli olarak stabilizasyonu sağlanmalı. Tetkik kısmına ondan sonra geçmelidir. Çocuklarda bilinç kaybının sebepleri yetişkinlerden çok daha çeşitlidir. Çocuklarda kardiak, metabolik, solunumsal ve nörolojik sebepler bilinç kaybına neden olabilmektedir. En büyük sorunlardan birisi yetişkinlerden farklı olarak ciddi sorunla ve daha öncesinde tanı almamış olarak acile gelme durumu pediatrik yaş grubunda daha sıktır. Yetişkin bir hasta acile geldiğinde daha önce diabet ya da kalp hastalığı tanısı almış olasılığı daha yüksektir. Ancak pediatrik yaş grubunda daha önce benzer şikayeti olmadan nöbet geçirme, kardiak arrest durumu yani kısacası ilk tanı koyma ve yaşamsal müdahelede bulunma zorunluluğu pediatrik yaş grubunda acili zor kılan sebeplerdendir.

Bilinç kaybı ile gelen hastada öncelikli vitaller değerlendirildikten sonra anamnez kısmında, hastanın ateşi, kusmalarının varlığı, yakın zamanda travma öyküsü, anne baba akrabalığı sorgulanmalı.

Bilinç kaybı ile gelen hastada hasta stabil edildikten sonra ilk bakılacak tetkik kan şekeri ve diğer tetkiklerle birlikte kan gazıdır.

Parmak ucu kan şekeri bakılacak ise dikkat edilmesi gereken konu: parmağın doğru şekilde silinmesi ve kuru pamuk ile kurulanması. Ciltte kalacak cilt asidi ve ya olası şeker parçaları kan şekerinin yanlış ölçülmesine neden olabilir.

Kan gazı mümkünse arteryel alınabilir ancak mümkün olmayan durumda kapiller arteryel kan gazına en yakın sonucu verecektir.

Resim

!!KAN GAZI DEĞERLENDİRMESİ

Ph: aralığın altında ise asidoz- üstünde ise alkalozdan bahsedilir.
Bu durumlarda 2 şeye bakılır. HCO3 ve PCO2.
Kompleks durumlar dışında PCO2 asit- HCO3 baz olarak düşünülebilir.
Mevcut kan gazı tablosunu hangisinin açıkladığına göre yorum yapılır.


Hastada asidoz var ancak PCO2 düşük ya da yüksek olabilir. PCO2 yüksek ise solunumsal bir problem söz konusudur. Pco2 düşük ise HCO3’e bakılır. HCO3 düşük ya da asidozu düzeltmek için olması gerekenden düşük bir değerde ise metabolik bir asidozdan bahsedilir.

Alkaloz da benzer şekilde değerlendirilir.

Kan gazında beklenen HCO3 ve PCO2 değerine göre klinik durum konusunda yorum yapılabilir.

!!!Venöz kan gazı bize PO2 konusunda doğru bilgi vermez ancak HCO3- elektorlitler, Ph konusunda arteryele yakın bilgi verir.

Resim

!!!Alınan tetkiklerden biyokimyanın bekletilmeden çalışılması önemlidir. Özellikle devam eden enzimatik reaksiyonlardan dolayı bekletilmiş kanlarda kan Glukoz düzeyi mevcut değerden düşük gelebilir.


INTOKSİKASYONLAR

Acile gelen bilinci kapalı hastalarda özellikle intoksikasyonlar gözden kaçırılmamalıdır. Özellikle kırsal kesimlerde haşere ilaçlamada kullanılan insektisit içerikli ilaçlarla zehirlenmeler konusunda uyanık olmak gerekir. İntoksikasyonlar konusunda santralden zehir danışma aranarak ilacın cinsi, hastanın kilosu ne zaman aldığı konusunda bilgi almalı. Zehir danışmaya sizin mutlaka sormanız gereken 1-2 soru da mevcut.

- Yoğun bakım gerekir ki
- Aktif kömür vereyim mi- mide lavajı yapayım mı?
- Aktif kömürün tekrarlayan dozları gerekir mi?
- Antidot nedir?

Siz acil müdahaleyi yaptıktan sonra gerisi için uzman hekime yönlendirmeniz yeterlidir.


Genel intoksikasyonlar için NELSON’da bulunan antidot tablosu içinburaya bakabilirsiniz.


En sık karşılaşılan intoksikasyonlardan birisi Paracetamol intoksikasyonudur. Paracetamol genel olarak 120 mg/kg üzerinde intoks olarak kabul edilir ve bu sınırın üzerindeki alımlarda NAC protokolü önerilir.

NAC PROTOKOLÜ
Asist ampüller genel olarak 300 mg’lıktır. Yapacağınız hesaplamalarda buna özen göstermeliyiz. Mutlaka hastanın KCFT- elektrolit- PT-INR değerleri kontrol edilmelidir.

IV NAC Protokolü şu şekilde:
Resim

Sağlık Bakanlığı Tanı tedavi rehberi



NÖBETLE GELEN HASTAYA YAKLAŞIM
Febril konvülziyon konusunu daha önce konuştuğumuzdan dolayı değinmeye gerek olmadığını düşünüyorum. İlgili yazı burada.


Genel olarak acillere gelen konvülziyon hastaları postiktal dönemde yani nöbet sonrası geçici bilinç kaybı olan dönemde gelirler. Bu dönemde vitalleri stabilizasyonunu sağlamak dışında yapılması gereken bir şey yok.

Nöbet sırasında acile gelen hastaya ise ilk müdahele hasta stabilizasyonu ve nöbete müdahale açısından yapılacaklardan oluşmaktadır. Dolaşım stabilizasyonu, solunumun desteklenmesi ilk yapılması gereken konudur. Olası kan şekeri düşüklüğü ilk değerlendirilmesi gereken tetkik olarak göz önünde bulundurulmalıdır.
Acilde kullanılacak antikonvülzan ilaçlardan bizim klinikte en sık kullandığımız Diazem- Dormicum’dur. Diazem rektal formları da acillerde sıklıkla bulunmakta damar yolu açılamadığı durumlarda kullanım konusunda bize kolaylıklar sağlamaktadır.

Dormicum (Midazolam) bildiğimiz gibi en kısa etkili benzodiazepindir. Bazı acillerde yetişkinlerde daha çok kullanılan Fenitoin yine kullanılabilen ilaçlardandır.
Diazepam 0.1 mg/kg , Midazolam 0.1 mg/kg, fenitoin 15 mg/kg yükleme 5 mg/kg/gün (2x1 idame). Damaryolu açılamadığı durumlarda dormicum 0.1-0.3 mg/kg intranasal ya da rektal uygulanabilir.

Hipoglisemi nedeniyle gerçekleşen nöbetlerde ya da bilinci kapalı hastada önerilen dextroz dozu 0.2- 0.25 gr/kg gibi düşük dozlardan bolus sonrası 2-3 ml/dk hızla yapılması önerilir. İnfüzyon için bebek ve küçük çocuklarda %10 Dext- daha büyüklerde %15-25 dext solüsyonlar önerilir.



Karın Ağrısı İle Gelen Çocuk
Karın ağrısı çocukluk çağının en sık karşılaşılan şikayetlerinden birisidir. Karın ağrısı etyolojik açısından geniş çaplı sistemleri ilgilendirmektedir. Önemli olan karın ağrısının acil müdahele gerektirip gerektirmediğidir.

En sık karşılaşılan karın ağrısı sebeplerini
Resim
Resim

Karın ağrıları arasında en çok bilineni akut apandisittir. Aileleri çok korkutur. Akut apandisit tanısında akut apandisit skorlaması kullanılır.
Resim

0-1 ve 2 acilde ya da evde gözlem önerilir şikayet devam ederse ileri tetkik planlanır.
3-6 USG- BT ile tanı kesinleştirilir.
7 ve üzeri akut apandisit lehine.

Akut apandisit sanılanın aksine her zaman ani başlayan karın ağrısı ile gelmeyebilir. Bazen 2-3 gün düzenli artan karın ağrısı şeklinde de ortaya çıkabilir.


!!!Karın ağrısı ile gelen hastalarda kan şekeri de mutlaka bakılmalı. Çocukluk çağında ortaya çıkan Tip1 Diabetin ilk ortaya çıkma şekli karın ağrısı ve bulantı- kusma şeklinde ortaya çıkabilir.



DİABETİK KETOASİDOZ
Diabetik ketoasidoz çocukluk çağında çok yaygındır. Tanı konmamış diabet hastalarında ve tedaviye uyum sağlayamayan pediatrik hastalarda acile bilinç kaybı ve diabetik ketoasidoz tablosunda gelme sık karşılaşılan bir durumdur. Ölçülen kan şekerinin yüksek olduğu, kan gazı değerlerinde metabolik asidoz tablosunun mevcut olduğu ve ölümlerde idrarda ketonun saptandığı durumlarda diabetik ketoasidoz tablosundan bahsedilir. Tedavide ise çok dikkatli olması gerekir. Kan gazı değerlerinin düzeltilmesinden önce kan şekeri aşırı ve hızlı şekilde düşürülürse beyin ödemi oluşma riski mevcuttur.
Uygun olmayan tedavi sonrası meydana gelebilecek komplikasyonlar:
1- Beyin ödemi
2- Hipoglisemi
3- Hipopotasemi
4- Vs vs


Volüm eskspansiyonu için 10-20 ml/kg sıvı verilmesi
Ağır dehidrate ama şok tablosu olmayan hastaya volüm ekspansiyonu için ilk 1-2
saat boyunca 10-20 ml/kg SF verilebilir ( tercihen 10 ml /kg verilmelidir) ve doku
perfüzyonu düzelinceye kadar gerekirse tekrarlanabilir. Hafif ve orta
dehidratasyonu olan çocuklara ise bu şekilde volüm ekspansiyonu için sıvı
vermeye gerek yoktur.
Bolus ya da puşe sıvı ( mümkün olan en hızlı şekilde sıvı verilmesidir)
Hasta şokta ise (zayıf periferik nabız, zayıf kapiller dolum ve taşikardi ve/veya
hipotansiyon) 10 ml/kg SF İV bolus olarak verilir (Kolloidlerin ve diğer volüm
genişletici sıvıların SF’e tercih edilmesi konusunda kanıt yoktur). Şok endikasyonu
dışında bolus sıvı vermeye gerek yoktur. Şoku olan hastalarda bir defadan daha
fazla 10 ml/kg SF bolus olarak vermek gerekebilir. Bu kararı ilgili uzmanla
tartıştıktan sonra vermek daha doğrudur.
İnsulin infüzyonu ilk başlanacak tedavi değildir. İzotonik tedavisi ile bile kan şekerinin hızla düştüğü görülebilir. Hızla düşen kan şekeri ve düzelen asidozun etkisi ile başta normal aralıkta hatta biraz yüksek olabilen K değerlerinin de düştüğü görülecektir. Bu durumda K replasmanı (kiloya 1.5 meq’dan- Aslında ayrıntılı değerleri var ama kafa karıştırmaya gerek yok) maiye eklenmelidir. Kan şekerinin düşme hızı mutlaka takip edilmeli eğer gereğinden hızlı düşüyorsa mai dextrozlu mai olarak düzenlenmelidir.
Hasta stabil olduktan sonra insülin drip tedavisi kan şekeri 250-300 aralığına gelene kadar başlanabilir. Pediatrik hastalarda insülin drip tedavisi 0.1 ünite/kg/h’den verilir. İnsuline duyarlı olabilecek hastalarda özellikle düşük doğum ağırlıklı yenidoğanlarda insülin dozu 0.05 ünite/kg/h olarak düzenlenebilir. Kan gazının düzelmediği durumlarda kan şekeri 250-300 aralığına ulaşmışsa mai izotonik sıvıdan 2/3 SF- 1/3 Sf şeklinde yeniden düzenlenmeli kan gazının düzelmesi öncelik olmalıdır.

Tedavide ve sıvı replasmanında dikkat edilmesi gereken bir konu ise verilecek sıvının maksimum değerleridir.
1 saatte gönderilecek maksimum 500 mlt
4 saatte en fazla 50 ml/kg
1 günde en fazla 4000 mlt/m2 mai verilmesi gerektiğini akılda tutmak gerekir.

Asidotik hastalara HCO3 verilmesi tartışmalı bir konudur. Ancak hücre içi asidozu arttırabileceğinden bolus HCO3 replasmanı önerilmemektedir. Ph 6.95 ve HCO3 düzeyi 5’in altına düşerse klinisyen kendi tecrübesine göre 24 saatlik replasman ya da durumun kritikliğine göre 2 saatlik kısa infuzyon planlanabilir.

Tüm her şeyi doğru yapmamıza rağmen diabetik ketoasidoz zor bir hastalıktır ve tedavi komplikasyon riski yüksektir. Acildeki pratisyen tanıyı koyduktan sonra insülin değil sıvı tedavisini hızla yapıp gerekli uzmana bilgi vermesi ya da uzak bir noktada ise hasta intikalini hızla gerçekleştirmesi en doğru olanıdır.



ÇOCUKLARDA KARDİAK ACİLLER
Özellikle kardiak aciller yaşamın ilk yılında önem gösterir. Çünkü henüz tanı konmamış ya da tanı konmuş ancak araya giren enfeksiyon nedeniyle daha ağırlaşmış kardiak bir hastalık ağır bir klinik ile acile gelebilir.

Kardiak hastalıklar siyanotik- asiyanotik kardiak hastalıklar olarak 2 kısma ayrılır. Ancak bunun acili servisteki pratisyen açısından çok önemi yok. Acil hekimi hastanın stabilizasyonu açısından oksijen inhalasyonu ile destek sağlamalı, tanı açısından kan gazı- pulse oksimetri değerlerini görmelidir. Kardiak siyanoz ile Solunum Sistemine bağlı siyanozda en ayırt edici özellikle hiperoksi testidir. Eğer verilen %100’lük oksijen ile saturasyonlarda yükselme sağlanıyorsa solunum yollarına bağlı siyanoz ihtimali daha yüksektir.

Her durumda siyanotik hastada hasta stabilizasyonu sonrası pediatri hekiminden yardım istenmelidir.

Acile gelen göğüs ağrılı hastada öncelikli olarak hikaye çok önemlidir. Ani başlayan göğüs ağrısı daha ciddiye alınmalıdır. Alınacak anamnezde 50 yaş altında kardiak- hipertansif hastalığı olan 1. Derece akraba varlığı ağrının yayılan ağrı olması kardiak hastalık açısından önemli anamnez bilgileridir. Özellikle genç sporcular ani kardiak ölüm açısından risk altındadır.

Pediatrik hastalarda tansiyon 4 ekstremite olarak ölçülmeli, en azından alt ekstremitelerdeki nabızlar kontrol edilmelidir.
Hastanın EKG, Telekardiogram, Kan sayımı, Sedim, CRP, Kardiak Enzimler açısından tetkiki ilk basamakta yapılabilecek tetkiklerdir. Sonrası için riskli kabul edilen hastalarda pediatri uzmanına danışılabilir.
Tetkik sonucuna göre hastanın yönlendirilmesi yapılır.
Sinüs taşikardisi saptanan hastalara ilaç alımı sorgulanmalı, özellikle grip ilaçlarının taşikardi yaptığı unutulmamalıdır. Sinüs taşikardisinin acil müdahale endikasyonu yoktur. Ancak altta yatan pnömoni, intoksikasyon ve enfeksiyon olasılıkları değerlendirilmeli, altta yatan sebebe yönelik yaklaşım sergilenmelidir.


ASTIM ATAK VE TEDAVİSİ
Resim

HASTA TRANSPORTUNDA MAİ TEDAVİSİ
Hastayı stabil ettiniz. Bulunduğunuz yerde pediatri uzmanı yoktur ve ileri merkeze sevk edeceksiniz. Peki çocuk hastada nasıl bir mai ile yollamalıyım.

!!Damaryolu çok önemli, elinizden geldiği kadar damaryolsuz hasta sevk etmeyin ama sevk edeceğiniz yere damaryolu açabilecekleri damar da bırakmayı ihmal etmeyin lütfen :D

Seçeceğiniz mai yaşa göre ve hastalığına göre değişmekle birlikte pediatrik yaş gruplarında genel olarak

Nelson'a göre seçilecek mai tercihi:
10 Yaş altı için %5Dxt + 0.2 NaCl + 20 mEql/lt KCL
10 Yaş üstü ve erişkinler için 1/2 SF
eğer renal + metabolik ya da elektrolit bozukluğu yoksa.

Mailerin Hazırlanması:
Yenidoğanda hazır formu bulunmayan mailer kullanılabilir.Bu mailer elde hazırlanmaktadır.
1/5SF’li mainin hazırlanması
Dextroz oranı ne olursa olsun(%6,%7,5,%10,%12,5 vb)istenen ordera göre elimizdeki mai miktarının 1/5’i SF konulacaktır.Örneğin %10’luk 1/5SF’li mai istendi elimizde 500ml %10dextroz var.Bu mainin 100ml’sini boşaltıp yerine 100ml SF eklenir.Yada elimizde 150ml’lik mediflex varsa 30ml’si boşaltılıp 30ml SF eklenir.

1/4SF’li mainin hazırlanması
Dextroz oranı ne olursa olsun(%6,%7,5,%10,%12,5 vb)istenen ordera göre elimizdeki mai miktarının 1/4’i SF konulacaktır.Örneğin %10’luk 1/4SF’li mai istendi elimizde 500ml %10dextroz var.Bu mainin 125ml’sini boşaltıp yerine 125ml SF eklenir.Yada elimizde 150ml’lik mediflex varsa 37,5ml’si boşaltılıp 37,5ml SF eklenir.

1/3SF’li mainin hazırlanması
Dextroz oranı ne olursa olsun(%6,%7,5,%10,%12,5 vb)istenen ordera göre elimizdeki mai miktarının 1/3’i SF konulacaktır.Örneğin %10’luk 1/3SF’li mai istendi elimizde 500ml %10dextroz var.Bu mainin 166ml’sini boşaltıp yerine 166ml SF eklenir.Yada elimizde 150ml’lik mediflex varsa 50ml’si boşaltılıp 50ml SF eklenir.

1/2SF’li mainin hazırlanması
Yarı oranda dextroz yarı oranda SF ile hazırlanır.Örneğin 50ml dextroz +50mlSF

Ne kadar mai vereceğimizi ise şu şekilde hesaplayalım
Yenidoğan
Miad doğum ve normal kilodaki bebekler için:

1.gün 60 ml/kg/gün olacak şekilde ve her gün için 20ml/kg/gün artacak şekilde hesaplayın ona göre saatlik gidecek maiyi hesaplayarak gönderin. Aşırı mai yenidoğanlar için ciddi sorunlar oluşturabilir.

En yüksek mai dozu 150 ml/kg/gün olursa yeterlidir.


Çocuk hastalar için ise 2 farklı mai hesaplama yöntemi vardır.
1- ilk 10 kilo için her kiloya 100 ml/kg/gün
2-20 kiloya kadar 2.10 kilo için 1000+50ml/kg/gün
3- 20 kilo üzerindeki çocuklar için . 1500+20ml/kg/gün

2. yöntem ise vücut yüzey alanına göre ihtiyaç belirlenmiş sıvı tedavisidir
Vücut yüzey alanı = (4*kilo +7)/(90+kilo)
Elde edilen veriye göre günlük mai
Normal idame 1000-1500 ml/m2/gün
Ateş, kusma, dehidratasyon varlığında . 2000-3000 ml/m2/gün hesaplayıp saatlik gidecek mai desteğini transport sırasında uygulamak yeterli olacaktır.


Kaynaklar:
İlk resimdeki Çocuk Acil Kitabı ve çeşitli resim kaynakları :D
Kendi akademik çalışmalarımı katacaktım ama hem yeteneğim yok hem de zaten yapılacak çalışmalar yapılmış.

Yanlışımız hatamız varsa lütfen bildirin. Çok şükür hatalarını kabul edecek kadar kendine güvenli, hataları düzeltecek kadar ağırbaşlıyız.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009

Re: Yeni Başlayacaklara Çocuk Acil Rehberi

 #4005636  gönderen drkayzer
 18.10.2017 - 09:43:25
Bir çocuk acil uzmanı olarak, verdiğiniz emeğe ve iyi niyetinize teşekkür ederim hocam. Özellikle yeni başlayan pratisyen arkadaşlar çocuk hastadan çekiniyorlar. Umarım bu bilgilerden istifade edenler oluır.
# gönderen Drtus Reklam
13.10.2009
Kullanıcı avatarı

Re: Yeni Başlayacaklara Çocuk Acil Rehberi

 #4005955  gönderen mhurkan
 19.10.2017 - 11:31:28
Acilde çalıştığım dönemlerde böyle bir rehber elimin altında olsaydı ne kadar da rahat ederdim.... Harikasın. Ellerine, emeğine sağlık.

Re: Yeni Başlayacaklara Çocuk Acil Rehberi

 #4006287  gönderen karamolla
 20.10.2017 - 15:49:00
benim en çok çekindiğim ve dikkat ettiğim ense sertliği , çocuk hastada ateş olsun olmasın fontanel muayenesi ve ense sertliği bakın arkadaşlar bir tane denk gelirse bir daha unutmaz zaten insan